Giriş
(3)

İşe giriş mülakatında yönetici ile görüşme

Düz yazılımcı olarak soruyorum. Bu büyük şirketlerle mülakat esnasında ik, kendi yöneticim olacak kişi ve teknik yöneticiyle falan görüşmeyi anlıyorum da, işte direktördür genel müdürdür falan bunlar niye görüşmek istiyorlar?Yani bin kişilik şirket, teoride bu adama bağlıyım ok falan ama çalışırken
Düz yazılımcı olarak soruyorum.

Bu büyük şirketlerle mülakat esnasında ik, kendi yöneticim olacak kişi ve teknik yöneticiyle falan görüşmeyi anlıyorum da, işte direktördür genel müdürdür falan bunlar niye görüşmek istiyorlar?

Yani bin kişilik şirket, teoride bu adama bağlıyım ok falan ama çalışırken adamı görmeyeceğim bile muhtemelen. Ne yapmak, ne sormak lazım bunlara mülakat esnasında?
Sizin sirket kulturune uygunlugunuzu olcmeye calisir genelde ust yonetim. Cunku siz basvurdugunuz role kabul aldiginiz kadar sirkete de kabul aliyorsunuz. Bugun bu pozisyonda olursunuz yarin baska bir departmana/ekibe/role gecersiniz ama hep ayni sirket semsiyesi altinda kalirsiniz.


sertac akin
(23.11.20)
Üst yönetimin takip ettiği ya da göreve geldikten sonra gerçekleştirmek istediği dönüşümler var.
X Bey göreve geliyor, eski kodlara ve projelere bok atıyor. Eskiden birlikte çalıştığı Z hanımın Y danışmanlık şirketinden agile dönüşüm desteği alıyor.
Senin görüşmene gelip agile ile ilgili iki kelam etmeni bekliyor. Aynı şeyi savunan adamlarıyla yerini sağlamlaştırıyor. 2. Senenin sonunda başka bir şirkete bir üst pozisyonda transfer oluyor.


sinek kucuktur ama mide bulandirir. bir kilkuyrugun ise alinmasi o sirketi batirabilir bile. @sertac'in da dedigi gibi sirket kulturu islerin dogru duzgun gitmesi icin cok onemli.


rm
(23.11.20)
(13)

Sevildiğinizi ne zaman anladınız?

The 5 Love Languages diye bi kitap okudum, oradan aklıma geldi. Eleman insanların sevgilerini (romantik ilişkilerde) nasıl gösterdiğini (ve sevildiklerini nasıl anladıklarını) kategorize etmiş falan, ilginç bi kitap, konuya ilgi duyuyorsanız tavsiye ediyorum.Soruma gelince, "şunu yaparsa sevdiğini a
The 5 Love Languages diye bi kitap okudum, oradan aklıma geldi. Eleman insanların sevgilerini (romantik ilişkilerde) nasıl gösterdiğini (ve sevildiklerini nasıl anladıklarını) kategorize etmiş falan, ilginç bi kitap, konuya ilgi duyuyorsanız tavsiye ediyorum.

Soruma gelince, "şunu yaparsa sevdiğini anlamış olurum" gibi genel örneklerden çok spesifik anılar bekliyorum, ama ayrıntı vermek istemezseniz genelleme de olur. İşte "süper bir şirketten iş teklifi aldı ama benimle aynı şehirde kalmak için gitmedi", "o akşam gözlerindeki ışıltı beni çok etkiledi" vs. gibi.

Yaşadığınız hangi olay size sevildiğinizi hissettirdi?
Baya düşündüm tek cümlede nokta atışı bir cevap verebilir miyim buna diye ama bütün hikayeden tek bir kare çıkarınca ya çok anlaşılır olmuyor ya da sevginin bir işaretiymiş gibi görünmüyor.

Affetmek derim ama yine de. Çok kırıldığı halde, yaptığın şey kaldıramayacağı bir şeyse bile affedip unutmaya çalışması sevginin en büyük işareti olur benim için.


IncredibleMau
(18.11.20)
Çok çok eski bir ilişkimde, kız arkadaşım bana günlerce uğraşıp bir yapbozu tamamlamış, sonra da çerçeveletip vermişti. O kız beni deli gibi seviyordu zaten ama böyle jestleri de vardı. Normalde gözlerimin içine baktığında sevgisini görebiliyordum. Sadece bana öyle bakıyordu.

Başka bir ilişkimde, kavga ettikten sonra, ağlayarak hadi barışalım diye kucağıma geldiği zaman anlıyordum. Ya da birbirimize milk and mocha linkleri gönderdiğimizde.


stewie
(18.11.20)
kitabı üsküdardaki heeps coffeenin kitaplığında görmüştüm ve okumuştum kız arkadaşımla zamanında.
gayet güzeldi
ikimiz de beğenmiştik
sorunların nasıl çözüleceğini anlatan yararlı bir kitap
kitabı alacaktım, fakat unutuldu senin duyurana kadar, eyvallah sağolasın bu arada ))

sorunun cevabına gelince, uyumsuz ve huzursuz biri olmama rağmen ''beni tolere etmesi''


megacracker
(18.11.20)
Ben de tek bir şey bulmakta zorlandım, o yüzden bu konu ilgimi çekti.
Daha çok ufak tefek hareketler, anlık bir bakış, sarıp sarmalaması, dışarıya kükrerken evde minnoş olması gibi sadece bana özel hareketlerinin olması galiba. Öyle planlanmış büyük jestler kesinlikle değil. Farkında olmadan yaptığı şeyler daha hoş.

Mesela zorlayınca aklıma şu geldi; ilk zamanlarımızda, arkadaşlarımla tanıştırırken birkaç kişiden aynı şeyi duydum: "Sana bakışı çok güzel, gözlerinin içi parlıyor, çok farklı bakıyor." A-acayip hoşuma gitmişti bir tek bana öyle bakıyor olması. Neyseki hâlâ öyle bakıyor, HELE BİR BAKMASIN ZATEN (Okuduğunda selam olsun >.>).


mor bembombom
(18.11.20)
yazmak isterdim ama karşı cins hiç öyle sevmediği için duyuruya cevap veremiyorum ya... çok acıklı haldeyim :'(


candide
(18.11.20)
yemeğini paylaşmayı sevmeyen biri olmasına rağmen, yurt dışında yediğimiz ve bir daha muhtemelen yiyemeyeceği bir yiyeceğin son ısırığını bana vermesi.
ben ayı gibi önceden yedim bitirdim, etrafı izliyorum. öyle gözüm kaldı da kıyamadı da değil. çok güzel bu sen ye diye yedirmişti.

tabii bunu en spesifik bir sevgi gösterisi olduğu için anlattım, yoksa öncesinde de sevildiğimi hissediyordum. çünkü yukarıda dendiği gibi sevgi denen şey öyle bir olayla anlaşılabilecek kadar kapsamı dar bir şey değil. o spesifik şeyi yapar ama onun haricinde hayatı zindan eder mesela, buna sevgi demem ben. sevgi pek parmakla gösterilebilecek bir şey değil bence, daha genel bir his hali.


Jux
(18.11.20)
önemsiz sayılabilecek günlük ihtiyaçlarım karşıdaki kişi tarafından düşünüldüğünde anlıyorum ben. sevmediğim şeyler yemeğe konmadığında bir de. heheh. aslında şimdi hatırladım. biraz özel bir anı olacak ama bir keresinde dönercide sıra beklerken unuturum diye telefonla aranıp sevmediğim için "dönerine sos koydurma" denmesi de aklımda yer etmiş. aslında zamanlama açısından sevildiğimi gösteren bir detay olduğunu düşünmüyorum ama dışarıdan dinleyen biri için hoş bir anı olabilir.


bohr atom modeli
(18.11.20)
Facebook'tan şu mesajı göndermişti:

"sanki hep seni aramışım gibi, yastığımın kenarı senin için boşmuş gibi"

Çok hoşuma gitmişti. Evet üniversitede kızlar teklif ediyordu :)


heidi'nin dedesi
(18.11.20)
Vallahi bana seni deli gibi seviyorum demişti. Bu da yetmişti. Bir de başka sevişiyordu. Koklayarak falan. Oradan demistim kızım velvo sen bu adamla sittin sene ayrılamazsın. öyle de oldu. Tabi şimdi el ense gürrş falan ediyoruz. daha bir 20 yılımız vardır. Ben önce ölürum. amin allahım sen meseleyi biliyorsun.


velvetmorning
(18.11.20)
Söyledigin de anlarim. Zaten hicbir iliskimde her mesajdan, konusmadan sonra 'luv you xoxo' seklinde konusmalar olmadi. Söylerler, anlarim. Ses tonu, söyleyis sekli elbette etki eder.

Birinin benim icin fedakarlik yapmasi, bir jest yapmasi, maddi-manevi hatta benim icin icine girecegi fiziki bir zorluk o kisinin beni sevdigini göstermez. Kendimden biliyorum. Bunlar daha cok kendimizle ilgili durumlar.


buf-e kür
(18.11.20)
Ben sevilmemişim ya, genelde ilişkilerim bittikten sonra yaşananlar beni bu düşünceye itti. Ben hiçbirini hiçkimseye yapamazdım.


antihero
(18.11.20)
babam hiç cin ali almadı bana küçükken. çocukluk travmam bu benim. çok saçma çocukça diye bana gitti 15 serilik başka bir kitap aldı. çocuktum ki zaten.

sınıfta herkes cin ali onu yaptı bunu yaptı bununla tanıştı der anlatır dururdu. bütün sene her gün kaçıncı kitapta olduklarını anlatıp durdular, bense aval aval baktım, ah o kötü çocukluk günleri. okuma dersinde hoca bana çok okutamazdı, okutunca da kimse birşey anlamaz o sefer onlar yüzüme aval aval bakardı. hala kendimi hiçbir sosyal arkadaşlık grubuna ait hissedemem. bu ilk travmadan ötürü belki de kimbilir.

bunu bir arkadaşıma anlatmıştım, sana doğumgününde cin ali alacağım demişti. mesela o gün inanılmaz sevildiğimi anlamıştım.

onun haricinde sevildiğimi beni düşünmesi ile anlarım. pahalı hediyeden nefret ederim. beni düşünüp eldiven alması, termal tayt almasını bile!(evet yaşadığım yer çok soğuk) seksi bir iç çamaşırına yeğlerim mesela.

şahsıma göre, övgü sözleri ahmaklarındır. akıllı ve zeki adam sevgisini davranışlarında gösterir.


mobydick
(19.11.20)
5 gündür görüşemedik ve özledi diye, 3 gün sonra Türkiyeye dönecek olmama rağmen, yarım gün görüşmek için kalkıp yurtdısına geldiginde sevdigini hissetmiştim.


(1)

Sabiha Gökçen'den Maslak'a nasıl gidilir?

Haritadan baktım 50 kilometreymış :/Direkt giden shuttle, servis gibi bir şey var mı? Havabus diye bir şey varmış ama sadece taksim'e gidiyor herhalde.Taksim'e gidip, oradan metroyla gitmek daha mı kolay olur?
Haritadan baktım 50 kilometreymış :/

Direkt giden shuttle, servis gibi bir şey var mı? Havabus diye bir şey varmış ama sadece taksim'e gidiyor herhalde.

Taksim'e gidip, oradan metroyla gitmek daha mı kolay olur?
E-3 ile 4.levent, oradan metro ile maslak.


temasettin
(23.10.20)
(1)

İstanbul'da yeme içme

Önümüzdeki hafta 1 haftalığına İstanbul'da olucam. Cihangir'de kalıcam. 2 sorum var:1- Gün içinde gidip çalışabileceğim coffee shop öneriniz var mıdır?2- "Şurayı kesin gör" dediğiniz kafe/bar/restoran öneriniz olur mu?Yürüme ya da kısa taksi mesafesinde olursa çok güzel olur bi de. Teşekkürler.
Önümüzdeki hafta 1 haftalığına İstanbul'da olucam. Cihangir'de kalıcam. 2 sorum var:

1- Gün içinde gidip çalışabileceğim coffee shop öneriniz var mıdır?

2- "Şurayı kesin gör" dediğiniz kafe/bar/restoran öneriniz olur mu?

Yürüme ya da kısa taksi mesafesinde olursa çok güzel olur bi de. Teşekkürler.
Her ikisi için de salt Galata.
Karaköy Coffee sapiens,içeri virüs dolasıyla içeri almıyorlar fakat kahvesi güzeldir.
İstanbul modern gidilir.
Miss pizza da pizza yenir.


(2)

Arama fonksiyonalitelerinde NOT operatörü olmaması sorunsalı

Spesifik bir uygulamadan bahsetmiyorum, herkes aynısını yapıyor.Misal yemek arıycam, istiyorum ki bana yemekleri getir ama pideleri getirme. Ne yemek istediğimi bilmiyorum ama pide yemek istemediğimden eminim, çünkü daha dün yedim.Ekşi'de başlık içinde arıycam, istiyorum ki orhan kelimesi olsun ama
Spesifik bir uygulamadan bahsetmiyorum, herkes aynısını yapıyor.

Misal yemek arıycam, istiyorum ki bana yemekleri getir ama pideleri getirme. Ne yemek istediğimi bilmiyorum ama pide yemek istemediğimden eminim, çünkü daha dün yedim.

Ekşi'de başlık içinde arıycam, istiyorum ki orhan kelimesi olsun ama pamuk kelimesi olmasın, çünkü ben orhan kemal veya orhan veli kanık'ı arıyorum.

Amazon'dan kedi maması arıyorum, yanda 5 tane seçenek çıkıyor. Bana 1 tanesi hariç hepsi uygun çünkü kedimin ona alerjisi var, ama öyle bir seçeneğim yok, illa diğer 4 tanesini tek tek seçmem lazım. Ki o da çözüm değil, bazı mamalarda 2-3 şey birlikte oluyor, istemediğim şeyi exclude edemiyorum, açıp tek tek bakmam lazım.

Bu yapmanın önünde bildiğim kadarıyla teknik bir engel yok. Çok mu kötü UX, niye kimse böyle bir şey yapmıyor?
Googleda "-" isareti kullanabilirsin. Google operators diye arat.


cleric
(08.10.20)
@cleric, google'ı biliyordum da merak ettiğim niye yaygın bir pratik olmadığı.


(16)

Bu ik'cıların neden böyle olması

Yazılımcıyım, linkedin'den 2-3 günde bir "şu pozisyonla ilgilenir misiniz?" mesajı geliyor. Gelsin, mesaj gelmesiyle bir sorunum yok.Ama gelen tekliflerin %90'ı çöp. Abi profilde okul var, şu an çalıştığım yer var, aldığım maaş üç aşağı beş yukarı belli. Önceden çalıştığım şirketlerden birisi meşhur
Yazılımcıyım, linkedin'den 2-3 günde bir "şu pozisyonla ilgilenir misiniz?" mesajı geliyor. Gelsin, mesaj gelmesiyle bir sorunum yok.

Ama gelen tekliflerin %90'ı çöp. Abi profilde okul var, şu an çalıştığım yer var, aldığım maaş üç aşağı beş yukarı belli. Önceden çalıştığım şirketlerden birisi meşhur baya, herkes biliyor maaş aralığını, ik'cı kesin bilir. Bu maaşın yarısını, üçte birini falan teklif etmenin mantığı ne? Beni duygusal boşlukta görüp "belki götürürüz" falan diye şansını mı deniyor, olay ne?

Profilime kezban gibi "şunu şunu yapamayan da kendisine şirketim demesin" yazmak istemiyorum ama sanıyorum bu "personal branding" noktasında bir takım eksiklerim var. Bi blog açıp "iyi bir şirkette bulunması gereken 10 özellik" tadında yazılar yazsam faydası olur mu? Sertifikaya abanıp adımın başına 10 tane üç harfli kısaltma ekletsem gözlerini korkutur muyum?

Niye sinirlendim gece gece? Geçen bi tanesi yazdı, maaş aralığını da söylemiyor. Benim de öğrenesim tuttu, tamam dedim giricem mülakata. İK mülakatı, teknik mülakatı, take-home assignment falan derken 10 saatim gitti, sonunda da saçma bi teklif geldi. Bir de diyor ki bizim şirketin ortalaması bu. Şimdi alaylı-okullu muhabbeti yapmak istemiyorum (ve samimiyetle inanmıyorum da) ama senin şirketinin tamamı konya etli ekmek üniversitesi mezunu, önceki iş tecrübesi de çiğköftecilik. Madem aradığın profil bu, niye kendi vaktini de benim vaktimi de harcıyorsun, nasıl bir fantezi bu?
IK'cı dediğin insanların çoğu alaylı, sağdan soldan bu işi kapmış genç çocuklar. Sana tavsiyem şu: ilk görüşmede mevcut işyerimden mutluyum, değiştirmek için bu rakamı istiyorum de (mutluysan tabii), beklediğin maaşı söyle, karşılıklı olarak vakit kaybetmeyelim de. Kabul ederlerse mülakat süreciyle uğraşırsın, etmezlerse karşılıklı olarak vakit kaybetmemiş olursunuz. Bunun başka bir yolu yok. Ben bir çok uluslararası kurumsal firmayla bile denedim, ikcılar çok mutlu oluyor bunu söyleyince. Kimsenin vaktini almamış oluyorsun çünkü. Zaten paraya sıkışmış, ucuza eleman arayan şirketle de benim işim yok şu anda o yüzden onları eleyebiliyorum.


roket adam
(07.10.20)
Ya tutarsa kafasi. Baska bir sektordeyim, yurtdisindayim. Dogru durust head hunterlar bile ayni numarayi cekiyor, mulakata giriyorsun hersey super is paraya gelince balon patliyor. Daha dun bir mulakata girdim ayni hikaye, awww biz o kadar veremeyiz.


cooperr
(07.10.20)
roket adam +1. Direkt maaşı sormanda bir sakınca yok.


stewie
(07.10.20)
@roket adam, hocam iyi güzel de ilk rakamı ben verirsem güzel pazarlık edemem. Kaldı ki baştan o rakama tamam diyip, mülakatta absürd sorular sorup, "beklediğimiz gibi çıkmadın, o yüzden al sana düşük teklif" demeleri aşırı standart bir pazarlık hamlesi. Çöp olanlar belki elenir ama iyi olanın olacağı varsa da olmaz olaya öyle girersem.

@cooperr, ilk rakamı siz verirseniz kesin öyle derler. Ama bu "tutarsa" mantığını anlamıyorum, yani ben yine boş vaktimde gidiyorum mülakata, benimle mülakat etmek için şirketin harcadığı kaynak çok daha fazla. Lead developer işi gücü bırakıp bir gününü bana ayırıyor, benim gibi 10 kişiyle görüşse maaşının yarısı havaya gitti. Şirketin kaybı da büyük yani.


İş arıyorsan pazarlık yaparsın. İş aramıyorsan, ortada bir pazarlık yok zaten. Sen net fiyatını söylersin, onlar uyarsa seni transfer ederler, uymazsa almazlar. Net bu yani. Pazarlık diye düşünmeyeceksin "olmuş" bir elemansan, etiketini kendin belirlersin.

Ayrıca mülakatta istediği gibi çıkmazsan, kötü olduğunu bildikleri bir adayı neden işe alsın adamlar? Almazlar tabii ki de. Birkaç bin tl az ödeyeceksin diye sen kötü bir elemanı işe alır mıydın? Ya da, gerçek niteliklerini söylemeyen, kendini büyük gösteren birini yalanı ortaya çıkmasına rağmen işe almak mantıklı mı?


roket adam
(07.10.20)
Aldığın maaş üç aşağı beş yukarı belli değil. Emin ol; çalıştığın kurumda seninle aynı pozisyonda olup 3bin tl fazlaya çalışan da var 2 bin tl düşüğe de. Aynı şekilde, okulundan mezun arkadaşların senin hayal edemediğin paraları kazanıyor. Etli ekmek mezunları da...

7 yıldır kurumsaldayım. 2 yıldır kendi şirketimizi idare ediyoruz. Maaş skalası diye bir şey yok. Şirketin açtığı pozisyonun şartlarına ve yönetici insiyatifine göre her şey değişiyor. Yönetici diye bahsettiğim pozisyon da aynı belirsizlikle göreve geldiği için onun da maaş ile ilgili bilgisi sınırlı.

Sonuç olarak Linkedin'de 'iş arıyor' özelliğini kapatırsan o mesajlar gelmez. Profilini inceleyip de uygun olduğunu düşünen şirket temsilcisi de seninle görüşmesini 'transfer' olarak değerlendirir ve seni ikna etmeye uğraşır.


1- IK'cilar boyle cunku isverenden aliyor talimati ama kendisi bir boktan anlamiyor ve linkedin'de alakali alakasiz herkese mesaj atiyor. Arada iyiler var tabi ama ortalama IK/headhunter boyle.

2- Hem kendisi seninle iletisime gecip hem de maas araligini soylememekte direten insanla muhatap olmayin, boyle bir sacmalik olamaz. O maasin piyasanin altinda olacagi en basta mirin kirin etmesinden belli zaten. 10 saat zaman harcamaniz maalesef sizin hataniz, diyalogu kesip "maas beklentisini belirtirseniz yine konusmaya devam edebiliriz" denilebilir ya da siz direkt "benim aklimda su kadar var, raziysaniz konusalim" denilebilir.


fortisvita
(07.10.20)
dostum kaç kişinin profilini detaylıca inceleyip mesaj gönderebilir ki...

"tarlaya buğday savur çıkanları sularsın" kafasında davranıyorlar..

bir de kriz ortamındayız. şartlar çok zor ve insanlar çok zor durumda. sen yapmazsan o işi yapacak nice insan var. illaki biri denk gelir.


tabudeviren
(07.10.20)
@plutongezegendegilmi hocam ilk rakami ben veriyorum tabii arayan o sonucta, ben is aramiyorum. Diyorum ki rakam bu, eger bunun altinda birsey dusunuyorsaniz beni ugrastirmayin bosuna vakit kaybi. Ben hali hazirda calisiyorum, isimden de memnunum, sen benim rahatimi bozmaya calisiyorsun cunku bana ihtiyacin var, e bunun da bir bedeli var.

Sikinti yok diyor surece giriyoruz, sonra fiyat kirmaya calisiyor. Seni baska yerden yakalamaya calisiyor, atiyorum 3 hafta tatilin var su anda sana 4 hafta verelim, esnek saatler sunuyoruz, daha iyi bir saglik sigortasi, vs..ya tutarsa iste..


cooperr
(07.10.20)
bu dönemde patronların kafasında herkesin işsiz olduğu, çok düşük maaşlara çalışmak için can attıkları gibi bir algı var. bunun sonucunda ise doğal olarak böyle bir tablo çıkıyor ortaya. En küçüğünden en büyüğüne tüm işverenlerin amacı kar elde etmek, amaç bu olunca böyle bir dönemde daha ucuza çalışan bulabilecekleri düşüncesiyle ik ya baskı yapıyorlar. İk her ne kadar bunun doğru ve sürdürülebilir olmadığını belirtese de patron dinlemiyor. İk ya süreci yürütecek, ya da yürütecek. Sonuç çalışan mutsuzluğu olsa bile.


slogan bulamadik
(08.10.20)
aklima seneler once yaptigim bir is gorusmesi zinciri geldi.

beni arayip buldular,ingiliz menseili bir firma turkiye yapisini kuruyor beni de kemik kadro icin ariyorlar, telefonlar , gorusmeler, otel yemekleri aman tanrim mancestee aksaniyla espriler...tam 3 ay surdu

maas teklif geldi 47 bin yillik brut tl, o zaman ben kazaniyorum yillik 100 bin net..

biz size turkiye maas ortalamasinin ustunde teklif ediyoruz dediler birde, acmis numbeoo yu bakmis heralde:)

billur gececek baska birini bulun dedim


cairo
(08.10.20)
@roket adam, masanın öbür tarafında olduğum da oldu, aslında duyurunun scope'unda değil ama yine de yazayım.

Birinin mülakatına girdim. Adam alanında en çok kullanılan kütüphanenin yazarı falan, binlerce takipçisi var, ufak çaplı bi celebrity. Ama alaylı olduğu için lambda calculus sorduk, bilemedi doğal olarak (diğer konularda bizden çok şey bildiği kesin), para konuşulurken "ya tüm soruları da bilemedin ama.." muhabbeti döndü. Biliyor olsa ne farkedecekti? Bence hiçbir şey.

Demek istediğim, belki ben cahilim ama bu tarz hamlelerin işle ilgili değil, sadece fiyat kırmak için kullanılan bir taktik olduğu izlenimi oldu bende. Ne kadar işe yaradığı tartışılır ama denk geliyorum ara sıra.


Linkedin'de iş arıyorum şeyini kapatırsan rahat edersin.

O açık olduğu sürece bu şekilde cold call'lar da alırsın boşuna vaktini de heba edersin.

Maaş skalasını söylemeyenlere kibarca bye çekiyorum. Bunda bir sorun yok. Senin ne maaş istediğini soruyorlarsa da sana kalmış ister söyle ister söyleme. Ama ben 10 alıyorum 15 den aşağıya çalışmam dersen zaten baştan senin isteğini anlamış oluyorlar.

Ama sen afedersin köylü kafasıyla ben maaşımı saklayayım ben 10 alıyorken belki 30 verecekler kafasındaysan ne kendi piyasanı ne de piyasayı biliyorsun der güler geçerim. Özellikle medeni ülkelerde ne maaş alacağın aşağı yukarı belli. Sen 10 alıyorken sana kimse 30 teklif etmiyor. En fazla 11 ediyor 12 ediyor. Bunu da sen zaten piyasaya hakimsen biliyorsun.


ozdek
(08.10.20)
@ozdek, ya kastettiğim pazarlık o %10-%20 bandı zaten. Başta ufak bi rakam gibi görünüyor ama eu'da iş değiştirmeden %20 üzeri zam alan bir tanıdığım yok, bi de 10 yıla vurduğunda 2-4 yıllık maaşın ediyor. Az miktar değil.


@pluton - o görüşmede gerçekleşen olay, yine görüşmeyi gerçekleştiren adamın yetersizliği diye düşünüyorum. Dediğim gibi iş teklif aşamasına geldiyse, sen çok da iyi değilsin ama hadi al bakalım 2 ekmek köfte yine iyisin idare et bununla denmez. Teklif aşamasına geldiyse potaya girmişsindir, o andan itibaren de belirlenen rakamın max %5-10 altında bir rakamda anlaşılır, yani "aslında seni almayacaktık zaten sorulara da cevap veremedin ama hadi al bakalım şu 3 kuruşu" gibi bi yaklaşım profesyonellikten oldukça uzak bir yaklaşım yani. Madem adam yetersiz neden alıyorsun, derler.

Ha yapan var mı, çok var tabii, sadece türkiyede değil globalde de var hatta. Ancak öyle bir şirkette çalışmak ister misin? Ben istemem şahsen. Bu arada global firmaların hepsinde bir maaş skalası oluyor genellikle, en başından atıyorum 10-12 bin brüt gibi bir rakam belirliyorlar. Adaya az ya da çok maaş verilmesi, IK'cıya bir fayda ya da zarar sağlamıyor, böyle bir KPI'ları yok yani. Türk patron şirketlerini veya patron şirketi gibi yönetilen dandik kurumsalları saymıyorum.


roket adam
(08.10.20)
yurtdisi icin bu maas skalasi isi de palavradan baska birsey degil, memur zihniyetli 8-5 calisan, cubicle icinden cikmayan adamlari skalaya sokarsin da bana skala falan dedikleri zaman guluyorum.

maasi ciddi oranda arttirmak icin 3-4 senede bir ziplaman gerekli ve ben kapiyi her zaman en az %25 zam ile aciyorum. En son is degistirdigimde pazarlikla %18 artis ile basladim.

Bir arkadasa %50 artis teklif ettiler ulke degistirmesi icin, avustralya'dan teklif geldi, eleman %75 counter offer yapti, herhalde o kadar da kabul etmezler dedim cocuga ama herifler kabul etti gitti.

Billurlara guvenmek lazim biraz, hadisenin poker masasina oturmaktan pek bir farki yok, bos yaptigini farkettirmemen lazim, farkederlerse her sene %3 zam ile surunur gidersin. Senin kac para yapacagini hep baskalari belirliyorsa boku yedin demektir.


cooperr
(08.10.20)
(6)

Tekellerle rekabet etmek niye bu kadar zor?

Özellikle bu internet/yazılım firmalarını soruyorum.Yani yemeksepeti'nin ya da ekşi sözlüğün aynısını yapmakta, teknik olarak, hiçbir sorun yok. Zaten bir sürü yemeksepeti/sözlük klonu da var. Ama hiçbiri yeterince büyüyemiyor.Şimdi network effect falan olsa diye düşünüyorum, ama örneğin pazaryerler
Özellikle bu internet/yazılım firmalarını soruyorum.

Yani yemeksepeti'nin ya da ekşi sözlüğün aynısını yapmakta, teknik olarak, hiçbir sorun yok. Zaten bir sürü yemeksepeti/sözlük klonu da var. Ama hiçbiri yeterince büyüyemiyor.

Şimdi network effect falan olsa diye düşünüyorum, ama örneğin pazaryerleri coşmuş durumda, tam bir tekel yok sanırım orada, benzer boyutlarda 50 tane firma var. Global bir whatsapp competitor çıkamamasını anlıyorum, ama bazı sektörlerde birileri sonradan piyasaya girebilirken aynı olay niye başka sektörlerde gerçekleşemiyor anlayamadım.

Aşırı sektör spesifik bir şey mi yoksa başka bir olayı mı var? Niye böyle?
Pazarlama ve çevre gerçekten önemli. Bir de içeriğin direkt dışarıya bağımlı olması başlı başına bir sorun. Yani sektör spesifik bişekilde. Sözlükler en basiti ancak bunu bu sefer yemek sepeti üzerinden düşün ki yemek sepeti gibi şeyler iki yere bağımlı. Yemek sepetinden daha iyi olacak bişeyin neredeyse yemek sepeti kadar restoran içermesi gerekir en baştan ya da sağlam indirim tarzı şeyleri olması gerekir ki insanlar onu tercih etsin.

Hadi diyelim onları bişekil geçtin bu sefer de insanların yeni şeylere karşı mesafeli olması ve eski olana bir güveni var. Bişekil bir bağlılık hissediyorlar, onu aşmak biraz zor.


Siteler için isim çok önemli. Ben itü sözlük yazarıydım bir zamanlar. Şimdi instela oldu. İkisi de kötü isim. İtü deyince kitleyi direkt sınırlamış oluyorsun isimle aslında herkese açık olmasına rağmen, instela deyince de kimse ne olduğunu anlamıyor. Ekşi Sözlük güzel bir isme sahip. Okuyan insan sözlük olduğunu adından anlıyor, hem de ekşi belirli bir kesime ait olan bir isim değil, kısa, akılda kalıcı bir isim.

Yemek Sepeti de aynı şekilde adında yemek geçiyor, insanlar ne olduğunu anlıyor.

WhatsApp da isim olarak çok başarılı.

Bunları üretebilmek lazım en başta.


dissendium
(06.10.20)
80/20 kuralı iktisattan


fempusay
(06.10.20)
(bkz: network effect) diyecektim ama yazmışsın, bence başka bir sebebi yok...

Pazar yeri daha farklı bir kategoride incelenebilir. Orada alacağın şeyi arıyorsun, ucuza bulma motivasyonun var. Satıcılar da bir şekilde ürün satma umuduyla gelmişlerdir ama hiç girdi olmayan bir sözlük düşün, yazanın da, okuyucunun da oraya girme motivasyonu olmaz çünkü içerik yok.


hayirsiz
(06.10.20)
demek ki yeterince para kazanmıyorlar, demek ki pasta o kadar büyük değil. eğer yeterince para kazanıyor olsalardı birisi çıkar bir sürü yere 2534636 tane reklam verir, popülerleşir, pastayı paylaşırdı. demek ki o reklam harcamasına değecek bir pasta yok.


Yemeksepeti de, ekşi de o kadar tekel değil. Getir Yemek gibi bir çok alternatif mevcut, aktif olarak kullanılıyor. Ekşi, trafiğinin büyük kısmını arama motorlarından gelen trafikten aldığından, ekşi kadar eski ve dolu içerikli bir site olsa onu da alt etmek çok zor değil. Tüm örnekleri spesifik olarak incelemek lazım.


roket adam
(07.10.20)
(2)

Türkçe Speech to Text

İyi çalıştığını bildiğiniz bir kütüphane / uygulama / servis var mı?
İyi çalıştığını bildiğiniz bir kütüphane / uygulama / servis var mı?
MS Word iyidir


ryhmer
(24.09.20)
Geçen Google api ile denemiştim de İngilizceye kıyasla doğal olarak çok da doyurucu gelmemişti. Yine de iyiydi.


(2)

Yazılım mülakatında şirkete sorulacak sorular

Bi yer mülakata çağırdığında nasıl insanlar, ortam nasıl falan anlamak için sorduğum bir takım sorular var. Ama bunlar yetmiyor, yani sonradan farkediyorum ki soruyu yanlış sormuşum, cevabı yanlış yorumlamışım falan.Bunun yerine projenin kaynak kodunu (.git klasörünü ile birlikte) ve git üzerinden d
Bi yer mülakata çağırdığında nasıl insanlar, ortam nasıl falan anlamak için sorduğum bir takım sorular var. Ama bunlar yetmiyor, yani sonradan farkediyorum ki soruyu yanlış sormuşum, cevabı yanlış yorumlamışım falan.

Bunun yerine projenin kaynak kodunu (.git klasörünü ile birlikte) ve git üzerinden dönen muhabbetleri (issue, PR, code review yorumları vs) istesem, bunları incelesem şirket/ekip hakkında çok daha iyi bir fikrim olur (git'te inanılmaz bilgi birikiyor-muş, ben de yeni keşfettim). Kodu direkt bana versinler de demiyorum, orada birinin bilgisayarından 15 dakika incelesem yeter.

Ama böyle bir pratik hiç duymadım. Siz duydunuz mu? Biri size böyle bir taleple gelse tepkiniz ne olur? Konsept hakkında ne düşünürsünüz?
Valla hiç duymadım böyle bişey pek kabul edilecek bir istek de değil. Public değilse adı üstünde herkesin görmesini istemedikleri bir çalışma bu, aday kişi de henüz şirkete dahil olmadığı için projenin kodunu göremez. Görmesi birçok sıkıntıyı doğurabilir çünkü şirketin elemanı olacağının garantisi yok.


kurumsal firmalar böyle bir şeye izin vermez zaten muhtemelen.

kurumsal olmayan bir yazılım firmasında görevim olmamasına rağmen ik'da mülakatlara girdim, böyle bir talep gelse öncelikle ne alaka diye düşünürdüm. işe alma ihtimalim varsa da gösterirdim ama gözüm tutmadıysa üzgünüm der göstermezdim.

bu arada hiç git loglarına bu açıdan bakmamıştım ilginç ve haklı olabilecek bir bakış açısı tebrik ederim :)


aziz dostum jack
(17.09.20)
(2)

Based ne demek?

Twitter'da filan görüyorum bu aralar, urban dictionary'den baktım, olumlu bir anlamı var gibi görünüyor. Ama emin de olamıyorum, çünkü kim ironi yapıyor, kim ciddi takip etmesi güç. Bir de her yerde değil de, böyle tartışmalı muhabbetlerin altına yazıyorlar.Nedir bunun olayı?
Twitter'da filan görüyorum bu aralar, urban dictionary'den baktım, olumlu bir anlamı var gibi görünüyor.

Ama emin de olamıyorum, çünkü kim ironi yapıyor, kim ciddi takip etmesi güç. Bir de her yerde değil de, böyle tartışmalı muhabbetlerin altına yazıyorlar.

Nedir bunun olayı?
başkalarının ne dediğini umursamayan, kendi bildiğini yapan anlamında. kastedilen asıl anlam özgüven. yani "burnunun dikine gitmek" değil de "kendi gtüne güvenmek, doğru bildiğinden geri durmamak" anlamı taşıyor. çoğunlukla belli bir grubun içinde ayrılan, farklı davranan kişiler içi kullanılır.

ben internette şaka olarak kullanımı dışında hiç görmedim ve duymadım açıkçası. mesela çok basit bir örnek verecek olursam 10 kişiye "bu sezon süper lig şampiyonu kim olur" diye soruyorlar, dokuz kişi galatasaray derken ahmet fenerbahçe diyor. o zaman "based ahmet" diyorlar haha. bir nevi BIG DICK MOVE yapan kişi = based


der meister
(17.09.20)
Adi ustunde, 'dayali' demek. Biseye dayanarak yorum yapmak, based on xyz. Bizdeki kaynak gibi.


taurina
(18.09.20)
(12)

İşyerinde Kaos

20 kişilik bir yazılım şirketiyiz. Startup'ız. Kendimi bir kaosun ortasında buldum, nasıl handle edeceğimden emin değilim, sizin fikrinizi alayım dedim.Şimdi kod yazıp direkt canlıya gönderiyoruz, arada test-staging vs. bir kontrol mekanizması yok. Dolayısıyla canlı servis sık sık patlıyor. Her gün
20 kişilik bir yazılım şirketiyiz. Startup'ız. Kendimi bir kaosun ortasında buldum, nasıl handle edeceğimden emin değilim, sizin fikrinizi alayım dedim.

Şimdi kod yazıp direkt canlıya gönderiyoruz, arada test-staging vs. bir kontrol mekanizması yok. Dolayısıyla canlı servis sık sık patlıyor. Her gün 15-30 dk down time yaşıyoruz. CTO'nun bir konfigürasyon hatası sonucu sunucuyu 2 günlüğüne patlatmışlığı var, düzeltene kadar 1 hafta geçmişti falan.

Cuma günü de ben bir deploy yaptım, hemen ardından başka bir işe daldığım için kontrol etmeyi unuttum. Site patlamış, 5 dk sonra CTO bana yazdı, 5 dk'da düzelttim, toplamda bir 10 dk down olmuş servis. Ama benim şanssızlığım, o esnada CEO'muz potansiyel bir müşteriye demo yapıyormuş. Demo esnasında ürünün çalışmaması sorun. Bu yüzden müşteriyi kaybettiler mi bilmiyorum, ama olabilir.

Olay şu ki, ben daha önce 5-6 kere falan staging kuralım, test ortamı olsun, müşteriye demo yapılırken stabil başka bir ortam kullanılsın (ki bu ortamları da ben kurucam) diye teklif yapmıştım. "Gerek yok" diyip geçmişti CTO.

CEO ile konuştum, aramız iyi. Ama CTO bana kafayı taktı. 5 kere falan "niye kontrol etmiyorsun" diye darladı. En sonuncuyu ekibin önünde yaptı. Müşteriyi kaybetmek sıkıntı, adamın gergin olmasını da anlıyorum, o yüzden "evet, haklısın, tamam" falan diyip geçtim.

Ama asıl düşündüğüm şey şu, böyle bir durum için gerekli önlemleri ben teklif ettiğim halde kabul etmeyen kendisi. CEO'ya "demo yapmadan önce haber ver, deploy yapmayalım, nolur nolmaz" demiştim, o da demodan önce haber vermedi. Üstelik benim canlı ortamı 5 dk sonra kontrol etmem ile 5 dk önce kontrol etmem arasındaki tek fark o 5 dakika. Günlük down süremizin zaten çok altında. Yani 10 dakika demoda sorun oluyorsa 5 dakika da olabilir ve benim bunun için yapabileceğim bir şey yok.

Üstelik gönderdiğim kodda da hata yokmuş. Yani internetten gelen veri üzerinde bir takım işler yapıyorum, elimdeki test datası ile düzgün çalışıyordu, ama şanssızlık, deploy yaptığım anda internetten gelen data benim test ettiğimin (ve ortalama datanın) 1000 katı falan büyüklüğünde, sunucu o yükü kaldırmamış. Böyle bir durum olursa diye sunucuları büyütelim diye daha önceden de teklif yapmıştım, o da kabul edilmemişti.

Bende de hata var, kabul ediyorum. Ama insanım, hata yaparım. "Bundan sonra hata yapmayacağım" diye söz de veremem, yaparım çünkü, o an dalgınlığıma gelir, garantisini veremiyorum. Bence doğru ve profesyonel olan şey, insan hatalarını engelleyebilecek sistemleri kurmak.

Sorum şu: CTO beni tekrar darlarsa ne yapayım? Anlayış gösterip 5 kere "tamam abi" demek bence fazlasıyla yeterli. Oturup "kardeş bak ben sana demiştim, dinlemedin, o yüzden şimdi beni darlama" diyeyim mi? Yoksa tamam diyip geçeyim mi?

Bizim şirkette çatır çutur eleman kovuluyor. Şahsen kovulacağımı sanmıyorum, ama böyle bir şanssızlık yüzünden kovacaksa da kovsun, o da onun ayıbı olur. Ama olay şu, şirket zaten bi 6 aya falan batacak bence, çünkü satış/product ekibi çok kötü. Ben de batana kadar bekleyeyim, sonrasında da uzun bir tatil yaparım falan diye plan yapıyordum. Şu an kovulursam yeni iş aramıycam, ama planlarım bozulmuş olacak.
toxic çalışma ortamı, koşarak uzaklaş. qa veya test ortamı olmayan yazılımın patlaması normal, bunun sorumlusu senin patronundur.


nahtoderfahrung
(14.09.20)
Olayin pamuk ipligine bagli olmasi sizin sucunuz degil ki ya, siz kovulsaniz bir sonraki gelen adama da ayni muameleyi cekecek. Tamam demeyin, ben demistim diyin sonra isi duzeltmeye de devam edin, sucu ustlenirseniz asil problemin sizin niteliginiz oldugunu dusunebilirler.

Bu kadar kotu olmasa da ben de bu tarz bir yerde calistim, bir noktadan sonra kaldiramayip 3 hafta once falan istifa ettim, kafam asiri rahat. birikmisiniz varsa, varsin kovsunlar planlariniz bozulsun, akil sagliginizdan önemli mi?


Acream
(14.09.20)
ahahah benim eski şirket gibi, inceldiği yerden kopsun bence, "kardeş bak ben sana demiştim, dinlemedin, o yüzden şimdi beni darlama" diyin gitsin.


mrtkp1234
(14.09.20)
@nahtoderfahrung valla işler iyi giderken güzeldi ortam ama stres altında manyamaya başladılar. Test/QA yok ve sık sık patlıyor, bundan da genel olarak kimse şikayetçi değil, teknik bir tercih bu. Zaten "niye patladı" da diyemiyor açık açık, onun yerine "niye erken kontrol etmedin" diyor.


bunun önüne geçmek için biz yetki nesneleri diye bir şey kullanıyoruz, test sistemi qa sistemi ve canlı sistemi verileri tamamen farklı bizde, testten geçti, qa'den geçti ve canlıda patlayabilir veri farkından dolayı bu yüzden yazılan kodun live olarak kapatılması ve eski koda geçmesi veya o özelliğin sistemi patlatmak yerine devredışı bırakıldığı bir parametre ile işin üstesinden gelebiliyoruz. alt yapınız imkan veriyorsa böyle bir şey deneyebilirsiniz. bizde canlının patlaması demek büyük olay hele seri üretim yapılan bir fabrikada üretim modülünün durması demek kriz çıkarır. kritik modüllerde ekstra temkinli davranıyoruz.

ama bu ortam toksik çalışma ortamı hiç iyi bir şey çıkmaz bundan bence ilk fırsatla ilerle.


nahtoderfahrung
(14.09.20)
Valla 5 kere falan alttan almak çok fazla. Ben ilkinde hatayı kabul ederdim ancak ikinci defa hatırlatılsaydi olay bu sefer geçmişteki tüm olayları su üstüne çıkar tepki gösterirdim. Büyük ihtimal sen böyle alttan aldığin için devam etmiştir ve edecektir. Koy tepkini.


20 kişilik firmada bir de ceo pozisyonu mu var?

Biz Ceo'yu rüyamızda görürsek adamı görmüşlüğüm var diyoruz.


20 kisilik sirkette CEO, CTO, CFO lar birbirini kovaliyor. Startup'i kartvizit icin acmislar herhalde, garip..

Madem batacagini dusunuyorsun ve sonrasinda bir sure sure tatil yapacam diyorsun gittigi yere kadar salla basi al maasi diyorum.


cooperr
(14.09.20)
@ihanet, cooper: CEO genel müdür demek. Yani tek kişilik şirket bile olsan CEO oluyorsun. Bir de sorumluluk bölüşümü açısından ünvanları baştan belirlemek faydalı. Gerçi hazır küçük şirketken herkesin her kararı verebilmesi bence daha iyi ama, yatırımcıya falan şu bundan sorumlu, bu bundan sorumlu demek gerekiyor herhalde.

@nahtoderfahrung, zaten k8 kullanıyoruz, yani auto rollback implement etmek 2 günlük bile iş değil. Ama kritik bir uygulama değiliz diye buna vakit harcamak istemiyorlar. Overall'da doğru bir karar olabilir ama o zaman bana ekşime.

Neyse, bugün olaysız geçti. Bi daha gelirse patlıycam. Kovulursam buradan haber ederim slkdfjgsdjg.


Şirket patlayana kadar he de geç, iş için de kendini darlama.


@plutongezegendegilmi

valla 20 kisilik sirketim olsa ben CEO diye kart bastirmaktan tassak konusu olur sagda solda diye cekinirim, ama sen normal goruyorsan birsey diyemem. :)


cooperr
(14.09.20)
yönetemezsin

startup böyle az kaynakla çok iş eşittir gerginlik.


orpheus
(15.09.20)
(6)

Krediyi erken kapatmak?

58 bin liralık bir kredim var, şu an kapatırsam 44 bine kapanıyor. 4 yıl daha vadesi var.Dolar satıp kapatayım mı? Bir yandan "dolar belki çok yükselir" diye düşünüyorum ama öte yandan bunun analizini banka zaten yapmıştır, dolar o kadar yükselecek olsa bana kredi vermek yerine dolar alırlardı falan
58 bin liralık bir kredim var, şu an kapatırsam 44 bine kapanıyor. 4 yıl daha vadesi var.

Dolar satıp kapatayım mı?

Bir yandan "dolar belki çok yükselir" diye düşünüyorum ama öte yandan bunun analizini banka zaten yapmıştır, dolar o kadar yükselecek olsa bana kredi vermek yerine dolar alırlardı falan diye düşünüyorum, mantıksız mı düşünüyorum acaba?
gelirinizin nasıl olduğuna sıkıca bağlı olmakla birlikte; tl gittikçe değer kaybederken zaruret olmadıkça kredi kapatmak bence mantıklı değil.


r evolution
(09.09.20)
Kullandığınız faiz oranına göre değerlendirin derim. Düşük faizden kredi alıp dolar alan çok oldu. 4 sene sonra doların değeri ile ödeyeceğiniz rakamı karşılaştırın.


karabela
(09.09.20)
Amerikan lirasını verip, Türk lirası borcumu ödemem.


mantıksız düşündüğün nokta var evet, usd yükselecek diye bankanın sana kredi vermeyecek olması. bankaların kredi faizlerini belirleyen bir sürü bağımsız değişken var. döviz de bunlardan biridir elbette fakat karar mekanizmasının tek unsuru bu değil. yani banka sana kredi verirken belirlediği faizi tüm bu değişkenleri hesaba katarak belirler. nihayetinde banka kaybetmez. ama sen banka kadar profesyonel takip ve değerlendirme yapamadığın için tek kutupta değerlendiriyorsun.

kredinin erken kapatılması konusuna gelince, geriye yatırım olarak başka usd kalacak mı krediyi kapattıktan sonra, usd'yi alırkenki kur nasıldı, bozduracağınız usd miktarı, dört yılda 14 bin lira gelir bırakır mı size? ileride farklı bir ihtiyacınız olabilir mi, olursa tekrar kredi kullanmak gerekir mi? gerekirse şu an ödediğiniz faiz oranından mı yoksa daha üstünden mi kredi kullanmanız gerekecek? bir sürü değişken var yani.


reanarchy
(09.09.20)
Gelirim dolar üzerinden, dolayısıyla o açıdan bir kâr-zarar hesabı yapamıyorum.

Düşündüğüm şey şu: 44 bin tl şu an 6 bin dolar ediyor. 6 bin dolarla 58 bin tl ödemem için (şu an kapatmadığım, taksitlere devam ettiğim senaryoda), doların 2 sene sonra 10 tl, 4 sene sonra 12.5 tl olması lazım. (Çünkü şu an taksitleri ödemek için de dolar bozduruyorum.)

Yani bana öyle bir şey olmaz gibi geliyor (inş. yükselmez o kadar). Tabi 3 sene önce dolar 3 küsür liraydı. Ekonominin daha iyiye gitmesi için de bir sebep yok gibi. Ama dolar 10 lira olur mu ya? İnsaf.


2 yıl önce vietnama gittiğimde dolar karşısında paralarının olduğu değere açımıştım. Şuan o hallere doğru gidiyoruz.. 12 de olur. Ama 15 in sözünü veremem.


mobydick
(09.09.20)
(10)

Nasıl müzik dinliyorsunuz?

Hangi tür diye sormuyorum :)Mesela ben müzik dinlerken her enstrümana ayrı ayrı odaklanıp duyabiliyorum. Bu istemli yaptığım bir şey değil, ama mesela bass ilgimi çekiyor, bir süre sadece bassı dinliyorum, sonra işte gitara geçiyorum, sonra vokale, nefes alış verişlerine odaklanıyorum falan. Genelde
Hangi tür diye sormuyorum :)

Mesela ben müzik dinlerken her enstrümana ayrı ayrı odaklanıp duyabiliyorum. Bu istemli yaptığım bir şey değil, ama mesela bass ilgimi çekiyor, bir süre sadece bassı dinliyorum, sonra işte gitara geçiyorum, sonra vokale, nefes alış verişlerine odaklanıyorum falan. Genelde bir şarkıda neyin nasıl çalındığını öğrenmem için 5-10 kere dinlemem gerekiyor bir şarkıyı.

Müzikle çok uğraşmışlığım yok, bi ara gitar çaldım, sonra grubumuz dağılınca bıraktım. Ama nota biliyorum, dinlerken odaklanırsam nota çıkarabiliyorum falan. Grupta herkes benim gibi olduğu için normali bu diye düşünüyordum. Geçen bi arkadaşla müzik dinlerken "bak buradaki bass & davul çok uyumlu" falan diye anlattım, sadece ona odaklanıp dinleyemediğini söyleyince şaşırdım epey. Nasıl dinliyorsun ki dedim, "duyguya odaklanıyorum" falan dedi.

Neyse sorum şu: arkadaş iyi bir müzik dinleyicisi değil mi, yoksa benim "müzik kulağım" falan mı var? 30 yaşına merdiven dayamışken insanların nasıl müzik dinlediğini bilmiyor olmak çok garip geldi, onun için sormak istedim.

Alakasız olabilir ama not: genelde melodik black/death metal dinliyorum.
Valla genel gecer bir olayi yok. Yuce dusunurun dedigi gibi 'ben su sekil giyinirim, su bayan su sekil giyinir, su sekil giyinir'.

Tabii diger yandan bence muzikle ugrasan kisilerde istemsiz bir durum oluyor ayri ayri enstrumanlara yogunlasmak. Ozellikle melodik metalde falan kontrol edemiyorsun cunku her enstruman ayri ayri cosuyor. Bende de enstrumanlara ayri odaklanma olayi var ancak senin bahsettigin kadar da degil. Yani kalkip nefes alisverislerine yogunlasmak ve nota cikarmak falan benlik bir is degil. Nota falan cikarmak saglam bir muzik kulagi belirtisi bence.


@tolkien, grupta bi arkadaş vardı, şarkıyı 2 kere dinler sonra cayır cayır çalmaya başlardı. Bende öyle değil, baya odaklanmam gerekiyor, ama seslerin hangi nota olduğunu ayırt edebiliyorum odaklanınca.

Müzik kulağı dedikleri de bir skala muhtemelen. Elemana da çok özenirdim benim bir hafta pratik yaptığım şarkıyı 10 dakikada çözebildiği için :) Sonra ikimiz de mühendis olduk kulak filan kalmadı.


Söz odaklı dinliyorum ben. Şarkıcının sesi ve şarkının sözleri daha çok ön planda oluyor. Yıllardır dinlediğim bir şarkıdaki değişik enstrümanı yeni fark edip şaşırdığım çok oluyor. Gerçekten sadece şarkıya odaklanırsam - sırf şarkı dinlemeye ayırdığım vakit oldukça kısıtlı - besteye daha çok dikkat ederim.

Enstrüman çalmayı bilmem, nota bilgim yok. Müzik kulağım iyi demişti müzik hocam o kadar :) Parmaklarımla ritim tutmayı severim ama.


www.youtube.com
O olay biraz degisik, bende de kulaktan cikarma olayi var ancak muzik teorisi falan yok pek. Genelde hafizaya kayiyor olay, hani bir butun olarak kaliyor kafadanda sarkilar, daha cok butunluge odaklaniyorsun. Gelip do major gir, sol gir dersen yukardaki gibi kalirim oyle.

Parcaya degil butune odaklanirsan daha kolay olur her sey. Ancak dedigim gibi parcaya odaklanip, onun ne oldugunu bulabilmek de muzik kulagi oldugunu gosterir bence. Bakalim diger muzikle ugrasan arkadaslar ne yazacak, ozellikle @alperz daha net biseyler yazar sanirim.


kanks bu senin dediğin normal müzik dinleme. şarkıyı 10 dk da öğrenme şarkıya göre değişir, mdm yada herhangi metal şarkı için. bazıları o kadar dandik ki, ve birbirinden arak yapan da çok. 7 nota var en fazla kaç şarkı olabilir ki gibi değil ama tarz belli nizam belli anfiyi gitarı az kıpraştırıp çalarsın.


paco de lucia
(17.08.20)
bahsettiginiz sanirim 'nitelikli dinleme' olarak tanimlaniyor. herhangi bir uzmanligim yok ama son 1 senedir evde kendi kendime muzik produksiyonuyla ugrasmaya basladim ve cok uzun bir suredir de iyi bir muzik dinleyicisi olarak hayatimi surduruyorum. iyi muzik dinleyiciliginden kastim genis bir yelpazede muzik dinlemek, arsiv yapmak, kronolojik olarak sanatci takip etmek gibi mevzular. yillardir bu sekilde gerekli gereksiz turlu bilgi biriktirdim dagarcigimda. programda muzik yazmakla ilgilenmeye basladigimdan beri ben de kendimde anlattiginiza benzer seyler gozlemlemeye basladim. bir parcayi defalarca dinleyip kompozisyonunu kavramaya calisiyorum, hangi ses nerede baslayip nerede degisiyor, sarkinin yukseldigi noktalara nasil geliniyor bu gibi seylere odaklanmya basladim. bunlar hakkinda biraz bilgi sahibi oldugumda sevdigim, daha once duyguya, hissettirdigine odaklaniyorum dedigim bir cok sarkinin cok benzer notalar, akorlarla yazildigini kesfettim. kullanilan enstrumanlarin efektlerin kisaca hosuma giden seyleriin belli bir matemtikle kurgulandigini farkettim. yani demem o ki bir konu hakkinda bilgi sahibi olmak o konuya daha derinlemesine bakabilmenizi sagliyor. bu bakis acisi da daha cok bilme istegi ve merak uyandiriyor ve bu boyle sonsuz bir dongu icinde ilerliyor. nitekim insan olmanin ve yeryuzunde bulunmanin en guzel yanlarindan birisi de bu olmus oluyor galiba =)


mekare
(17.08.20)
kulaklıkla (kulak üstü) dinlediğim zaman ortamdan kopabiliyorum ve şarkıyı daha iyi ayırt edebiliyorum. tabi ses kalitesi de önemli. pürüzsüz gelmesi lazım.

ama sonuç olarak diyebilirim ki bu bir tecrübe göstergesi ve geçmişi olan bir his.

not: +30/metalspor


redeath
(18.08.20)
Sözlerini dinlemiyorum. Ezberleyemiyorum da. Ama besteleri ezberleyebiliyorum. Ağzımla peşrev çalarım ama sözlerinin tamamını bildiğim şarkı çok azdır. Kendim söylerken sözlerini kendim uydururum. Şarkı sözü sadece harmonik bir bileşen benim için.

Bu yüzden arabesk dinlediğim zaman depresyona falan girmem. Müzikal açıdan yaklaşıyorum konuya. İnançsızım ama güzel okunmuş Kuran, ezan, mevlit ve ilahileri de dinliyorum. Hatta ilahilerin ritimleri vuruşları çok hitap eder bana. Dil ayrımı da yapmıyorum bu yüzden. Şarkıların matematiğini seviyorum.


pass
(18.08.20)
Nota bilginin olması ve kulağının ortalamanın üstünde olması sayesinde böyle dinleyebiliyorsun.

Eski "metalci" olarak 15 seneden beri psychedelic trance dinlerim, milletin "dıp tıs" diye geçiştirdiği parçaların bazıları şaheser benim gözümde. böyle parçalar yapabilen dj/producer'ın geçmişine baktığında hepsinin ciddi bir müzik eğitimi olduğunu görüyorsun.

Birbiri içine geçmiş melodiler arasından moduna göre değişik kısımlara odaklanabiliyorsun. Nerede dinlediğine göre de değişiyor. Misal bir partide ses düzeni çok temiz ses yerine gümbür gümbür çalmak için kurulduğundan bildiğin parçanın melodilerini bile duyamazsın bazen, bassline öndedir. Ama kaliteli bir kulaklık veya ses sistemi ile katman katman ayırabilirsin parçayı.

Ortalama bir insan sözleri için dinler, misal tsm. Metal dinleyen adam türüne göre değişmekle birlikte ritm ve melodi için dinler, death metal de sözler bile anlaşılmıyor ki çoğu zaman. Elektronik müzikte zaten fazla söz olmuyor, onda da ritim ve melodiler için dinlersin, bazısının rezonans frekansı seninkiyle aynıdır, aşık olursun parçaya.


kimlanbu
(18.08.20)
şekil zemin ilişkisi diye bir şey var.
dikkatimizi daha çok çeken ve yoğunlaştığımız şey şekil, arkada daha flu kalanlar ise zemini oluşturuyor.

müzik öğretmenleri - besteciler - konservatuvar mezunları - stüdyo sahipleri - tonmeisterler - aranjörler gibi grupların bir kısmı şarkıları dinlerken kafam dağılsın şöyle bişeyler açayım diye bakamıyolar, farklı şeylere yoğunlaşıyorlar ve şekil'leri farklı oluyor.

enstrümanlar arası dengeler, vokal enstrüman uyumu, enstrüman kaliteleri, şarkının desibeli, stüdyo kulaklıklardan nasıl duyulduğu, pis çalışlar, vs.. derken problemli bir dinleyiş haline geliyor.

şahsi cevap vermem gerekirse, soru "nasıl dinliyorsunuz" ise; bir klasik müzik eserini dinlerken notasını bulup takip ederek dinlemeyi çok seviyorum. partisyon takip ederek müzik dinlemek çok keyifli bişey. form analiz vs. gibi derslerde zaten bunu yapardık okullarda ama o zamanlar ders için mecburiydi, şimdi besteciyi ve dönemi tanıma adına da yararlı. (pek tabii sizi de geliştiren bişey)

konu klasik müzik değil de pop veya başka türlerse, sözün de müziğin de çok önemli olduğunu düşünüyorum ama aranjenin nasıl yapıldığına dikkat kesiliyorum.
bir de sözlerle ilgili eğer prozodi sorunları varsa dinlemesi çok zorlaşıyor benim adıma.

örnek vermek gerekirse: candan erçetin yalan derken,"yağlan" gibi bir uzatma yapıyor bu beni rahatsız ediyor

gibi gibi...


la traviata
(18.08.20)
(2)

ODTÜ Bilişim Sistemleri

Başlıktaki bölüme doktora (ya da yl) için başvurayım mı? Okuyan var mı, ortam nasıl?Bilgisayar müh. mezunuyum. Aynı bölümden devam etmeye yemiyor, zor orası. Ama burası için rahat kabul alırım diye düşünüyorum. İşin kötüsü (tez neyse de) ders kısmı muhtemelen hiç zorlamayacak, çünkü yıllardır yaptığ
Başlıktaki bölüme doktora (ya da yl) için başvurayım mı? Okuyan var mı, ortam nasıl?

Bilgisayar müh. mezunuyum. Aynı bölümden devam etmeye yemiyor, zor orası. Ama burası için rahat kabul alırım diye düşünüyorum. İşin kötüsü (tez neyse de) ders kısmı muhtemelen hiç zorlamayacak, çünkü yıllardır yaptığım işler zaten. Amaç biraz ortam olsun + adımın başına ekleyeceğim bir title olsun. Title benim umrumda değil ama sağda solda phd pluton diye gezerim belki bi faydası olur.

Yoksa sadece zaman kaybı mı olur?
zaman kaybı olmaz, hiçbir şey öğrenmesen bile -ki öğrenirsin- çevre edinirsin, ileride bir yerde lazım olur.

phd ön eki de güzeldir, aynı insanı bir anda daha zeki daha çalışkan gösteriveriyor.


faati
(05.08.20)
yoo niye olsun ki? hem derslerde de zorlanmayacağını düşünüyorsan? artı tezde de zorlanmayacağını düşünüyorum ben, halihazırda çalışıyorsan hele kendi işinle alakalı bir konu bulursun -tabi hoca da önemli de, neyse oralar daha ileri- pıt pıt pıt yapar bitirirsin. bir - iki üniversite ve bölüm hariç türkiye'de doktora yapmak zor değil zaten.


pasp
(06.08.20)
(4)

Bebe patiği

Bir arkadaşımın bebeği oldu. Ben de ona hediye olarak anneannemin ördüğü küçük bebek patiklerinden hediye edeyim diyorum, ama yeni ebeveynler epey pimpirikli olduğu için emin olamadım. Patiği hediye etsem aman bu organik değil şu bu falan diye sorun olur mu? Benim arkadaş takmaz ama eşi (çocuğun ann
Bir arkadaşımın bebeği oldu. Ben de ona hediye olarak anneannemin ördüğü küçük bebek patiklerinden hediye edeyim diyorum, ama yeni ebeveynler epey pimpirikli olduğu için emin olamadım.

Patiği hediye etsem aman bu organik değil şu bu falan diye sorun olur mu? Benim arkadaş takmaz ama eşi (çocuğun annesi) ne der bilmiyorum, tanımıyorum onu. Nedir bu işin raconu? Bebeğe ne alınır?

Not: arkadaş zaten epey zengin olduğu için altın vs. gibi bir hediye düşünmüyorum.
valla bu iş kişiye bağlı diyebilir de demeyebilir de pimpiriklikle alakalı tamamen


basond
(27.07.20)
Yuzunuze bir sey demezler ama anneannenize organik yun vs alabilirsiniz ondan orsun diye eger cok dusunuyorsaniz.


kuehles blondes
(27.07.20)
Adı üzerinde hediye, kullanmak istemezse başka şekil değerlendirir. Ya da her ne yapacaksa kendi karar verir, nihayetinde siz hediyenizi verdikten sonrası onun derdi.
Şair burda kızım sana söylüyorum gelinim sen anla modunda sesleniyor, çünkü ben de böyle ince düşünüp duruyorum çoğu zaman ama üç günlük dünya için değmez aslında.


epitaf
(27.07.20)
Çocuğa oyuncak falan alabilirsiniz. Zaten çok hızlı büyüyorlar.


monkey
(27.07.20)
(11)

Trafik Cezası

Radara girmişim hızlı, e-devlet'ten görüyorum ama interaktif vergi dairesine henüz düşmemiş. Bir sürü form doldurmak istemediğim için düşsün de öyle ödeyeyim diye bekliyorum ama neredeyse 1,5 ay olmuş. Ne zaman düşer bir bilginiz var mı?
Radara girmişim hızlı, e-devlet'ten görüyorum ama interaktif vergi dairesine henüz düşmemiş.

Bir sürü form doldurmak istemediğim için düşsün de öyle ödeyeyim diye bekliyorum ama neredeyse 1,5 ay olmuş. Ne zaman düşer bir bilginiz var mı?
Neden bir sürü form dolduracaksın ki ?
Beyanlı ödemeyi seç tebliğ tarihi bugün gir öde geç.


infernalcadre
(24.07.20)
ptt avm den online ödeniyor. bilgileri girip ödüyorsun.


luluki
(24.07.20)
Beyanlı öde. Tebliğ tarihi olarak bugünü seç %25 indirimli ödersin. tebligat numarasını girince gib'de de görünecek.


himmet dayi
(24.07.20)
nerede yemişsiniz cezayı?


E-devlete ceza kesildiği an düşüyor sistemden, ama vergi dairesine size tebliğ edildikten sonra düşüyor.

Bugünü seçip beyanla ödeyebilirsin +1


John Bloor
(24.07.20)
@walter ankara-istanbul otoyolu. radar gördüğümü de hatırlamıyorum, mola vermeden biraz basmıştım, acaba ortalama hızdan mı yedim diye düşünüyorum ama orada böyle bir sistem olduğunu da bilmiyordum.


ankara-istanbul otoyolunda gişe giriş çıkış arasında ortalama hız kontrolü var diye biliyorum.
aralarda da hız koridoru uygulaması var mı ki?


oz suser
(24.07.20)
@oz suser, muhtemelen arada yok, çıkışta yemişim cezayı.


ben giriş ve çıkışta ogs yi söküyorum, o zaman kameradan okuyup buluyorlar. bugüne kadar ortalama hızdan ceza gelmedi.


Aynı olay benim de başıma geldi. Beyanlı ödemede ceza miktarını senin girmeni istiyordu yanlış hatırlamıyorsam. Onu %25 eksik mi giriyoruz bu durumda?


Beyanla ödemede tutanak numarasını girince göründü ceza, tıklayıp ödedim.


(5)

4B Borç Ödeme ve Sorgulama

E-Devlet'e girip 4b borç sorgulama sayfasına baktım, 1440 lira borcum varmış. Daha sonra https://onlinetahsilat.sgk.gov.tr/ adresine gidip sorguladım, bu 1440 lira geçmiş dönem borcuymuş, 570 lira da cari dönem prim tahsilatı diye bir ödemem varmış. Şimdi olayı anlamadım, güncel ödemem 570 liraysa n
E-Devlet'e girip 4b borç sorgulama sayfasına baktım, 1440 lira borcum varmış. Daha sonra onlinetahsilat.sgk.gov.tr adresine gidip sorguladım, bu 1440 lira geçmiş dönem borcuymuş, 570 lira da cari dönem prim tahsilatı diye bir ödemem varmış.

Şimdi olayı anlamadım, güncel ödemem 570 liraysa nasıl 1440 lira borcum oluyor? Aylık benim ne kadar ödemem gerekiyor? Bu 1440 lira iki aylık borç ise, aylık 720 liraya geliyor, o zaman niye güncel ödemem 570 lira?

Daha sonra yine E-Devlet'ten hizmet dökümüne baktım, orada da aylık prime esas kazanç dediği yerde 2943 lira yazıyor. O nedir?

Bir sürü rakam var hiçbiri birbiriyle tutarlı değil yav. Ne oluyor burada?
e-devletten baktığınız 4a hizmet dökümü, o aylık brüt kazancınız 2943 tl imiş.

4b ile 4a farklı şeyler.


benaslinda
(07.07.20)
esnaf mısınız, çalışan mısınız, serbest meslek erbabı mısınız, şirket ortağı mısınız? hiçbir şey değilsiniz de borç mu yazmışlar. azıcık da kendinizle ilgili bilgi verin de nerede yazanın anlamı ne ben de onu söyleyeyim.

2943 lira prime esas kazancınızdır. 4a hizmet dökümü dışında tüm hizmetlerinizin olduğu sigortalı tescil ve hizmet dökümü var. orada 4b'li olan hizmetiniz de çıkar. 2943 lira da bunun matrahıdır, borcu değil.


kibritsuyu
(07.07.20)
Olaydan hiç anlamadığım için doğru düzgün bilgi verememişim, özür dilerim.

Önceden beyaz yakalı çalışandım, sonra ayrıldım danışmanlık yapmaya başladım. Şahıs şirketim var, aylık brüt kazancım 2943 tl'den yüksek. Çalışanken de yüksekti.

Genç girişimci istisnası diye bir şeye başvurduğum için ilk yıl hiç bağkur ödemesi yapmadım, devlet karşılıyordu onu. Ama 1 yıl dolduğu için artık ödemem gerekiyor. Ama ne kadar ödeyeceğim, bu nasıl hesaplanıyor, hiçbir şey bilmiyorum. Muhasebecim de bilmiyor ya da uğraşası yok, ondan da bir şey öğrenemedim.


Muhasebecinizi değiştirmeyi düşünün bence. Bu konularda bilgi vermeyecekse neden var, ne işe yarıyor?


4b, yani eski adıyla bağkur için elde ettiğiniz gelir tutarını, asgari ücretten ve yanınızda çalışanlardan düşük olmamak şartıyla e-devlet'ten kendiniz beyan ediyorsunuz, priminiz de o rakam üzerinden hesaplanıyor. beyan etmezseniz standart asgari ücret (2020 yılı için 2943 lira) üzerinden hesaplanıyor.

prim oranı %34,5. düzenli ödüyorsanız %5 indirimi var ve %29,5 oluyor.

yani düzenli ödüyorsanız aylık priminiz 868 lira, düzenli ödemiyorsanız 1015 lira. fazla prim ödeyeyim de emekli maaşım fazla olsun diye arttırmak isterseniz e-devlet'ten 2943 olan rakamı arttırabilirsiniz. ödeyeceğiniz prim de o nispette artacaktır.

söylediğiniz borç tutarlarının neye göre hesaplandığını çözemedim.


kibritsuyu
(08.07.20)
(6)

Kredi başvurum reddedildi

Aylık gelirimin 1,5 katı kadar bir miktarda ihtiyaç kredisi çekmek istedim. Hesapta zaten çekmek istediğim miktarın 4 katı kadar para var. Başka borcum yok. Şimdiye kadar 1 gün bile geciktirdiğim kredi/kredi kartı borcu/fatura olmadı. Yine de kredi vermediler, niye olabilir?
Aylık gelirimin 1,5 katı kadar bir miktarda ihtiyaç kredisi çekmek istedim. Hesapta zaten çekmek istediğim miktarın 4 katı kadar para var. Başka borcum yok. Şimdiye kadar 1 gün bile geciktirdiğim kredi/kredi kartı borcu/fatura olmadı.

Yine de kredi vermediler, niye olabilir?
Birçok sebebi olabilir. İlla borcun olmaması gerekmiyor yani. Hesabında para olması, kredi onaylanmasını herhangi bir etken değil, bunu da belirteyim.


saturn
(20.06.20)
bazen basit sebeplerden oluyor. mernisten adres falan gelmiyor.

şubenizle bir görüşünüz.


NightBringer
(20.06.20)
@Cesario, yok ya normal çalışıyorum.


Bankaya sordunuz mu? Nedenini görebiliyorlar


goodman
(20.06.20)
Sordum, söyleyemiyoruz dediler.


Aklıma sadece iki seçenek geliyor; kredi puanınız düşüktür ya da basvurdugunuz bankanın kredi verme limitleri düşüktür.(bazı bankalar daha çok kredi verir diğerlerine göre) söyleyemiyoruz nasıl bir cevaptır? Bence bankacınızla daha iyi ilişkiler kurmalısınız. Hesabınızda para olmasının bir etkisi yoktur.(eğer milyonları olan bir müşteri değilseniz)
Sgk dökümünüz gibi istenilen şartlara uygun olduğunuzdan emin misiniz? Kredi kartını kullandığınız bankaya mı başvurdunuz? Kredi puanınızı sorguladınız mı?


(1)

Elektronik eşya sigortası

Bilgisayarı hırsızlığa karşı sigortalatmak istiyorum. Konut sigortası yaptırdığım firmaya sordum, sadece evden çalınırsa sigorta yapıyorlarmış, dışarıda çalınması durumunu sigortalamıyorlarmış.Herhangi bir yerde çalınmaya karşı sigorta yaptırabileceğim bir firma biliyor musunuz?
Bilgisayarı hırsızlığa karşı sigortalatmak istiyorum. Konut sigortası yaptırdığım firmaya sordum, sadece evden çalınırsa sigorta yapıyorlarmış, dışarıda çalınması durumunu sigortalamıyorlarmış.

Herhangi bir yerde çalınmaya karşı sigorta yaptırabileceğim bir firma biliyor musunuz?
www.tsb.org.tr

Madde-2 b bendini de poliçe teminatlarına ekleterek cihaza özel sigorta yaptırabilirsiniz. Cihazın marka/model/seri no’su poliçeye not düşülecek ve yalnızca o cihaza ait elektronik cihaz poliçesi düzenlenecek.

O zaman riziko adresi dışı da teminata dahil edilmiş olur.

Acente bana biraz bilgisiz gibi geldi. Uğraşmak istememiş de olabilir. Her şirket bu sigortayı yapabilir. Yeter ki ne istediğinizi net bir şekilde anlatın


tek yaprak havlu
(07.06.20)
(2)

Monitör Tavsiyesi

Selam, monitör bakıyorum ama bir türlü istediğim gibi bir şey bulamadım. Daha doğrusu buldum, ama TR'de satılmıyor bu, kargoyla uğraşmak istemiyorum, dolayısıyla benzer özelliklere sahip bir şey biliyorsanız diye size sormak istedim.Bulduğum monitör:https://www.amazon.com/LG-27UD88-W-LED-Lit-Monitor
Selam, monitör bakıyorum ama bir türlü istediğim gibi bir şey bulamadım. Daha doğrusu buldum, ama TR'de satılmıyor bu, kargoyla uğraşmak istemiyorum, dolayısıyla benzer özelliklere sahip bir şey biliyorsanız diye size sormak istedim.

Bulduğum monitör:
www.amazon.com

İstediğim özellikler:
- 4K
- 27" (biraz daha büyük olabilir)
- USB-C bağlantısı
- FreeSync (olsa güzel olur)

Teşekkürler.
Dediğiniz tüm filtreleri girince şu monitör çıkıyor.

www.hepsiburada.com

freesync olmasa da olur derseniz daha fazla seçenek var

www.epey.com

Edit: ben de epey'de arattım. hepsinin olduğu tek bir ürün çıkınca direk onun linkini verdim.


fezagezgini
(04.06.20)
USB-C'ye göre nasıl aratacağımı bulamamıştım hepsiburada'da. Teşekkürler.


(5)

Küf sorusu

Evde bir süredir yıkanmamış bir kaç kirli bardak buldum. Bardakların dibinde çay ve kahve olanlarının üstü küflenmiş, ama içinde su olanlar küflenmemiş. Kahve de çay da şekersiz içildi. 1 - Küfler nereden geldi? Çay veya kahveden geliyor olsa birinden birinde olurdu, ikisinde de olduğuna göre havada
Evde bir süredir yıkanmamış bir kaç kirli bardak buldum. Bardakların dibinde çay ve kahve olanlarının üstü küflenmiş, ama içinde su olanlar küflenmemiş. Kahve de çay da şekersiz içildi.

1 - Küfler nereden geldi? Çay veya kahveden geliyor olsa birinden birinde olurdu, ikisinde de olduğuna göre havadan geliyor.

2 - O küf/mantar havadan geliyorsa niye suda olmamış da çayda kahvede olmuş?
Havadan sudan vs. gelirler. Her yerde bir miktar var küf bakteri ama koloni olamadıkları için görünmüyorlar. Sırf su olan bi yerde çoğalamıyorlar. Üst sınır sanırım en ekstrem türler için %97ydi. Yani çok kuru ve çok sulu ortamlarda üreyemiyolar. Çay kahve falan olunca da su yüzdesi daha az kalmış oluyo minik bir farkla orda çoğalabiliyolar yani.


kedili bisiler
(10.05.20)
havadan geliyor

küfün yetişmesi için organik gıda lazım. çay posası ve şeker gibi.


orpheus
(10.05.20)
Sebebi besin. Suyun bir besleyiciliği yok onlar için. Çay falan organik maddelerden oluşuyor. Mesela küften önce içinde çokça tuz olsaydı küf barınamazdı. Tuz oranı yüksek yerlerde de yaşayamıyorlar.
Sporla üredikleri için hava yolu.


Unde bach canim
(10.05.20)
@Unde bach canim, küflü peynirde nasıl oluşuyor hocam onun da öncesinde tuz oranı yüksek değil mi?


marlonbranda
(11.05.20)
@marlon
Hayır değil. Yiyebileceğin tuz miktarı nasıl yüksek olsun?

Eskiden buzdolabı icat edilmediği dönemlerde etleri koruma yöntemlerinden biri de etleri tuza bulamaktır. Ya da turşuyu düşün.


Unde bach canim
(11.05.20)
(3)

Gümrükte takılı kalan ürün

22 Nisan'da Apple Türkiye'den bir sipariş verdim. Ürün 3 günde Çin'den çıktı, Kore'ye gitti, ABD'ye gitti, Almanya'ya gitti oradan da İstanbul'a geldi. 3 günde bu kadar yer gezen ürün, 2 haftadır İstanbul gümrükten çıkamıyor. Apple'ı aradım sordum, sizlik bişey yok, gümrüktekilerin keyfini bekliyoru
22 Nisan'da Apple Türkiye'den bir sipariş verdim. Ürün 3 günde Çin'den çıktı, Kore'ye gitti, ABD'ye gitti, Almanya'ya gitti oradan da İstanbul'a geldi. 3 günde bu kadar yer gezen ürün, 2 haftadır İstanbul gümrükten çıkamıyor. Apple'ı aradım sordum, sizlik bişey yok, gümrüktekilerin keyfini bekliyoruz dediler.

Sorum şu: bu normal bir süreç mi yoksa benim talihsizliğim mi? Her ürün mü böyle oluyor? Bu yavaşlığın bir izahı var mı? Yahu faturası belli, alıcısı belli satıcısı belli, vergisi boku püsürü her bir şeyi ödenmiş, bu kadar uzun süre beklemesinin ne anlamı var? Neyi bekliyoruz cidden?
bir şey bekliyorlardır. apple'ın gümrükçüsünün beceriksizliği ya da "kolaylaştırma" için ek bedel ödememe politikalarından kaynaklanabilir.

gümrükte 2 hafta çok normal büyük ithalatsa. mikro ithalat vs de gayet iyi çalışıyorlar ama o konuda severim kendilerini.


ozdek
(07.05.20)
16 nisanda aliexpressten sipariş verdim. çin'den 2 günde geldi. ama gümrük, kargo, dağıtım falan derken daha pazartesi yaşadığım şehre geldi. (hala elime ulaşamadı) benzer şeyleri yaşayan çok insan var. sebebini bilmiyorum. coğrafya kaderdir.


Çok basit örnek;
Çin'den 7 palet mal hava kargo yaptik ama bu 30 tane daha baska kargo ile konsolide edilmiş.
Bizim 7 palet havalimanina geldi ama digerleri gelmedi. Kargo firması da bütün kargolar bir araya gelmeden gumruklemeye baslayamacagini soyledi, resmen 10 gun falan diğer mallarin gelmesi beklendi.
Simdi bu cidden sanssizlik ama olabilecek bir sey (zamanindq tr'de calisirken acil mal vardi, geldi gelecek derken roro karaya oturmustu...)

Kisacasi her sey olabilir.


logisticsmanager
(07.05.20)
(4)

TV'yi ikinci monitör olarak kullanma

Elimde hiçbir işe yaramayan eşşek kadar bir tv var (bir ucundan bir ucuna 120 cm, kaç ekran onu bilmiyorum). Akıllı değil. Browser'ı uygulamaları filan var ama Android değil yani. Diyorum ki bunu bilgisayara bağlayıp ikinci monitör gibi kullanayım. Sorularım şunlar:1- TV'yi monitör olarak kullanırke
Elimde hiçbir işe yaramayan eşşek kadar bir tv var (bir ucundan bir ucuna 120 cm, kaç ekran onu bilmiyorum). Akıllı değil. Browser'ı uygulamaları filan var ama Android değil yani. Diyorum ki bunu bilgisayara bağlayıp ikinci monitör gibi kullanayım. Sorularım şunlar:

1- TV'yi monitör olarak kullanırken görüntü kalitesi sorun olur mu? TV 4k ama kaç dpi bilmiyorum. Genelde text dosyalarına bakıcam. Kör olur muyum?

2- TV'yi üstüne koyabileceğim büyüklükte bir masam yok, olsa da o kadar yakın olmak anlamsız, çünkü kafamı çok sağa sola çevirmem gerekecek bişey görmek için. Masanın arkasındaki duvara sabitlesem nasıl olur? Düz mü kullanayım dikey mi çevireyim? Başka bir opsiyon ne olabilir?

Böyle bir setup bilen, denk gelmiş, kullanan, düşünen, aktaracak tecrübesi olan herkese şimdiden teşekkürler.
hiç efektif değil ya. mouse küçük kalacak. simgeler tuşlar küçücük olacak. tvnin yenileme hızı da önemli.


jelly bear
(21.04.20)
ben olsam değerlendirirdim. eni 120 cm ise ürün büyük ihtimalle 55inc olacaktır. bi tık uzağınızda tutarsanız hiç de fena olmaz. "ikinci ekran" olarak kullanırsınız arada keyfine oraya bir şeyler yansıtırsınız. veya arka planda çalışan bir uygulamanız orada sürekli açık kalır. zarar gelmez bence...


Yazı okurken fena derecede rahatsız edebilir, medya için kullanırsınız ama on numara olur.


John Bloor
(22.04.20)
Ben test ettim.

Hiç tavsiye etmiyorum çünkü yazılar kocaman ekrana yayılıyor ve inanılmaz rahatsız edici oluyor. Bir de kafayı sağa sola çevirerek ekranda neyin nerde olduğunu arıyorsun.


va
(22.04.20)
(3)

Macbook Pro üzerinde Photoshop performansı

Selamlar. 15" 2015 model Macbook Pro var, ekran kartı Intel Iris Pro 1536 MB. 16 GB da RAM'i var aletin.Bu bilgisayar üzerinde photoshop, indesign, illustrator gibi adobe programların performansı nasıl olur, kullanılabilir mi, kaç yıl idare eder?Ayrıca 3D tasarım programlarını çalıştırır mı? (Konu h
Selamlar.

15" 2015 model Macbook Pro var, ekran kartı Intel Iris Pro 1536 MB. 16 GB da RAM'i var aletin.

Bu bilgisayar üzerinde photoshop, indesign, illustrator gibi adobe programların performansı nasıl olur, kullanılabilir mi, kaç yıl idare eder?

Ayrıca 3D tasarım programlarını çalıştırır mı? (Konu hakkında hiçbir fikrim yok.)

Eğer iş görüyorsa tasarımcı birine hediye edicem bilgisayarı, onun için soruyorum.
kullanılır gayet. ben 13 inç ekran kartsız modelde bile kullanıyorum photoshop


jelly bear
(21.04.20)
aynısı bende var 5 senedir kullanıyorum, çok kullanışlı ve güzel.

3d tasarım için ekran kartı gerekli olduğundan ben işlemci destekli render alıyorum

şöyle örnekleyebilirim. 45 dakika render süresi sürüyo ama aynısı ekran kartlı versiyonda 3 dakika sürüyor. aradaki fark temel olarak böyle.

ekran kartı gerektiren 3d programları , after effects içindeki ekran kartına gerek duyan üçüncü parti pluginler dışında, photoshop , illustratorde performansı muhteşem 200er 200er açıyorum raw dosyaları.

3d olarak c4d kullanıyorum ben.


jelly bear +1

2014 13 inç intel iris'li makinede ps 2019 kullanıyorum.


himmet dayi
(21.04.20)
(13)

Türkçede sesi olan bazı harfler niye yok? Niye eklenmiyor?

Nazal n var biliyorsunuz, ñ harfi. Angaralı kelimesini düşünün.Aynı şekilde aslında iki tane k var, k ve q. Kebap ve kara derken çıkan seslere bakın. Ağız yapısı bile tamamen farklı. Çok emin olmamakla beraber sanırım birden fazla h sesi de var.Bu seslerin harf olarak karşılıkları niye alfabede yok?
Nazal n var biliyorsunuz, ñ harfi. Angaralı kelimesini düşünün.

Aynı şekilde aslında iki tane k var, k ve q. Kebap ve kara derken çıkan seslere bakın. Ağız yapısı bile tamamen farklı.

Çok emin olmamakla beraber sanırım birden fazla h sesi de var.

Bu seslerin harf olarak karşılıkları niye alfabede yok? Niye eklenmiyor?
Standart şivenin İstanbul şivesi kabul edilmesi ve bu şivede bu seslerin bulunmaması sebebiyle 1928 öncesi Osmanlı alfabesinde bu seslerin harf karşılıkları (kaf ve kef) bulunmalarına rağmen Latin harfli Türk alfabesinde yer almamıştır.


le jeune turc
(15.04.20)
@le jeune turc, ñ tamam ama k harfi için değişen bir şey olmuyor. İstanbul şivesinde de aynı sorun mevcut?


oyle her ses icin yeni harf eklenecek diye bir kural yok. Isin icinden cikamayiz. Bizim gibi toplumlarda okuma yazma orani daha da duser, millet alfabeyi bile ogrenemez. Imamoglu ile konusan Gumushaneli teyze daha okuma yazma bilmiyordu ama pabuc gibi dili vardi, 2019un Turkiyesi, Avrupanin gobegi Istanbuldan bahsediyoruz:) Atiyorum Ingilizcede gold derken o'yu ou diye okur adamlar gould gibi. Bizim gibi duz o okumaz. Ama pot derken duz o okurlar pot derler, pout diye okunmaz ordaki duz, bildigimiz o dur. Bunun gibi bir suru ses var, her ses icin harf uretmeye gerek yok bence.


freedonia
(15.04.20)
kebap ve kara derken seslerin değişmesin kendisinden sonra gelen harf değiştiği için olabilir mi? böyle düşünürsen panzer ve pense'yi ele al 2 tane p oluyor?


donisse
(15.04.20)
İstanbul Türkçesindeki kalın k’ler aslında o kadar kalın değil. Arapçadaki, Kazakçadaki kadar geriden telaffuz edilmiyor. Kar ve kâr farkını da şapka diye bilinen düzeltme işareti gösteriyor.


le jeune turc
(15.04.20)
Söylediğin olay v harfinde de var. Mavi ile davul kelimelerindeki v sesine dikkat edersen seslerden birinin v diğerinin w olduğunu görürsün.

Ancak Amerikan filmlerinde, özellikle isimlerin telaffuzunda sıklıkla tanık olduğumuz, 'Nasıl yazılıyor? Heceler misin?' sorularına biz hiçbir zaman tanık olmuyoruz ülkemizde.

Bu sadelikle bu mükemmelliği yakalayıp bizi 'bir gecede cahilleştirenler'den ve 'dedemizin mezar taşını okuyamaz hale getirenler'den Allah razı olsun.


Mirket
(15.04.20)
Her sese karsilik verebilen bir alfabe sistemi var, IPA, ama linguistler disinda kullanani yok. Gunluk kullanimda pratik degil bu kadar nüansin gosterilmesi.

Her dilde durum bizdekine yakin.

Acik e, kapali e de gosterilmiyor standart alfabemizde.

Cevap asla Latin alfabesi kullanmamizla alakali degil. Arap alfabesinin kullaniminda evet daha fazla harf kullanimi vardi, ancak daha fazla ya da farkli bir ses kullanimi yoktu! Osmanli Türkcesi ve Türkiye Türkcesi arasinda bildigim kadariyla farkli ses kullanimi yok!

Ses ayri, harf ayri bir sey.

Düzeltme: Imla.


buf-e kür
(15.04.20)
konunun uzmanı değilim, tam da bugün laf aramızda programının tüm videolarını izledim. belki bu biraz yardımcı olur
www.youtube.com


MtKrt
(15.04.20)
@donisse sonraki harf zaten baştaki sessiz harf farklı olduğu için değişiyor olabilir mi? P de K'deki gibi bir değişiklik de olmuyor sanırım.

@mirket tam onunla ilgili değil sanırım. çünkü orada mesela c harfini hem k hem s sesini göstermek için kullanıyorlar, aynı bizim yaptığımız gibi, yani asıl sorun farklı sesleri aynı harflerle göstermeye çalışmak. ek olarak başka şeyler olabilir tabi bilmiyorum.

@MtKrt güzel kaynakmış hocam.


buf-e kür güzel özetlemiş.


panzer ve pense'deki p sesleri arasında bir farklılık yok. p sesi sadece dudakların kapanmasıyla biriken basıncın dışarı salınmasıyla oluşturulan bir ses, kendinden önce veya sonra gelen seslerle çok fazla bir etkileşimi yok. olsa olsa p yerine b dersiniz, en azından türkçe için.

türkçede bildiğim kadarıyla nazal n (n seslerinin tamamı nazaldır bu arada, sizin burada bahsettiğiniz n'ye velar -artdamaksıl- n deniyor) herhangi bir anlam farklılığına sebep olmuyor.

ama hava olayı olan kar ve yapılan işin olumlu geridönüşü olan kar arasında anlam farkı var. ama bunun örnekleri de o kadar kısıtlı ki (hatta kar dışında başka örnek gelmiyor aklıma) alfabeye tek bir kelime için ekstra bir harf eklemenin faydası olmaz.

k için dediklerim h için de geçerli.


reavelyn
(15.04.20)
bu söylediğiniz sembollerden oluşan alfabeden ziyade fonoloji ile ilgili, örneğin ingilizcede de -i- sesi biri uzun olan i:, diğeri kısa olan ı diye gösterilir ama alfabede tek bir sembolle ifade edilir.

alfabetik sembolleri alt dalları olabilen simgeler dizesi olarak düşünebiliriz.


siyah gece
(15.04.20)
@buf e kür

Osmanlı Türkçesi dediğiniz 450 yıllık bir dönem. Geriye gittikçe damak n’sinin ve kapalı e’nin sesletilmediğini düşünmek gerçekçi değil. Ne yazık ki yazdığımı anlamadan ses ve harf farkını vurgulamışsınız. Osmanlı’ya Karahanlılara kadar götürebileceğimiiz bir harf sistemi miras kaldı. Bu harf sisteminde kaf harfi de art damak ünsüzü olarak çok büyük ihtimalle bugünkü Kıpçak lehçelerindeki gibi sertçe telaffuz ediliyordu. Yani kaf hem sembol hem ses olarak da mevcuttu.


le jeune turc
(15.04.20)
@le jeune turc, hayir ses ve harf farkini vurgulamadim, son cumlede soyledim, size cevap degildi zaten. Karistirilan bir konu genel olarak.

Türkiye Türkcesi dedim, Istanbul Türkcesi degil. Anadolu´da hem safi kelime avlarinda, hem de fonetik calismalarda ortaya cikiyor ki, hala farkli ses kullanimlari var standart dilde yaygin olmayan. Nurettin Demir hocanin cok calismalari vardir bu konuda.

Osmanli Türkcesi´nde kapali e sesi kullanilmadi gibi komik bir iddiam yok? Kapali e zaten bircok yorede hala kullaniliyor. Nazal n, alfabe karsiligi olmasa da Türkiye Türkcesi´nde hala yeri olan bir ses olarak gosteriliyor, oyle ogretiliyor üniversitelerde. Demek ki standart agiz disinda kullanimi var.


Kef kullanimi elbette ozel bir konu, uc noktali kefin kullaniminin azaltmasindan da anliyoruz ki, yine Osmanli´da da pratiklige gidilmis, okuyucu zaten bilmis o harf g sesi icin mi k sesi icin mi yazilmis, neyi simgeliyor. Her sese harf verilmemesi durumunun zaten Osmanli dönemi alfabesinde ornegi bol.

Gozumden kacmis, "Istanbul agzinda kaf ve kef ayrimi yoktu, o nedenle yer almadi." fikrine katilmiyorum, plutongezegendegilmi´nin sorusundaki ornek, kʰaɾa ve k̟ʰebapʰ, IPA karsiliklariyla gosteriyor ki, standart dilde hala farkli k sesleri kullaniliyor ama gosterilmiyor.


buf-e kür
(15.04.20)
(1)

Kariyer tavsiyesi

Yazılımcıyım. Yaklaşık 4 yıl civarı bir tecrübem var. Web dev yapıyorum.Sorun şu ki şu an İsviçre çakısı gibiyim. Her işten anlıyorum (backend, frontend, devops vs) ama hiçbirinde çok iyiyim diyemem. Bu bazı durumlarda fayda sağlıyor. Örneğin şu an çalıştığım startup'da insan sayısı az olduğu için e
Yazılımcıyım. Yaklaşık 4 yıl civarı bir tecrübem var. Web dev yapıyorum.

Sorun şu ki şu an İsviçre çakısı gibiyim. Her işten anlıyorum (backend, frontend, devops vs) ama hiçbirinde çok iyiyim diyemem.

Bu bazı durumlarda fayda sağlıyor. Örneğin şu an çalıştığım startup'da insan sayısı az olduğu için epey işe yarıyorum. Hızlıca bir bugfix ya da feature geliştirmek gerektiğinde halledip çıkıyorum falan, bunlar güzel. Ama karmaşık bir task'la karşılaşınca o kadar hızlı olamıyorum, çünkü işte açıp bakmam, nasıl çalıştığını falan anlamam gerekiyor. Hem yorucu, hem de bu yavaşlık biraz canımı sıkıyor.

Bu konuda yazılımcı arkadaşların bir tavsiyesi olur mu? Şu an için kendimi sadece belirli dillerle (veya framework/teknolojilerle) sınırlayıp, başka dillerde çalışmamayı düşünüyorum. Böylece dikkatim daha fazla alana dağılmış olmaz. Ama bu mantıklı mı? Başka bir çözüm olabilir mi? Kesinlikle tek bir alana yoğunlaşmam gerekir mi? Bunlar kafaya takılacak mevzular mı?

Senior full-stack developer bir yalan mı :) Değilse yapan nasıl yapıyor?
birbirimize benziyoruz biraz, tek fark ben işten ayrılıp yeni iş arayışına girdim ve gördüğüm kadarıyla full stack pek arayan yok ama tamamen çalışmak istediğin firmalarla ilgili bir şey aslında.

herhangi bir ajans veya startup tarzı küçük firmalarda çalışırım diyorsan her türlü iş bulursun gibi.

Ama eli yüzü düzgün 50'den fazla çalışanı olan şirketler departmanları çok net bir şekilde ayırmışlar. haliyle böyle bir firmaya geçerken backend mi frontend mi yoksa mobil departmanında mı çalışacaksın onu belirlemen gerekecek.

iş görüşmelerinde de fullstack olmanı pek sallamıyorlar, aradıkları pozisyon için neler yaptın ona bakıyorlar.


aziz dostum jack
(27.03.20)
(3)

Bişey yaptım ama çalışıyo mu bu?

Şimdi arkadaşlar ben bi site yaptım. Herhangi bir fotoğraf yüklüyorsunuz, yüklediğiniz fotoğraftaki kişiye en çok benzeyen pornocuyu size dönüyor. Sadece yüz benzerliği mevcut şu aşamada. Kayıtlı 1200 kişinin yalnızca 60 kadarı erkek.Ama tabi ne kadar iyi çalışıyor bilemiyorum. Ben biraz denedim, yü
Şimdi arkadaşlar ben bi site yaptım. Herhangi bir fotoğraf yüklüyorsunuz, yüklediğiniz fotoğraftaki kişiye en çok benzeyen pornocuyu size dönüyor. Sadece yüz benzerliği mevcut şu aşamada. Kayıtlı 1200 kişinin yalnızca 60 kadarı erkek.

Ama tabi ne kadar iyi çalışıyor bilemiyorum. Ben biraz denedim, yüz olarak sanki benziyorlar gibi. Ama emin olamadığımdan size sorayım dedim.

Düzgün sonuç alabilmek için yüzün net karşıdan göründüğü ve en az 400x400 çözünürlüğe sahip fotoğraflar yüklemek gerekiyor..

Sonuç olarak en benzeyen elemanın fotoğrafı, bir de varsa pornhub linkini dönüyor. Dönen fotoğrafların çoğu nsfw değil, ama 3500~ fotoğraftan gözümden kaçan bişeyler olmuş olabilir. O yüzden use at your own risk.

Yüklenen fotoğrafları kaydetmiyorum.

198.211.122.111

Nasıl çalıştığı ve fikirle ilgili tavsiyelerinize, geri bildirimlerinize açığım.
müge boz'u: i.milliyet.com.tr
nadia ali'ye benzetti: 198.211.122.111

makine öğrenmesiyle çalışıyorsa daha epey öğrenmesi gerekiyor sanırım :)


sfgsdfg. Evet makine öğrenmesi. Dataset'im çok iyi değil. Ama bu olayı aletin üzerine daha çok data atarak çözebileceğimden de emin değilim.


kullanıcılara 1'den fazla sonuç gösterip en benzeyenini seçmelerini ya da hiç benzeyen yoksa bu şekilde feedback vermelerini isteyebilir, bunları da data setine ekleyebilirsin. 1 dk ya. machine learning bu değil miydi zaten asdkmaldmlad (konunun uzmanı değilim, eğleniyorum)

ama bu durumda yüklenen fotoğrafları kaydetmeniz gerekiyor, falan filan.


(8)

TR'de sibergüvenlik kanunları

Bi tane şirketin sitesini kurcalıyordum, bi güvenlik açığı buldum sanırım. Test etmek istiyorum ama başım belaya girmesin de istiyorum. Bunu deneyip, açığı bir yere yazmadan şirkete bildirirsem suç işlemiş olmuyorum değil mi?
Bi tane şirketin sitesini kurcalıyordum, bi güvenlik açığı buldum sanırım. Test etmek istiyorum ama başım belaya girmesin de istiyorum. Bunu deneyip, açığı bir yere yazmadan şirkete bildirirsem suç işlemiş olmuyorum değil mi?
Denemeden haberdar etsen olmaz mı?


Erva
(20.03.20)
@Erva olabilir tabi. Ama açığın varlığından emin olamıyorum o durumda.


bu kadar korkma.


O zaman onların nezninde durumu gösterip açıklaman ya da email ile haber vemen daha iyi olur. Misal olarak şimdi komşunun kapısı açık kalmış ve ta içeri odalarına kadar girip diyorsun ki: ya komşu kapın açık kalmış haber vermeye geldim.
Oysa daha kapının ağzından seslenmen gerekirdi.

Kısacası riske girme.


Erva
(20.03.20)
vpn kullanmayı düşündün mü?


ozdek
(20.03.20)
@ozdek tr dışından erişim kapalı. En azından onu akıl etmişler.

Ben düz mail atayım artık kontrol edip etmemeleri onların sorunu napim.


Aylar olmuş ama yazıyım. Denedim, açık varmış, şirkete mail attım, "ya biliyoz da kapatamadık, vaktimiz olmadı" dediler. Dava filan açılmadı. Bounty de vermediler ama :(

İşin garibi de baya büyük bi şirketin uygulaması. TR altyapısı kimlerin elinde allahım sabır ver.


Ben zamanında bir hizmet sağlayıcında açık ile çok uyguna bir hizmet almıştım sonra da mail atmıştım böyle böyle diye, teşekkür etmişlerdi, hizmeti süre bitimine kadar kullanabileceğimi iletmişlerdi, kendilerine yarattığım bir maliyet olmadığı için ve direkt sızma gibi olmayıp bugdan yararlandığım için korkmadım.


(4)

iphone 11 vs iphone 11 pro

Babama telefon alıcam. Emekli öğretmen kendisi, şu an iphone 5s kullanıyor. Eskidi malum, değiştirelim diyoruz.Başlıktaki iki model arasında ciddi bi fark var mı? Fiyat olarak 3 bin lira civarı bir fark var da, işe yarayan bir şey mi vereyim mi emin olamadım. Ne diyorsunuz?
Babama telefon alıcam. Emekli öğretmen kendisi, şu an iphone 5s kullanıyor. Eskidi malum, değiştirelim diyoruz.

Başlıktaki iki model arasında ciddi bi fark var mı? Fiyat olarak 3 bin lira civarı bir fark var da, işe yarayan bir şey mi vereyim mi emin olamadım. Ne diyorsunuz?
Sakın verme gerek yok, 11 çok yeterli babanın hissedeceği hiçbir fark yok.


garavel
(22.02.20)
gerek yok.


anarsika
(22.02.20)
11 kullanıyorum bana bile fazla geliyor. Ekran boyutu yeterli, müthiş hızlı. Anadolu’dan ferrari’ye geçmiş hissedecek.


comedian
(22.02.20)
Çok uzak yerler çeken bir kamerası daha var
Çözünürlüğü daha iyi
1 tık daha hızlı

Kesinlikle değmez.


(2)

Bu nasıl bi iş fikri?

Pratik olsun diye kod yazıyorum. Mesela şu an bi yemeksepeti klonu yazdım, biraz emekle production ready hale gelir. Milyonlarca kullanıcı kaldırmaz ama sağda solda bir sürü yemeksepeti klonu görüyorum, öyle bir girişim başlatmak isteyen birinin başlangıçta işini görür yani.Şimdi ben bu kodu alıp aç
Pratik olsun diye kod yazıyorum. Mesela şu an bi yemeksepeti klonu yazdım, biraz emekle production ready hale gelir. Milyonlarca kullanıcı kaldırmaz ama sağda solda bir sürü yemeksepeti klonu görüyorum, öyle bir girişim başlatmak isteyen birinin başlangıçta işini görür yani.

Şimdi ben bu kodu alıp açık kaynak yapsam, sadece sunucuya yükleme/kullanıma hazır hale getirme işleri için bir miktar para istesem mantıklı bir hareket olur mu? Veya diyelim biri bunu kullanmaya karar verdi ama ek özellik istiyor, onlar için para alsam ama base versiyonu için para almasam nasıl olur?

Siz böyle bir iş yapacak olsanız, hazır kodu alıp bana ek özellikler için para ödemeyi mi tercih ederdiniz, yoksa yazılımcı bulup sıfırdan mı yazdırmak isterdiniz?
bu şekilde hizmet veren firmalar var. aynen senin plandan, ek özellikle değil de kapasiteye göre aylık planları oluyor ve açık kaynak kodlu da değil. yemeksepeti klonu gibi değil de, restoranlara kendi online sipariş portalı olacak şekilde yaparsın. kendi sunucuların üzerinden anahtar teslim hizmet verirsin, sonuçta yemekçi ne anlar o işlerden. sadece onlara özel belki arayüz yapacaksın, onlar da sisteme girip yemek ekleyecek, fiyat ekleyecek, kampanya yapacak, siparişleri görecek, yorumları görecek falan...

eğer bunu gerçekten kullanışlı yaparsan, yeni açılan bir yemekçi gidip de sıfırdan yazdırmaz, senden aylık abonelik alır, hem de eğer dükkanı kapatacak olursa o yatırımı boşa gitmez...


malheiros
(18.02.20)
Codecanyona at


kveldulv
(18.02.20)
(2)

1 haftadır geçmeyen karın ağrısı

Göbek deliğinin 10 cm kadar sağında bir haftadır geçmeyen hafif bir ağrı var. Hafif dediğim şöyle, normalde yürürken otururken bir şey yok ama oturup kalkarken, öksürürken falan orta şiddette acıyor. Üstüne bastırınca da acıyor.Apandisit mi diye baktım ama diğer belirtilerin hiçbiri (ateş, mide bula
Göbek deliğinin 10 cm kadar sağında bir haftadır geçmeyen hafif bir ağrı var. Hafif dediğim şöyle, normalde yürürken otururken bir şey yok ama oturup kalkarken, öksürürken falan orta şiddette acıyor. Üstüne bastırınca da acıyor.

Apandisit mi diye baktım ama diğer belirtilerin hiçbiri (ateş, mide bulantısı, ishal vs) yok.

Acile gitmek istemiyorum o yüzden pazartesi gidicem doktora da hangi bölüm bakar buna bi fikriniz var mı?
dahiliye bakar hocam, gerek görürse gastroenteroloji sevk eder, devlet hastanelerinde direk gastroenteroloji randevusu alınmıyor. özelde alırlar ama.

Acile de gidip aslında kontrol ettirebilirsin hızlıca yine de sen bilirsin, saygılar


glore
(09.02.20)
Ülsermiş. Tuz, kızartma, bira, kahve ve gazlı içecekleri kestim, bi de ilaç kullandım. 1 ayda falan toparladı.


(1)

Derici

Selam. Ankara'da kendi elime uygun bir deri eldiven yaptırabileceğim bir yer biliyor musunuz? Ellerimin şekli biraz değişik, hazır aldığım eldivenler elime tam oturmuyor, güzel bir eldiven istiyorum.
Selam.

Ankara'da kendi elime uygun bir deri eldiven yaptırabileceğim bir yer biliyor musunuz? Ellerimin şekli biraz değişik, hazır aldığım eldivenler elime tam oturmuyor, güzel bir eldiven istiyorum.
Ankara'da çalışan bir halk oyunları öğretmeni bulun. Deri çalışan kostümcü tavsiye etsin. Siz de google'da kostümcü diye aratabilirsiniz.


iddaaci
(02.02.20)
(1)

Ev hissesine konut kredisi?

Babadan kalma bir ev var, 4 kardeşin her biri 1/4 hisseye sahip. Kardeşlerden biri benim.Öteki kardeşlerden birinin payını satın almak için bankadan konut kredisi çekmek mümkün mü? Ev köyde ve yaklaşık değeri 1 milyon tl. Arsa ikiye bölünebiliyor.
Babadan kalma bir ev var, 4 kardeşin her biri 1/4 hisseye sahip. Kardeşlerden biri benim.

Öteki kardeşlerden birinin payını satın almak için bankadan konut kredisi çekmek mümkün mü?

Ev köyde ve yaklaşık değeri 1 milyon tl. Arsa ikiye bölünebiliyor.
Hisseli mülklerde konut kredisi olamıyor hatırladığım kadarıyla, fakat diğer hissedarların onayı alınarak ipotek konulup ihtiyaç ya da rotatif kredi kullanabilirsiniz.


John Bloor
(13.01.20)
(12)

İş ziyareti için hediye

İş için Avrupa'daki bir şirkete ziyarete gideceğim (mülakat vs. değil, toplantı falan). Elemanlarla internet üzerinden konuştuk, sempatik insanlar, sevdim, giderken ufak bir hediye götüreyim diyorum ama ne götürsem? 10 kişilik bir ofise gideceğim, lokum benim de aklıma geldi evet, ama başka ne olabi
İş için Avrupa'daki bir şirkete ziyarete gideceğim (mülakat vs. değil, toplantı falan). Elemanlarla internet üzerinden konuştuk, sempatik insanlar, sevdim, giderken ufak bir hediye götüreyim diyorum ama ne götürsem? 10 kişilik bir ofise gideceğim, lokum benim de aklıma geldi evet, ama başka ne olabilir?
lokum seviliyor baya. güllü lokuma bayılıyor misal ingilizler. narlı lokum da güzel seçenek. çifte kavrulmuş güllü ve narlı lokum diyorum.


ozdek
(08.01.20)
adam başı hediye iyi fikir olmaz. belki biri daha katılır. eksik olmasın. o sebeple, yiyecek en makulü.
ben genelde daha önce yemedikleri yiyecekleri götürmeye çalışıyorum. Istanbul'da vefa'daki leblebiciden, üzüm pestili miydi ondan, renkli şekerli leblebilerden, eğer bayatlamayacaksa meşhur hamur işlerinden. seviliyor.

elbette ofise bir hediye de alınabilir. dekoratif bir mevlana heykelciği gibi şeyler ilgilerini çekebiliyor ama ben daha modern tasarımları tercih ediyorum genelde.


lovemyself
(08.01.20)
baklava gider oraya, düşünülebilir.


piremses
(09.01.20)
teneke kutuda orjinal kestane şekeri.
kafkas.com


kuru baklava
öğle yemeğinden sonra enerjiyi toplamak için kahveyle beraber patlat
benim fiks hareketim, hep işe yaradı hem de çok beğenildi


superb
(09.01.20)
iyi bir lokum al. çok seviyorlar.


lokum, kayısı, baklava. Kişi başı hediye almak istersen güzel porselen çini tarzı bir şey yada masaları için kart tutucular var kıskaçlı. Yeldeğirmenli, arabalı...vb olanlardan alabilirsin.


karisik gida sepeti hazirlayabilirsiniz. icinde baklava, kesatne sekeri, helva, badem, kahve, hashasli, simit falan tatli tuzlu karisik.

ya da sadece 15tane simit ve karper ve cay.


jimicik
(09.01.20)
Lokum ama kavrulmus, fistikli falan. Yapis yapis olan her yere pudra sekeri yayan asiri sekerli (yani yemesi turkler icin bile iskence) bir sey goturme.

Kuru incir de olur. Incir her yer yerde yetisen bir sey degil ve dolayisiyla egoztik meyve kategorisinde. Kayisi da olur yaninda.

Simit, kestane sekeri vs gibi turkiye'de duygusal sebeplerden prim yapan, aslinda bir ozelligi olmayan seyler goturme. Zaten simit tarzi ekmegimsi seylerin krali var orada.

Turk kahvesi de goturme, nasil yapilacagini icilecegini bilmeyen yabanciya cok gereksiz.


hot potato
(09.01.20)
en güzeli lokum abi, lokumdan şaşma, büyük paketi ortaya salarsın herkes üşüşür. ben geçen sene şu kuru cennet elmaları varya ondan götürmüştüm. incir, fındık fıstık karışımı da olabilir.


yonge and bloor
(09.01.20)
herkes tatlı sevmiyor, ben olsam lokum yanında bir türk kahvesi-cezve-fincan seti de götürürdüm.


Bruce
(09.01.20)
Envai çeşit lokum götürdüm, baya kapış kapış gitti. Bu kadar seveceklerini tahmin etmiyordum. Kestane şekeri de götürdüm ama o sönük kaldı lokumun yanında.


(3)

Çok sıkıcı bir insan oldum

Eskiden böyle değildim, çalışmaya başladıktan sonra oldu.Önceden oturup alakasız konular üzerine saatlerce konuşabiliyordum. Şimdi arkadaşlarla bi araya gelince tüm muhabbetimiz iş güç. Hayır kitap okuyorum, film izliyorum falan ama bir araya gelince %90 iş hakkında konuşuyoruz. Sadece ben değil çev
Eskiden böyle değildim, çalışmaya başladıktan sonra oldu.

Önceden oturup alakasız konular üzerine saatlerce konuşabiliyordum. Şimdi arkadaşlarla bi araya gelince tüm muhabbetimiz iş güç. Hayır kitap okuyorum, film izliyorum falan ama bir araya gelince %90 iş hakkında konuşuyoruz. Sadece ben değil çevrem de böyle. Konuşmaktan da dinlemekten de gına geldi.

1 - Niye böyle oluyor? Sizde de benzer bir durum var mı?
2 - Nasıl çözeriz bu durumu?
1) Hayir
2) Bu durum calisanlarin isi hayatin merkezine koymalarindan, insanlarin kendi kiymetlerini isteki pozisyon ve basarilari ile olcmelerinden kaynaklaniyor olabilir. Mutlaka cozulmesi gereken bir durum. Zombiye donersiniz. Aman yapmayin. O bir is ve siz patrona para kazandiran adamlarsiniz. Isin hakkini verin, ama bu gercegi hic unutmayin. Abartmayin..


ebabil curnatasi
(02.12.19)
belki de sen sıkıcı olmadın, etrafındakilerden sıkıldın.

1-Aşağı yukarı aynı işleri yapıyorsanız, hayatlarınız benzerse, öğrencilik-iş hayatı arasındaki süreci beraber yaşadıysanız ve konuşacak tek şey şimdiki zamansa ondan olabilir. bende aynı meslekte olduğum arkadaşlarımın çoğunun sohbetinden keyif almamak şeklinde bir durum var evet. diğerlerinde olmuyor.
2- Kendine farklı ilgi alanları katarak belki ama karşındakiler sabitse yine çözülmez. O yüzden yeni insanlarla tanışarak bence. ya da sıkılınca muhabbeti değiştirerek.


aquarium
(02.12.19)
1- İnsanlar vaktin büyük çoğunluğunu işte geçirdiğinden ve iş ile ilgili de sürekli bir takım sıkıntılar yaşadığından bunları genelde içlerinde biriktirip paylaşacağı kişileri falan arıyorlar. Bulunca da direkt yardırıyorlar. Çalışmaya yeni başlandıysa normal bence çünkü yeni yeni o ortamlara giriyor kişiler.

Bende pek olmuyor arada bir iki lafı geçer sonra da direkt boş muhabbetlere gireriz.

2- O ortamlara alışıldıkça sıklığı azalır. Azalmıyorsa da direkt "Ne bayık muhabbetiniz var olm ya sıkılmadınız mı lan sürekli bunları konuşmaktan? Yeter" diye rest çekip başka konu aç.


(5)

Ankara'da çalışmalık mekan önerisi

- İçinde bangır bangır müzik çalınmayan- uğultulu olmayan, - tercihen kahvesi güzel, günde 5-6 saat oturup çalışabileceğim mekan önerileriniz var mıdır?
- İçinde bangır bangır müzik çalınmayan
- uğultulu olmayan,
- tercihen kahvesi güzel,

günde 5-6 saat oturup çalışabileceğim mekan önerileriniz var mıdır?
hoşdere arabica tam olarak böyle bir yer. içerisi hep boş.


theseachange
(28.11.19)
uyanık kütüphane
tayfa kitap cafe


kablelvuku
(28.11.19)
Kakule kahve, olgunlar


atakule starbaks da herkesin gittiği saatler dışında sakin oluyor. çalışan çok görüyorum.


9kuyruklukedi
(28.11.19)
liman böyle bir yerdi ama herkes keşfetti herhalde, yer kapmak gerekiyor. üst katı çalışma alanı.


(4)

Ticaretten anlamamak

Yazılımcıyım, elimden de baya bir iş geliyor, şu an bi iş kursam teknik kısmını çok güzel yürütürüm.Gelgelelim ticari zeka sıfır. Daha önce bi ürün yaptım böyle, teknik olarak da baya gurur duyduğum bi işti ama doğru düzgün satamadım. Meğerse kimsenin öyle bir ürüne ihtiyacı yokmuş.İş, güç, ortam ge
Yazılımcıyım, elimden de baya bir iş geliyor, şu an bi iş kursam teknik kısmını çok güzel yürütürüm.

Gelgelelim ticari zeka sıfır. Daha önce bi ürün yaptım böyle, teknik olarak da baya gurur duyduğum bi işti ama doğru düzgün satamadım. Meğerse kimsenin öyle bir ürüne ihtiyacı yokmuş.

İş, güç, ortam gereği bu işlerden anlayan bir tanıdığım da yok.

Nasıl öğreneyim bu işleri? Sıkıldım başkası için çalışmaktan.
İngilizce biliyor musunuz? Biliyorsanız business school'larda okutulan kitaplardan başlayabilirsiniz. Coursera udemy gibi sitelerden ve hatta youtube dan video izleyerek bu konulara hakim olabilirsiniz.

Türkçe de pek fazla olmamakla birlikte oldukça fazla kaynak bulunabilir aynı şekilde.

Anahtar kelimeler: Business Management, Entrepreneurship, Cost Management, Risk Management, Stragegic Management, Marketing.

Asıl noktayı kavradıktan sonra kendinizi ihtiyaçlarınıza göre geliştirirsiniz.

En azından market research, business model vs. nedir öğrenmeden ürün yapmak boşa bir uğraş. Sizin aklınıza gelen fikir mutlaka birilerinin aklına gelmiştir. Sizin yazdığınız kodun çok daha iyisi belki de liseli bir Hintli tarafından yazılmıştır.

Önemli olan bir "değer" yaratmak ve bunu tüketiciye ulaştırmak.

Satamadığınız şeyi de merak ettim. DM'ler misiniz? :)


influx
(15.11.19)
Mobilim ekleyemedim, ayrıca başarısızlıklardan ders çıkarmak da yol gösterici olur.

www.failory.com

Örneğin buradan girişimler neden başarısız olmuş diye okuyup o mayınlara basmamaya çalışmak da faydalı olur.


influx
(15.11.19)
@influx İngilizce biliyorum evet. Teşekkür ederim. DM atıyorum.


Aramanız gereken temel konu başlıkları şunlar (aşağıdakilerden bazıları iç içe geçmiş vaziyette)

İş Planı Hazırlama
Fizilibilite Raporu
Temel Girişimcilik
Pazar Araştırması
İşletme Bilimine Giriş


rosencruz
(15.11.19)
(4)

Poker Face

Etraftan aldığım feedback'lere göre aşırı poker face bir insanmışım. Yeni tanıştığım insanlar 3-4 ay sonra "ya sen çok ciddi duruyordun, başta senden çok çekinmiştik" falan diyorlar. Halbuki karakter olarak ciddi bi insan bile sayılmam yani, işim gücüm goygoy.Sinirlenince, kızınca falan da anlamıyor
Etraftan aldığım feedback'lere göre aşırı poker face bir insanmışım. Yeni tanıştığım insanlar 3-4 ay sonra "ya sen çok ciddi duruyordun, başta senden çok çekinmiştik" falan diyorlar. Halbuki karakter olarak ciddi bi insan bile sayılmam yani, işim gücüm goygoy.

Sinirlenince, kızınca falan da anlamıyorlar. O yüzden bi "çok sakin birisin" feedback'i alıyorum ama değilim de aslında.

Bunun bi çözümü var mıdır? Ayna karşısına geçip pratik mi yapayım ne yapayım?

Not: Güzel yönleri de var aslında, toplantıları trolleyebiliyorum rahat rahat, ya da karşımdakiyle taşak geçiyorum ama anlamıyor falan. Ama artık 10 yıllık arkadaşım bile "abi sen ne zaman ciddisin ne zaman goygoy yapıyorsun anlamıyorum" dediğinde üzüldüm biraz. Kendi yüzümü görmüyorum ki dışarıdan ne bileyim.
bana da on yıllık arkadasım espri yaptıgını anlamıyorum diyor. düzeltme boşver böyle iyi.


Kendini kasıyor, ortama göre şekil alıyorsun gibi geldi. Biraz alkol aldıktan sonra nasıl oluyorsan o halini save et. Gerçek sen o'sun.


heidi'nin dedesi
(14.11.19)
bu anlattıklarınız mizaç ile ilgili. değişmesi de çok zor. neden değişmek istiyorsunuz? hiç gerek yok yahu.


calucifer
(14.11.19)
Valla 10 yıllık arkadaşın seni hala çözemediyse o da onun ayıbı bence. 10 yıl bu dile kolay. Diğer olay için de illa bişey yapacaksan espri yapınca sırıt, sinirlenince de kaşları çat.


(5)

Tarımla uğraşan duyurucular

Marmara bölgesinde bir bahçem var, meyve yetiştiriyorum. Aynı tarladan her sene 20-30 ton arası ürün alırken bu sene 15 ton ürün alabildim. Bakım / ilaçlama / gübre / sulama vs. hepsi geçen senelerle aynı. Niye böyle bir şey olmuş olabilir? (Bu sene havalar çok sıcaktı, az yağış oldu vs gibi). Benze
Marmara bölgesinde bir bahçem var, meyve yetiştiriyorum. Aynı tarladan her sene 20-30 ton arası ürün alırken bu sene 15 ton ürün alabildim. Bakım / ilaçlama / gübre / sulama vs. hepsi geçen senelerle aynı. Niye böyle bir şey olmuş olabilir? (Bu sene havalar çok sıcaktı, az yağış oldu vs gibi). Benzer bir durum yaşayan var mı?
uçaklardan yapılan chemtrails ile özellikle son yıllarda aluminyumun bi türevini atıyolarmış, toprak bu şekilde verimsizleşiyormuş.

aynı şekilde yarı yarıya ürün kaybettim diyen insanlar çoktu. yüzyılın şifreleri isimli programın bir bölümünde denk gelmiştim youtube dan hangi bölüm olduğunu üşenmezsen bulabilirsin.


yani bu zaman zaman olan bir şey.
bizde de durumlar aynı. bi sene atıyorum kıvırcak ve elma çok oluyor bir sene hiç olmuyor. mesela bu sene bizde hiç ayva olmadı. bereket ki hurma çok var. bu değişebiliyor.
buna ilaveten toprak her sene aynı ürün ile daha da zayıflar. zaten bunun için gübre kullanılıyor. şöyle de bir durum var. budama şekli o yılki hava sıcaklığı dibindeki başka bir ağacın tozlaşması vs birçok etmen var. eğer geçiminiz buradansa. ziraate uğrayıp uzmana sorun derim. farklı gübre çeşitleri farklı ilaçlar farklı budama şekilleri farklı aşılar farklı ıslah yolları sunuyorlar. ama bu yaşadığınız şey doğada sık sık karşılasılan bir durum. onu bilin. mesela mandalina da çok yok.geçen sene de portakal yoktu.


turbo sadık
(06.11.19)
dediğim gibi bu yer yer değişebiliyor. bizim karşı köyde mesela eskiden hiç mandalina olmazdı. mandalina yemeye bizim köye gelirdiler. karşı köyü görüyorum nasıl oluyor bilmiyorum. ama o köyde yetişmiyordu. fark gösterebilir. bu arada bahsettiiğiniz yer ile aramızda 800 km fark var :) üründe de bu fark mümkün.

mesela bi 10 sene önce tırtır benzeri bi daha önce bizden kimsenin görmediği bi böcek ortaya çıktı kırmızımsı. öldürünce de pis kokuyordu hafifte sert bi tırtıl çiyan gibi. ama her tarafı sarmıştı. ama her yerde duvarlar bahçeler vs. tavuk da yemiyordu bunu. 3-5 yıl sonra böyle ufak tüylü minik kelebek gibi bir şey çıktı ortaya. ilk zamanlarında pire gibi zıplayan sonra minik kahverengi kelebek olan. bizim oralarda ilk defa göründü yine. çardakta terasta falan oturamaz olduk. illallah ettik. şimdi o da gitti. başka bir böcek geldi.
yani böyle şeyler yaşıyoruz. dediğim gibi geçim buradan sağlanıyorsa. uzmana gitmenizi öneririm. mesela o kelebekler fasulyeleri yiyordu. fasulye yiyemedik o sene.


turbo sadık
(06.11.19)
@turbo sadık, hocam daha önce hep %10-20 civarında oynamalar oluyordu, normal diyip geçiyordum. İlk kez böyle %40'a yakın bir azalma oldu. Tüm bahçede tek tip ağaç var. Geçimim bundan değil, hobi gibi bir şey ama resmen para kazanamadım bu sene, sadece bu işle uğraşanlara allah sabır versin.

Edit: bahçede hiç böcek görmedim. Emin değilim ama geçen senelere göre daha çok sivrisinek var gibi geldi, aklıma gelen tek fark o.


hangi meyve oldugunu bilmeden soylemek zor ama genel olarak kis meyvelerinde bir verimsizlik var kuzeyde bu yil. karadeniz'de ticari olarak olmasa da gorunuse gore cok az mandalina olacak gecen senelere kiyasla.

gubre zamanla topragi verimsizlestirebiliyor. agaclarda herhangi bir sorun gozukmezken verimde dusmeler oluyor. ama kanaatim sezonluk bir degisim. eger agaclarda herhangi bir sorun yoksa gubreyi degistirebilirsiniz.


tanaka
(06.11.19)
(10)

AGİ'nin üstüne yatan şirket

Şimdi zamanında bi şirkette çalışıyordum, büyük kurumsal bi yer, net bi ücrette anlaştık (X diyelim), ay sonunda bankaya X + AGİ yatıyordu.Sonra başka bir şirkete geçtim, küçük bi patron şirketi, bi Y ücretinde anlaştık (net yine), ama bu sefer ay sonunda bankaya direkt Y yatmaya başladı. Bu AGİ'nin
Şimdi zamanında bi şirkette çalışıyordum, büyük kurumsal bi yer, net bi ücrette anlaştık (X diyelim), ay sonunda bankaya X + AGİ yatıyordu.

Sonra başka bir şirkete geçtim, küçük bi patron şirketi, bi Y ücretinde anlaştık (net yine), ama bu sefer ay sonunda bankaya direkt Y yatmaya başladı.

Bu AGİ'nin belli bi şartı mı var? Yoksa ikinci şirket direkt üstüne mi yatmış? Şirketten ayrıldım şu an, kendim için sormuyorum da orada çalışan biri AGİ'sini istese "biz senle Y'ye anlaştık kardeşim, karıştırma AGİ'yi falan" mı derler, ne olur?
tamamen şirket politikası. üstüne yatma durumu yok.


ayaklibalik
(05.11.19)
1000 lira diyelim maaşa o maaşın 190 lirasını devlet veriyor AGİ dedikleri olay o, vergi iadesi. Yani şirketin cebinden 890 lira çıkmış oluyor, devletin verdiği parayı sana ödemiş oluyor. Kısaca anlaştığınız maaştan 190 lira eksik yatırıyor.


aynabugusu
(05.11.19)
Kaç liraya anlaştıysanız, üzerine agi vermek zorunda. Aginin sizin maaşınız ile ilgisi yok, devletin işverene 'sizden dolayı' tanıdığı bir vergi avantajı o sadece. Size ödenmek zorunda.

Çakallık yapmasın. Şikayet edin.

Bunun istisnası, inisiyatifi falan da yok. Sözleşmede anlaştığınız ücret bellidir. Açıkça şunu yazacak; 3000 net (veya kaçsa brüt) + agi. Bu yazılanı ödeyecek. Bunu yazmıyorsa sözleşme, agiyi üzerine ödeyecek.

İşçinin 190 lirasına bile göt atıyorlar. Sömürtmeyin emeğinizi şu çakal çukala.


lisw
(05.11.19)
Bu arada plüton gezegen. Dışlayıp durmayın şu plütonu.


lisw
(05.11.19)
Patron şirketleri böyle olur Türkiyeye yeni mi taşındın? Kaça anlaştıysan o parayı alırsın. Kurumsalda işler farklı.


Tears of Devil
(06.11.19)
hocam çalıştığın şirket vergiden muaf serbest bölge, teknopark gibi bir yerde ise yani vergi muafiyeti varsa devlet zaten agi vermiyor. Dolayısı ile işveren de sana ödemiyor diye biliyorum. Ben agi'yi sadece vergili çalıştığım gün üzerinden alıyorum o da 3-5 ayda bir 100-150 tl oluyor. Senin şirket durumu da bu olabilir.

Ama çakal firmaların bazıları sanki onu da maaşmış gibi sana ödüyorlar. Ben olsam şikayet ederim sürünsün.


@kraldan cok kralci: iki şirket de teknoparktaydı. Yani birinci ödeyen de orada, ikinci ödemeyen de.

Şikayet edecek olsak nereye edebiliyoruz?


Asgari ücret üzerinden alan bir kişi için patronlar bu agiyi ödemiş gibi gösterebiliyor. Net maaş burada asıl faktör, patron sen evlensen de cocugun da olsa aynı maaşı veririm diyor, agi değişkenleri, ve bu elden gidiyor.


liberal
(06.11.19)
teknoparkdaysa şikayet edemezsiniz, bir gelir vergisi vermediğiniz için agi kazancınız olmuyor.

ilk şirket cebinden vermiş, ikinci şirket normal olanı yapmış.

(arge personeli olduğunuzu varsayıyorum)


benaslinda
(06.11.19)
piyasada kurumsal olmayan şirketlerin çok büyük çoğunluğunda böyle oluyor zaten. siz ilk işe girerken X lira maaşa anlaştıysanız agi onun içine dahildir. agiyi almışsınızdır zaten yani. cebe atma durumu yok yani. kısıtlı sayıdaki şirkette de maaş+agi verirler ama dediğim gibi nadir düzgün şirketlerde olur bu. en güzeli işe girerken bu mevzuları konuşmak.


genc irisi
(06.11.19)
(1)

Antalya Kaleiçi pansiyon önerisi

Kasımda gidip 1 haftalığına kalmalık, kaleiçinde pansiyon öneriniz varsa alırım. Denize girmeyeceğim, gündüz çalışıyorum, daha çok akşamları çıkıp takılmalık bir yer arıyorum. Çok pahalı olmaması mühim.
Kasımda gidip 1 haftalığına kalmalık, kaleiçinde pansiyon öneriniz varsa alırım. Denize girmeyeceğim, gündüz çalışıyorum, daha çok akşamları çıkıp takılmalık bir yer arıyorum. Çok pahalı olmaması mühim.
la paloma'yı tavsiye ederim. geçen sene çok sık kaldım. sahipleri çok iyidir. otelin genel dokusu da harika... eskiden konakmış gezersin avlusunu falan.


Tears of Devil
(23.10.19)
(2)

Tatil planlarınızı nasıl yapıyorsunuz?

Özellikle nereye gideceğinize nasıl karar veriyorsunuz? Ben veremiyorum bir türlü. Etrafımdaki insanlardan duyuyorum işte şuraya gittik böyle iyiydi falan ama onun için güzel olan şey benim için olmayabilir. Sonra uçak biletiydi, oteliydi, gezecek yeriydi falan karar vermek çok yorucu geliyor.Turlar
Özellikle nereye gideceğinize nasıl karar veriyorsunuz?

Ben veremiyorum bir türlü. Etrafımdaki insanlardan duyuyorum işte şuraya gittik böyle iyiydi falan ama onun için güzel olan şey benim için olmayabilir. Sonra uçak biletiydi, oteliydi, gezecek yeriydi falan karar vermek çok yorucu geliyor.

Turlara mı katılayım? Hatta daha iyisi bir tura gidip, hacı benim bu kadar param var, bununla neresi oluyorsa götür beni buralardan mı diyeyim ne yapayım?

Tatilden beklentim farklı yerler görmek, yeni tecrübeler falan. Sahile gidip yatmaktan çok hoşlanmıyorum genelde.
mutlaka en mükemmel destinasyona gitmenize gerek yok. her yerde her zevke hitap eden şeyler var aramasını bilirseniz. ben lviv'de yalnız müze, opera, kilise odaklı bir gezi yaptım herkes gece hayatı kadınlar için gidiyorken, sorsanız herkes "görecek iki üç bina var işte" gibi bir şey diyordu.

karar vermek yorucu veriyorsa... su içmeye nasıl karar veriyorsunuz? yorucu bir şey yok.

turlara bulaşmayın.


inekadam
(28.09.19)
Şimdi bu duyuruyu görünce fark ettim de 2019'un başından beri 5 kez yurt dışı, 4-5 kez de yurt içi tatil yapmışım. Hiçbirini de turla falan ayarlamadım. Antalya'da adı kongre ama benim için gerçekte tatil olan şey hariç hepsinde otelleri kendim ayarladım. Uçakları da 2 tanesi hariç hep kendim aldım. Mesela Pegasus'ta kampanya vardı yurt dışı biletler için yılbaşı zamanı. Mart ayı için bilet aldım hazır Paris'i hiç görmemişken uyguna bilet var diye. Sonra vize beklediğimden uzun süreli olunca da değerlendirebileceğim her fırsatı değerlendirdim.

Deniz tatili için de çok fazla seçenek var mesela Ege ve Akdeniz'de ama ben en son lisede Bodrum'a gidip çok beğenmiştim. Bir kez daha gitmek istedim ve sadece cumadan pazara gidip denize girip geldik. Aynı şekilde sadece cumadan pazara Kaş'a da gittik. Gitmişken Göcek tarafında da mükemmel koylara gittik.

Bence biraz bu işten zevk almakla ve fırsat yaratmakla gayet güzel tatiller yapılabiliyor. Ben özellikle vizem varsa sürekli blog okuyup uçak bileti bakarak her türlü seçeneği incelemeye ve değerlendirmeye çalışıyorum yurt dışı için.

Hayatımda bir kez 2 gün için gittiğimiz Sakız Adası'nda birkaç saatlik köy turuna katıldım. Ondan da çok pişman oldum. Aşırı gereksiz bir şeymiş birkaç saatliği bile bu turların. Bir de gidip günlerce koca bir toplulukla falan gezmek, turun ayarladığı saçma sapan yerlerde yemeğe götürülmek falan dünyanın en gereksiz işlerinden biri bence.


ms brownstone
(28.09.19)
(4)

Birine aptal demek suç mu? Cezası nedir?

Sosyal medya kullanırken (bıraktım şimdi) aşırı sinirleniyordum aptal aptal postları (S*rkan İ*ci gibilerini) görünce. Bi de sinirleniyorsun, yapacak bişey yok, daha kötü. Sonra aklıma bu siniri kanalize edebileceğim bir fikir geldi. Bi tane websitesi düşünün, aptal olduğunu düşündüğünüz postları ss
Sosyal medya kullanırken (bıraktım şimdi) aşırı sinirleniyordum aptal aptal postları (S*rkan İ*ci gibilerini) görünce. Bi de sinirleniyorsun, yapacak bişey yok, daha kötü.

Sonra aklıma bu siniri kanalize edebileceğim bir fikir geldi. Bi tane websitesi düşünün, aptal olduğunu düşündüğünüz postları ss'leyip siteye atıyorsunuz. Müze gibi. Dijital aptallık müzesi. Millet kullansın diye bi derdim de yok, küratörü olacaktım, "internetin göt deliği" sloganıyla, isteyen girsin okusun.

Sonradan sosyal medya kullanmamak gibi bi yola girip fikirden vazgeçtim ama "yapsaydım nolurdu lan" düşüncesi aklımda kaldı. Aldırırlar mıydı evden? Bana suç olabilirmiş gibi gelmiyor, sonuçta insanlar aptal yani, bunu söylemek niye suç olsun ki? Ama emin değilim, o yüzden bir bilene danışayım dedim.
aldırırlardı. hatta açılacak hakaret davası sayısından bir daha gün yüzü göremeyebilirdin (bu ülkede hakaret suçu kadar detaylı başka suç tanımı yok!)


rusd
(27.09.19)
Çoğu kişi takma adla gezinirken tam olarak "kişiyi suçlama" durumuna girilir mi bilemiyorum ama böyle bi site olsaydı müdavimi olup her 1 saatte 5-10 tane post atardım herhalde :D


superfluid
(27.09.19)
projeniz başka bir fikri anımsattı. (bkz: kokuyorsun.com) yüzüne karşı söyleyemediğiniz ya da tepkisinden çekineceğiniz zevceniz, aileniz, ahbaplarınız, yalnızca selam verdiğiniz çevreniz ve ağız dolusu sövdüğünüz patronunuzu bu şekilde uyarabiliyorsunuz. güzel yanı da kimliğinizi gizliyorsunuz.

böyle mecra oluşturacaksanız "dijital aptallık müzesi" postları yükleyecek kişileri anonim yapın ve siteye giriş yapmadan postlara erişimi kısıtlayın. ola ki aptal olan taraf içeriği kaldırmak istiyor bununla alakalı iletişim sayfası kurarsınız.


kurmalifare
(27.09.19)
opsec üzerine ne kadar düşündüğünle alakalı. gidip her şeyi yerli firmadan havale ile falan alırsan yargıya gittiğinde iş bulunman 15 dk falan sürer.


denek hayatım
(27.09.19)
(9)

Developer Stream

Udemy'deki falan kurslar iyi güzel de, genelde syntax anlatıyorlar, bu da bana pek anlamlı gelmiyor. Çünkü syntax bilmek gerekli ama tek başına çok bir işe yaramaz, başka şeyler de lazım.Onun yerine şimdi ben bir canlı yayın açıp, twitter / instagram klonu falan yazsam. Bu arada hem syntax anlatıp,
Udemy'deki falan kurslar iyi güzel de, genelde syntax anlatıyorlar, bu da bana pek anlamlı gelmiyor. Çünkü syntax bilmek gerekli ama tek başına çok bir işe yaramaz, başka şeyler de lazım.

Onun yerine şimdi ben bir canlı yayın açıp, twitter / instagram klonu falan yazsam. Bu arada hem syntax anlatıp, hem de "program nasıl yazılmalı" üzerine konuşsam. Best practice'lerden bahsetsem. Sorusu olan olursa onları cevaplasam.

Nasıl olur? İzler misiniz yoksa çok mu sıkıcı gelir?
Valla açıkçası ben izlemem ancak millet oldukça meraklı oldu programlamaya o yüzden tutabilir.

Haa ilk başlarda pek izleyen olmaz o ayrı.


ikisi farkli kitleye hitap ediyor. koddan hic anlamayan biri icin udemy daha iyi. ama biraz temeli olan insanlarda senin sundugun sey daha faydali.


mayeskuel
(21.09.19)
Advanced react/node/mongo olursa ben zevkle izlerim.


IncredibleMau
(21.09.19)
sıkıcı olup olmaması senin hitabetine bağlı. onun dışında hedef izleyiciyi iyi belirlemen gerek. syntax anlatmak beginner iken program nasıl yazılmalı birazadvanced kalıyor. Bana sorarsan yeteri kadar tecübeyi kendinde görüyorsan advanced düzeyde bir şeyler yapman daha iyi olur. ortalık hello world ile kaynıyor. Ben selman kahya ve adem ilter'in yayınlarını seviyorum.


cassey
(21.09.19)
selman kahya yapıyor benzer tarzda söylediğin bir şeyi. bayağı community'si oluştu. bence iş yapar.


ayin yazari
(21.09.19)
@cassey başlangıç noktam oydu zaten, ortalığın "hello world" kaynaması. Yani orası işin en kolay kısmı, milyon tane kurs var. Biraz daha zor bir şey için hiçbir şey yok.

Advanced düzeyinde olsa olsa Vue ve Python anlatabilirim. Ama demek istediğim, x teknolojisinden ziyade programı nasıl tasarlayacağını bilmeyen, kendisine spesifik bir issue verilmeden iş yapamayan, ya da işte genel olarak "problem çözemeyen" bir sürü programcı tanıdım çalışırken. Bunun üzerine gitmek istiyorum. Bunun için de "hackerrank'ten pratik yapın" demekten ziyade, kod yazarken nasıl düşündüğümü yansıtabileceğim bir şey daha iyi olurdu diye düşündüm.

Selman Kahya'nın oyun programlama videoları tam bu şekildeymiş. Sağolun bahsettiğiniz için.


Çok güzel fikir, bir ara George hotz da bu tarz bir stream yapıyordu ondan görmüştüm ben de. Ancak türkçe yaparsan izleyecek insan sayısı inanılmaz düşük olacak, dolayısıyla uğraşmana pek değeceğine inanmıyorum. Türkçe kaynak oluşturmaya harcanan çaba tam manasıyla çöpe gidiyor desem yeridir.


roket adam
(21.09.19)
kendi adıma düz syntax anlatan online kurs ve kitapları pek tercih etmiyorum. direkt basitten zora bir uygulama geliştire geliştire anlatan, yazılan her kod blogunun neden orada olduğunu net bir şekilde aktaran kurslar bende daha çok verimli oluyor. başlar başlamaz sağlam bir uygulama yazmak yerine minik minik projelerle başlayıp, o projelerde kullanılan teknikleri kullanan daha zorlu projelerle ilerlenirse ben direkt gözüm kapalı kayıt olurum o kursa. :) Stream yayın daha güzel olurdu.


n3tw0rk3r
(21.09.19)
programlamaya udemy kurslarıyla başlayan biri olarak tam ihtiyacım olan şey. ben izlerim kesin.


bcdhms
(21.09.19)
(17)

İlişkilerdeki red-flag'leriniz neler?

"Ya bu belki çözülür, dur bi bakalım" dediğiniz değil de, gördüğünüz anda kaçasınızın geldiği davranışlar neler?Mesela ben her şeyi bilen ve bildiğinden hiç şüphe duymayan insanlara dayanamıyorum. Baya baya zeki olduğu halde "belki hatalıyımdır, yanlış düşünüyorumdur" payı bırakan insanları ekstrada
"Ya bu belki çözülür, dur bi bakalım" dediğiniz değil de, gördüğünüz anda kaçasınızın geldiği davranışlar neler?

Mesela ben her şeyi bilen ve bildiğinden hiç şüphe duymayan insanlara dayanamıyorum. Baya baya zeki olduğu halde "belki hatalıyımdır, yanlış düşünüyorumdur" payı bırakan insanları ekstradan çok seviyorum.

Herhangi bir hatasında özür dilemek yerine bahane üreten, savunmaya geçen insanlara dayanamıyorum.

Bi de şakalarıma gülmeyenler üzüyor beni ama o konudan tam emin değilim, belki şakalarım hakkaten kötüdür :'(
küçük dağları ben yarattım havasında olanlar.


candide
(10.09.19)
bağlaç olan de'nin birleşik yazılmasına bile tahammül edebilirim ama,

meblağ > mevla
asgari > askeri
kontenjan > kontejyan
falan/filan > felan

diyen biriyle çay dahi içmem. nefret ediyorum. hele ki "falan felan feşmekan" diyen insanlarla aynı ortamda bulunmamaya gayret ediyorum.

onun dışında eski sevgilisine sallayanları sevmem. demek ki ilişkisine saygısı yok, boş ilişki yaşıyor, hiç "hayatımızı paylaştık" falan demiyor, sövmekte sakınca görmüyor.

bunun dışında işi yarış haline getirenleri hiç sevmem. atıyorum ben yazmadığım sürece yazmıyorsa falan ı ıh, uğraşamam öyle hesaplarla.


der meister
(10.09.19)
erkek şöyle olacak böyle olacak diyen, sürekli bir iş karıştırma/entrika peşinde olan ve denetlenmeyi+kısıtlanmayı bekleyen +kıskanılmanın sevgi olduğunu sanan, ayakları üzerinde duramayan kadınlar çok soğutuyor.

kadınlar için de;
twitter.com

+ tespih kullanan kim varsa :D


MtKrt
(10.09.19)
Pucca vb. kitaplar okuyan (ki bu tipler ekseriyetle "kitap okuduğu" için kendini zeki falan sanıyor), burçlara inanan, fal baktıran kadınlarla ilişkiyi falan bırak normal sohbet bile edemiyorum.


Burnu bir karış havada iki muhabbet edince bana yazıyor triplerine giren abaza muamelesi yapan kadınlardan nefret ediyorum. Böyle olunca da selam da vermez oluyor insan bi sure sonra


Topalordek
(10.09.19)
Süreki içip, bununla övünmesi
Eski sevgililerinden bahsedip durması
Bakımsızlık
Kibir

End sub


piranase
(10.09.19)
burç fal olayına ciddi ciddi inanması, eğlence amaçlı anlarım ama iş ciddiyete bindiğinde, önemli kararları buradaki yorumlara göre aldığında düşük profil imajı çizer, zeka seviyesini sorgulatır, kendimle aynı seviyede görmem bu kişiyi. sevgili bile olabilirim ama eğlencesine, kısa süreliğine. beni karşısına alıp konuştuğunda, memeleriyle yapacaklarımı düşünür, başımı emme basma tulumba gibi sallar, evet haklısın canım, merkür retrosu seni bu sıralar zorluyor, aslında çok sakin ve aklı başında kararlar verirsin, hıhım, şu işi seçme bu işi seç, çünkü falcı demişti zaten sana aylar öncesinde, derim.


Jesus Christ
(11.09.19)
alkolle övünmesi ve modernliğini buna dayandırması
öfke konusu ve erkek olmayı bununla kanıtlamaya çalışması
kadın dediğn şööle olacak, erkek dediğin böyle olacak kafaları..

-de'leri -da'ları birleşik yazabilir "ya da"yı ayırmadan yazabilir, bunlara takılmıyorum


füt
(11.09.19)
Çok gözle görülür şeyler olmuyor bende deal-breaker'lar. Toplantı saatinin gelmesini beklerken boş zamanım var :) Uzun uzun yazıcam ama aslında belki her biri bir kelime ile özetlenebilir. İlişki anlamında şunlardan uzak duruyorum:

- Beni 30 küsur yaşında, tipi kötü olmayan, kariyeri iyi, dolayısıyla tam evlenilecek adam gibi gören, ama aslında bir nedenle çok da heyecanlanmayan kadınları hemen algılayıp ilişki olasılığını kafamdan siliyorum. Bir kadınla onu "en" heyecanlandıran adam olduğumu hissetmezsem ilişki istemiyorum. Hem tutkulu hem de şefkatli sevgi seviyorum. İlk etapta sevgiyi ölçmek kolay olmadığından heyecana bakıyorum. Sonrasında sevginin sıcaklığını da hissetmek gerekiyor tabi. Bu en önemli konu.

- Geçmişinde atlatamadığı çok tutkulu aşkı, unutamadığı sorunlu ilişkisi (uyuşturucu, alkol, dayak yaşatan) problemli aile ve en önemlisi baba ilişkisi olmuş kadınlar istemiyorum, ortamdan uzaklaşıyorum.

- İlgi delisi kadınlardan uzak duruyorum. Bundan kastım, benim ilgimi çok istemesi değil, hatta bundan hoşlanıyorum bile. Kastım her zaman etrafından, sosyal medyadan vs. ilgi talebi içinde olacak olan kadınlar. Arada bir mutlu anını sosyal medyada paylaşıp ailesinden etrafından 70-80 like alan insanları kastetmiyorum. Kastettiğim, profili çoğu zaman açık olan, bir şirkette aşırı sosyal olmayan bir meslek sahibi olmamasına rağmen bin tane takipçisi olan her gün en az 3-5 tane benle ilgilenin lütfen story'si paylaşan tipler.

- Bana karşı hevesi olmadığını, hevesi olsa bile bunu gösterme konusunda benim tavırlarıma göre konumlandırma yaptığını hissettiğim kadınlar. Özellikle daha yeni tanışmışken hissettiği gibi davranmak yerine, bu adam şöyle yaptı o zaman mesaja geç cevap vereyim gibi tavırlar hissettiğim zaman yok oluyorum.

- Genel olarak arkadaşları ailesi çevresi tarafından saygı görmeyen ve aslında kendine saygısı olmayan kadınları çok çekici bulmuyorum. Hayatta mutluluğa dair doğru-yanlış ama maddi olmayan bir formülü olan ve bunu uygulamaya çalışan kadınlara saygı duyuyorum.

- Hayatın müşterek olduğunun, kadınların insan olduğunun farkındayım. Bu nedenle kadınlara yüklenen yüklerin neredeyse %95'ine ben de karşıyım. Fakat kadın, işin sadece bu tarafına odaklanıyorsa, erkeklerin de bazı yüklerle donandığının farkında değilse, özellikle sahiplenilme, kıskanılma, ev işinde ortak olma gibi konuları çok ortaya döküp, takıntılarını belli ediyorsa ilişki olayına girmiyorum. Mesela ev dışı konular, şoförlük, tamirat ve koruma kollama konularında erkeğin üzerindeki yüklerin farkındaysa, kafaya vurmadan beraberce yemek yapıp bulasık yıkayabiliyorsak, öyle oturmak yerine evin genel halinin nasıl güzel olabileceği konusunda kafa yoruyor ve heves gösteriyorsa, ne bileyim eve gelen temizlikçi kadına neyi nasıl temizlemesi gerektiği konusunda benden daha cabbarsa hoşuma gidiyor. Açıkçası güncel tanımı ile feminist olmayan ya da feminizmini
beni görünce camdan atan kadınlar hoşuma gidiyor. O yumuşaklığı ve değişim eğilimini görmezsem iş arkadaşım gibi bakıyorum.

- Karşılıklı kendini yok etmeden ödün vermek güzel bir şey. Karşımda senin için bazı seylerden vazgeçerim diyen kadını olduğu gibi değiştirmeden muhafaza etmek istiyorum. İnatçı ve değişime kapalı kadınsa çok itici geliyor. Hatalarını yüzüne çarpıp kaçıyorum.


twelfth
(11.09.19)
Tipki herkes gibi, temiz olmayan insani görünce kosarak uzaklasiyorum.

Bir arkadasim spor ayakkabisini corapsiz giyerek kronik mantar olan ve buna cözüm bile aramayan bir cocugu hayatindan cikartmisti.
Hala güleriz.


chitosan
(11.09.19)
ilgisizlik, dengesizliğe varan derecede tutarsızlık, yalancılık, egoizm, sens of hümır yokluğu gibi gibi..


zgrydn
(11.09.19)
Flört döneminde kıza erkeklerde itici bulduğu özellikleri sorarım, eğer "cimrilik" ön sıralardaysa kızın yiyici olduğunu anlarım.


rldofiui
(11.09.19)
Belki de karşı taraf gerçekten işin uzmanıdır ve her şeyi biliyordur ve hata yapmıyordur ? Olamaz mı ?


küfre yatkınlık+şiddete meyil


9kuyruklukedi
(11.09.19)
red flag'lardan pek hoşlanmam genelde, çünkü yeterince yaşamış olan herkes bilir ki, zamanı geldiğinde hayat bu flag'ları insana beton bir zemin üzerinde diz çöktürerek yedirir. tek dileğim, aynı hatayı ikinci kez yapacak kadar sıkıcı bir hayatım olmasın.


night train
(11.09.19)
bir kesimi aşağı görenlerden hoşlanmıyorum, sinirleniyorum geriliyorum. Hangi kesim kısmında ise belirli bir grup yok ama en zoruma giden kağıt toplayan vb. zor/pis işleri yapan insanları aşağı gören yada ayıranlar.


selam
(13.09.19)
eski sevgiliyle konuşma, instagramdan fotoğraflarını sil, neden x'in fotoğrafını beğendin, o kızla neden konuştun vb.


inekadam
(17.09.19)
(8)

Nolacak bu programlamanın hali?

10+ küsür yıldır kod yazıyorum, başladığımda böyle değildi, sonradan aşırı mala bağladı gibi geliyor bana.Şu an bir şirkette çalışıyorum, 30+ microservis, elastic search, mongo, sqlite, frontend için 2 farklı framework, en az 500 tane kütüphane, typescript, pug, sass, docker, kubernetes.... o kadar
10+ küsür yıldır kod yazıyorum, başladığımda böyle değildi, sonradan aşırı mala bağladı gibi geliyor bana.

Şu an bir şirkette çalışıyorum, 30+ microservis, elastic search, mongo, sqlite, frontend için 2 farklı framework, en az 500 tane kütüphane, typescript, pug, sass, docker, kubernetes.... o kadar çok ve farklı teknoloji kullanıyoruz ki, çoğunun arkaplanda nasıl çalıştığından haberim bile yok, dökümantasyonu okuyup basacak kadar vaktim oluyor. dandik bir feature eklemek için 1 hafta uğraşıyorum, sonunda en basit iş bile o kadar komplike oluyor ki, kesin bug çıkıyor, benden sonra bakanın anlamak için uğraşması gerekiyor falan filan.

Tüm uygulamanın aynısını eski yöntem Python + herhangi bir templating dili ile iki ayda çıkarım ben normalde, ama niye bu kadar zahmete giriyoruz anlamıyorum. Log takibi için awk ile 10 saniyede işimi hallederdim, şimdi bi web arayüzü var, 20 mb css/js yüklensin de süslü püslü butonların arasından logları bulayım diye ter döküyorum.

Noldu da bu hale geldik? Mevcut durumun göremediğim ne faydası var? Web uygulaması aq bi yerden veri çekip html basıyorsun en fazla, bunun için bu kadar uğraşılır mı?
Verimsiz beyinlerin "ben yaptim yeni oldu" hareketinin sonucu. Kodlama verimlidir, verimli olmasi icin ortak programlama dili olusturulmalidir seklinde 2006 larda aktif sekilde atilim yapiyordu avrupalilar. Bizde kodlama kelimesi 2-3 senedir dillerde. Cok normal bunu yasamaniz.


baldan kaymak
(16.07.19)
açıkçası sektöre yeni giren her teknolojik eleman işleri daha basitleştireyim derken her yeni parçada karmaşıklaştırmasında sebep bence.

bu iş nasıl düzelir, kodları da yapay zekalara yazdırırlarsa o zaman insanın sadece metin şeklinde ne yapılması gerektiğini yazması yeterli olur, o zaman bu hengame insan işinden çıkar.


ayni sekilde dusunuyorum. once isleri otomatik yapalim diye dusunduler bircok teknoloji cikardilar. sonra bu teknolojiler her seye uyumlu olsun dediler ve bunlara bircok konfigurasyon eklediler. artik programlama dili ile uygulama yazmak yerine bu konfigurasyonlari yonetmek, ogrenmek, gerektiginde de bunlar icinde bug aramak durumunda kaliyoruz. konfigurasyon dosyasina bir satir eklemek icin bir suru dokumantasyon okumak gerekiyor, ustune bir de arka tarafta bircok olay gerceklesiyor bizim hic haberimiz yok.

onun icin bunun sonunda onumuze cikacak akim KISS yani "keep it simple, stupid" olacaktir en.wikipedia.org Minimalist araclar ve kodlar, sadece tek bir is yapan cok fazla konfigurasyon barindirmayan paketler, kullandigim programlama dilinin gucu ve kontrolun bizde oldugu hissini ariyorum cogu zaman. Ozellikle bircok corba olmus paketlerin icinde bir problemin nedenini aradigim zamanlar.


emrahday
(16.07.19)
ben halen vb6'da yazıyorum.
ilk versiyonu 1987'de (32 sene önce).
web uygulaması yapmıyorum tabiki.
görüntü analizi, veritabanı, robotik kontrol işlerinde gayet başarılı ve basit.
türkiyede 5, yurtdışında 4 fabrikası olan bir holdingin kalite takip sisteminide vb6'da yazmaya devam ediyorum.
teknik açıdan hiçbir sıkıntısınıda hissetmiyorum.


iş artık kompleksleşiyor, kaynak oldukça önceden vakit ayrılmayan işlere bile çok fazla vakit ayrılıyor. bundan 10- 15 sene once UI/UX için harcanan efor büyük şirketler hariç sıfıra yakınsarken artık çok ufak yazılım evleri bile bunu önemser hale geldi.

işin çığırından çıkan ise biraz teknolojinin gazına gelme kısmı. adamlar max 10 kullanıcılı, 2-3 kişiyle geliştirilen inhouse projeyi microservice ile geliştirmek istiyor, işte o zaman anlamsız oluyor.

iş yüzbinlerde kullanıcı concurrent olsun, hızlı deploy yapabileyim vb. ihtiyaçlar varsa microservice doğru tercih oluyor.

16 byte'da yazılmış paint kodunu da ekliyeyim şuraya da işin nereden nereye geldiği ile ilgili referans olsun :)

www.sizecoding.org


alembic
(17.07.19)
+1 alembic,

musterilerin talepleri ve rekabet daha komplike urunler gerektiriyor. bunun icin de bir cok tool, framework.

zaten arkaplanda ne yaptigini anlamaniza da gerek yok, api yi tam kavrarsaniz.

django kullanacaksiniz diyelim, onun da arkaplanda ne yaptigini bilmeyeceksiniz; kendi yazdiginiz backend django dan daha az buga sahip olabilir mi?


cay sigara
(17.07.19)
@alembic bir keresinde 25 milyon kullanıcısı olan bir projede çalışmıştım, o büyüklükte normal evet çünkü tek sunucuda o yükü kaldıramıyorsun. Ama en fazla 5k kullanıcısı olan proje de onu kullanıyor, o acayip geliyor bana. Böyle modayı takip etcem diye saçma sapan kıyafetler giyen insanlar gibiyiz şu aralar.


@plutongezegendegilmi ihtiyacı olmayan yerlerde kullanımının iki nedeni var gördüğüm.

1- ürünü pazarlama
2- developer'ın yeni teknolojiler ile çalışarak piyasada daha çok tercih edilme ihtiyacı

çoğu teknoloji, framework'u kullanmanın negatif etkisi bulunmuyor ama iş microsevices e geldiğinde getirdiği karmaşıklık inanılmaz olabiliyor.

martin fowler'ın bir yazısı var bunula ilgili.. adam kısaca "you must be this tall to use microservices" diyor. @emrahday'in dediği gibi KISS gibi akımlar var bunun tersini savunan ama Türkiye'de kime anlatabilirsin :)

martinfowler.com


alembic
(17.07.19)
(3)

Macbook air

Şu an elimde 650 liralık bi laptop var, bilgisayar mühendisiyim, acı çekiyorum. Yeni bişeyler almam lazım.Yapacağım iş atla deve değil, js falan, web dev işte. En fazla 2-3 ide açık oluyor aynı anda, belki ucundan docker'a bulaşırım ama en fazla o.Böyle bir durum için macbook air iş görür mü? Yeni p
Şu an elimde 650 liralık bi laptop var, bilgisayar mühendisiyim, acı çekiyorum. Yeni bişeyler almam lazım.

Yapacağım iş atla deve değil, js falan, web dev işte. En fazla 2-3 ide açık oluyor aynı anda, belki ucundan docker'a bulaşırım ama en fazla o.

Böyle bir durum için macbook air iş görür mü? Yeni pro'ları hiç beğenmiyorum, iş görmez derseniz temelli ubuntuya göçeceğim muhtemelen.
Yeni Air'den bahsediyorsanız pek bir numarası yok. Macbook Pro'dan daha hafif ama daha kalın ve fiyat olarak da çok yüksek. Bunun yerine ikinci el Dell XPS 13 veya 15 bakabilirsiniz.

Bunun yanında bence 2. el bir Macbook Pro da iyi bir tercih olacaktır. Çünkü development için MacOS daha iyi kanaatindeyim.


görür. benzer işler için kullanılıyor. yenileri azcık pahalı yalnız...


babilbaligi
(22.04.19)
Update: 2017 mac pro aldım. Az pahalı ama fena değil.


(5)

Şahıs şirketi ile yurtdışı yazılım firmasına fatura kesmek

Selamlar. Şu an remote developer pozisyonu için Macaristan'da yer alan bir şirketle görüşüyorum. Şirket diyor ki, sen Türkiye'de bir şahıs şirketi kuracaksın, biz sana parayı gönderince de bize o tutarda bi fatura keseceksin.Sorum şu, böyle bi işe girersem kazancın tahminen yüzde kaçını vergi olarak
Selamlar.

Şu an remote developer pozisyonu için Macaristan'da yer alan bir şirketle görüşüyorum. Şirket diyor ki, sen Türkiye'de bir şahıs şirketi kuracaksın, biz sana parayı gönderince de bize o tutarda bi fatura keseceksin.

Sorum şu, böyle bi işe girersem kazancın tahminen yüzde kaçını vergi olarak ödemem gerekir? Elime net olarak kaçta kaçı geçer paranın? Bu işlerin ayrıntılarını öğrenmek için kime gitmem lazım?
genç girişimci istisnasından yararlanıyor musun? eğer yararlanmıyorsan bir bak. o şekilde bişey yapabilirsin.


caletti
(05.12.18)
Bu işlerin ayrıntılarını öğrenmek için kime gitmem lazım?
Mali müşavire gitmen lazım.

Kazancın yüzde kaçını ödeyeceğin kazancına göre değişir. Çünkü vergi dilimlerin değişebilir.


Üstünkörü yazayım. Öncelikle kazancından bağımsız olarak aşağıdakileri ödeyeceksin;
650 TL Bağkur
150-200 TL Mali Müşavir Ücreti (Bulunduğun şehre göre değişir)
Damga Vergisi Aylık Ortalama : 60 TL
Stopaj : 100 TL (yaklaşık) (Herhangi bir ofis kiralamasan da evinin bir kısmını ofis olarak göstermen gerekecek, buraya biçilen değerin %20si oranında stopaj ödeyeceksin)

Bu yukardakiler 1 lira dahi para kazanmasan her ay ödeyeceğin ücretler.

Gelir vergisi tarafında ise yıllık karının 14.800 TL'ye kadar olan kısmı için %15, 34.000 TL'ye kadar %20, 80.000 TL'ye kadar %27, 80.000 TL'den sonrası için %35 ödeyeceksin. Yurt dışına keseceğin için faturayı KDV çıkmaz.

Özetle her ay 10.000 TL fatura kesersen, ekstra gelir beyan etmezsen 9.000 TL gibi bir kar çıkar her ay. Yıllık 108.000 TL üzerinden 28.200 TL gibi birşey çıkar. Yukardaki listeden gelen 12.000 TL'yi de eklersen 40.000 lira ödersin yıllık.


talasas
(05.12.18)
İki yıldır bu şekilde çalışıyorum. Undertaker en doğru bilgileri vermiş.

Yurtdışına yazılım ihracına yüzde elli gelir vergisi indirimi var.

Eğer 30 yaşından küçüksen ve ilk defa şirket kuruyorsan:

1. Üç yıl boyunca 75 bin lira gelir vergisi indirimi
2. Bir yıl boyunca Bağkur teşviği(devlet senin yerine ödüyor)

Mesela bir yılda 100 bin lira para kazandın. Önce yüzde elli teşvik ile onu ikiye bölüyorsun: 50 bin. O rakamdan da genç girişimci 75 bin desteğini çıkarıyorsun ve o yıl için gelir vergisi ödemiyorsun. Yani sonuç olarak 150 bin altındaki gelirin teşvikler sayesinde gelir vergisine tabii olmuyor üç yıl boyunca.

Üç yıl hesabı vergi yılına göre yapılıyor. Yani şirketi Ocak ayında kurmak daha mantıklı olur. Soruların olursa bana yazabilirsin.


hobolo
(06.12.18)
bu işin sürekliliği var ise basit şirket kurun.

kdv ödemezsiniz yaptığınız iş ihracat sınıfında. boş kdv beyanı vereceksiniz.
muhtasar beyan da boş olacak. (30 lira damga vergisi ödenecek)
bağkuru her ay tahakkuk eder deyin ki 700 lira onu ödersiniz.

bağkur yıllık gelir beyannamesinde indirilir.

tanıdığınız biri var ise onun şirketinden kesin faturayı hiç uğraşmayın bu kadar işle.

bir de mali müşavir ile görüşün ama bu işlerden anlayan bir smmm bulmanız çok zor. kendiniz araştırın smmm'ye gidince bunlar doğru mu diye sorun.


uykulu
(06.12.18)
(5)

25 yaş üzeri Concerta

Eskiden beri concerta kullanıyordum, raporum var, ama 25 yaşımı yeni doldurdum. İlacı eskiden sorunsuz alıyordum ama en son seferinde eczacı ilacı (25 yaş üstü olduğum için) veremeyeceğini söyledi. Benim bildiğim, sgk ödemiyor, ama parasını verip alabiliyor olmamız lazım. Eczacı ise komple 25 yaş üs
Eskiden beri concerta kullanıyordum, raporum var, ama 25 yaşımı yeni doldurdum. İlacı eskiden sorunsuz alıyordum ama en son seferinde eczacı ilacı (25 yaş üstü olduğum için) veremeyeceğini söyledi. Benim bildiğim, sgk ödemiyor, ama parasını verip alabiliyor olmamız lazım. Eczacı ise komple 25 yaş üstüne vermiyoruz, yasak diyor.

Şimdi, raporum var, reçetem var. Doktor da bunun yazılmasında bir sakınca görmemiş. Eczacı neye dayanarak bunu söylüyor? Böyle bi karar var mı, bu kararı kim alıyor? Ne yapabilirim? Bi aydınlatabilirseniz beni sevinirim ya.
@gibicibicis, hocam bunu da duydum ama,

1) bu karar nerede yayınlandı, okuyayım bakayım diyorum, ortada hiçbir şey yok, bulamadım.
2) eczacılar odası ve il sağlık ilacın 25+ verilmesinde sıkıntı yok diyor. (telefonla arayıp sordum)

Yani ortada nasıl bir düzensizlik var anlamak mümkün değil.


Ben 2 hafta önce raporla aldım


yazı eczacılara gitti. çalıştığım ildeki (Eskişehir) sağlık müdürünün yazısını kopyalıyorum, diğer illerde de benzer uygulama var sanıyorum:

Bilindiği üzere İlimizde bulunan sağlık kurum/kuruluşlarında görevli hekimlerce yazılan ve İlimizde faaliyet gösteren serbest eczanelerce karşılanan kırmızı reçetelerin kontrolleri Bakanlığımız Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kuruntunun 2017/1 sayılı genelgeleri doğrultusunda Müdürlüğümüzce yapılmaktadır.

Kırmızı reçeteye tabi "Metilfenidat" içeren Ritalin 10 mg Tablet hakkında zaman zaman tarafımıza iletilen 25 yaş üzeri kullanımlarda oluşan tereddüt üzerine konu hakkında ilgi (a) yazımız ile Bakanlığımız Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kuruntuna görüş sorulmuş olup; ilgi (b) de kayıtlı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun cevabi yazılarında

"Metilfenidat içeren;

Concerta Kontrollü Salım Tableti adlı ilacın terapötik endikasyonlarında narkolepsinin bulunmaması dolayısıyla bu endikasvonda kullanılabilmesi için Kurumumuza Endikasvon Dışı İlaç Kullanım Başvurusu yapılabileceği;

Ritalin Tablet adlı ilacın terapötik endikasyonlarında ise narkolepsinin bulunması dolayısıyla yetişkin hastalarda narkolepsi endikasvonunda verilebileceği mütalaa edilmektedir.

Ancak, Ritalin Tablet'in Dikkat Eksikliği - Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olan 18 yaş üzeri hastalarda kullanımıyla ilgili güvenlilik ve etkililik üzerine veri bulunmadığından, 18 yaş üzeri kullanımı endikasvon dışıdır ve bu yaş grubunda DEHB teşhisi ile kullanılabilmesi için;

Kurumumuza Endikasvon Dışı İlaç Kullanım Başvurusu yapılması gerekmektedir hükümleri doğrultusunda işve işlemlerin gerçekleştirilmesi gerektiği " ifade edilmiştir. Konunun Kurumunuzda görevli ilgili tüm personellere iletilmesi hususunda; gereğini bilgilerinize rica ederim.


gibicibicis
(01.07.17)
Doktorla konuşun 25 yaş altı bir tanıdığınıza yazsın gidip eczaneden alıp size versin. Çoğu kişinin aklına gelmiştir bir akıllı ben değilim tabi. Ama bu kuralı dolanmak çok da zor değil. Doktor kabul etmese bile bir tanıdığınız doktora gidip belli şikayetleri iletse yine yazabilir.


bayc
(01.07.17)
@gibicibicis, hocam bu yazının hiçbir yerinden "25 yaş üzerine (hele dehb için) Concerta yazılamaz" anlamı çıkaramıyorum. Ritalin için tamam, ama Concerta için değil. Acaba "etkin maddesi aynı zaten" diye mi böyle bir fikir yürütüyorlar? Öyleyse o fikir yürütme de yanlış, çünkü etken maddeleri aynı olmasına rağmen use-case'leri farklı bu ilaçların.

Merak edenler için, Ankara İl Sağlık Müdürlüğü, Eczacılar Odası ve SGK'yı arayıp dilekçe vererek bilgi istedim. Üçü de 25+ yaşta (parasını benim ödemem karşılığında), reçeteli Concerta almamı engelleyecek bir sıkıntı olmadığını söylediler. Daha sonra bu bilgilerle eczacıya gidip ilacı alabildim.

@bayc, hocam zaten alacak olduktan sonra milyon tane yöntemi var, sokakta satıyo millet de, gayet düzgün ve legal hakkımı bu şekilde kullanmamı engellemelerine sinirlendim ben.


(3)

Ankara'da e sigara likit malzemesi alınacak yerler

Selamlar. Bir süredir e-sigara kullanıyorum. Kendim evde likit yapmaya karar verdim (hem maddi sebepler, hem de zevk). Yalnız bu e-likit malzemelerini (vg, pg, sıvı nikotin) satan bir yer bulamadım. İnternet üzerinden alabileceğim yerler var, ama direkt gidip alabileceğim bir yer arıyorum. Şehir Ank
Selamlar.

Bir süredir e-sigara kullanıyorum. Kendim evde likit yapmaya karar verdim (hem maddi sebepler, hem de zevk). Yalnız bu e-likit malzemelerini (vg, pg, sıvı nikotin) satan bir yer bulamadım. İnternet üzerinden alabileceğim yerler var, ama direkt gidip alabileceğim bir yer arıyorum. Şehir Ankara.

Var mıdır bilen?
Bende merak ediyorum. Up.


kilimanjaro
(17.03.17)
yoktur, olsa da ne kadar kalitesiz ve sağlıksız bir şey satacaklarını sen düşün.


maltepe pazarında esnaf arkadaş var. o satıyordu ilgilenirsen?


cekilmis gayfe
(17.03.17)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler compumaster, dambil, deckard, fader, groove salad, hollowlife, kahvegibi, kibritsuyu, kobuzchu kiz, robin
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.