Giriş
(2)

İlaç raporları devam ediyor mu, ben nasıl ilaç alicam

1 yıllık rapor çıkarmıştı doktor kullandığım ilaç için geçen yıl kasım sonunda. Karantina kısıtlamaları başladığında da muayene olduğum hastane bir sistem kurup 65+ doktorlarin muayenelerini telefonla yapmalarına karar vermişti, kontrol için o şekilde görüştüm doktorla da. İlaçlarımı doğrudan gidip
1 yıllık rapor çıkarmıştı doktor kullandığım ilaç için geçen yıl kasım sonunda. Karantina kısıtlamaları başladığında da muayene olduğum hastane bir sistem kurup 65+ doktorlarin muayenelerini telefonla yapmalarına karar vermişti, kontrol için o şekilde görüştüm doktorla da. İlaçlarımı doğrudan gidip eczaneden alabiliyordum da raporum bitiyor haftaya.

Randevu için aradığımda da telefonla rapor yenileme yapamadıklarını ya da ilaç yazamadiklarini söylediler. Servis psikiyatri, ilaç da lustral olduğu için reçetesiz de alamıyorum (gidip sormadım da reçetesiz satilmadigini biliyorum)

İlla başka doktora gidip ilaç mı yazdirmaliyim? Gidip aynı şeyleri de başkasına baştan anlatmak istemiyorum.

Ya da başka bir çözüm yok mu?
Sanırım reçetesiz alınıyor artık lustral. Ben cipralex alıyorum reçetesiz.


duma duma dum
(23.11.20)
Benim raporum 15 kasım da bitiyordu doktor 1 senelik vermişti raporu. Eczaneye gittiğimde alabildim ilacı pandemi yüzünden rapor süreleri yine uzadı diye biliyorum. Eczaneye bir sorun.


red morning
(24.11.20)
(4)

Bu bilgisayarın sorunu ne olabilir

Kendim topladım.Anakart MSI x570-a proGrafik kartı MSI GEFORCE RTX 2060 Super VENTUS 8 GBRam gskill ripjaws 2x8SSD Samsung Evo 500 GBKasa Thermaltake J23İşlemci ryzen 7 3800xHDD Samsung barracuda 2tb 7200 RPMSorun şu:Kurulumu yaptım, bios güncellemesini anakarttaki flash bios girişi üzerinden yaptım
Kendim topladım.
Anakart MSI x570-a pro
Grafik kartı MSI GEFORCE RTX 2060 Super VENTUS 8 GB
Ram gskill ripjaws 2x8
SSD Samsung Evo 500 GB
Kasa Thermaltake J23
İşlemci ryzen 7 3800x
HDD Samsung barracuda 2tb 7200 RPM

Sorun şu:
Kurulumu yaptım, bios güncellemesini anakarttaki flash bios girişi üzerinden yaptım.
Bilgisayar açılıyor ve çalışıyor görünüyor.
Ancak ekrana görüntü alamıyorum, başlangıçta biosa girmek için DEL tuşuna bastığımda da zaten girip girmediğini de göremiyorum. DEL MSI'in bu anakartinda kullanılan biostan başlatma tuşu imiş ama diğer tuşları da denedim.

Monitörde sorun olmadığından eminim.
Parçalarda arıza olmadığından da eminim.

Başka ne müdahalede bulunabilirim?
ramleri sök tak yapmayı deneyebilirsiniz. ramlerden biri tam oturmayınca yapabiliyor.


guest9999
(25.10.20)
klavyenin caps lock num lock ışıkları yanıyor mu? yanmıyorsa bilgisayar açılmıyordur.
bios pilini sök 10 dk bekle tekrar açmayı dene. tüm power kablolarını sök sonra sadece anarkart ve cpunun powerı takıp tekrar açmayı dene.


bios güncellemesini ekrana görüntü almadan mı yaptın nasıl yani? ve niye gerek gördün önce sistemin çalıştığına emin olmadan? x570 zaten 3000 serisi için hazır direkt tak çalıştır... bios güncellemeden önce sorun yoktu da güncelleyince mi görüntü alamaz oldun? anlatımından pek belli olmuyor açıkçası... ilk kurulumdan beri hiç görüntü almadıysan biosu güncellediğini nereden biliyorsun

kendi kasa toplayacak biri yapmaz çok saçma ama sormadan geçmiyeyim, monitörü ekran kartına bağlıyorsun dimi? anakarttaki hdmi çıkışına bağlamadın umarım :D

debug ekranı veya birkaç tane küçük led vardır anakartın bir yerinde onları bul boot edemiyorsa sorunun neyden olduğunu bulabilirsin belki.
psu kablolarını düzgün ve eksiksiz taktığına emin ol, 24pin mobo 8pin cpu ve gpu kabloları

parçalarda arıza olmadığına nasıl emin olduğunu da anlamak zor tabi... yeni topladın ve şuan çalışmıyorsa niye bu ihtimali eliyorsun direkt?


konetsu
(26.10.20)
@walterwhite: yanıyor, yine de yapayım mı?

@konetsu: anakartın marka ve modelini o yüzden yazdım. başka markaları bilmiyorum da MSI anakartlarda flash bios özelliği var, sadece anakartı güç kaynağına bağlayınca bile flash belleğe bios updatei yükleyip güncelleme yapılabiliyor.

bios güncellemesini dediğin sebepten hiç girişmemiştim. toplama bittiğinde işlemci ve grafik kartı elektrik almadı, yani açtığımda kasanın fanları çalışıyor, anakartın ışıkları yanıyor ama işlemcinin ve grafik kartının fanı çalışmıyordu. o yüzden bir de biosu güncelleyeyim dedim. o sorun hallooldu ama görüntü gelmiyor.

parçaları da denedim, aynı ekran kartı hariç her şeyi aynı olan arkadaşımın bilgisayarında.

grafik kartına taktım evet :))

anakarttaki ledlere bakmak aklıma gelmedi, onlara bir bakayım teşekkür ederim (:


(2)

Böyle bir psikiyatri hizmeti var mı?

İlgili psikiyatriste mesela anne-kız olarak gidilecek, aynı saat içinde gorusecekler psikiyatrist ile.Psikiyatrist ikisine de şikayetlerine binaen ilaç tedavisi düzenleyecek.Ve ikisini de takip edecek.not: sorduğum şey aile terapisi ya da aile danışmanlığı değil. sadece psikiyatri disiplini içinde b
İlgili psikiyatriste mesela anne-kız olarak gidilecek, aynı saat içinde gorusecekler psikiyatrist ile.
Psikiyatrist ikisine de şikayetlerine binaen ilaç tedavisi düzenleyecek.
Ve ikisini de takip edecek.

not: sorduğum şey aile terapisi ya da aile danışmanlığı değil. sadece psikiyatri disiplini içinde böyle bir yaklaşıma yer var mı onu merak ediyorum.
psikiyatrist gerek görürse ikisinide aynı anda dinler, konuşur ama sürekli böyle gider mi pek sanmam. sırasıyla tek tek ve sonra birlikte gibi dönüşümlü gidebilir ama.


ezkaza
(19.10.20)
Kız kaç yaşında? Yetişkinlerin değil de çocuk ve ergenlerin ailesinden biriyle de görüşüyorlar.


curukturpkokusu
(19.10.20)
(3)

PC için joystick önerisi

Oyunlarda tanımlanma sorunu yasamayacagim, kablosuz; ne önerirsiniz?Logitech? Frisby? Başka bir marka ya da model?
Oyunlarda tanımlanma sorunu yasamayacagim, kablosuz; ne önerirsiniz?
Logitech? Frisby? Başka bir marka ya da model?
Joystick kullanan kalmadı artık. Bahsettiğiniz joypad mi?


boray eris
(11.10.20)
xbox wireless aldım çok güzel
aynı soruyu sormuştum bende
eksiduyu.ru


hitsumo
(11.10.20)
xbox one gamepad'ler sorunsuz, sıkıntısız çalışıyor PC^de.
Ben de kullanıyorum ve çok memnunum.


pangea
(11.10.20)
(1)

işe giriş için rapor

bir arkadaşımdan başlayacağı iş için sağlık raporu istediler, aldı, gerekli tetkikleri yaptırdı.işyeri hekimi raporu teslim edince ek bir tetkik istemiş solunum ile ilgili ve bilhassa karantina hastanesi olan bir hastaneye sevk etmiş (göğüs hastalıkları hastanesi olduğu için). hem karantina hastanes
bir arkadaşımdan başlayacağı iş için sağlık raporu istediler, aldı, gerekli tetkikleri yaptırdı.

işyeri hekimi raporu teslim edince ek bir tetkik istemiş solunum ile ilgili ve bilhassa karantina hastanesi olan bir hastaneye sevk etmiş (göğüs hastalıkları hastanesi olduğu için). hem karantina hastanesi diye hem de 15 gün falan sonrasına randevu alabildiği için başka bir yere gitmek istiyor.

arkadaşım nasıl oraya değil de başka hastaneye gitsin?
isyeri hekimine başka yer olur mu diyince olmaz demiş ama onay almadan aynı tetkigi başka yerde yaptirsa sorun çıkar mı?
işyeri hekimi olmaz dediğine göre olmaz.


helenart
(09.10.20)
(3)

YL başvuru sonuclarindaki tuhaflık

Bilimsel değerlendirme ve mülakatına girdiğim YL'nin sonuçları açıklandı ancak sonuç sayfasında "yedek liste" yazıyor sadece.Kaçıncı yedek olduğumu bana söylemeleri gerekmiyor mu? Enstitüye de bölüme de telefonla ulaşamıyorum, mail attım dönmediler. Bu virüs durumlarından ötürü gitsem birini bulabil
Bilimsel değerlendirme ve mülakatına girdiğim YL'nin sonuçları açıklandı ancak sonuç sayfasında "yedek liste" yazıyor sadece.

Kaçıncı yedek olduğumu bana söylemeleri gerekmiyor mu? Enstitüye de bölüme de telefonla ulaşamıyorum, mail attım dönmediler. Bu virüs durumlarından ötürü gitsem birini bulabilir miyim muhatap olarak bilmiyorum ki gidesim de yok.

Soru: başka napayım?
Bazı yerlerde yedek liste dahi olmuyor, maille kabul edildin/edilmedin diye haber veriyolar. Muhtemelen kabul ettikleri asıl kişiler girecektir kesin ondan yayınlanmamışlardır. Ya da sıra yayınladıkları listedeki sıra ile aynıdır.


Enstitü sayfasında tüm duyuruları incele. Açıklanmıştır orada.


the coon
(01.10.20)
@the coon: baktım da yok orada.


(5)

Toplama bilgisayarda watt değeri neden önemli?

Yani işlevi nedir?Sonradan upgrade edersek sıkıntı çıkmasın diye mi?Overclockta daha fazla mi güce ihtiyacı oluyor bilgisayarın?İkinci soru da resimdeki ekipmana sahip bir bilgisayar toplandığında 600W'lik bir kasa yeterli olur mu? Yoksa 700-750W civarına mi bakmak gerek?(Resimde her sütun farklı ko
Yani işlevi nedir?
Sonradan upgrade edersek sıkıntı çıkmasın diye mi?
Overclockta daha fazla mi güce ihtiyacı oluyor bilgisayarın?

İkinci soru da resimdeki ekipmana sahip bir bilgisayar toplandığında 600W'lik bir kasa yeterli olur mu? Yoksa 700-750W civarına mi bakmak gerek?
(Resimde her sütun farklı konfigürasyonda olası toplayacağım bir bilgisayar)
kullandığınız her bir parçanın farklı güç ihtiyacı vardır, bugün gtx1660ti 430 W gerektirirken gtx 1080ti sli 850W gerektirir (sonrasında makineyi upgrade ederken genellikle yüksek güç ihtiyacı ortaya çıkıyor)
www.realhardtechx.com buradaki değerleri referans alıp %10 fazlası bir psu alabilirsiniz.


akiskan
(27.09.20)
Watt pcnin tükettiği guctur. PSU en önemsiz görülen parçadır. Ama. Kötüsü /yetersizi kesinlikle değiştirilir. En baştan hesabı yapın minimum bir üstünü alin.
PSU calculator yazın Google hesaplayın.


ycaycayca
(27.09.20)
Mesela eğer sen ekran kartına gereğinden az güçle beslersen, volt sabit olduğundan, gereğinden daha az akım vermis olacaksın. Daha az akım verirsen de o ekran kartı kendi performansında çalışmaz. Hatta çok az verirsen hiç çalışmaz.

Pili bitmeye yakın eski el fenerleri gibi enerji az olduğunda daha az ışık veriyor.

Hesaplama yapıyorsan bu arada ek bilgi: 500W diye satılan psu nün harcadığı enerji 500w. Kayıplardan dolayı çıkışı 500'den az olur o yüzden hesaplandığında her zaman 50w falan fazlasını al. Üste tamamla yani.


seksli harf
(27.09.20)
telefonu saati klavyeyi bile oradan beslersin gerekli olandan biraz fazlasi lazim. tum sistemi kotuma.yoksa yakarsin ya da bilgisayar durup dururken yanmamasi icin kendisini kapatir. sandik urun ve dusuk kapasiteli urun asla almayin. sertifikali urun alin 80+ gold. gibi gibi. bu arada yukarida makine guzel bu makine. kim kurduysa iyi kurmus.


turbo sadık
(27.09.20)
Diger arkadaslarin dedigi gibi, her bilesen guc tuketiyor ve bunlar sabit degerler degil. Genel olarak performans arttikca guc tuketimi de artar.

Mesela, en sagdaki sutunda, 3800x+2060S toplamda ve tam yuk altinda 373 watt tuketiyor. En solda ise 3700x+1660ti tam yuk altinda 295 watt tuketir. Tabi bilgisayarin diger tum parcalari da buna eklenince, yaklasik 150 watt da onlar kullanir.

outervision.com Bu siteden detayli bir sekilde guc tuketimini hesaplayabilirsiniz.

Genel olarak bu toplayacaginiz sistemlere 500 watt civari bir guc kaynagi yeterli olur. Ama guc kaynaginin kaliteli olmasini oneririm. Mesela dandik %70 verimli bir 500 watt guc kaynagi alirsaniz, bunun saglayabilecegi guc en cok 350 watt olur. 600W'lik bir kasa demissiniz, sanirsam guc kaynagini kasaya dahil almayi dusunuyorsunuz ama bunu pek onermem. Genelde onlar pek kaliteli olmuyor ve kalitesiz bir guc kaynagi sistemde dengesizlikten tutun tamamen yakmaya kadar turlu sorunlara sebep olabilir. O yuzden iyi bir markadan iyi bir model almanizi oneririm.

Mesela Corsair'in CX ve TX serilerine bakabilirsiniz, TX serisi gayet iyidir, CX ise bir tik alti. Be Quiet'in pure power 11 serisi de guzeldir. Bu kaliteli modellerden alacaginiz 550 wattlik bir guc kaynagi sistemi rahatca calistirir.


Haldamir
(27.09.20)
(18)

Bir tuhaf aile vakası

Tam konuyu toparlayamiyorum kafamda bile ama inşallah anlatabilirim.Bir hafta kadar önce babamla başka bir şeyden konuşurken konu konuyu açtı, ve annem ile ilgili bir şey öğrendim.Birkaç yıl öncesinde, o dönem çalıştığım işyerinden çıkarıldım, ödemelerini aylık yaptığım bir mesleki eğitime devam edi
Tam konuyu toparlayamiyorum kafamda bile ama inşallah anlatabilirim.

Bir hafta kadar önce babamla başka bir şeyden konuşurken konu konuyu açtı, ve annem ile ilgili bir şey öğrendim.

Birkaç yıl öncesinde, o dönem çalıştığım işyerinden çıkarıldım, ödemelerini aylık yaptığım bir mesleki eğitime devam ediyordum ve tabi üç ay falan içinde iş bulsam da hesabım maaşa göre olunca epey sıkışmıştım ve annemden birkaç aylığına destek olmasını istedim. İstediğim miktar da aylık 800 lira falandı, zor bela 300'une ikna ettim annemi ve geri kalanı da borç harç hallettim.

Bana vermemek için sunduğu gerekçe, babamın evdeki kedilere çok para harcadığı ve kardeşimin de aldığı bazı müzikal ekipmanlara harcadığı paraydi. Sormalı mıydım bilmiyorum da onlarla da hiç konuşmadım bu konuyu o dönem, zaten farklı sehirdeydim o zaman iş vs bulunca da konu kapandı zaten.

Öğrendim dediğim de şu, babam evde ve bahçede toplam 15 kedi falan olduğu için bir toptancı bulmuş ve iki üç aylık mamayi toptan alıyormuş ve annemin dediği gibi "çok" falan da değilmiş masrafları.

Kardeşim de ekipmanini harcliklarindan vs birkitirdikleriyle almış, annem de kardeşimin müzik işleriyle ugrasmasini zaten hiç istememişti dolayısıyla hayır demiş, ve o yuzden ondan gizli babaannemden bir miktar istemişler, harcliktan bu kadar birikmez demesin diye de fiyatını az söylemiş kardeşim anneme; falan hallolmus işte.

Bomba kısmı şu: annem kardeşime de abinin eğitimine çok para gidiyor diyormuş ekipman ile ilgili para istediğinde hatta bazen harçlığını erken bitirdiginde.

Alakalı mıdır bilmem uzatmak da istemiyorum da, babamla konuştugumuz şey de evdeki hesaplarda biz gittikten sonra hep bir ortadan yok olan para olması son zamanlarda annemin aldığı ek ödemeleri gizledigini farketmesi babamın; bana anlattığı da tartıştıklarından bahsediyor işte. Arada geçmişe dönük şeyleri anlatırken sorduğum birkaç şeyden parçalar yerine oturdu.

Düşünüyorum ve hiçbir sebep de yok en azından görünürde annemin bunu yapmis olması için. Bir de para harcadığı hiçbir şey de yok, evden işe işten eve; android telefon almasına bile birkaç yıl önce zor ikna ettik.

Yıllarca bir şizofren ile mi yasiyormusuz da farkında mı degilmisiz diyorum.

Soru da, yorumlarınız neler olur?
Para dışında bu tarz başka bir davranışı var mı annenizin ?

Para biriktirmek mi istiyor, nolur nolmaz yaşlılıkta hastalanırız vs korkusu ile acaba öyle bir şey de olabilir. gidip banka hesabına yatırmış olabilir mi ? ya da banka hesabı var mı ?


fezagezgini_4
(27.09.20)
Anne alsa alsa altın alır, kenara koyar. Kendince birikim yapar. Şizofren olmakla ilgisini çözemedim.


dissendium
(27.09.20)
kendince birikim yapmaya çalışıyordur. bir diğer alternatif de varsa kardeşine, yeğenine vs. gönderiyordur. muhtemelen ilkidir, şimdiye kadar şahit olduklarım hep bunlardı.


hadsafhada
(27.09.20)
Tam anlatamamisim, konu para değil. Kardeşimle ya da babamizla aramızı bozan bir şey olmadı bu yaptığı ama olabilirdi, yani neden bana kardeşim ve babamı, kardeşime de beni bir anlamda 'hedef' göstermiş olabilir kısmı sizofreni ile ilgili kısmı.

Çünkü ikimize de yok dese ya da ayarlamaya çalış yapabilirsen kendin bir şekilde dese ısrar edecek insanlar da değiliz.


hadsafhada +1

Parayı ya kenara koyuyordur ya da akrabalarına veriyordur onlar için harcıyordur. Ama sizleri bu şekilde zor duruma düşürmesi doğru değil. Birikim yapıyorsa sorun yok ama kendi evladının ihtiyacı oşan parayı akrabalarına harvayıp bunu bu şekilde oyunla, gizleyerek yapıyor olma ihtimali çok kötü.


Para idaresi annenizde mi sadece? Babanız gireni çıkanı bilmiyor mu? Bana ilginç geldi yani olan para yok oluyorsa mutlaka gittiği bir yer vardır. Birikim değilse aklıma kötü şeyler gelir benim. Bu devirde kimseye güven olmaz, belki saçma bir yere yediriyor. Kurcalamak lazım.


elorelia
(27.09.20)
para biriktiriyor. kimsenin bilmediği bir banka hesabı var büyük ihtimalle.


stewie
(27.09.20)
Bizde birbirine karşı doldurma hiç olmadı ama annemin “param yok” demesinden sonra yüklü bir mevduatının olduğunu öğrenmiştim. Herkese yalan söyle de bankacı kızına söyleme yani.
Birikim yapıyormuş kendince işte, vermek istememiş. Anlıyorum.
Belki sizinki de biriktiriyordur öyle.


irene
(27.09.20)
Benim annem ve anne tarafındaki kadınlar komple böyle. Dişinden tırnağından arttırıp kenara atarlar. Bir bakmıssın ev hanımı, geliri olmayan kadın ev araba almış.

Yapılıyor yani. Benim annem de aynı. Parasız kaldığım öğrencilik döneminde banane babandan al derdi hiç umursamazdı aç mı kaldım yol param var mı nedir diye.


jazzabel
(27.09.20)
herseyden öte sen sanki o ailenin bir bireyi degilsin de yeni misafir oldugun bir aileyi anlatiyormussun ya da birinin anlattigi birseyi naklediyormussun gibi bir algi olustu bende. bak oyle demiyorum. bendeki algi. yani külliyen bir gariplik var ki çözmek güç. aslinda bu olanlar burada sorulmasa gariplik yok ama sorunca soru soruyu dogurdu.


tunaktunaktun
(27.09.20)
Tunaktunaktun +1 bana da dışarıdan anlatıyormuşsunuz gibi geldi olayları.

Ya bazı ailelerde hesap ayrılığı oluyor, ben biz de görmedim, annem ve babamın hesapları , ödedikleri ve birikimleri birdir. Ama bana da anneniz kenara para atıyor gibi geldi. Büyük ihtimalle altın alıyordur. O yaş grubu teyzeler altın alıyor


Hallegadola
(27.09.20)
Babamın müthiş kira geliri vardır. Pandemide bile kiracılarını rahat bırakmadı öyle böyle aldı o kiraları. Ama bizlere on lirasını vermez. Abinin dünya borcunu ödüyorum her ay bana sadece emekli maaşım kalıyor der ağlar falan. Dünya borç dediği de kaç yıl önce bir iki icra borcunu ödedi kapandı gitti. Yani diyeceğim o ki belli bir yaştan sonra o para var ya evlatlarından bile kıymetli oluyor. Ne kendileri yiyor ne bizlere nasip oluyor. Sebebini çözemedim ben de


nediyimkisimdi
(27.09.20)
Annenizi ya birisi söğüşlüyor ya da sevgilisi vs var.

Kendini korumaya almak ve ailedeki fertlerin "nereye gidiyo lan bu para" düşüncesini engellemek için de, herkese yalanlar söylemiş. Hedef göstermesini buna bağlıyorum. Fertlerden biri "hayırdır ya bi dakka" dediğinde savunması hazır. Herkes biriyle tartışma içindeyken, Anne köşesine çekilip kendini sıyırmış olacak.

Fazlasıyla iğrenç. Şizofreni gibi bir durum yok. Ahlaki bir durum var gibi.

Bunların hiçbiri olmasa ve sadece birikim yapıyor ise, o da iğrenç. İnsan birikimini öz çocuğundan ve eşinden neden gizler. Ve neden onları birbirine karşı hedef gösterir ki? Bu da bizi yine gizli kapaklı bir başka olaya götürür.


Valla ben oyumu akrabalara verdiği yönünde kullanıyorum. Hatta varsa ipsiz sapsız bir dayı ya da şımarık bir teyze yüzde 90 oranında onlara gidiyordur para. Bazı kişiler için kardeşler vs çocuklardan daha önemli olabiliyor.


açıkçası paranın nereye gittiğinin hiçbir önemi yok. ortada parasını eşinden, çocuğundan sakınıp, herkese (birbirlerine karşı bilenme ihtimali yaratarak) yalanlar söyleyen bir anne var. @sorularimicinfeykhesap'a katılıyorum, sorun ahlaki. para nereye gidiyor olursa olsun davranış problemli. sağlıklı psikolojiye sahip ve ailesini önemseyen insan, ailesinin huzur içerisinde yaşamasını maddiyattan çok önce tutar.


gmzo
(28.09.20)
Yapi olarak biraz cimri ya da eli sikiysa, ki telefon orneginden anlasildigi uzere oyle, sizin veya kardesinizin masraflarini gereksiz gorup para gitmesin diye mazeret uyduruyor, diger yandan da para biriktiriyor olabilir.

Muhtemelen babanizin kediler icin harcadigi parayi da gereksiz veya fazla buluyor.
Siz cok degilmis diyorsunuz ama o kafadaki birine gore muhtemelen fazla masraftir o harcanan para.


blatta hiberna
(28.09.20)
vallahi nedense benim de aklıma hacılar ve hocalar geldi. Dini inancını bilmiyorum tabi.


velvetmorning
(28.09.20)
velvet'a benzer bir şey söylemeye gelmiştim. ama sadece hacı, hoca olmak zorunda değil hindistan merkezli burada müritleri olan ve bağış toplayan tarikatlar var.
ailesinden birine yardım da çok mümkün tabii.
biriktiriyor fikri başta en mantıklı gözükse de fazla alengirli işlere girmiş bunun için, herkese ayrı ayrı yalan söylemek... bilemedim.

bu arada kardeşinizin müzikle uğraşmasını neden istemiyor?


not dark yet
(28.09.20)
(1)

Adobe character animator için webcam

webcami sadece bu amaçla alacağım, hangi özelliklerine dikkat etmeliyim programdaki yüz takip sisteminden tam verim alabilmek için?bir de video kaydı almayacağım sonuçta, kaç MP olduğu fark eder mi?
webcami sadece bu amaçla alacağım, hangi özelliklerine dikkat etmeliyim programdaki yüz takip sisteminden tam verim alabilmek için?

bir de video kaydı almayacağım sonuçta, kaç MP olduğu fark eder mi?
motion tracking detaylarına çok hakim değilim ama öncelik frame size olur sanıyorum. full hd veya üstünde yüz hareketlerini daha iyi analiz edebilir. piksel büyüklüğüyle ilgili değil(mp)


duduklupencere
(16.09.20)
(4)

kelime arıyorum

Bağır anlamına gelen (bağrıma bastım'daki bağır), aynı beden bölgesini kasteden eşanlamlı kelimeler var mı ki başka?Ahşa diye bir kelimeye rastladım ama tek bir sözlük sitesinde. Kullanım örneği de yok hiçbir yerde. O nedir ki hem, bağır ile aynı anlamda mıdır?En son 15. asırda kullanılmış bir kelim
Bağır anlamına gelen (bağrıma bastım'daki bağır), aynı beden bölgesini kasteden eşanlamlı kelimeler var mı ki başka?

Ahşa diye bir kelimeye rastladım ama tek bir sözlük sitesinde. Kullanım örneği de yok hiçbir yerde. O nedir ki hem, bağır ile aynı anlamda mıdır?

En son 15. asırda kullanılmış bir kelime bile işime yarar :)
döş?


sutlu nescafe
(13.09.20)
Nescafe +1 ilaveten ; Sine ?


primetime
(13.09.20)
Ahşa, vücut boşluğundaki organların adıymış.
Karşılığı değil.


pro9it9is9
(13.09.20)
Koyun(Karamanlı'nın koynu sonra çıkar oyunu, koynumda yılan beslemişim vb)


the coon
(13.09.20)
(2)

AMD ryzen 7 ve ryzen 5 farkı

Site içi kıyaslama uygulamalarında tek fark çekirdek sayısı görünüyor. Ryzen 7'nin en alt modellerinden biri ile ryzen 5'in en üst modellerinden biri arasında performansta ne farkeder?Bilgisayar toplayacağım, kullanım amacı oyun, kurgu video montaj.Dediğim duzeyde modellerin arasında 1000TL kadar fa
Site içi kıyaslama uygulamalarında tek fark çekirdek sayısı görünüyor.
Ryzen 7'nin en alt modellerinden biri ile ryzen 5'in en üst modellerinden biri arasında performansta ne farkeder?

Bilgisayar toplayacağım, kullanım amacı oyun, kurgu video montaj.

Dediğim duzeyde modellerin arasında 1000TL kadar fark var.
Aradaki fiyat farkını ryzen 7'ye vermek yerine daha hızlı bir ram alayım diyorum.

Mantıklı mı ne dersiniz?
oyunda pek bi fark olmaz(arka planda kayıt/yayın vs yoksa) ama video işi için kullanacağın yazılıma göre değişmekle birlikte 33%'e kadar performans farkı olabilir çünkü 33% daha fazla thread var. tüm threadleri kullanabilecek bir işlemde direkt çekirdek sayısına oranla artıyor performans işte. çok sık yapmayacaksan profesyonel kullanım değilse ryzen5 de yeterli olur. aynı nesil içinde geçerli tabi dediklerim. yoksa özellikle oyun konusunda 3. nesil ryzen5 1 ve 2. nesil ryzen7'den bariz olarak daha üstün.

hepsi fiziksel olarak aynı işlemci zaten. aynı banttan çıkıp binleniyorlar 3-5-7 diye. standartlara uygun beklenen performansı veremeyen defective çekirdeklere göre veya piyasadaki talebe göre belirleniyor bu da. ryzen7ler 5lerden daha iyi olan işlemcilerden seçildiğinden overclock konusunda bi tık daha yüksek hızlara ulaşabiliyor.

bu arada aynı durum ram için de geçerli. fiziksel olarak hepsi aynı. binleniyorlar factory oc değerleri xmp profili olarak işleniyor ona göre fiyatlandırılıyor. ama sen şanslıysan 2133mhz ram alıp 3200-3600mhzde stabil kullanabilirsin


konetsu
(12.09.20)
Sonradan RAM takviyesi yapmak daha kolay. İşlemci değiştirince ise eldekini satması, sökmesi takması uğraştırıcı işler. Oyunlarda büyük farklar oluşmaz ama kurgu işlerinde çoklu çekirdeğin faydasını görürsünüz. Rendering konusunda AMD’nin Intel’e olan üstünlüğü zaten aynı fiyata daha çok çekirdek sunmasından ileri geliyor çünkü bu tarz işler mümkün olduğunca çok çekirdek performansı istiyor. 2x8GB 3200mhz c16 bellekler varsa işinizi görür zaten, 3600mhz olması şart değil bütçe uygun değilse. Bir süre sonra aynı modüllerden bir çift daha takarsınız 32gb bellekleriniz olur ama işlemciyi baştan üst seviye alırsanız kafanız rahat olur.

Oyun için Ryzen 5 3600 veya yeni nesil 4600 daha iyi olacaktır ama yeni RTX 3000 kartları 1080p’de taşıyamayabilir Ryzen 5. 2K veya 4K kullanmayacaksanız bence Ryzen 7 almalısınız.


phoarbix
(12.09.20)
(1)

Laptop fiyat araştırması için başka nerelere bakayım

Mağazaya giderek ya da internet sitesinden baktiklarim:N11HepsiburadaMediamarktVatanTeknosaGittiGidiyorBir de cimri.com, akakce.com
Mağazaya giderek ya da internet sitesinden baktiklarim:
N11
Hepsiburada
Mediamarkt
Vatan
Teknosa
GittiGidiyor
Bir de cimri.com, akakce.com
epey.com bakabilirsiniz. ama burada denk geldi, hb de olan bir kaç laptobu göremedim.


fezagezgini_4
(07.09.20)
(6)

Farklı bir şehirde adıma teslim alınan kargo

Olayı yurtiçi kargodan gönderilen fatura smsi ile öğreniyorum.Konya'dan Mardin'e alıcı ödemeli olarak ikidir biri bir şey gönderiyor ve adıma kesilmiş faturası bana geliyor.İlgili kısımlar yıldızlı olduğu için kim ne bilmiyorum.Konya'ya ne gitmisligim var ne bir bagim, askerliğimi Mardin'de yaptım o
Olayı yurtiçi kargodan gönderilen fatura smsi ile öğreniyorum.

Konya'dan Mardin'e alıcı ödemeli olarak ikidir biri bir şey gönderiyor ve adıma kesilmiş faturası bana geliyor.

İlgili kısımlar yıldızlı olduğu için kim ne bilmiyorum.

Konya'ya ne gitmisligim var ne bir bagim, askerliğimi Mardin'de yaptım orasıyla da tek bağlantım o.

İlkinde yurtiçi kargoya ulaşamayınca cimere yazdım, şikayetiniz kuruma iletilmiştir diye cevap verdiler. İkincisi de bugün geldi.

Napabilirim başka?
Pek de sıkıntı çıkmaz gibi geliyor çünkü Mardin'de değilim ama ne bileyim, napmak lazım, bu her olduğunda cimer yurtiçi arayıp duracak mıyım?

Gönderici de muhtemelen aynı kişi, gönderen şube ve isim soyisim baş harfleri aynı çünkü.
herhangi bir şubeye gidip sildir olacak senaryolar

kargo ile yasa dışı alışveriş
faturalar başına kalabilir


sivrisinek
(07.09.20)
isim benzeriğidir ahmet arslan gibi yaygın bir adın varsa ve önceden bir kargo göndediysen belki adını kaydetmiş adaşın kargo göndereceği zaman ha adın kayıtlı deyip seni seçmiştir.


basond
(07.09.20)
Kargoyu alıcıya götüren şubesiyi arayın, biz evde yoktuk acaba kime teslim ettiniz adresi teyit edebilir miyiz, deyin. Teslim alanın adını soyadını, adresini, telefonunu söylüyorlar bu şekilde.


Gönderici şubedeki beyinsizlerin işgüzarlığı oluyor bu. Ben de bir kere kargo yollayacaktım gönderen adı başkasına ait. Hayırdır bu ne dedim. Abi ücret uygun çıksın diye öyle yaptım dedi. Kafan mı güzel senin deyip düzelttirmiştim.


goodman
(07.09.20)
@goodmorning: teslim alan da benim, parayı da odemisim şeklinde geldi fatura.

yani biri benim adıma bir şey göndermiş (tanımadığım biri, kargo beklediğim bir yer yok); biri de benim adıma benim ismimle şubeden teslim almış, zaten kargo da şubeden teslim alınacak şekilde gönderilmiş.

@basond: değil ya maalesef, iki ismim ve sıradışı bir kombinasyon var, adaşım yoktur muhtemelen.


Git bir karakola bildirimde bulun. Kargoya ulaşamadım, sizinde haberiniz olsun anlamında birşeyler yaz yani. Sivrisinek+1


primetime
(07.09.20)
(2)

İşsizlik maaşına ne zaman başvurulur

Bugün itibariyle en son sözleşmeli çalıştığım yer ile sözleşmem bitti.Yarından itibaren başvuru yapmalı mıyım, yoksa e-devlete sigorta girdileri ertesi ayın 20'sinde falan işleniyor, sisteme işlenmesini beklemem gerekiyor?
Bugün itibariyle en son sözleşmeli çalıştığım yer ile sözleşmem bitti.

Yarından itibaren başvuru yapmalı mıyım, yoksa e-devlete sigorta girdileri ertesi ayın 20'sinde falan işleniyor, sisteme işlenmesini beklemem gerekiyor?
30 gün icindez istediğin zaman basvurabilirsin. Biseyi beklemen gerekmiyor. Yarın başvur.


elorelia
(31.08.20)
cikis kodu ve diger sartlari tasirsan alabilirsin issizlik maasi


sweetoffice
(31.08.20)
(3)

Böyle birşey var mı

Dahili 3,5" harddiskleri harici olarak kullanmaya yarayan harddisk kutularının ikilisi üçlüsü var mı?Vardır illa ki ilk ihtiyaç duyan ben değilimdir de, adı ne onun, nasıl bir arama kriteri kullanmalıyım?2'li 3'lü vb. yazınca çıkmıyor bir şey.
Dahili 3,5" harddiskleri harici olarak kullanmaya yarayan harddisk kutularının ikilisi üçlüsü var mı?

Vardır illa ki ilk ihtiyaç duyan ben değilimdir de, adı ne onun, nasıl bir arama kriteri kullanmalıyım?

2'li 3'lü vb. yazınca çıkmıyor bir şey.
Hdd docking station


han20
(29.08.20)
harddisk caddy olarak da biliniyor. hdd ya da ssd uyumlu olanlari mevcut piyasada.

ornegin, www.amazon.co.uk


bunlar taşıma için uygun değil. bunlar masaüstünde diski tak çıkar yapan adamlar için.

sana şu lazım: x bay y interface hard drive enclosure

x yerine kaç disk koyacaksan o, y yerine de hangi arayüzü istiyorsan o.


alperz
(30.08.20)
(4)

Swift, hangisini seçmeli

Yurtdışına para transferi yapacağım kurum bana swift kodu gönderdi.İnternet bankaciligindan girdiğimde kodu, resimdeki gibi birsuru secenek çıkıyor.Para transferi yapacağım kuruma sorduğumda bankamla görüşmem gerektiğini, onların bilmediğini söylediler.Banka da onlara sorman gerek diyor anlamadım ya
Yurtdışına para transferi yapacağım kurum bana swift kodu gönderdi.
İnternet bankaciligindan girdiğimde kodu, resimdeki gibi birsuru secenek çıkıyor.
Para transferi yapacağım kuruma sorduğumda bankamla görüşmem gerektiğini, onların bilmediğini söylediler.
Banka da onlara sorman gerek diyor anlamadım yani.

Rastgele birini seçince de hesap numarasi ve kurum adına gonderebiliyorum (denemedim ama işlemde son basamağa gelebiliyorum).

Eğer ilgisi varsa okul başvurusu için para göndereceğim.

Bunlardan birini secmem neyi farkettiriyor?
abd'deki bankanın şubeleri bunlar CHASUS33 e gönderin gitsin onlar şubeyi bulur.


atacaksinfinke
(21.08.20)
Evet de işte Swift kodu chasus33, onu seçince bunlar çıkıyor. Ne bileyim öyle yapicam da masraf vs. farkeder mi öğrenmem lazım net bir şekilde, başvuru ücreti ufak bir meblağ da sonra okulun yıllık ücretini göndereceğim.


Bunlar bankanın şubeleri. Okulun size hangi şubeye göndermeniz gerektiğini söylemesi gerekirdi. Türkiye’deki banka bunu bilemez. Hiç cevap alamazsanız chasus33xxx yazın. Genel müdürlük swifti.
Siz gönderirken bir şey değişmez ama karşı taraftan ödemeyi alacak kişi komisyon öder kendi şubelerine göndermezseniz parayı.


irene
(21.08.20)
Bankalar genelde swift icin merkez kodunu kullaniyorlar. (ornekbankxxx) Merkeze yollarsaniz ve kalan her seyi dogru yazarsaniz hedefe ulasir.


cleric
(21.08.20)
(3)

kendinle ilgilen gibi bir Yunan filozofu sözü vardı

Neydi o? herhalde ifadeyi farklı hatırlıyorum Google'dan bir şey bulamadım. Bilen var mı?
Neydi o?

herhalde ifadeyi farklı hatırlıyorum Google'dan bir şey bulamadım. Bilen var mı?
Gnothi seauton


freebird5406_2
(02.08.20)
Sokrates'in var benzer bir sözü
"ruhuna iyi bak. kendini tanı, çünkü kendimizi tanıdığımızda kendimize nasıl bakacağımızı öğrenebiliriz."


nahtoderfahrung
(02.08.20)
kendini tanı değil.
@nahto: işte ruhuna değil de kendinemilgi göster gibi bir şey ama bu da değil :/


(3)

son zamanlardaki psikoloji pdr terapist vs. tartışmaları ile ilgili

ne düşünüyorsunuz, ne düşünülüyor merak ettim.dogrudan psikoloji alanı diyemem ama terapi, analiz ve psikolojik danışmanlık ilgimi çeken ve meraktan okuduğum alanlar.bu açıköğretim psikoloji açılsın açılmasın mevzusu cikmis şimdi, bir ara bir klinik psikoloji yasa vs. gündemi vardı Twitter gündemde
ne düşünüyorsunuz, ne düşünülüyor merak ettim.

dogrudan psikoloji alanı diyemem ama terapi, analiz ve psikolojik danışmanlık ilgimi çeken ve meraktan okuduğum alanlar.

bu açıköğretim psikoloji açılsın açılmasın mevzusu cikmis şimdi, bir ara bir klinik psikoloji yasa vs. gündemi vardı Twitter gündemde arasıra gördüğüm.

pratigi ve uygulamaları vb. yoğun ilgilendiğim kısmı değildi bu alanların, daha çok teorik felsefi tarihsel taraflarına dair okurdum. ben de bu açıköğretim konusu bir hafta gündemde kalınca neden bu kadar tartışmalı diyip başka ülkelerdeki sistemleri inceledim internetten bulduğum makale araştırma yasa-yonetmelik okuyarak.

Erisebildigim ve anlayabildigim kadarıyla birkaç farklı sistem/yapı var, kısmen de ülkelerin sosyal yapıları vb. ye göre şekillenmiş. Belli başlı daha karakteristik bulduklarımi yazayım, soracağım şeylerle ilgili.

Mesela Avusturya'da iki tür terapi eğitimi varmış, biri YL doktora eğitimine entegre şekilde, biri de akademiye bağlı sertifika eğitimi şeklinde. Sadece bunları bitirenler psikoterapi yapabiliyor. Bunun dışında lisans yüksek lisans yapanların çalışma alanı daha farklı.

Amerika'dakini çok iyi anlayamadım çok fazla unvan vs. var da, uzaktan eğitim mumkunmus mesela, örgün de olsa uzaktan online vb. de olsa psikolojik danışmanlık terapi yapmak için ayrı şartlar süreçler sınavlar varmış.

İşte Fransa'da forum Lacan'in öğrenci alım şartlarına baktım, belli bölümlerde lisans mezuniyeti yetiyormus analist olmak için.

Vb. Vb. ana hatlarıyla ogrendiklerim bunlar özetle.

Şimdi Türkiye'de bu tartışmalardan anladığım tuhaf bir elitizm var, yer yer ruh sağlığı ile ilgili çalışanlar birbirine sarıyor. yer yer ortak bir şekilde başka bir şeye sarıyor gündem oluyor.

Neyse, ilgili ve bilgilisine, mesleği bunlarla ilgili olanlara ve öğrencisine, anlamlandiramadigim (yani neden tartışma sebebi olduğunu anlamadığım, ya da yasal ya da doğrudan bilimsel, ya da şu ülkede şöyle bir sistem var şeklinde referans vb. bilgi ve arguman icermeyen türden şeylere rastladım hep) ile ilgili birkaç sorum var, bir cevabi varsa öğrenmek istediğim.

Merak etme sebebim de temelde şu, bana bu tartışmalar parayı kim kazanacak, kime daha çok kadro açılacak tartışmasının üstü örtülü hali gibi gelmeye başladı ayrıntısını araştırınca. Bir manipülasyon var gibi ama emin de değilim, emin olmaya çalışıyorum.

1- klinik psikolog bir psikiyatrist gözetimi olmadan biriyle görüşme yapamaz,şeklinde bir iddia var, bu yasal dayanağı var mı sahiden, ben bulamadım. Ya da bilimsel dayanağı, başka bir ülkede bir örneği?

2- neden sadece klinik psikolog olanlar terapi yapabiliyor deniyor? Psikoloji PDR mezunları okulda hiçbir şey mi ogrenmiyorlar? Hastalik düzeyinde sorunu olanları ayırt etme gerekçesi öne sürülmüş rastladiklarimdan dişe dokunur olan, e ama zaten nerelerde çalışırlarsa çalışsınlar bu bölüm mezunlarının bunu ayırt edip sevketmeye hem yetkisi hem ehliyeti olmuş olmuyor mu mezun olduklarında? Ki bir de psikoterapide hepsinde değil sanırım bazı ekollerde, "patient/hasta" değil de "client/danışan" diye bahsediyorlar, yani hasta da demiyorlar tedavi de iddia etmiyorlar. Türkiye'de bu konularda lisans mezunu olanlari -en azından sosyal medyada gördüğüm, piyasasını bilemeyeceğim- neden eziyorlar ki bu kadar?

Yüksek lisanslarin da zaten bir yılı ders, ne eklemiş oluyorlar ki kendilerine yetkinlik olarak uçurumlar kadar fark yaratacak?


3- Neden birsuru vakıf üniversitesinde psikoloji bölümü var bu kadar çok?Bu kadar çalışma alanı var mı sahiden bu bölümlerin?

4- Aile danışmanlığı sertifikası diye bir şey varmış, o ne, diğerlerinden ne farkı var? Online egitimle falan da vermişler hep sertifikaları. Onu pek kimse sıkıntı yapmamış gibi o dönem ilk çıktığında, yani olduysa bile bir veri bulamadım internette.

Not: tartışmalı konular olduğu ve sadece merakımı gidermek istediğim için bilhassa diyeyim: bilimsel ya da yasal atifli argümanlar arıyorum bu sorularıma cevaben, ya da işte "x ulkesi örneği" gibi şeyler. Bence böyle olmalı, bizim hoca böyle demişti, ben birinin konuşmasını dinledim çok bilgili uzman mantıklı konuştu... yazmak için yormayın kendinizi lütfen. Milyon tane böyle yorumlar var bu konularda her yerde zaten.

Edit: yasal ya da bilimsel dayanak sormuştum soruların cevaplarına dair.
En baştaki sorun, psikologların örgütlenemeyip ruh sağlığı yasasıyla mesleklerin sınırlarının çizilememesinden kaynaklı. Cevapları yazarken buna dönüp durdum. O yüzden en baştan açıklayım dedim.

1) Yapabilir, zaten bunun eğitimini alıyor. Psikiyatr olmadan merkez açamıyor sadece. Sebebi de şu: "Bir psikolog psikoterapi merkezi açamaz. Nedeni ise içinde terapi kelimesi var. Terapi  tedavi anlamına geliyor. Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre tedavi yetkisi sadece tıp hekimlerine verilmiş. Dolayısıyla Psikoterapi Merkezi ancak tıp kökenli olduğu için Psikiyatri veya nöropsikiyatri hekimlerinin öncülüğünde açılabilir." Kaynak: www.aktuelpsikoloji.com
Yani psikologlar doğru düzgün meslekten sayılmak yerine ara meslek gibi görülüyor, psikiyatrinin sağ kolu zannediliyor; çünkü örgütlenme ve sınır çizme yok. O yüzden iki taraflı olarak alan talanı çok fazla.
Bu arada psikologlar, "aile danışmanlığı merkezi" adı altında açabiliyor.

2) Aslında durum gerektirdiğinde doktorlar, hemşireler, PDR'ciler, sosyal hizmet uzmanları da terapi yapabiliyor; ama gerektiğinde. Alanı korumak için psikologların yapmaya çalıştığı bir şey bu. Psikolojik testleri de psikologların uygulamasına çalışmak gibi. Psikolojik testlerin* önemini kimse bilmediği için herkes terapi kafasında geziyor ama -klinik veya değil- psikologun tek olayı terapi yapmak değil.
Dört senelik mezun olarak da terapi işlerine zaten giremiyorsunuz, nitekim zaten terapi eğitimi öyle 32 saatlik sertifikalardan ibaret değil. Seneler sürüyor ve temelini aldıktan sonra eğitim bitmiyor; çünkü öğrendiğiniz bir tanı çat diye matematik formülü gibi insana oturmuyor, o tanının bir sürü farklı çıkışı olabiliyor. Bunun için de usta çırak ilişkisi öne çıkıyor; çünkü kitapta "otizm böyle böyledir ama bak bu çocuk şöyle" yazmaz.
*Yani aslında bir sürü test eğtimini lisansta gördüm ama sonrasında rahat 5-6 bin lira civarında parayı sertifikalara vermek zorunda kaldım; çünkü sayılmıyordu. Sertifikasız da yapardım bu arada, alan dışı kimse bilmez zaten; ama etik önemli bir değer.

Yüksek lisansla ne eklemiş oluyorlar? İşte usta çırak ilişkisini eklemiş oluyorlar. Yoksa teorik olarak ben de internetten okuyarak gökdelen inşa edebilirim ve hatta ameliyat yapabilirim. O zaman akademiye ne gerek var ki?
O bir senede çılgın gibi süpervizyonlu klinik görüşmeler yapıyorsunuz, her kelimeniz hocalar tarafından inceleniyor, her adımınız eleştiriliyor ve öğreniyorsunuz. Değil ki ikinci sene bu stajlar vs devam ediyor. Dediğim gibi bu böyle "bir sene eğitimini verdik, artık oldun sen"lik bir durum değil. Aklı başında hiçbir psikologun da aldığı herhangi bir eğitimden sonra kendini yeterli göreceğini zannetmiyorum. Hâlâ her seferinde "ulan doğru yaptım di mi?" diye birbirimize soruyoruz, takıldığımız yerde hocalarımıza soruyoruz. İnsan ilişkisi, zihni, yapısı dinamiktir; dolayısıyla öyle bir senede öğrendim oldu bitti olamaz.

Lisans mezunu biri, terapi yapmak için yeterli donanıma sahip değil. Bu da zaten kanayan ayrı bir yaramız. Yanlış hatırlamıyorsam Nedret Öztan klinik psikologların yasasını geçirtebilen başkandı. Tüm psikologları kapsayan bir yasa olamayınca bari klinikçilerin alanını çizelim de millet o unvana konamasın gibi davranılmış. Bu konuda kendisi de çok eleştiri aldı diye hatırlıyorum. (Kalabalık olmasın diye kaynağın içeriğini direkt kopyalamıyorum: psikolojiagi.com )
Mesela şarlatanlara baktığınızda kimse psikoterapist, klinik psikolog tadında şeyler söyleyemiyor veya söyleyince hemen patlıyorlar. Bu yüzden "nefes terapisi", "melek terapisi", yok zımbırtı terapisi adı altında milleti kazıklıyorlar.
Açıköğretimde neden olmaması gerektiğinin en büyük nedeni bence bu; çünkü millet daha psikologun ne iş yaptığını bilmeden "200 tl'den hasta bakamayacaklar artık!!1!" kafasına girmiş ve açıköğretimde açılırsa bu meslekte şarlatandan geçilmez.

3) Neden bir sürü vakıf? "İstanbul Butik Üni"lerin açmasının tek sebebi para. Çalışma alanı çok ama amaç bu değil. İnsanların bir kısmı sanki bütün psikologlar bunu destekliyormuş veya ses çıkarmıyormuş gibi davranıyor. Yine bir örgütümüz olmadığı için millet kafasına göre açıyor. Hatrı sayılır bir kısmının başında psikolog bile yok. O biçim para odaklı. Açıkça söyleyim, başında ilahiyatçının olduğu psikoloji mezununu ben de saymıyorum zaten; ama işte maalesef benimle eşit konumda sayılabiliyor. Zaten biz tepki gösteriyoruz ama açıköğretimde olduğu gibi devlet erbabından dinleyen kim?
Buradaki bir özeleştiri şu: Devletten memnun olmayan bazı hocalar da para için o butik ünilere gidiyor. Millet de "oo bu hoca varmış" diye oraya gidebiliyor. Bu da ciddi bir sorun bence.

4) Aile danışmanlığı geleli de 5-6 sene oluyor ülkeye. Yine örgütlenememekten, daha doğrusu ruh sağlığı çalışanlarının sınırlarını çizememesinden kaynaklı olarak kimin neyi nasıl yaptığı belli olmayan bir sertifika. Çok değerli bir alan ama bizim ülkemizde ele ayağa düşmesi işten değil. Yasada şu var, 14. maddede: (sem.istanbul.edu.tr ) " Sosyal hizmet, psikoloji, sosyoloji, psikolojik danışmanlık ve rehberlik, tıp, hemşirelik ve çocuk gelişimi alanlarından birinde en az dört yıllık lisans programlarından mezun olanlar, Milli Eğitim Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu veya üniversitelerden, biri tarafından uygun görülen en az üç yüz saati teorik ve en az otuz saati süpervizyon eşliğinde olmak üzere yüz elli saati uygulamalı toplam dört yüz elli saatlik aile danışmanlığıalanında bir eğitim programını başarıyla tamamladıktan sonra sertifika alanlar, aile danışmanı unvanı alabilir." ama bizim ülkemizde "32 saatlik aile danışmanlığı!!", "uzaktan eğitimle aile danışmanlığı" tadında şeyler olunca buna olan güven de azalıyor haliyle veya bu unvanı alanlar da psikoterapist gibi davranabiliyorlar. Sorun bu.

Özetle sorun alanlar arası sınır olmaması, kimsenin alanını bilmemesi, kimseye sorulmadan alanlar arasında oynamalar yapılması.
Biraz uzun yazdığım için dağınık veya eksik olmuş olabilir, kusuruma bakmayın lütfen. Eksik varsa yanıtlamaya çalışırım.


mor bembombom
(27.07.20)
mor bembombom +1

3- Türkiye'de pek çok psikoloji bölümü yazıldığı gibi tamamen para odaklı, çünkü talep var. Ayrıca ne yazık ki büyük çoğunluğu Türk Psikologlar Derneği tarafından onaylı değil (akreditasyon süreci çok meşakkatli ve nice bölüm onay alamayacağını bildiği için başvurmuyor bile).

"Bu kadar çalışma alanı var mı sahiden bu bölümlerin?"

Klinik psikoloji, psikolojinin alt alanlarından sadece bir tanesi. İyi bir üniversitede lisans eğitimi boyunca sosyal psikoloji, gelişim psikolojisi, bilişsel psikoloji, sinirbilim, adli psikoloji, eğitim psikolojisi, sağlık psikolojisi, endüstri ve örgüt psikolojisi gibi pek çok alanda bu konularda uzman kişilerden ders alıyorsunuz. Çalışma alanları da bu anlamda çok geniş. Ama bu, bu kadar fazla psikoloji bölümü/mezunu olması gerektiği anlamına gelmiyor.


fotrsapka
(27.07.20)
diğer arkadaşlar her şeyi açıklamış. bazı meslekler diğerlerinden ayrılmalı o alanlardan gerçekten o mesleği yapabilecek insanlar mezun olmalı. vakıf üni.lerinin psikoloji açması yetersiz insanların mezun olması, sertifika programları ile her alana sahip çıkmak isteyen psikologlar yüzünden alan ve sektör kirlendi. psikologlar bu sektörü tamamen kirletti ve zaten kirlenmeye müsait bir bölüm. çözüm ise vakıf ünilerindeki bölümler kapatılmalı, açıktan okutulmamalı ve sadece 3 büyük şehir ünilerinde bu bölüm olmalı. bizim milyonlarca psikoloğa ihtiyacımız yok.

neden açık öğretimde olmamalı çünkü tecrübe ve birebir ders içi tecrübelere dayalı bir bölüm psikoloji.


mikahakkinen
(27.07.20)
(2)

işsizlik sigortası ve işsizlik maaşı

işsizlik maaşı almak için işsizlik sigortası ödemek gerekiyor biliyorum.Çalıştığım yer kurumsal bir yer olduğu için merak ettiğim şu:İşsizlik sigortası sadece şahsi mi ödeniyor yoksa şirket ödemiş olabilir mi? Nasıl öğrenebilirim? Arayıp sorasim yok açıkçası ondan başka bir yol arıyorum.İkinci sorum
işsizlik maaşı almak için işsizlik sigortası ödemek gerekiyor biliyorum.
Çalıştığım yer kurumsal bir yer olduğu için merak ettiğim şu:

İşsizlik sigortası sadece şahsi mi ödeniyor yoksa şirket ödemiş olabilir mi? Nasıl öğrenebilirim? Arayıp sorasim yok açıkçası ondan başka bir yol arıyorum.

İkinci sorum,
sözleşmeli çalışma ile bağlantılı, her yıl 1'er yıl sözleşme yenileme şeklinde çalışıyor şirket. Bu yıl sözleşme yenilemek istemediler, ben de kararsizdim ama belki bir yıl daha olabilir gibiydi. Neyse, sozlesmede yazan da aksi konuşulmadigi sürece belirtilen tarihten sonra sözleşme karşılıklı feshedilmiş sayılır; diyor. Bu işsizlik maaşı zaten alamam anlamına mı gelir?

Üçüncü soru:
İşsizlik maaşı alırken, İŞKUR ilanı açılan işlere gitmek başvurmak zorunda mıyım her şartta? Çünkü şöyle bir şey var, (İzmir'de ikamet ediyorum), meslegimle bağlantılı açılan ilanlar şu anda da önceden baktığımda da hep perifer ilçelerde yani ben Karşıyaka'dayim; Menderes'teki Bayındır'daki iş ilanlarına gitmek zorunda mı kalırım işsizlik maaşı kesilmemesi için?

Demek istediğim, ikamet adresine uzaklık ile ilgili bir şart, sınırlama var mı?

Son ve en önemli soru:
Bunlara dair bilgileri (eğer buradan cevap bulamazsam) nereden öğrenebilirim? Buradaki işkur şubesi kapalı, telefonla muhatap bulamıyorum, yönetmelikte yazanlar ya da Google'dan bulduklarım sorularıma cevap olmuyor, 170'i arayınca da işkur'dan öğrenebilirsiniz diyorlar. Başka nasil bir kaynaktan öğrenebilirim?
sgklı çalıştıysan işveren ödemiştir zaten. ayrıca bir şey yapmana gerek yok, sormana da gerek yok. sgklı olup olmadığını da heralde biliyorsundur, bilmiyorsan da e devletten görüntüleyebilirsin.

sözleşme ile işsizlik maaşının bir bağlantısı yok. sigortan yatmış olmalı ve diğer şartları karşılıyor olman lazım. şu şartları yani;
Kendi istek ve kusuru dışında işsiz kalmak,
Hizmet akdinin sona ermesinden önceki son 120 gün hizmet akdine tabi olmak,
Hizmet akdinin feshinden önceki son üç yıl içinde en az 600 gün süre ile işsizlik sigortası primi ödemiş olmak

4,5 aydır işsizim ve işsizlik maaşı alıyorum. daha bir kere gelin size iş bulduk demediler. bunun için ayrıca gidip danışmanla görüşmek filan gerekiyor sanırım.


elorelia
(06.07.20)
1. işsizlik sigortası maaşlar yatırılırken otomatik ödeniyor, işveren payı var işçi payı var, sigortalı olarak çalıştığınız her ay için ödenmiştir korkmayın.

2. belirli süreli sözleşmesinin sonunda işsizlik maaşı alabilirsiniz. iskanunu.com:~:text=Belirtilen%20prim%20%C3%B6deme%20%C5%9Fart%C4%B1n%C4%B1%20yerine,ba%C5%9Fvurarak%20i%C5%9Fsizlik%20%C3%B6dene%C4%9Fi%20talep%20edebilmektedir.

3. öyle bi zorunluluk yok, gitme vs.. sadece işkur kaydınızın olması gerekiyor. ben işkurun kimseyi bi yere yönlendirdiğini görmedim daha.

işkurlar şu an kçö ile meşgul , muhattap bulamazsınız, tanıdık İK'cı ya da şirketinizin ik sı size yol gösterebilir.


benaslinda
(06.07.20)
(17)

Covid19 aşısı çıksa ve zorunlu olsa

gönüllü olarak yaptırır mısınız?ya da nasil bir tavir alırdınız?
gönüllü olarak yaptırır mısınız?
ya da nasil bir tavir alırdınız?
Yaptırırım tabii. Sonuçta bebekken de bir sürü aşiyi zorunlu olarak yaptırıyoruz, bir zarari yok aksine faydalı.

Aşı çıksa da yaptırsak diye bekliyorum ben hatta.


fraise
(27.06.20)
yaptırmazdım kesinlikle doğal bağışıklık kazanmayı tercih ederim. sonuçta aşıların uzun vadeli yan etkilerini bilemiyor olacağız. ayrıca yapılan çalışmalar hastalığa atlatanların sadece %10'unda hafıza oluşturan antikorların oluştuğunu ve belirli bir süre da oluşan antikorların kaybolduğunu gösteriyor. bu durum virüsün vücut tarafından bir tehdit bile olmadığının göstergesi.


sting
(27.06.20)
ilk aşıyı yaptırmak biraz ürkütücü gibi ama etkileri hakkında tatmin edici sonuçlar açıklanırsa koşa koşa yaptırırım. mevcut durumumda değil de, düzenim kurulu bir hayatım olsaydı etkilemiyor olsaydı beklerdim 1 sene sonrasında yaptırırdım


avatar is back
(27.06.20)
zorunlu aşı diyorsun, ne yapardınız diye soruyorsun. zorunlu aşıda seçme hakkı verileceğini sanmıyorum, bizim ne düşündüğümüz kimin umurunda olacak ki?

aşı karşıtı falan değilim ama ben corona aşısını yaptırmazdım en azından önümüzdeki 3-4 sene için. yeni bir hastalık. aşının uzun süreli yan etkisi olur mu olmaz mı belli değil. ben o riske girmek istemiyorum kendi adıma. bak 90'larda eradike edilmiş hastalıklar için gönül rahatlığıyla gider yaptırırım örneğin, adam 30 yıl önce aşıyı olmuştur hala zımba gibidir ya da işte tüm dünya aşılanmıştır o hastalığa karşı, derim ki aşı işe yarıyor ve belli ki ciddi bir yan etkisi de yok, yaptırmamak olmaz. ama corona başka bir olay. çok yeni. çekinirim açıkçası öyle çat diye gidip aşısını olmaktan.


der meister
(27.06.20)
Şu anda çıkacak aşıyı yaptırmaktansa doğal bağışıklığı tercih ederim.


trgydl
(27.06.20)
yaptırırım. aşılarda az da olsa o hastalığa ait virusler bulunur. bu sayede hafif de olsa hastalığı geçirerek bağışıklığı kazanırım.

ben aşının nereden çıktığına dikkat ederdim. bir kere ercüment'in aşısını güven vermediği için yaptırmazdım.

çıkacak veriler önemli. bu arada aşı konusundaki çekinceleri anlayabiliyorum fakat 3-4 sene sonra olacağın aşının 5 sene sonra çıkaracağı yan etkileri kimse bilemez. bu yüzden aşının firması ve yapılan çalışmanın verileri çok önemli.


false pretension
(27.06.20)
1- gönüllü olarak yaptırmam
2- bekle-gör klişesi en sevdiğim klişelerdendir


r evolution
(27.06.20)
Cevapları okudum ve oha diyorum. Arkadaşlar siz aşı otizm yapıyor tayfasından falansınız heralde?

Elbette yaptırırım aşıyı.

Aşılar onaylanana kadar bin tane aşamadan geçiyor “Al sana aşı, gel kobayımız ol beyaz yakalı koray” demiyorlar..


sydney
(27.06.20)
yaptiririm.

sirf bu buyuk resimci, gotumuze cip takacakci tiplere gicik oldugum icin.


baldur2
(27.06.20)
Ben de yaptırmak istemem, biraz yaygınlaşması lazım.


bbb_1
(28.06.20)
sydney +1.

aşı onaylanana kadar zaten yeteri kadar deneniyor. tabi uzun dönemde beklenmeyen etkileri çıkabilir ama covid'e yakalanıp ölmektense aşı olmayı tercih ederim.


mrtkp1234
(28.06.20)
Buralarda böyle tipler varmıydı ya Sydney+1

Öyle bir anlatılmış ki sanki bu zorunluluk öncesi yeterince test yapılmamış onay alınmamış gibi.

Yan etkileri ne olabilir yani zombi mi olacağız ? Yada çip mi takacaklar bizi izlemek için :)


infernalcadre
(28.06.20)
Tabii ki yaptırırım, aşı karşıtı kampanyaların ne denli başarılı olduğunu yorumlarda dehşet içerisinde izliyorum şu an.


gmzo
(28.06.20)
Bazi seyler zorunlu olamaz. Sunnet mesela. Vucut butunlugu kutsal cunku. Asiyi da bu kategoride degerlendiriyorum. Covid icin ise muhtemelen yaptirmam. Hem ne kadar faydasi olacagi hem yan etkileri iyi temellenmis olmayacak cunku. 1-2 sene filan etkileri gormek icin cok az sureler.


dunal
(28.06.20)
Bekle gör klişesi +1


bu covid denen meselenin arkasında ne olduğu belli olmadığı için ve kurumlar da başından beri sürekli çelişkili açıklamalar yaptığından (who'nun maske meselesi gibi) kesinlikle aşı yaptırmazdım. aynen daha önceki kuş gribi, domuz gribi vakalarında yaptırmadığım ve hatta hiç o genel grip aşısından da yaptırmadığım gibi.

"büyük resimci" diyorsunuz da, ben de esas sistem ne dayatırsa sorgusuz sualsiz onun peşinden gidip her beyana, açıklamaya, çözüm önerisine inananlara şaşırıyorum.


Thredith
(28.06.20)
gönüllü olarak yaptırmam. aşılara karşı değilim ama covid özelinde beni de şüpheye düşüren arka planda baya bir şey dönüyor gibi. bana göre aşırı tutarsızlık mevcut. aşının ekonomik endişelerle öne sürülmediğinden emin olabileceğimi sanmıyorum.

hemen herkesi aşı karşıtıymış gibi değerlendirmeniz de baya komik bir şey. kendinizi bu kadar üstün görmemenizi öneririm, akıl akıldan üstündür.


(3)

İlla tıbbi maske takmak zorunda mıyız

Buff taksak ya da eşarp baglasak olmuyor mu?
Buff taksak ya da eşarp baglasak olmuyor mu?
Koronadan korunmak için soruyorsanız evet cerrahi maske takmak zorundasınız.Diğer maskeler sizi sadece tozdan korur


Neyazayım
(22.06.20)
Yok ben görüntü olarak soruyorum, yani tıbbi maske takmayanlara mi ceza kesiliyor, yoksa taksa da bunları takanlara da ceza kesiliyor mu?


görüntü olarak soruyorsan cosmicstring'in dediği gibi ceza yazacak kişiye göre değişiyor.
bir ay önce buff ile süpermarkete gidip alışveriş yaptım, dönüşte daha ufak bir markete güvenlik maskem yok diye almadı.

bir de buff bu sıcakta adamı öldürür ya.


aziz dostum jack
(22.06.20)
(3)

psikologlar neden toplumun fahri eğiticisi gibi

... davranıyor, konuşuyor?bunu TV programı, Instagram ve bir iki mesleği bu olan tanıdık üzerinden söylüyorum. sürekli yok çocuğuna şunu yap bunu yapmayok ilişkilerde nasıl davranmak gerekiryok efendim karantina psikolojisibu konuların hepsi de "bak ben bu işleri bilirim bana terapiye gelin, çünkü s
... davranıyor, konuşuyor?

bunu TV programı, Instagram ve bir iki mesleği bu olan tanıdık üzerinden söylüyorum.

sürekli yok çocuğuna şunu yap bunu yapma
yok ilişkilerde nasıl davranmak gerekir
yok efendim karantina psikolojisi
bu konuların hepsi de "bak ben bu işleri bilirim bana terapiye gelin, çünkü söylediklerime göre ilişkinizi yanlış yasiyorsunuzudur siz kesin, cocuga nasıl davranılır siz bilmezsiniz ben bilirim" alt metnini içeriyor, tamam gelir kaynaklari bu da, sağlam temellendirilerek söylenen bir şey de yok.

hayır bilimsel yöntem nedir bilmesem ciddiye alicam da alamıyorum.

dişe dokunur bir şey söyleyen de rastadiklarim içinde belki yüzde birdir.

yani nereden geliyor bu tavsiye verme ve eğitme, 'bilinclendirme' aşkı? ya da ne bileyim başka söyleyecekleri bir şey yok diye mi?

evet gece gece buna takıldım, cevap arıyorum.
Soran olursa söylerler? Soran olmuş demek ki.


muhayyer divan
(14.06.20)
Bu dediğinize hem katılıyorum hem katılmıyorum.
(bkz: psikoeğitim)
Yani uzmanlık alanları zaten bilgiyi satmak üzerine değil mi? Kaç kişi para kazanmadan yaptığı işi yapmaya devam eder ki ya da niye etsin ki?
Mühendislerin çıkıp deprem için nasıl evde kalmamız gerektiğini açıklamasından, doktorların "tansiyona şu şekil dikkat edin" demesinden, eğitimcilerin "günde beş bin soru çözmesine gerek yok" demesinden bir fark göremedim açıkçası.

Diğer yandan bir de şu var. Doktorlar tasiyonu açıklarken bir sürü tıbbi terim kullanarak "şu şu makalede yazıyor" demiyor ki her seferinde, 65 yaşında ona sunulan tek hayat çocuk ve torun bakmak olan Nurdan Teyze mi gidip makaleyi araştıracak? Psikolog niye desin? Toplumun seviyesine göre en basitinden anlatılıyor "çocuğa vurma" diye (ciddi ciddi bunu bizzat ailelere söylediğim oldu çünkü vurmayı disiplin zannediyorlar) veya "bakın tamam kötü zamanlardan geçiyoruz, verdiğiniz tepkiler normal" diye. Düşük sosyokültürel düzeydekilerin bilinç seviyesiyle az karşılaştığınızı düşündüm mesela. Kadına şiddet gösteren erkeğe "eşin DE bir insan, o anda canı çay yapmak istemeyebilir" deyip de (abartılı yazıyorum, tabi ki bu şekilde söylemedim) aydınlanan insan biliyorum yahu. Alın size bilinçlendirme. Alana çıkana kadar ben de herkesi belli bir şeyleri biliyor sanıyordum mesela. Eğitimlerden birinde (geçen yine eğitimdeyiz yhaa, BANA GELİN, qıps) bir hoca panik bozukluk için şey demişti: "Yeterli bir psikoeğitim verirseniz zaten hatrı sayılır sayıda kişinin bu konuda bir daha gelmesine gerek kalmıyor."
Bu konuda son olarak şeyi söyleyim (o kadar yazdım ki yeni fikir geldi aklıma); ortalıkta kimseye özel bir şey sorulmaz, belki de o yüzden psikologluğu millet telkin zannediyor. Gelen çoğu kişiden de şeyi duyuyoruz: "Ben böyle zannetmiyordum, siz söyleyeceksiniz ve her şey değişecek sanıyordum". Sanki mürver asam varmış gibi.
Ama topluluğa hitap ettiğinizde genel olarak "çocuğa böyle yapın, şöyle demeyin" denmesi gerekiyor. Seyirciler arasından o Nurdan teyzeyi kaldırdığınızda ya haklı olarak iç dünyasında olup bite söylemez ya da biraz kazısanız ne travmalar, ne ağır deneyimler çıkar. Eşinin şiddetinden kaçmak için okb'ye kayması da olabilir, ailede duygusal ihmal olduğu için duygularını sürekli değişen ağrılarla anlatması da, hehheeey. E bu da yüz kişilik stüdyoda, canlı yayında ya da 1000 kişilik takipçili hesapta istenen bir şey değil. Dolayısıyla hep kıyıda gezilir. Bu da sanki psikologlar bir şey yapmıyormuş algısına yol açar vs.
"İyileştirdiği" hastasıyla foto çekinen psikolog(?) falan varmış mesela, geçen biri söylemişti de höykürerek gülmüştük. Diyetisyene özenip böyle şeyler olması da garip tabii.

Zaten bir sürü ıvır zıvır tip dolanıyor psikolog ayağına, sorsan daha Freud'unki dışında (hatta Freud'un adı dışında) üç tane kişilik kuramı sayamaz ama çocuğun kişiliğini nasıl oluşturacağını söylüyor falan adjsjd, neyse. Böyle olacağına bari psikologlar konuşsun diyorum ben.

Bence ayırt edilmesi gereken ve size katıldığım kısım sosyal medyadakiler. Onlar bana da abartı geliyor. İlgi çekmek, sıyrılmak adına aynı temel şeyleri değişik biçimde anlatmaya çalışıyorlar ama o da psikologlardan değil, sosyal medyanın olayından kaynaklı bir şey. Bizden de birkaç kişi uğraştı etti, oradan biliyorum. Günlük hayatında normal insan ama o vidyolarda Beck'in kayıp torununa dönüşüyorlar; çünkü insanlar bunu bekliyor.
"Ben bilirim, bana gelin"le gerçekten bildiğini aktarabilmek arasında ciddi fark var bence. O yüzden sosyal medyayı pek ciddiye almayın derim.
Bir ara 20 senelik terapist hocaya niye sağda solda reklam vermediklerini sormuştum, "yaptığın işin kalitesi zaten bunu sağlar" demişti. O hocayı sosyal medyada çiçekli böcekli paylaşımın altında garip gurup çarpıcı özlü sözlerle(!?) bulamazsınız mesela.
Yani reklam amaçlı olan sosyal medyada veya tv'de gözükenle gerçekte yapılan aynı değil. Sonuçta tv'ye çıkanın ilgi çekmesi gerekiyor, ikna kabiliyetinin olması gerekiyor.


mor bembombom
(15.06.20)
mesleki sorumluluk diyebiliriz. bu her meslekte var. yani bunu bir tarihçi de yapıyor ekonomist de yapıyor. toplumda gördüğü yanlışları düzeltmeye çalışıyorlar. uyguladıkları yöntem ne kadar efektif tartışılır. ha bunu sırf kapital nedenlerle yapanlar da vardır; takipçi arttırmak, müşteri kasmak vs. insanların fizik, kimya, biyoloji gibi alanlarda bilgi hatta fikir sahibi olmamasınden ötürü bu alandakilerin açıklamalarını görmüyoruz.

sağlam temellerden kastınız nedir bilmiyorum. bilimsel yöntemden kastınızı da anlamadım. sanırım sosyal bilimlerde kullanılan yöntemleri kastediyorsunuz fakat psikologlar (en azından akademide) fen/sağlık bilimleri yöntemlerini kullanıyorlar; örneğin beyin görüntüleme, beyni manipüle etme, kan basıncı ölçme vs.


Sour
(15.06.20)
(1)

mevcut durumda eldeki dolarla napmali

bu ay farkettim, vadeli döviz hesabına bankanın verdiği faiz birkaç ay öncesinin yüzde 1'ine falan düşmüş.vadesiz hesaba koysam bari onun faiz işlemesi üzerinden ayrıca birileri kazanmasin diye hırs yaptım ama iktisadi olarak öyle mi oluyor bilmiyorum.napilabilir başka?
bu ay farkettim, vadeli döviz hesabına bankanın verdiği faiz birkaç ay öncesinin yüzde 1'ine falan düşmüş.

vadesiz hesaba koysam bari onun faiz işlemesi üzerinden ayrıca birileri kazanmasin diye hırs yaptım ama iktisadi olarak öyle mi oluyor bilmiyorum.

napilabilir başka?
sizin paranız bankanın varlığındadır. istediğiniz gibi tutun. her türlü banka kazanır. çünkü kanunen elinde tuttuğu paranın 5 katı kredi dağıtabiliyor diye biliyorum (amerikada izin verilen oran 7 kat imiş.) iktisatçı değilim. belgeselden aklımda kalanı anlatıyorum.

iktisadi sistemden çıkabilir yastık altı yapabilirsiniz. bu türkiye hacmini küçültür. kredi dönüşümünü yavaşlatır. sadece benim paramla mı olur derseniz hayır ama bugün türkiye bankalarındaki döviz ve değerli maden varlıklarının %10 u çekilip yastık altı yapılsa. korku başlar ve insanlar hızla bankalara hücum eder. ondan sonra seyreyle gümbürtüyü.


phonex
(19.06.20)
(2)

sizce demokrasi bir gün terkedilir mi

demokrasi çatısındaki farklı yapılanmaları demiyorum.nasıl bir dönem monarşi krallıklar imparatorluklar revaçta ya da belki -bu dediğim yoruma açık ama- uluslararası alanda 'şart' iken; bir dönem gelip yavaş yavaş terkedildiyse, demokrasi için de aynısı olur mu, ne düşünüyorsunuz?net olsun diye azci
demokrasi çatısındaki farklı yapılanmaları demiyorum.
nasıl bir dönem monarşi krallıklar imparatorluklar revaçta ya da belki -bu dediğim yoruma açık ama- uluslararası alanda 'şart' iken; bir dönem gelip yavaş yavaş terkedildiyse, demokrasi için de aynısı olur mu, ne düşünüyorsunuz?

net olsun diye azcik daha açmaya çalışayım:
Revaçta olmasından kastım, en azından bize aktarildigi kadarıyla halkların toplumun ve hatta düşünürlerin sanatçıların gözünde geçerliliği (ahlaki, dini, ekonomik) olması.

zaten bu geçerlilik yitimi daha eski dönemde o krallığın yikilmasina, yakın dönemde de demokrasinin ortaya çıkmasına ön ayak olmuş.

demokrasinin de sonu böyle olur mu, ne dersiniz?
demokrasi de değişen dönüşen bir şey, şu an bile amerika demokrasisi, almanya demokrasisi, türkiye demokrasisi birbirinden farklı, bir süredir hiperdemokrasi tartışmaları da yapılıyor


freebird5406_2
(06.06.20)
demokrasi de hızlı bir şekilde değişiyor ve son yıllarda ülke başkanlarının "en büyük benim, benim söylediğim olacak" anlamlarına gelen ifadelerine, hatta doğrudan bu ifadelere rastlıyoruz. bir çok kişi demokrasinin kandırılmaya ve manipüle edilmeye müsait bir sistem olduğunu düşünüyor.

hatta yanlış hatırlamıyorsam platon, vatandaşların eğitimli olmadığı bir ülkede hatiplerin iyi konuşarak vatandaşları kandırabileceğini söylüyordu. bu sebeple ülke yönetimi halka bırakılmayacak kadar önemli olduğunu ifade ettiğini düşünebiliriz.

demokrasi teoride iyi ama pratikte kötü bir sistem gibi geliyor bana eninde sonunda o da son bulup yerine farklı bir sistem gelecek eminim ki.


biseysorcaktim
(06.06.20)
(1)

İkonoklast dönem ile ilgili kitap

Spesifik olarak o dönemle ilgili yazılmış bir kitap var mı bildiğiniz?Dil İngilizce de olabilir
Spesifik olarak o dönemle ilgili yazılmış bir kitap var mı bildiğiniz?
Dil İngilizce de olabilir
Bizans ikonoklazmasından bahsediyorsun sanırım; bu kitap ikonoklazma tarihlerini tamamen kapsayıp söz konusu yıllara odaklanmış bir kitap.

books.google.com.tr


mentuhotep
(06.06.20)
(6)

Kurgu montaj illüstrasyon tasarım işleri için

Alınacak bilgisayarın hangi özellikleri daha ön planda, işlemleri hızlı ve seri yapabilmek icin? İkincisi laptop ya da masaüstünde bir şey farkeder mi aynı donanımlı olan bilgisayar?Yapmak istediklerime kabataslak örnekler:Aynı anda iki render işlemi yapmakRender yaparken başka bir videoyu izlemekPh
Alınacak bilgisayarın hangi özellikleri daha ön planda, işlemleri hızlı ve seri yapabilmek icin? İkincisi laptop ya da masaüstünde bir şey farkeder mi aynı donanımlı olan bilgisayar?

Yapmak istediklerime kabataslak örnekler:
Aynı anda iki render işlemi yapmak
Render yaparken başka bir videoyu izlemek
Photoshop'ta çalışırken arka planda render yapmak
Hafıza kartı/USB den bilgisayara veri aktarirken ikinci-ucuncu işlemler yapmak
kaç paranız var?


ismailbüyük
(03.06.20)
16 bende var bana yetmiyor, hiç yetmedi zaten, en az 32 gb tabi mac de yetmedi windows olursa 32 de yetmez.


@ismailbuyuk: eğer bu açıdan işlerimi goreceginden emin olmuş olursam alırken, 20000'e kadar bir meblağ ayirabilirim


kurgu montaj için premiere kullanacaksan aynı anda 2 render alamazsın.

sony vegas 2 render alabiliyormuş aynı anda.

davinci resolve de 2 render alabiliyormuş aynı anda.

motionarray.com

buradan önerilen sistem özelliklerine bak.


Adobe cloud'a geçtiğinden beridir afxten cuda desteğini çekti, o yüzden afx renderları sadece cpu'ya yükleniyor. yok ben premiere'de allah ne verdiyse ise durum iyi bir ekran kartı (cuda destekli, misal 2080ti gibi) ve cpu seçin. yanı sıra ram bu işlerde sadece preview içindir, 4/8k kurgu yaparım redle çektiklerim var akıcı görmem lazım derseniz 250bin tl'lik mac pro şu an onu çok rahat yapamıyor. 128gb ram almaktan kaçınmayın. bu ayarlarda bir sistem için "monitör hariç" 20k çok küçük bir bütçe. en az 2 katı lazım


ismailbüyük
(03.06.20)
geçenlerde bilgisayar toplıyayım dedim, abi önerdikleri en düşük ekran kartı 60bin lira, kötüsünün kötüsünün kötüsü 2080ti çıktı. yine hesapladım 20 lira bile yetmiyor. vazgeçtim.

önerdikleri dediğim adamların benchmark yapıp, uzun testler sonucu fiyat performans olarak önerdiği ekran kartı.

hiç ismini cismini bile duymadığım değişik değişiki kartlar. hatta kutular. öyle kart falan da değil sistem yapmış adamlar takmış içine 10 tane ekran kartı.

miro.medium.com*rmNwcYjQN5VDawSGTwFjAw.jpeg


3 sene evvel mocha pro da bi video düzenliyeyim dedim yapamadım, sistem yetmedi, sonra bi araştırdım,

youtube'da erkan özgür yılmaz diye bir vfXçi abi var, o mocha pro için nasıl bir sistem kurmanız lazım diye adam gitmiş sli kart takmış 4 tane, 128 gb ram takmış, bilmem kaç tane ssd takmış.


(19)

Favori yonetmeniniz kim?

Ve neden o?Ne bileyim bir filmindrn bir sahne... ya da başka bir örnek verebilir misiniz?
Ve neden o?
Ne bileyim bir filmindrn bir sahne... ya da başka bir örnek verebilir misiniz?
Özellikle biri yok.

Almodovor filmiyse kesin bakarım. Sürprizli hikaye anlatımlarını seviyorum.

David Fincherin ışık kullanımı, yarattığı atmosfer çekiyor. fight club ve benjamin button'dan epey bir kredisi var.

james cameron, christopher nolan, peter jackson ya da ridley scott yazıyorsa kesin sağlam filmdir. konusu önemli değil. hata payı 10da 1 filan olabilir.

yazarken fark ettim. hepsini unut. benim yönetmenim Tim Burton. Burton varsa masal var, sürrealizm var, komedi var, fantastik var, efekt var, aksiyon var, absürtlük var, sağlam mesajlar var, ince göndermeler var demektir.


elestirman
(31.05.20)
Of zor soru.

Türkiye sinemasından çoook var. Yönetmen sıralamaya üşendim ama en en en sevdiğim filmi paylaşayım
www.youtube.com

Sevdiğim sahnelerden birini de paylaşayım, 1 buçuk dakikalık kadar olan kısmına bakabilirsin
youtu.be

Yabancı olarak en sevdiğim Xavier Dolan
www.youtube.com
www.youtube.com


buff
(31.05.20)
Filmden çok anlamam ve istikrarlı bir film izleyicisi değilim. Şu ana kadar istisnasız tüm filmlerini beğendiğim iki yönetmen oldu; Haneke ve NBC. Sonuçta film dediğimiz şey yapay. Ama bu yönetmenlerin filmlerini izlerken hayatı izliyormuşum gibi geliyor. Her şey olağan.


Sirf Guz Sonati'ndan dolayi Bergman diyebilirim sanirim.


cerquanne
(31.05.20)
psikolojik gerilim seven bünyem için David Lynch tabi ki, Çünkü renkleri güzel kullanıyor, seyirciyle kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyor. kesinlikle dehasına hayranım.Çok zeki bir adam ve gerçek bir sanatçı.

özellikle mulholland dr. ve lost highway favorilerim. Her sahnesi, her saniyesi birer akıl oyunu, sanat eseri resmen!


bugisme
(31.05.20)
bir sürü alakasız insan var sevdiğim, takip ettiğim ya da severek izlediğim filmlerden sonra "bunun filmiymiş" dediğim.
aklıma gelmeyen de elbet vardır.

filmlerinin yüzde 80'ini ya da fazlasını beğendiğim/sevdiğim yönetmenler:
billy wilder
martin scorsese
robert zemeckis
wes anderson
michael haneke
hitchcock
david fincher
alfonso cuaron

sempati duyduklarım:
tim burton
christopher nolan
spike lee
danny boyle
sam mendes
almodovar
nora ephron
nancy meyers
tony scott


blatta hiberna
(31.05.20)
favori seçmek zor da, filmlerini sevme oranlarına göre bakarsak gaspar noe, lars von trier, andrei zvyagintsev, tarkovsky, tarantino, taika waititi, edgar wright, kubrick, guillermo del toro gibi karışık bir liste çıkıyor.

bir de bazı filmlerini yukarıdaki yönetmenlerin çoğu filminden daha çok sevdiğim ama film/beğeni oranı yukarıdakilerden düşük olanlar var; bu kısımda da genelde bergman, fassbinder, agnes varda, wong kar wai, fritz lang, angelopulos gibi kült amca ve teyzeler var.


Bruce
(31.05.20)
Nolan.

Kafasını seviyorum. Prestij'den beri.


fezagezgini
(31.05.20)
Guy ritche
Onur ünlü


dunyatuhaf
(31.05.20)
Ertem eğilmez.


türk: zeki demirkubuz konuyu işleyişi gerçekçi ve filmlerin senaryosu sıradan ama ilgi çekici. masumiyet, kader, yazgı, üçüncü sayfa.

yabancı: gaspar noe rahatsız edici ve farklı bir üslubu var. irrivesible filmini herkes sonuna kadar izleyemeyebilir.


Denis Villeneuve

Ağır işleyen konuları inanılmaz sürükleyici anlatıyor.


baal
(31.05.20)
Bergman, polanski, tarkovsky, jeunet, haneke

Nbc, reha erdem. Kız kardeşler filminden sonra emin alper.


adivar
(01.06.20)
michanel haneke, abbas kıyarüstemi, roy andersson, son zamanlarda hirokazu koreeda ve yorgos lanthimos


Gaspar noe, çüknkü filmleri uyuşturucu gibi başka filmlerin uyandırmadığı hisleri uyandırıyor.


ezel akay türkiye de değil de avrupa da doğsaydı dünyaca ünlü olabilirdi.


luluki
(01.06.20)
cok var ama ilk aklima gelenlerden biri wes anderson oldu. cunku sukuneti pastel renkleri ve simetriyi seviyorum.


in vino veritas
(01.06.20)
Polanski. Repulsion ve The Tenant kadar sevdigim filmler cok az. Cevap kesinlikle en iyi teknik, en iyi kamera kullanimi, en iyi hikaye anlatimi vs. degil. Kurulan duygusal bag onemli.

Isledigi konularla benim de derdimin olmasi: Alt metinde gocmenlik ve yabanci gorulmenin, varolussal sikintilarin cok agir basmasi.

Mekanin rol üstlenip "oynatilmasi"ni seviyorum, hem edebiyatta hem sinemada. Benim uzerimde de buyuk etkisi var mekanlarin, yasadigim alanin. Bu iki filmde de mekanlar bir film karakteri gibi oynuyor, hatta bazen basrolde oynuyor.

Repulsion´da Catherine Deneuve buz gibi, abartisiz role sokulmus. Tam bir Polanski isi.


buf-e kür
(01.06.20)
Lars von Trier. Tektir benim için. Başkası aklımın ucuna dahi gelmedi.


velvetmorning
(01.06.20)
(1)

Instagram canlı yayınını tekrar izlemek

Yayını yapanın iznine ya da tercihine bağlı bir şey mi?Ya da yayın bittikten hemen degil de bir süre sonra mı erişime açılıyor?
Yayını yapanın iznine ya da tercihine bağlı bir şey mi?

Ya da yayın bittikten hemen degil de bir süre sonra mı erişime açılıyor?
Yayını yapan eğer yayını kaydetmezse yayın bittikten sonra yayını izleyemezsiniz. Yani evet kullanıcının tercihine bağlı.

Yayın biter bitmez kaydı izleyebilirsiniz. Belli bir süreye gerek yok.


(8)

Ne bulursa kemiren yavru

Kedilerimi goturdugum veteriner hekime bırakmış birisi sahiplensin diye, kaç aylık bilmiyorum daha çocuk işte.Ne bulursa kemiriyor, üzerindeki kıyafet, parmak, hali kenarı kablo yani ağzına sigan ne aklınıza geliyorsa. Bir sürü kedi büyüttüm hiç böylesini görmemiştim.Lastik top sactim bir sürü eve h
Kedilerimi goturdugum veteriner hekime bırakmış birisi sahiplensin diye, kaç aylık bilmiyorum daha çocuk işte.

Ne bulursa kemiriyor, üzerindeki kıyafet, parmak, hali kenarı kablo yani ağzına sigan ne aklınıza geliyorsa. Bir sürü kedi büyüttüm hiç böylesini görmemiştim.

Lastik top sactim bir sürü eve hem oynasın hem kemirsin diye de, başka şeylerden bir aşamaya kadar uzak tutuyor.

Neyse, soru şu, elektrik kablosu da kemiriyor, vereceği zarar neyse de ölmesin bu, çünkü sürekli de oradan oraya koşturuyor sürekli gozetemiyorum.

Nasıl engelleyebilirim ya da azaltabilirim bu kemirme açlığını?
Dişleri mi kaşınıyor acaba?

Kablolar için mekanik çözüm
www.denizdukkani.com

Ötesini bilemedim.


buff
(31.05.20)
Ben de öyle düşündüm de bütün gün de kemirilmez ki nasıl bir kaşıntı acaba.

Kablolar fazla ama linkteki şeyler yine de ise yarayabilir teşekkürler.


çocukluk davranışları genelde yetişkinlikte kaybolur ama bazen de kalıyor.
bir de bu kadar ısrarlı kemiriyor olması psikolojik olduğunu düşündürdü bana.
kediler çok kolay obsesyon sahibi olabilen hayvanlar.

benim deneyimlerime göre kedileri "engellemek" mümkün olmuyor, daha çok sarıyorlar.
yapabileceğiniz en mantıklı şey, o kemirmeye başladığında aklını dağıtmak.
mesela olta oyuncaklardan alın ve oyuncakla aklını dağıtın, kemirmeyi bırakıp gelip sizle oynasın.
sevdiği bir yaş mama verin, arada bir onunla aklını dağıtın.

ya da gidip sevin, kendiniz oynayın ama kemirdiği şeyi ağzından çekerek değil.
sizle oynarken kendi bıraksın.
ağzından çektiğiniz şeyi av olarak niteleyip daha çok saldırıyorlar çünkü.
yani aklını dağıtmak işe yarayabilir.

ayrıca sürekli kemirdiği şeylere ya da yerlere onu cezalandırarak değil, yani kemirdiği anda gidip müdahale ederek değil (inat edebilir çünkü), kendiliğinden kötü kokuyormuş gibi bir etki yaratmak için sirke, kolonya, ağır parfüm, oda spreyi tarzı şeyler sıkın.
yani onun gözünün önünde, o kemirirken değil, uyurken gidin kokuya boğun sürekli kemirdiği yerleri.
kendiliğinden rahatsız olsun.
bu da işe yarayabilir.

geceleri başına bir iş gelmesin diye engel olmak için de bir yere/odaya izole etmeye alıştırabilirsiniz.
başka çare yok pek.


blatta hiberna
(31.05.20)
buff in verdiği linkteki koruyucunun gözeneklerinden dişlerini yine de geçirebilir. Bence kablo spirali daha iyi olur.


Barbaros59
(31.05.20)
Kemirdiği yerlere sevmediği bir koku sürün (sirke veya mentollü kokular olabilir sanki). bir de belki topla oynamayı sevmiyordur, benim sıpalardan biri en çok biber, fasulye gibi uzun sebzelerle oynamayı seviyor. aşırdığı fasulyeyle yatıyor, kalkıyor, saklıyor, almayalım diye. :)


Veterinere iade et vazgeçiremezsin, huylu kedi huyundan vazgeçmiyor. Alışmadan ver gitsin, başka kedilerin de varmış zaten ne uğraşcan. Verdiği zarar neyse de diye bişi yok ayrıca kendini kandırma, tv kablosunu kemirse bugün ne biçim masraf çıkar, ani elektrik gitmesi durumu gibi tv’nin yanma ihtimali bile olabilir, bi laptop şarj adaptörü dünya para deli misin divane misin anlamadım ki.


giselle
(31.05.20)
Zarar verse çok masraf çıkaracak şeyler açıkta değil, onlara ellesmedi hiç, ondan zararı neyse diyorum.


bu konuyla ilgili hiç veterinerle görüştün mü? bunun dışında kedi davranışlarını araştıran türlü insanlar var, belki onlar bir fikir beyan edebilir. ama bana göre dişleriyle veya başka bir şeyle ilgili bi sıkıntı var. görünüşte sorun var mı?

@giselle
umarım trollsündür, değilsen de git ailene sarıl.


allineed
(01.06.20)
(6)

Horror ile fear kelimelerinin

Farkı ne?
Farkı ne?
Bana fear daha temel ve içgüdüsel gibi geliyor horror ile kıyasla, bilmem oldu mu?


peki madem
(31.05.20)
Fear kısmı oldu ama horror hala boşlukta, yani primal fear olur ama primal horror olmaz diyorsunuz.


Horror dehşet, fear korku.

Şöyle açmaya çalışayım ben anladığım kadarıyla. Horror dışarıdaki bir şeye karşı duyulan his ve daha nesneye bağlı, bi şekilde objektif diyebiliriz. Fear daha subjektif bir his.

Evet, anlatmak zormuş. Mesela yalnızlık üzerinden gidelim. Fear of loneliness yalnızlığın bize hissettirdiği korku, herkes için farklı bir şey ifade edebilir. Ama horror of loneliness yalnızlığın korkunçluğu diyebiliriz, belirli bir şeye işaret ediyor. Yalnız kalmak neden korkunçtur, işte eve hırsız girerse kendimizi koruyamayabiliriz, boğazımıza bi şey takılır ölebiliriz falan. Herkesin ortaklaşabileceği ve haz etmeyeceği nedenleri var yani. Ben böyle algılıyorum aradaki farkı.


buff
(31.05.20)
Fear, bu adam beni keser mi ki?
Horror, amk elinde testere ile Jason geliyor


kisa
(31.05.20)
Bir soru daha ekliycem, anladım oturdu soylediklerinizden de, soru marlon Brando'nun şu konuşmasından aklıma geldi:

youtu.be

Tam ayırt edemiyorum yine de burada anlattığını feardan, bunu da zahmet olmazsa aciklayabilrcek biri var mıdır?


Cevap tam da @buff'ın dediğinde var. Brando'nun orada bahsettiği olayda kendi canı için korkmuyor (fear), olan olayın korkunçluğu karşısında dehşete kapılıyor (horror). Ben öyle anladım.


peki madem
(31.05.20)
(2)

ekstra ekstra kalın sigara filtresi

var mı böyle bir şey piyasada, elle sarılan sigara için?yani standart sigaranın 2 - 2,5 katı olacak şekilde sarmayı ve görünmesini sağlayacak kalınlıkta.
var mı böyle bir şey piyasada, elle sarılan sigara için?

yani standart sigaranın 2 - 2,5 katı olacak şekilde sarmayı ve görünmesini sağlayacak kalınlıkta.
Görünmesini sağlamak ne demek tam anlayamadım.

Şu arap kağıdı denen şeyi mi kastediyorsun yoksa bildiğimiz makaron mu?

Her ikisi için de kağıdın kalın olması istenen bir şey değil. Kağıt olabildiğince ince olacak ki kağıt yanığı değil sadece tütün dumanı gelsin. Ama yine de kalın aranıyorsa en ucuzu hangisiyse odur. Kalın kağıt daha az maliyet daha az işçilik demek.


IncredibleMau
(29.05.20)
Görünmek derken, yani kalın olsun istiyorum. Kağıtları kastetmedim ya da makaronu.

Ayrıca bir ismi varsa bilmiyorum, bazı tekeller ve tobacco shoplarda ince puro görünümlü şeyler satılıyor, o ayarda olmasini sağlayacak kalınlıkta filtreler yani


(1)

Bu hangi gözlük markası ve modeli

Fotoğraftaki adamın taktığı.
Fotoğraftaki adamın taktığı.
Bu fotoğraftan kesin birşey söylemek zor. Persol da buna benzer modeller var, persol olabilir.


astrid
(29.05.20)
(4)

Bu şeyin tek kelimelik bir ismi var mı

İki olgu/şey/varlık... var, etkileşime giriyorlar ve bundan ortaya yeni bir şey çıkıyor/doğuyor; ancak doğum/oluşum sona erdikten sonra evvelki iki olgu tamamıyla yok oluyor, ancak yeni şey önceki şeylerin özelliklerini de taşıyor.Bu olayın ve sonuçta ortaya çıkan şeyin, soyut/genel/kapsayıcı olarak
İki olgu/şey/varlık... var, etkileşime giriyorlar ve bundan ortaya yeni bir şey çıkıyor/doğuyor; ancak doğum/oluşum sona erdikten sonra evvelki iki olgu tamamıyla yok oluyor, ancak yeni şey önceki şeylerin özelliklerini de taşıyor.

Bu olayın ve sonuçta ortaya çıkan şeyin, soyut/genel/kapsayıcı olarak, Türkçe veya başka bir dilde, tek kelimelik bir ismi var mı?

Bir iki ornek:
Bakır+kalay -> Tunç
Aslan+keçi+yılan-> Kimera

Ama mesela sodyum + klor = tuz bu değil.
Sentez, fuzyon?


dunal
(29.05.20)
melting pot?


alaşım,
bileşik

sosyal bilimlerde daha güzel bir karşılığı olmalı ama.


jimjim
(29.05.20)
terkip.


tabirimekruh
(29.05.20)
(3)

Uzun süreli ilişki cikisinda çabucak evlenmek

Bunu yapan var mı aranızda? Nasıl oldu sonra nasıl gitti? Kız arkadaşım aramızdaki yaş farkı (7 yaş) ve çocuğu olmasını sebebi/bahanesiyle evlenmek istemiyor, bizimkiler yadirgayacak insanlar değildir hiç ama tahminimce bana nasıl bakılır ailesi tarafından düşüncesi de var. neyse, bakalım gittiği ye
Bunu yapan var mı aranızda? Nasıl oldu sonra nasıl gitti?
Kız arkadaşım aramızdaki yaş farkı (7 yaş) ve çocuğu olmasını sebebi/bahanesiyle evlenmek istemiyor, bizimkiler yadirgayacak insanlar değildir hiç ama tahminimce bana nasıl bakılır ailesi tarafından düşüncesi de var. neyse, bakalım gittiği yere kadar şeklinde bir ilişkimiz var yani.

Şu ara evden çalışıp çok tek başıma kalınca da böyle bir evlilik hulyasi sardı beni, bilmem belki geçicidir.

Acaba o "gittiği yere kadar" sözleşmemiz bitse ve biriyle tanissam, olur ya bu hulyaya da kapılıp hemencecik evlensem saçma sapan bir şey mi yapmış olurum diye düşünmeye başladım bu defa.

Neyse, sözün özü, nasıl oluyor ki öyle bir şey, var mı benzerini yaşamış birileri, sonra gidişat nasıl oldu sizin için?

edit: o başlığa baktım da, ayriyeten bir şeyler diyen olur mu acaba diye soruyorum, ya da benimkine daha benzer bir durumdan.
şu başlığı görmemiş olabilirsiniz diye yazıyorum:

(bkz: uzun ilişki sonrası hemen birisini bulup evlenmek)


tabudeviren
(28.05.20)
''Acaba o "gittiği yere kadar" sözleşmemiz bitse ve biriyle tanissam, olur ya bu hulyaya da kapılıp hemencecik evlensem saçma sapan bir şey mi yapmış olurum diye düşünmeye başladım bu defa.''

sevgilinin adına üzüldüm. bir de sadece evlenmek için evlenecek gibi bir halin var, evleneceğin kişinin adına da üzüldüm.


pearson
(28.05.20)
7-8 sene önce ayrıldığım eski sevilim (4,5 senelik ilişki) öyle yapmıştı, duyduğum kadarıyla mutsuzmuş. üzüldüm, mutlu olmasını isterdim. son eski sevgilim (5 senelik ilişki) de öyle yapacak herhalde, umarım o çok mutsuz olur. ikisi de evlenmek isteyen, çocuk isteyen insanlardı, ben hiç o kafada olmadım, sonuncusu seninki gibi bir gittiği yere kadar durumu yani, ama tam tersi. neyse, çok mutsuz olmasını istiyorum demiştim dimi?


pati
(28.05.20)
(5)

Kendimi bataryaya donusturebilir miyim

Mesela kolumda hayati olmayan damarlarımdan birindeki kan hareketini elektriğe dönüştürecek bir düzenek kurdum, ona da bir ampul bağladım, el feneri gerektiğinde kullanıyorum. Ya da powerbank olarak vs.Mümkün mü teorik olarak böyle bir şey?
Mesela kolumda hayati olmayan damarlarımdan birindeki kan hareketini elektriğe dönüştürecek bir düzenek kurdum, ona da bir ampul bağladım, el feneri gerektiğinde kullanıyorum. Ya da powerbank olarak vs.

Mümkün mü teorik olarak böyle bir şey?
Basit yanıt::

Böyle bir akım için ancak atardamar kullanabilirsin. Ama atardamarların hepsi hayatidir.

Toplardamarda kan yavaş akar


helena
(27.05.20)
hiç bir şey yapmadan da vücudumuzda elektrik var.
şuradaki videoya göre standart bir kalem pilin (1.5V) yarısı kadar enerjiye sahibiz.

www.youtube.com
7 tane insan 5V'luk bir cep telefonunu şarj edebilirmiş. Ama MAH değeri nedir bilmiyorum.

ancak kalp ritmini bozabilir böyle şeyler.
nabız ölçme özellikli akıllı saatlerin bile çok küçük de elektrik sistemimizde olumsuz etki yaratabileceği ve kalp ritmine olumsuz etki edebileceği söyleniyor.

vücudun kendisi yerine vücut üstü şeyleri kulanmak daha iyi olabilir. mesela kıyafetlerimizde bulunan bir düzenek ile eklemlerimizi hareket ettirdikçe ya da ayakkabı topuklarımızda bulunan bir düzenek ile attığımız her adımda elektrik üretilmesi mümkün olabilir.


biseysorcaktim
(27.05.20)
O kadar basit bir hareketin oluşturacağı enerji az olur muhtemelen. Ama vücudun kendisi normalde bir jeneratör zaten. Akciğerlerde Oksijen ile ATP yakılıp enerji elde ediliyor. Bu enerjiyi elektrik enerjinise dönüştürebilirsek o zaman belki işe yarar ama bu kez hayati faaliyetler olumsuz etkilenebilir.

İnsan vücudu 250 ila 400 BTU enerji üretiyormuş. Ne kadar işe yarar o kısmını bilmiyorum. Ama The Matrix'te morpheus'un söylediği 25.000 BTU kadar çok değil. Orda insanları bataryaya dönüştürüyordu makineler.


himmet dayi
(27.05.20)
kan hareketindense, vücut hareketini ya da sıcaklığını enerjiye çevirmek daha mantıklı gibi.
www.youtube.com
www.youtube.com


late viper
(27.05.20)
(11)

Hiç terapistinize aşık oldunuz mu?

Sonra ne oldu?
Sonra ne oldu?
Olmadım ama durumu hissettikleri an seni başka bir terapiste yönlendiriyorlar.


Olmadım ama bunun sık karşılaşılan bir şey olduğunu duymuştum.


güzelse beğenmek normal bir şey ama kontrol edemiyorsan

yaşça büyüğe ya da hemcinsine gideceksin

fırsatım varsa karşı cins seçmiyorum doktor vs. ya da iş ilişkilerini


bir soru sorcam
(25.05.20)
oldum. sonra terapiyi bıraktım. normal bir süreç bu. aktarım oluyor. hatta sevgilisi vardı onu da deli gibi kıskanıyordum sosyal medyada.

ama tabii ben hayat şartlarından dolayı devam edememiştim.


ikcı
(25.05.20)
Olmadım. Galiba insan kendini anlayıp dinleyen birini bulunca birden çok yanlış anlıyor kişinin bilinçaltı :)


superfluid
(25.05.20)
oldum, çok güzeldi , ama kadar şey anlattımki utanıp yüzüne bakamayacak seviyeye gelince bıraktım terapiyi , düzelince araba anahtarını masaya atıp bi çayını içmek için fantezisine randevu alacam


docrivers
(25.05.20)
Olunması doğal, olunca iyi olur.

İçinizden sürekli onunla konuşursunuz, onun sizi hep anlayacağını düşünürsünüz, o size şefkat gösterir anlayışlıdır. Daha ne olsun? Aşık olunacak özellikler bunlar. Ama o da insan, kapıdan çıktığında aynı insan olur mu bilmiyorum bize karşı.


damba
(25.05.20)
Günaydın. Aşık olmadım ancak ciddi anlamda ondan hoşlandığım birisi olmuştu. Üstelik hoşlandığım kişi askerlik hizmeti sırasında sevk edildiğim RDM'de psikolog olarak görev yapıyordu. Benim açımdan tamamen yanlış bir karardı. Sanırım içinde bulunduğum askerlik psikolojisinin bunda büyük bir etkisi vardı.
Elbette bir asker olarak bu süreçte kendisine açılamadım. Sivil hayata dönüş yaptığımda da açılmak konusunda ileri adım atmadım. Doğru olan buydu çünkü.


simderun
(26.05.20)
bunu neden soruyorsun bilmem ama genelde hayirli bisey olmuyor. prendimi l'anima film onerisini buraya koyayim.

eger mental sagligini onemsiyorsan kendini bu isten siyirmaya bak, o terapistle iliskini kes. benim basima bunun tersi geldi, adam bi sekilde benden etkilendi(fiziksel degil zihinsel bi etkilenmeydi ama karsi cins olunca sular bulaniyor), sonra farkettim ki gorusmeyi nerdeyse ben yonlendiriyorum. heyecan verici bi macera olabilirdi ama o donem ne macera yasayacak kadar sagligim iyiydi ne de saati 400 liraya bunu devam ettirebilcek gucum vardi. saka bi yana kotu bi olay, insan iyi hissetmiyor kendini. terapistle iliski cok zor bi mevhum.


galandar kostumu
(26.05.20)
@galandar: sana öyle gelmiştir, onlar da belli bir noktadan sonra muhabbet arıyor bi de üstüne para veiryorsun
zaten terapinin belli bir noktadan sonra anlamı kalmıyor


bir soru sorcam
(26.05.20)
@ bı soru soracak, bana öyle gelmedi. Uzun uzun yazıp aciklayamadim, soruyu soran arkadaşın baglaminda gerekli olcak kadar anlattım. Toplamda 5.seansta gitmekten vazgeçmiştim.

Bence terapist karşı cinsse, o kadar derin paylaşım sonucu biseyler tetikleniyor, mesela benim yasadigim örnekte bı yerde kendimi karşındakini etkilemeye calisirken yakaladim ama bu bı yanılsama. Üstelik sürece çok zarar veriyor. Hemcinste de çoğunlukla rekabet hissi oluyor. Terapistin şahsiyetine güvenmek ve belki de yaşının büyük olması danışan için ciddi avantaj olabilir diye dusunuyorum


galandar kostumu
(26.05.20)
(8)

Böyle durumlarda nasıl cevap veriyorsunuz

Ortak ilgi alanımız olan arkadaşlarla bazen etkinlik/eğitim haberlerini paylaşırız karşılıklı.Şu ara da online kanal daha kabul görür olduğu için de sanırım bu tür egitimdir seminerdir epey arttı, yani aramızda daha yoğun sirkülasyon oluyor önceye nazaran.Bir iki arkadaştan şöyle karşılık almaya baş
Ortak ilgi alanımız olan arkadaşlarla bazen etkinlik/eğitim haberlerini paylaşırız karşılıklı.

Şu ara da online kanal daha kabul görür olduğu için de sanırım bu tür egitimdir seminerdir epey arttı, yani aramızda daha yoğun sirkülasyon oluyor önceye nazaran.

Bir iki arkadaştan şöyle karşılık almaya başladım şu aralar:

- bana hatirlatsana, bana hatırlat olur mu, hatırlatır mısın?

Aklıma gelen cevaplar "e yaz bir yere not al" ya da "ben senin sekreterin mi oldum haberim olmadan" arasında gidip geliyor ruh halime göre.

Karantina gerginlik vs. düşünerek, aman bozusmayalim diyerek de, tamam diyorum, zaten ben de unutuyorum çoğunlukla dolayısıyla bunu diyenler de.

Ama sinir olmaya da başladım, şimdi o arkadaşlarla bir şey de paylaşmiyorum, bu defa da onların gönderdiği bir şey için diyalog aynı yere çıkıyor.

Kırmadan dökmeden nasıl cevap verilebilir ki başka?
Valla ben de unutmazsam izliycem katilcam zaten unutmazsam haber veririm de gec bikac defadan sonra sormazlar


Samimiyete göre proletarier'in örneğinden "bana güvenme, ben de unutuyorum"a, oradan "telefonuna hatırlatma yazsana"ya, oradan da "sekreterin miyim lan ben senin"e kadar yolu var.


kobuzchu kiz
(22.05.20)
Hocam öyle arkadaşlarla paylaşacağınıza bizimle paylaşın valla, nasıl bi ortam dönüyor acaba cidden kıskandım


dvoynik
(22.05.20)
kaç para vercen diye sor
ya da direkt aynı taktik


durgunfoton
(22.05.20)
@duygusuzromantik: korkmak değil de, şimdi diyince düşündüm aşırı empati yapıyorum galiba, bu bahsettiğim kişiler bana göre daha gergin sartlardalar çünkü.


Hatırlatıcı uyugulama önermek iyi bir fikir olabilir, mesela google keep ortak liste oluşturtuyor ya da yine google takvime işleyip ortak etkinlik açabilirsiniz. Böylece kendinize kaydederken direkt arkadaşla paylaşmış olursunuz ne o size hatırlat der ne de siz bu gerginliği yaşarsınız.
Böyle bir destek sunabilirsiniz belki gergin standartta yaşayan arkadaşlara.


"Ben hatırlatıcı kuruyorum o şekilde hatırlıyorum, faydalı olacaktır sana da"

Dersen hiç sorun çıkmama ihtimali çok yüksek olur bence.


muhayyer divan
(22.05.20)
Unutmazsam tamam de gec. Sonra da unut.


brkylmz
(23.05.20)
(1)

facebook - instagram reklam ödemeleri

blogum için instagram üzerinden reklam/tanıtım vermiştim.sistemi tam anlayamadım da başta bütçe olarak ayırdığım miktarı, gün gün kesiyordu.bir de bir kart kaydetmeyi şart koşuyor.zannediyorum bu ödeme alma sistemini şüpheli bulduğundan ötürü, banka kartımı provizyona kapatmış, müşteri hizmetlerinde
blogum için instagram üzerinden reklam/tanıtım vermiştim.

sistemi tam anlayamadım da başta bütçe olarak ayırdığım miktarı, gün gün kesiyordu.

bir de bir kart kaydetmeyi şart koşuyor.

zannediyorum bu ödeme alma sistemini şüpheli bulduğundan ötürü, banka kartımı provizyona kapatmış, müşteri hizmetlerinden de düzelttiremedim.

bir de borcum kalmış ödeyemiyorum da, başka kart da denedim olmuyor, sanal kart tanımladım başka kart üzerinden o da olmuyor.

neyse, aynı şeyin tekrar olmaması için nasıl bir ödeme yöntemi kullanmak ya da düzenleme yapmak gerekir?
Selamlar,
Bir daha olmayacak diye bir şey yok. Sistemin kabul ettiği kartı bulduktan sonra bir faturalandırma sınırı koyun, ödeme ayarlarından yapılıyor. Örneğin 300 TL'lik bir harcama olduğunda faturalandır beni gibi. Böylelikle sık sık fatura kesmediği için banka da şüpheli algılamaz. Bir de önerim günlük bütçe ayarlama derim, toplam harcama üzerinden süre ve reklam planlaman daha sağlıklı olur.


sethplay
(01.05.20)
(2)

Tarayıcıdan bağımsız masaüstü çeviri uygulaması

Var mı?
Var mı?
qtranslate


nahtoderfahrung
(27.04.20)
(bkz: babylon) yüz yıllık çınar


lancelot du lac
(27.04.20)
(1)

YouTube'da bana ait olmayan videolara altyazı ekleyip reklam vermek

Mümkün mü?Videoları genelde YouTube dışı yerlerden buldum, genelde felsefe psikoloji sanat ekseninde konuşma konferans roportajlar vb. var.Başta öylesine bir fayda ureteyim diye giriştim de, baktım kanal iki haftada 200abone sayisini gordu, işte 5000 dk. izlenmiş, reklam vereyim dedim.Mesela Instagr
Mümkün mü?

Videoları genelde YouTube dışı yerlerden buldum, genelde felsefe psikoloji sanat ekseninde konuşma konferans roportajlar vb. var.

Başta öylesine bir fayda ureteyim diye giriştim de, baktım kanal iki haftada 200abone sayisini gordu, işte 5000 dk. izlenmiş, reklam vereyim dedim.

Mesela Instagram'a 1 dakikasını kesip yüklesem, onu reklam versem olur mu?

Videolar telifsiz bu arada, ve zaten sorun çıkmayacak kadar eski çoğu.
telifsiz ise sorun yok. ama kişisel ise sıkıntı.

youtubeda birçok kazai komik kedi, aptal insanlar vs derleme videosu var bir sorun çıkmıyor.

bu arada youtube'un algoritması edeniyle takipçin arttıkca takipçi bulman zorlaşacak. yani 1 haftada 500 oldu diye sevinme aynı hızda gitmez. vaktine yazık olmasın.


orpheus
(27.04.20)
(13)

Karşı balkondan sürekli söven kadın ve akıl fikir tavsiye

Bu karantina sürecinin başladığı ikinci haftada homeoffice çalışmaya geçtim.O zamandan beri, balkonu evimin karşı balkonunda olan yaşlıca bir kadın var, ilk birkaç gün önce ortaya, sonra doğrudan bana sovmeye başladı işte p*ç pz**vnk vb., neymiş saygılı olucakmisim, o varken balkonda arkamı donucekm
Bu karantina sürecinin başladığı ikinci haftada homeoffice çalışmaya geçtim.

O zamandan beri, balkonu evimin karşı balkonunda olan yaşlıca bir kadın var, ilk birkaç gün önce ortaya, sonra doğrudan bana sovmeye başladı işte p*ç pz**vnk vb., neymiş saygılı olucakmisim, o varken balkonda arkamı donucekmisim vs. ben de o kadar rahatsizsan ya balkona çıkmazsin ya da sen arkanı dönersin dedim. karmakarışık bir konuşması var da anlayabildigim kadarıyla onu gozetledigimi falan düşünüyor. seni annene soylucem gelince falan dedi bir de, annem de ara sıra gelir bana balkonda da otururuz, bildiğin gozetlemis kadın yani.

Neyse, konu böyle kaldı, bir daha da sayma sövme olmadi.

Birkaç gün sonra da tahminimce oğlu olan gencce biri var, işte abi iyi akşamlar falan dedi, cevap vermedim, sonra da selfie pozisyonu alıp "fotoğraf çekilebilir miyiz" dedi, ben de "olmaz, çekemezsin" dedim kaldı öyle yine.

Bu fotoğraf olayı kadının kuruntulu konuşmalarıyla birlesince kafamda, polisi aradım. "Şu ara çok oluyor böyle şeyler, arkadaşlara iletiriz bir ikaz ederler" dediler.

Herhalde gelen giden olmadı. Bu sövme olayı da devam ediyor, doğrudan bana değil ama soyle ki, ben balkona çıkınca kadın da balkona çıkıyor, balkona çıktım mi sürekli kufurlu bagirti dinliyorum.

Kanıt falan da olmadığı için pek bir şey yok herhalde polisin falan da yapabileceği de, napayım başka ne dersiniz? Herhalde ruhsal sıkıntıları var deyip umursamıyordum da canımı sıkmaya başladı iyice.

Karakola gidip şikayet etsem bir şey değişir mi sizce?

Ya da başka napabilirim?
kamera gibi bişey kur balkona, bu go pro olur, güvenlik kamerası olur, cep telefonu olur. ses de kayıt etsin.

bir daha olduğunda görüntü olur elinde.

bi kere ayarla sabit kalsın yani. sonra polisi ara.

sürekli böyle yapıyor buyrun kendiniz bakın diye.


bizim karşı apartmandaki cocukta öyle, bazen abime küfür ediyor bazen de ay erkek diyip kaçıyor görünce. üzülüyorum sadece Allah yrdımcısı olsun psikotik rahatsızlığı var belli. Bizimki zararsız 15 senedir aynı, ama paranoid şizofrense katil olma ihtimalleri yüksek oluyor. x kişi beni öldürücek diyor mesela, hayal dünyasında kuruyor da kuruyor. ona da polis bile yardım edemez. tavsiyem o balkona çıkmayın bu bir, paranoyasını artırıyorsunuz, ama siz çıkmasınızda camdan boş duvara bakmaya büyütmeye devam edebiliyor, o yüzden kapıcınızdan bilgi alın kadın ağır rahatsızsa, zarar verme potansiyeli varsa ben olsam düşünmeden taşınırım. kendi halindeyse herkese yapıyorsa önemli değil ama böyle işler bir kere oluyor zaten. şakaya gelmez.

edit: kamera kursanız ne olur, kadın ruh hastası ne polis çok önemser ne kadın ceza alır dogru düzgün. aklı başında olsa tehdit etse tamamda bu durumda çok etkili değil bence. bilgi alın en kısa zamanda


hopp
(27.04.20)
@hopp: valla cikmamayi ben de düşündüm ama bir sırf bu durumdan ötürü evimde sigara icmeye başlamak istemiyorum bu var, sonra genelde uzandigim odanın camlarından biri de oraya bakıyor, bir iki defa dışarı bakarken tesadüfen kadının bana doğru baktığını gördüm, ben o tarafa bakınca "cık cık cık" deyip gitti. yani hadi balkona çıkmadım diyelim, bütün ev yasantimi da değiştiremem ki, kaldı ki önümüz yaz o da var. ne kadar çözüm olur bilmiyorum her şeyi buna göre değiştirsem de, çünkü sanırım "acaba beni gözetliyor mu" diye beni gözetliyor :(

hem şişko.. @ "bak güvenliğimiz için ses kaydı alıyorum" diyip ses kaydı alsam aynı işlevi görür mü sizce?


hopp +1 parananoid şizofreni hastası olabilir. Balkona perde çekme imkanınız yok mu? ya da panjur taktırma. Bi ihtimal önlem almış olursunuz.


yok ya alenen öyle bişey olduğu zaman al telefonu kamerayı çek.


@saksilar, çiçek sarmaşık falan var zaten onu yazmayı unutmuşum, yani otururken hem karşıdan görebilmek hem de benim karsiyi gorebilmem için ancak ya ayaga kalkıp kafani uzatman ya da bilhassa gözetliyor olmak lazım


@duygusuzromantik: valla ben de kuruntu yapiyor olabilirim de, fotografimi bak bu birilerine gösterip dovdurmek tehdit vs. gibi bir şey olabilir mi acaba diye düşündüm. selfie mevzusunu oğlu yapiyor, kadın yoktu o sırada, hani annesi boyleyse oğlundan da böyle bir tepki çıkabilir gibisinden düşündüm yani.


Evet, yapabilir. Sen kameraya cek, polise gosterirsin. Ya da ekside ac bi baslik.


banacevaplazım
(27.04.20)
Ekşide başlık aç demişler ahzjxkdjsj, ekşide başlığı neden açsın yahu:) iyice zıvanadan çıktı bu ekşideki rezalet başlıkları, bunun için bile ekşide başlık açmak mantıklı gelmeye başladı insanlara


kraltaci
(27.04.20)
balkon uygun mu bilmiyorum ama çevresine görüntüyü kapatacak bir örtü vb bir uygulamaya mı gitseniz acaba?
urun.n11.com

www.google.com
gibi


ruz
(28.04.20)
@hem şişko hem deli alfred kamera uygulaması var, evdeki eski akıllı cep telefonunu güvenlik kamerasına dönüştürüyor. ücretsiz. hareket olduğunda sana bildirim geliyor. eğer aylık abonelik yaparsan ki gayet makul, buluta kaydediyor bir kaç günlük görüntüleri. sıfırdan kamera almak yerine bir süre kullanabilirsiniz.


cliquot
(29.04.20)
Kamerayla belgeledikten sonra iyice bi saydir. Bakalim napacak. Bir de arastirma yap.
Bizim eski komsumuz, kadini gormuyoruz bile. Karsi apartman. Bahceler farkli. Durduk yere bagirmaya basladi. Bisikletlerimizi tekmeledi. Sustuk. Ayni sekilde balkon olaylari oldu. Apartman parasini biz topluyorduk, komsulara gidip sizi dolandiriyo fazla para aliyo vs. Demis.
Sonra ablam cinnet gecirdi diye tabir edeyim, kadinin ustune yurudu, olay cikti polis geldi. Sonra Tasinana kadar kedi gibiydi.


Coma
(29.04.20)
sorunu gülerek çözdüm:
balkonda voltalayarak telefonda konuşuyordum:
birden "çirkiin şeey, sus, çirkin ördek, çirkin kral." gibi saçma bir şeyler söylemeye başladı, balkon kapısını çarpıp içeri girdi çığlık ata ata aynı şeyleri tekrarlayıp durdu, bir yandan camdan bana bakıyor.

beni de bir gülme aldı, kahkahalarla güldüm.

bayağıdır balkona bile çıkmıyor

teşekkürler herkese;)


(14)

tuhaf film önerileri

tuhaf derken, işte absürd şeyler, ve absürdlüğü açısından özgün; klişeleşmiş şeylerden oluşan bir parodi gibi de değil. ne bileyim farklı bir dünya kurmuş olabilir filmi yapan, ya da halihazırda bir sinema konsept/janr'ını özelleştirmiştir, o tarz.örnek:warm heartsdellamorte dellamoredark city
tuhaf derken, işte absürd şeyler, ve absürdlüğü açısından özgün; klişeleşmiş şeylerden oluşan bir parodi gibi de değil. ne bileyim farklı bir dünya kurmuş olabilir filmi yapan, ya da halihazırda bir sinema konsept/janr'ını özelleştirmiştir, o tarz.

örnek:
warm hearts
dellamorte dellamore
dark city
Tim burton kendine has bir evren oluştuyor filmlerinde. Edward makaseller e bir bakabilirsiniz.

Bir de bilekkesenler:bir aşk hikayesi beklentinizi karşılayabikir.


biseysorcaktim
(11.04.20)
Swiss army man
Guns akimbo


archmage mahmut
(11.04.20)
Swiss Army Man


scudman1
(11.04.20)
Groundhog Day


himmet dayi
(11.04.20)
The fall
Dogville

The fall’u yorgunken izlemiştim. Rüya mı gördüm film mi izledim ikisi karışık bir şeydi


le jeune turc
(11.04.20)
the enemy


malheiros
(11.04.20)
wristcutters
the lobster
hunt for wilderpeople


fingers of fury
(11.04.20)
assault on precinct 13


i had dreams
(11.04.20)
Mickybo and Me


coca cola
(11.04.20)
pieles


soyut park
(11.04.20)
Kesinlikle dogtooth. filmin orijinal adı kynodontas, izlemediyseniz tavsiye ederim.


daha neler
(12.04.20)
The Lobster

Tuhaf ve çok cezbedici bir film, tam bir başyapıt!


burka
(12.04.20)
Valla dayanabilecekseniz Bad Boy Bubby:
www.imdb.com


Amaranta ursula
(12.04.20)
(9)

Bana niye kimse mesaj atmıyor

Soruyu sözlük ve duyuru özelinde soruyorum.10 seneden fazladır sözlük(ler) ile haşır neşirim. kimse yazdığım bir şeye binaen mesaj atmıyor neredeyse, harıl harıl aktif de değilim de insan bir karşılık bekliyor bazen. iletisimi benim baslattiklarimdan yüzyüze tanistiklarim oldu, ara sıra sohbet etmey
Soruyu sözlük ve duyuru özelinde soruyorum.
10 seneden fazladır sözlük(ler) ile haşır neşirim. kimse yazdığım bir şeye binaen mesaj atmıyor neredeyse, harıl harıl aktif de değilim de insan bir karşılık bekliyor bazen. iletisimi benim baslattiklarimdan yüzyüze tanistiklarim oldu, ara sıra sohbet etmeyi surdurduklerim de var.

Kendi yaşantımda birileri gelir konuşmayı başlatır yeni bir ortama girdiğimde, ben de yaparım, sayısal olarak denktir yani yaklaşık.

Ama sözlük, duyuru, yani kimligimin gizli neyim kimim belli olmayan bu mecralarda...

Niye ilk mesajı kimse atmıyor bana?
Akıl yurutmeme yardım eder misiniz?
öncelikle: soru nick uyumu

gerçek cevap: kimsenin radarına girmemişsin.

radar: kişilerin aradıkları kişide istediği özellikler, ortak zevkler vs

bu nickin ile duyuruya çok giriş yapmamışsın, sözlükte az sayıda entry var ve nickaltı yok.

sözlük mobilapp te takipçi sayısı var bir bak kendine oradan seni takip eden var mı diye.

ama işte olay radar meselesi.

kimseyi güldürmemişsin
kimseye vay be dedirtmemişsin
hatun isen, hatun olduğunu belli etmemişsin
erkek isen kaslarını, boy uzunluk para araba vs anlatmamış olabilirsin. sallıyorum yani kadınlarn böyle radarları olabilir. bilemem

ben kimlere mesaj attım diye düşüneyim. bulursam editlerim. genelde mesaj alan tarafım :(


disardayim
(10.04.20)
kendini parlatıp cilalayıp satman lazım. pazar tezgahında bir elma gibi düşün.. egzantirik biri ne yazardı? entelektüel biri neden bahsederdi? özgüven nasıl sinyallenir?

bu duyurun çok samimi olmakla kendi kendini cevaplamış oluyor: samimiyet karın doyurmuyor. insanlar samimiyeti çekici bulmuyor. samimiyet hastalığı ortak yanlarımızı vurgulayarak insanların kendi inseküritilerine ayna tutuyor bir nevi. karşı taraftakine benzer olduğunu değil karşı taraftakinden "farklı, egzantirik" olduğunu sinyallemelisin.


nabrukk
(10.04.20)
profiline bakmadım ama üzerine konuşulmayacak şeyler yazıyorsan atmıyor olabilirler. değersiz manasında söylemiyorum. bir şeyi olumlama veya kötü eleştiri de bulunmak manasında. farklı bir fikir yani.

ne bileyim kısa bir şaka, üzerine tartışılmayacak bir bilgi vs. veriyor olabilirsin ağırlıklı olarak. bir ihtimal de mesaj alımını kapatmışsındır :)


ben de tam tersini düşünüyorum sözlük için açıkçası. yazdığım 10 şeyden 8 inde belki illa ki bir yorum veya bir şey geliyor mesaj kutuma. bazen boş olduğunu düşünerek yazdığım şeye bile mesaj geliyor şaşırıyorum. diyorum ki bu entry için vaktini ayırıp mesaj attın mı hakikaten...


syozkn
(10.04.20)
Birilerinin damarına basmaz veya hoşuna gidecek şeyler yazmazsan olmyor. Dertleşecek insan veritabanına yazabilirsin.
Ne bekliyorsun ki. Bir süre sonra yapay bir hale dönüyor zaten.


neymis
(11.04.20)
insanların dikkatini çeken bir şey yazmıyorsunuzdur. ya da onlar için "aa evet" diyecekleri bir şey değildir. duygusallık, kadın-erkek, ilişkiler gibi başlıklarda dertleşmek isteyenler olur.

ben de ayda yılda bir yazıyorum, arada bir mesaj geliyor. genelde duygusal şeyler hakkında yazınca ilgili biri çıkıyor ortaya. son aldığım mesaj depresyondan çıkmak ile ilgili olan entry'im içindi.

bir de şu var, oturup gündemde olan bir konu hakkında güzelce ve edeplice fikrini yazıyorsun; sonra geliyor elli tane kişi hakaret ediyor. gündemde takılmak insanın sinirlerini yıpratıyor sadece.


biseysorcaktim
(11.04.20)
2004'ten beri sözlükteyim. mesaj alıyorum, ama eskisi gibi değil.

neden?
- bi kere çok kalabalık. yazdığınız şey görülmemiş veya görülse de ilgi çekmemiş olabilir.
- eskisi kadar mesaj atılmıyor. (sanırım)

entryler de eskisi gibi oylanmıyor. 6000den fazla entryim var. son oylananlar listesinin bazen günlerce değişmediğini görüyorum.

ama 2004-2005te çok daha az entryim olmasına rağmen daha çok oylaniyordum. kayitli-kayitsiz okur/caylak gibi bir özellik olmamasına rağmen. mesaj da daha fazlaydı.


tabudeviren
(11.04.20)
@tabudeviren: ben de yaklaşık 2006 2007'den beri. dediklerin etkili evet, ama o zamandan beri böyle :(


futbol başlıklarında tahrik edici, popüler dizi başlıklarında aşağılayıcı entryler girmediğiniz müddetçe mesaj almamanız normal.

en son, isviçre'deki bir üniversitenin belirli bir yaştan yukarısını yoğun bakıma alınmayacağına dair sevmediğim bir insanın tweetini gördüm ben de o üniversiteye ait başlığa baktım şans eseri orada okuyan bir yazara ulaştım o da cevap verdi.


bu da çok dönüş aldığım entrylerden birisi.

(bkz: e-devlette maske siparişinde sorulan soru/#104959140)

siteye ddos atak ile süreklilik arz eden girisleri engellemek için koyulan sorudur. yoksa kimsenin sizin iq'unuzu falan ölçtüğü falan yok.

birisi hariç(bilgi edinmek istiyor) geri kalan hepsi ukala dönüşler yapmış.


birilerinin radarına, tavsiye edildiği üzere girmeye çalışırsan, kokain partisinde kapına ambulans gelir kalp krizi geçirdiğin için. baştan sona yanlış hayatları aman örnek alma, bırak mesajsız kalsın kutun


esref
(12.04.20)
(2)

aynı anda birçok videoda kesme işlemi yapabileceğim program

var mıdır böyle bir program.elimde birkaç belgesel serisi var, ama 2'şer 3'er bölümü tek dosyada toplanmış, ben böleceğim.işlemin ingilizcesi "trim"di yanlış hatırlamıyorsam.var mıdır böyle bir program?
var mıdır böyle bir program.
elimde birkaç belgesel serisi var, ama 2'şer 3'er bölümü tek dosyada toplanmış, ben böleceğim.
işlemin ingilizcesi "trim"di yanlış hatırlamıyorsam.

var mıdır böyle bir program?
Windows 10 kullanıyorsanız kendi oynatıcısından düzenleyebilirsiniz format destekleniyorsa.

sağ klik > birlikte aç > fotoğraflar > düzenle ve oluştur > kes

i.ibb.co


ganosh
(04.04.20)
adobe premier


ankarakecisi
(05.04.20)
(6)

kahve tüketimi - yağ/göbek ilişkisi

merhaba,şu bmi'ye göre hesaplanan ideal kilomdan az bir kiloda olmama rağmen, bir türlü göbeği eritemiyorum. yağlı bir bedenim de yok, göbek hariç. bir gif görmüştüm, bulamadım da tarif etmeye çalışayım onun üzerinden kendi görüntümü: adam karnını serbest bırakmış gif'te, bildiğimiz yusyuvarlak eniş
merhaba,
şu bmi'ye göre hesaplanan ideal kilomdan az bir kiloda olmama rağmen, bir türlü göbeği eritemiyorum. yağlı bir bedenim de yok, göbek hariç. bir gif görmüştüm, bulamadım da tarif etmeye çalışayım onun üzerinden kendi görüntümü:

adam karnını serbest bırakmış gif'te, bildiğimiz yusyuvarlak enişte göbeği. sonra karnını çekiyor, six-pack çıkıyor. benimki de böyle işte.

neyse, geçenlerde, şimdi tekrar bulamadığım bir yazı okudum. "kahve tüketimi kortizol salgılanmasını artırıyor" diye. ben de günde 8-10 bardak kahve içerim, nescafe, filtre kahve ya da türk kahvesi.

acaba ilgili olabilir mi bu göbekle, ne dersiniz, kahveyi azaltmaya çalışayım mı?

cevapta etkili olur diye diğer bilgileri:

ekmek sadece akşam yemeğinde bir dilim ya yerim, bazen yemem.
kahvaltıda istisna olsa da bazen iki yumurta, gram olarak bilemiyeceğim de 3-4 kibrit kutusu kadar peynir.

birkaç günde bir fındık fıstık ya da meyve, ya da ikisi de (meyve sevmiyorum).

alkol ve meyve dışında şekerli gıda tüketimi yok, sadece nadiren kahveye koyduğum oluyor.

her gün en az 15 dk. mountain climber, plank, şınav, mekik çeşitleri içeren egzersiz.
Günde 8-10 bardak kahve sadece göbek için değil ki; vücudunuzun geneli için çok zararlı. Kahveyi günde 3-4 fincan ile sınırlamaya çalışın derim ama kilo ile bir ilişkisini okumadım hiç.


fraise
(03.04.20)
Böyle bir bilimsel kanıt yok. Gazete haberi falansa zaten inanmayın. Bağımlı gibi kahve içip çok fit bir sürü insan var.
5dk baktim, bir tane bile kahvenin(şekersiz/kremasiz) kilo aldirdigina dair bile makale yok, bırakın yağı.


logisticsmanager
(03.04.20)
Alakasız.


Deathrow
(03.04.20)
Kortizol bir stres hormonudur, vücut öyle ya da böyle herhangi bir nedenle strese girerse sistem kortizol salgılayarak stres nedeniyle vücutta oluşan kimyasal reaksiyonları düzeltmeye çalışır. Bununla birlikte çok miktarda alınan kafein nedeniyle kardiyovasküler sisteminde akut bir hızlanma olursa vücut bunu düzeltmek için de kortizol salgılayabilir, kortizolün de glukagon gibi lipaz gibi yağ oksidasyonuna etkisi olan hormonları baskılama özelliği vardır ama kimse bu yüzden kilo verememezlik yaşamaz bu saydıklarım çok büyük bir bütünün minik bir parçası sadece.


angelus
(03.04.20)
i.makeagif.com Bahsettiğiniz gif büyük ihtimalle bu.

Sadece filtre kahve veya türk kahvesi içiyorsanız kalorisi bile yoktur şekersizse. Hatta fazla içerseniz zayıflatır bile.
www.gidamo.org.tr (Sonuç ve Öneriler başlığı)

Göbek genellikle en son ve en zor eriyen bölgedir. Karın kaslarını çalıştıran egzersizler yapmanız o bölgedeki yağların eriyeceği anlamına gelmez. Beslenmenize dikkat edip sadece squat da yapsanız zamanla göbeğiniz erir. Önemli olan motivasyonu kaybetmemek.


ganosh
(03.04.20)
@ganosh: evet o gif'e benzer bir şeydi, tek farkı, adam nefesini tutup bırakarak, göbeğini içine çekip bırakıyordu; bu da aynısını yapıyor herhalde ama el yoktu işin içinde.


(4)

Kilo verilmediği halde belin incelmesi

Böyle bir şey mümkün mü?
Böyle bir şey mümkün mü?
Mümkün. Yağ yakarken kas artımı olursa tabi.


filipis
(01.07.19)
Kaslar çalışınca artmasa bile sikilasir o da ince gösterir.
Ya da kalça büyümüştür bel önce gorunmustur :)


kisa
(01.07.19)
Mümkün


(s)AINT
(01.07.19)
Fiziksel olarak aktif misiniz? Spor yapıyor musunuz? Yoksa gereken kalorinin çok altında alıp malak gibi yatıyor musunuz? Cevabınız buna bağlı değişir. Verilir ama spor yapıp kas kutlesini artırıp az karbonhidrat aliyorsaniz farklı, az yiyip hareket etmeyip veriyorsaniz ayrı sonuç alırsınız.


superfluid
(01.07.19)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler compumaster, dambil, deckard, fader, groove salad, hollowlife, kahvegibi, kibritsuyu, kobuzchu kiz, robin
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.