Giriş
(5)

İstanbul'da Kütüphane

Avrupa tarihi ile ilgili tez yazıyorum. Ankara'da yeterli kaynak bulamamam sebebiyle İstanbul'a gitmeyi düşünüyorum. İstanbul'da kütüphanelerin durumu nedir? Açıklar mı? Koç ve Sabancı Üniversitesi kütüphaneleri dışında hangi kütüphanelerde Avrupa tarihi ile alakalı İngilizce kaynak bulabilirim?
Avrupa tarihi ile ilgili tez yazıyorum. Ankara'da yeterli kaynak bulamamam sebebiyle İstanbul'a gitmeyi düşünüyorum. İstanbul'da kütüphanelerin durumu nedir? Açıklar mı? Koç ve Sabancı Üniversitesi kütüphaneleri dışında hangi kütüphanelerde Avrupa tarihi ile alakalı İngilizce kaynak bulabilirim?
stronzo
(14.01.21)
nadir eser aramıyorsanız gereksiz bişey olabilir hele ki bu dönemde.
avrupa tarihiyle ilgili nadir eser bile olsa ist.da pek olamayacağına göre bu da biraz tuhaf olur.

bir üniv.de öğrencisiniz, öncelikle okulun veri tabanlarına bakın. üye olduğu dergileri vs inceleyin. yetmezse, kitap talebinde bulunabiliyorsunuz. eğer okulunuz öğrenci talebi almıyorsa tez hocanızın hangi online kaynakları/veri tabanlarını kullandığını öğrenin. o da yetmezse tez hocanız kütüphaneden talepte bulunsun.

ez cümle sadece basılı kitapla tez yazılmaz. bu da olsa güzel olur tabii ancak sizin işiniz online halledilebilmeli.
ayrıca libgen'de falan da aratın bulamadığınız kaynakları.


jimjim
(14.01.21)
Beyazıt devlet kütüphanesi


ergun14
(14.01.21)
buraya sorabilirsin
www.istanbulkutuphaneci.org


ankara06
(14.01.21)
Libgen, jstor ve diğer online kaynaklara tabii ki bakıyorum. Danışmanımla da sürekli görüşme halindeyim. Okulumun e-kütüphanesini de kullanıyorum. Ama eğer İstanbul'da işime yarayacak basılı bir kitap bulursam, tek bir kitap için bile, üşenmeden gidebilirim. Şu dönemde yurt dışına çıkmak çok zor olduğu için şartlarımı zorluyorum. Cevaplarınız için teşekkür ederim.


stronzo
(14.01.21)
avrupa tarihi çok geniş bir alan, tam olarak ne araştırdığınızı bilmiyoruz ama üniversite kütüphaneleri dışında anamed (özellikle bizans), salt ve birkaç tane daha araştırma merkezi var. onların elindeki kaynakları kapsayan bibliopera database'inde konunuzu araştırıp ona göre ziyaret etmeyi deneyebilirsiniz. gerçi covidden dolayı kapalı olabilirler ama email üzerinden belki kaynakları sizinle paylaşmalarını sağlayabilirsiniz.

bibliopera.org


eileengray
(14.01.21)
(9)

30+ cilt bakımı

Nelere dikkat ediyorsunuz, onerdiginiz rutinler, ürünler var mıdır?Cinsiyet: kadın
Nelere dikkat ediyorsunuz, onerdiginiz rutinler, ürünler var mıdır?

Cinsiyet: kadın
Yaz kış, dışarı çıkarken sürekli güneş kremi. En önemlisi bu.

Bir gündüz kremi, bir gece kremi. Bunları alırken bin çeşit özelliği olmasına bakmıyorum, cildim kuru olduğu için güzel nemlendirsin yeter.
Bir göz altı nemlendiricisi, bunu da ortalama fiyatlı bir şey alıp geçiyorum.

Güneş lekeleri için hyaluronik asit ve c vitamini serumları aldım ama pek düzenli kullandığım söylenemez. Hyaluronik asidi çok öneriyorlar, çok seviyorlar.

Ama güneş kremi şart. :)

Edit: Temizlik için de cilt tipine uygun yumuşak bir temizleyici ve yüz yıkama fırçası, isterseniz yine cilt tipine uygun tonik. Fırçayla yıkamak çok daha iyi geliyor bana.


kobuzchu kiz
(14.01.21)
Cildim çok kuru ve hassas. Buna rağmen devamlı bir rutine sadık kalamasam da, bu hafta makyaj sonrası yüzümü yulaflı sabunla temizlemeye, toniklemeye ve jojoba yağı ile nemlendirmeye başladım. Sabahları da nemlendirici serum kullanıyorum.
Makyaj olarak da çok bir şey yaptığım söylenemez, her gün renkli güneş kremi kullanıyorum sadece.


amelie poulain
(14.01.21)
çok eskiden beri shiseido ürünlerini kullanıyorum. yaş grubu ve cilt tipine göre ürün çeşidi de değişiyor. o yüzden bir uzmana danışırım mutlaka dönem dönem. temizleyici tonik nemlendirici ve göz kremi, sabah akşam kullanıyorum. bir de haftada bir siyah noktalar için kil maskesi kullanıyorum. ayrıca güneş kremi +1.


pide
(14.01.21)
Ya hangi güneş kremi bana da söyleyin
Güneş kremi sürüp mü renkli (bb, fondöten vs) sürüyorsunuz üstüne? O zaman etkisi geçmiyor mu? Bir de Güneş kremi de ağır yağlı bişey değil mi? Fazla yağ (nem demiyorum) cilde napıyor:/

Son olarak marka falan da paylaşalım yaa okuyan nemalansın buradan :) hadi be canım ablalarım allah cildimize zeval vermesin .


jimjim
(14.01.21)
ben shiseido fan görl olduğumdan yüzüm için onun güneş kremini kullanıyordum. sonra yanaklarımda roza hastalığı peydah olunca solantenin rozaya iyi gelen bir güneş kremini kullanmaya başladım. fondöten vs kullanmadım hiç, o kısma bir cevabım yok. yine duyuruda gördüğüm şu hesap faydalı paylaşımlar yapıyor, ona bakabilirsiniz: www.instagram.com


pide
(14.01.21)
yagli olmayan gunes kremi bulmakla bitmiyor ki is, mavi isik korumali, kizilotesi korumali falan filan da olmasi lazim ki elektronik cihazlardan gelen zarari da engellesin. yoksa surekli monitore bakmak da cildi yoruyor, karartiyor hatta sarkmaya sebep oluyor zamanla.

heliocare360 gunes urunlerinde kizilotesi ve mavi isik korumasi var.

bir de tinosorb-s filtresi olmasina dikkat edin gunes kreminizin, onlari 2 saatte bir yenilemeye gerek yok.

bunun disinda ben elimdeki aha'lari bitirip duzenli retinol kullanmaya baslayacagim. simdilik 5 gunde bir %15 aha peeling kullaniyorum (cyrene) 3-4 dakika bekletiyorum sabaha yumus yumus bir surat.

yani senenin 7-8 ayi gibi duzenli gunes kremi, geceleri de retinol kullanimina gecmek istiyorum. cok guzel bir anti aging urunu retinol.

bunun disinda guya yaslanma karsiti ev tipi microcurrent cihazlari cikti (nuface ve foreo bear) ama reddit'te okuduguma gore etkisi geciciymis.


Retinollü ürünler öneriliyor ama düzgün kullanmak lazım cildi soyucu etkisi olduğu için.

Güneş kremi kullanmak önemli ama onu temizlemek de önemli çift aşamalı temizlik baya iyi bu konuda, yani yağ + jelle temizlemek lazım ki, cildimiz düzgün arınabilsin.

Hyaluronic asit nem veriyor bu arada lekelere doğrudan etkisi yok diye biliyorum. Leke sorunu varsa dediğim gibi retinol veya aha/bha asitlerine bakmanız daha iyi olur.

Çisem Çakır diye bir youtuber var şiddetle tavsiye ederim. İçerik konusunda hayli bilgili ve 30+ olmasına rağmen 21-22 yaşında gibi görünüyor.


Sigara ve alkol varsa ağzınızla kuş tutsanız sonucu etkileyemiyorsunuz.

Ve güneş kremi şart ve en etkili güneş kremi bile azami 4 saat etkilidir.


Mirket
(14.01.21)
Güneş kremi solante pigmenta kullanıyorum ben, lekeye meyilli cildim. Ama ben de fondöten ya da cilt makyajı neredeyse hiç kullanmadığım için bir şey diyemiyorum.


kobuzchu kiz
(14.01.21)
(5)

3 Yaşındaki Çocuk İçin Yabancı Dil Gelişimi

2.5-3 yaş arasında bir kızım var. Bu yaşlar gelişime en açık zamanlar olduğu için dil öğretimi(ingilizce) konusunda adım atmak istiyorum. Bu konuda daha önce tecrübesi olmuş ebeveynler varsa tavsiyelerini merak ediyorum.ne yapalım, nasıl davranalım da yabancı dil nakış nakış işlesin içine. Yabancı d
2.5-3 yaş arasında bir kızım var. Bu yaşlar gelişime en açık zamanlar olduğu için dil öğretimi(ingilizce) konusunda adım atmak istiyorum. Bu konuda daha önce tecrübesi olmuş ebeveynler varsa tavsiyelerini merak ediyorum.
ne yapalım, nasıl davranalım da yabancı dil nakış nakış işlesin içine. Yabancı dile yabancı kalmasın kızım. kısa vadeli değil uzun vadeli bir öğretim planlaması yapmak niyetindeyim.

Not: evde yalnızca ben yardımcı olabilirim kızıma yabancı dil öğretiminde konusunda.
eğer youtube'dan ya da başka bir mecradan şarkı türkü vs dinletiyorsanız, öğretici bazı şarkılar dinletebilirsiniz.

bir de zaten 1-2 sene içerisinde anaokuluna vereceksiniz, ingilizce öğreten düzgün bir yere verin.


co2s2
(14.01.21)
Anadil seviyesinde konuşmuyorsanız ya da dil eğitmeni değilseniz kendiniz öğretmeye çalışmayın diyorlar aslında.

Öğretici şarkılar +1, BBC'nin falan çocuk programları, İngilizce Susam Sokağı (hâlâ Susam Sokağı var mı?) gibi şeylerle kendiniz pasif kalarak dil aşinalığı kazandırabilirsiniz belki.


kobuzchu kiz
(14.01.21)
Benim yeğenlere (4-5 yaşları) bir süredir öğretiyorum. Telefona birkaç uygulama indirdim. İki tanesinin adı aynı 'english for kids', diğeri lingo kids. Kreşte de ingilizce gördükleri için rahat öğreniyorlar. Küçükken de old mcdonald, itsy bitsy spider, ten fruits jumping on the bed vs şarkılar dinlerlerdi.

Bide youtube veya netflixte izledikleri bazı çizgifilmlerin, şarkıların türkçesi olmuyor. İngilizce izliyorlar. Onlar izlerken çeviri yapıyorum bazen onlara.


the coon
(14.01.21)
bu dönemde ne kadar çok para ve emek harcarsanız o kadar kısa sürede ve kolay öğrenir öncelikle bunu unutmayın.
böyle bir planınız var madem, ucuzuna ve kolayına kaçmayın derim.
cambly kids var veya yine online/yüzyüze ders verececek, işi bu olan ve çocuklarla çalışmış bir native'den yardım alabilirsiniz.
arada bi bişeyler dinleterek, izleterek olmaz.
çizgi filmleri falan ingilzce izletebilirsiniz ki zaten yapın ama bu sadece destek falan olabilir, yol aldırmaz yani.


jimjim
(14.01.21)
kendiniz öğrertmen gibi öğretmeye çalışmayın +1
yaşı itibariyle ne öğretirseniz oyunla şarkıyla öğretmeniz gerekecek. oyunlarınıza kelimeleri sayıları cümleleri iliştirerek oynarsanız çok hızlı bir şekilde kapacaktır. ingilizce çocuk şarkıları bulup açarak hem dans ettirerek hem söyletmeye çalışarak hız kazandırabilirsiniz


(7)

Online tiyatro

Dasdas bazi oyunlarini canli olarak online oynamaya baslamis. Bilet alip evinden izliyorsun canli oyunu. Cok hosuma gitti de, baska yapan bulamadim. Bu sekilde online oyun yayinlamaya baslayan baska tiyatrolar biliyor musunuz? Tesekkürler
Dasdas bazi oyunlarini canli olarak online oynamaya baslamis. Bilet alip evinden izliyorsun canli oyunu. Cok hosuma gitti de, baska yapan bulamadim. Bu sekilde online oyun yayinlamaya baslayan baska tiyatrolar biliyor musunuz? Tesekkürler
kaputt
(12.01.21)
moda sahnesi de sahneden naklen yayınlıyor oyunları. ona da bakabilirsiniz.


zorlu psm
festival sırasında düzenli olarak iksv de yaptı, sezon boyunca tek oyun için ara ara yine yapar.


jimjim
(12.01.21)
tatbikat sahnesi


melodi
(12.01.21)
Moda sahnesindeki bir oyunu böyle izledim. Uyuyakalmışım :d Oyun kötü olduğu için değil. Sadece tek perde 120 dk olduğu için. Bir de tek oyunculu bir oyundu. Sanırım birkaç kişili oyunlar daha güzel oluyor. Belki de oyun güzel değildi. Bilemiyorum artık.


bitchesaintshit
(12.01.21)
Uluslararası oyunlar ilginizi çekerse İngiltere'de National Theatre ve Almanya'da Berliner Ensemble de yaptı pandemi başında, National Theatre devam ediyor. Bayağı oyun izledim ama sonra paralıya döndüler sanırım, yine de kurcalamakta fayda var.


whoosie
(12.01.21)
Canlı değil fakat şöyle bir uygulama/site var, beğeneceğinizi düşünüyorum: tiyatronet.com


ultranil07
(12.01.21)
tiyatrolar.tv he-go tavsiye edilir.


nzessia
(12.01.21)
(7)

erasmus soruları

okulda erasmus başvuruları başlamış. bu dönemde erasmus nasıl oluyor? avrupa'da okullar açık mı? 500 euro hibe yeter mi? başka hiçbir gelir olmayacak. belki +100-150 euro olabilir. kısa bir süre yurtta kaldım türkiye'de ve çok sıkıntılıydı. rahatlık aramıyorum ama uyumak falan da çok güçtü. sırf bu
okulda erasmus başvuruları başlamış. bu dönemde erasmus nasıl oluyor? avrupa'da okullar açık mı?
500 euro hibe yeter mi? başka hiçbir gelir olmayacak. belki +100-150 euro olabilir.

kısa bir süre yurtta kaldım türkiye'de ve çok sıkıntılıydı. rahatlık aramıyorum ama uyumak falan da çok güçtü. sırf bu yüzden tamamen kafadan silebilirim. nasıl olur sizce?

çalışanlar için erasmus nasıl oluyor? akademisyenler için mi?
hknty
(11.01.21)
1- bolume ve ulkeye gore degisiyor okullar acik mi degil mi
2- 500€ dogu avrupada yeter, batida yetmez
3- cok igrenc bi yurt olmadigi surece avrupada oyle 6-7 kisinin bir arada kaldigi odalar olmuyor. Ona dikkat edebilirsiniz.
4- isinizden izin almaniz gerekir en az 6 aylik - yani isi birakmakla esdeger. Ya da baska bir sey mi sormak istediniz bu soruyla?


kuehles blondes
(11.01.21)
öğrenciler dışında da erasmus oluyor sanırım. akademisyenler mi gidiyor acaba? çalışan hareketliliği diye okudum.


hknty
(11.01.21)
yurt konusunda içiniz rahat olsun, ben iki farklı yerde erasmus yaptım ikisinde de odalar tek kişilikti. personel hareketliliği evet üniversitedeki akademik ve idari personel için ve kısa süreli, 1 haftalık falan oluyor. başka kurumlarda çalışıp öğrenci olmayan kişiler ancak proje kapsamında gidebilir diye düşünüyorum.


mezzosprite
(11.01.21)
akademik veya idari personel için oluyor. erasmus plus adı.
1 haftalık hibe veriyorlar. normalde 1 hafta olarak tasarlanmış birşey ama maks 2 ay kadar (maks 1 hafta hibeyle) kalınabiliyor. bu arada çalışanlar için 1 haftalık hibe yaklaşık 500-600 euro oluyor.
akademik personeller ders veriyor. idari personeller (üniv.de görevli memurlar vb. ar.gör.ler de dahil) "eğitim(?)" alıyor.


ilk sorularınıza cevap batı avrupada öğrenci standartlarında rahatlık için 1000 euro falan gerekli. bu arada hibeler giderken tam ödenmiyor; birazını dönüşte alıyorsunuz genelde, onu da hesaba katın. başka geliriniz olmayacaksa yazın falan bir işe girip para biriktirin. burs murs bi şekilde toparlarsınız.


jimjim
(11.01.21)
bence giderseniz pişman olmazsınız ama gitmezseniz olabilirsiniz. değerlendirme firsatiniz varken paraya konfora takilmadan gitmelisiniz.


hazen
(11.01.21)
her ulke icin standart 500 euro olmuyor ki, kalacagin ulkeye gore degisir verilecek hibe. ama bati avrupa'da 500 euro yetmeyecektir. dogu avrupa icin muhtemelen 500'den az verirler ama harcamana gore ya yeterli olur ya da minimum tutarda bi takviye gerekebilir. tabii burada standart ogrenci harcamalari yapacagini, alkolun partilemenin dibine vurmayacagini varsayiyoruz :) yurt gidecegin okula bagli, benim okulda yurtlar 2 kisilikti mesela. basvuracagin okul ozelinde arastirmani tavsiye ederim.


in vino veritas
(11.01.21)
Bu dönemde erasmus zevksiz olur yurtta oturarak geçer. Kölnde yurda 320 euro ödemiştim. Herkesin ayrı odası vardı 5 kişiyle mutfak, 3 kişiyle banyo ortaktı. Paris'te yurda 420 euro ödedim, oda,mutfak ve banyo sadece bana aitti.


ashleybon
(11.01.21)
(14)

THY sizce sempatik miydi? Sempatisini kaybetti mi?

Turk Hava Yollari yakin bi zamana kadar herkesin sahiplendigi bir kurumdu da, sonra icindeki haksizliklar vs duyulunca sempatisini mi kaybetti? bende boyle oldu ama bendeki sempatisi hizmetleri ve reklamlariydi.Sizde THY neden degerli bir kurum? (eger oyleyse?)
Turk Hava Yollari yakin bi zamana kadar herkesin sahiplendigi bir kurumdu da, sonra icindeki haksizliklar vs duyulunca sempatisini mi kaybetti? bende boyle oldu ama bendeki sempatisi hizmetleri ve reklamlariydi.

Sizde THY neden degerli bir kurum? (eger oyleyse?)
katılıyorum, gurur duyulabilecek bir markaydı. yazık oldu.


candide
(10.01.21)
THY avrupada birinci dunyada da ilk 10'da yer alan dunyanin en genis destinasyonuna sahip bir sirket. İlla begenmeyeni ve sevmeyenide olacaktir ama THY'nin dunya capinda basarilari ve kalitesi ortada.


acebi
(10.01.21)
thy maalesef cepten yiyen bir kurum yani devletten, maalesef kendi bütçesi ile dönemiyor ve iktidarın temel kalesi durumunda o sebeple sürekli besleniyor.

iktidar güç kaybettiğinde ilk thy'de sıkıntılar çıkacaktır diye düşünüyorum.

hisse değerlerini de check edebilirsiniz.


Pilot alimlarinda iki arkadaşım sinavlari vs geçti ama mülakat için malum kisilerden tanıdık bulmak zorunda kaldi. Biri calisiyor digeri pandemi dönemi olmasa girecekti ama pandemi olunca is şimdilik yatti.

Onun dışında malum calisanlarinin nerelerden nasıl geldigini biliyoruz. Bir baksak üst yöneticilerin kim bilir hangi meşhur liselerden, kimin nesi tanıdık cikacak.

Duyurukullanicisi+1.


logisticsmanager
(10.01.21)
Altın yere düşmekle değer kaybetmez THY Türkiye'nin yüz akıdır. İnsan faktörü olan her yerde olumsuz durumlarda olabiliyor bunlar normal şeyler kaldı ki THY gibi global büyüklükte binlerce çalışanı olan bir şirkette çok normal. Neye nasıl baktığınızla alakalı. Dünya genelinde havayolu şirketleri kamu eliyle fonlanmaktadır sebebiyse havacılığın çok fazla karlı olmaması ve şirketleri ayakta tutmak, büyümek gibi nedenler yani hemen hemen hiç bir havayolu şirketi kendi bütçesiyle dönmez :)


berkan11
(10.01.21)
duyurukullanıcısı + 2

yönetimle ilgili. kalitesizlik ülkenin her yerinde ne yazıkki.
torpil/referasnla mahalle bakkalına çırak alır gibi eleman alamazsınız. eleman derken yani üst yönetimden söz ediyorum. sadece halkın değil herkesin gözünde prestij kaybeder.

öte yandan hizmet- yolcu açısından da hem pandemide ne kural ne bişey sallamasyon :D
şekilde takıldıkları için hem de genel olarak ikram kuralları (pandemiden öncesini diyorum) değiştiği için o taraftan da irtifa kaybetti.

2000-2012 arası falan en iyi zamanlarıydı bence.


jimjim
(10.01.21)
technic kısmındaki cübbeli sakallı tipler ve eski fetöcü tanıdıkların bir anda sürekli gezmeli tozmalı işlere girmiş olması nedeniyle eski sempatiyi duyamıyorum ne yazık ki.


geçmişte sempatikti, karizmatikti. şimdi ilker aycı, elif can yetim vs.


soft
(10.01.21)
Servis kalitesi yüksek olan bir firmaydı gerçekten. Şimdi pandemi dolayısıyla patates olmuş durumda.
Tabii dış yüzü böyle klas olan bir firmanın iç yüzünde malum kişiler çalışıyor, o da tüm sempatiyi silip süpürüyor ayrı konu.


roket adam
(10.01.21)
uçarken yolcusuna yemek vermesi filan bir havayonunu itibarlı kılmaz. hiçbir zaman sempatik bir havayolu değildi thy. değerli de değil. 00-12 arasında da değersizdi rakiplerine kıyasla. a380'e sahip olmayan hiçbir havayolu muteber değildir gözümde.


türkiyede hiçbir kamu kurumuna sempati duymadım.


Emirates, Singapore, Qatar, Cathay Pacific, THY, Air Canada... ve adlarini dahi hatirlayamadigim bir dolu hava yolu sirketiyle bir dolu ulkeye business class uctum. Hic birine sempati duymuyorum.

Herhangi bir hava yolu sirketinin icindeki sizin deyiminizle haksizliklar vs. kimsenin umrunda degil. En sempatik hava yolu her zaman en ucuz ve gecikmesi az olan hava yoludur.

Pirlanta satin adiginizda, Afrika'da madende calisan cocuklari dusunmezsiniz.
Elektrikli araba, cep telefonu aldiginizda Kolbalt madenlerinde calisan cocuklari dusunmezsiniz.
Cin'den urun aldiginizda, gunde 12 saat, karin tokluguna calisan iscileri dusunmezsiniz.

THY ucagina bindiginizde de sirketin bilancosunu, ise alinanlarin liyakat durumlarini umursamazsiniz.

Dunya boyle isliyor.


O.J.Simpson
(11.01.21)
Sempatik demeyelim ama güven veren, iyi hizmet anlayışına sahip bir çizgisi vardı. 2000'li yılların öncesinde Türkiye'nin batıya bakan yüzüydü. ABD'ye ve Almanya'ya çok sık seyahat etmek zorundaydım bir süre. O zaman Delta, Lufthansa ve THY arasında hep THY seçtim. Türk markası diye değil, hakikaten aralarında kalite olarak dağlar kadar fark vardı.


SiyamkedisiZorro
(11.01.21)
değerli olmasının esprisi , kar amacı gütmeyen bir firma olduğu için masraf kısma ile ilgili yapılanlar makul bir seviyede. böylelikle sinir bozucu bazı şeylerle daha az karşılaşıyorsunuz.

dediği saatte kalkar, uçaklar temizdir vs vs vs


co2s2
(11.01.21)
(14)

kiradan çıkma

alt kat çok gürültü yaptığı için ev sahibine evden çıkmak istediğimi söyledim. ama ev sahibi öyle çıkamazsın diyor. 1 yıl sonunda sen bir şey demediğin için sözleşme yenilendi diyor. biz eve yeni kiracı bulana kadarki kiraları, yakıt ve aidatı ödemen gerekiyor diyor. böyle bir şey var mı?yani evden
alt kat çok gürültü yaptığı için ev sahibine evden çıkmak istediğimi söyledim. ama ev sahibi öyle çıkamazsın diyor. 1 yıl sonunda sen bir şey demediğin için sözleşme yenilendi diyor. biz eve yeni kiracı bulana kadarki kiraları, yakıt ve aidatı ödemen gerekiyor diyor. böyle bir şey var mı?

yani evden çıkıp çıkmayacağımı yıllık bazda mı haber vermem gerekiyor? 1 yılı doldursam bile istediğim zaman çıkamıyor muyum?
Çektir git diyebilirsiniz kendisine. Hatta bsg deyin. Son ay kirayı ödemeyin. Depozitoyu vermez bu


@allah yazdiysa bozsun

zaten ödemeyecektim son ayki kirayı. depozitoyu ödemeyeceğini biliyordum. ama böyle bir hakkı var mı onu bilmiyorum. alt kata yeni kiracı geldi. çocukları evin içinde koşturup duruyor. ben nerden bilebilirim böyle olacağını.


Hiç birsey olmaz.


Ev sahibinin açtığı davayı kazanıp alacağı tazminatı @allah yazdıysa bozsun ödeyecekse sıkıntı yok yarın boşaltın evi.

İmzaladığınız kağıdın adı sözleşme ve hukuki bağlayıcılığı var, tatlı bir ara yol bulup işinizi halleder iseniz ne ala , yoksa o ev sahibi o parayı alır.


synax
(10.01.21)
Ev sahibi haklı.


ZZ
(10.01.21)
Sözleşme her sene otomatik olarak yenilenir. Evi boşaltmak istiyorsanız sözleşme yenilenmeden önce haber vermeniz gerekir. Aynı şekilde sizi evden çıkarmak isterse de önceden haber vermesi gerekir ev sahibinin. 10 sene önce imzaladığınız kira sözleşmesi hala geçerli. Ta ki yenileme tarihinden önce resmi olarak evi boşaltacağını bildirene kadar. Kafana göre boşaltırsan eğer belli bir süre için(kaç ay olduğunu hatırlayamadım) kira ödemen gerekir.


Az Mercimek
(10.01.21)
@synax ve @zz +1

Yasal bildirim sürelerine uymak durumundasınız, kafama göre gidiyorum derseniz, hukuki sıkıntılarla karşılaşırsiniz.


Evin tekrar kiralanması için gereken makul süre boyunca kira ödemeniz gerekir. Bu makul süre de genellikle üç ay gibi hesaplaniyormus. Daha önce araştırmıştım, böyle yazıyor. Ha davayı açmakla ugrasir mi vs o ayrı mesele. Ama belli bir süre kira talep etme hakkı var, evet.


elorelia
(10.01.21)
Ev sahibi haklı. İstediğin zaman çıkamıyorsun. Kafana göre ben çıktım bye dersen bir dilekçeye bakıyor kalan aylar için ilgili borcu tahsil etmesi, davası bir iki sene sürüyor ama parayı faiziyle alıyorsun.


roket adam
(10.01.21)
arkadaşlar sözleşmeyi okudum. sözleşmenin hiçbir yerinde 1 yıl sonunda sözleşmenin otomatik yenileneceği yazmıyor. hatta hususi şartların 8'inci maddesinde "kiracı kiralananı boşaltmak istediği takdirde bir ay evvelinden mal sahibine ulaşacak şekilde bildirmek zorundadır." yazıyor.


süre belirtilmediği için yenileniyor zaten sözleşme.
süresiz sözleşmeler böyledir.
yukarıdaki yorumlar doğru, ev sahibi haklı.
ama 11. ayda haber verip sözleşmenin dolduğu ay çıkabilirsiniz.

ayrıca durduk yerde çıkacakken de ev sahibiniz gıcık bir tip değilse 2 ay kadar önce belirtmeniz halinde zaten okey verecektir. ama ben haftaya çıkıyorum hadi baybay diye çıkamazsınız.

ayrıca depozitoyu son kiraya saymak diye bişey yok. davalık olsanız yine ev sahibi haklı çıkar. depozito ayrı bir ücrettir, bağımsız olarak alıp vermelisiniz kaldı ki ev size depozitoyu tam ödemek zorunda değil.


jimjim
(10.01.21)
Haklilik payina bagli. Benim ust katimdaki kadin deliydi meger soylemediler bana gurultuden yasanmiyordu depozitomu geri aldim + yaptigim masraflar icin 2 ay kira vermiycem sonra cikip gidicem haberiniz olsun dedim bir sey diyemedi.

Senin durumunda buyuk ihtimalle ev sahibi tamamen olmasa da daha hakli


arkadaşlar avukatla görüştüm. ev sahibini haklı buldu. teşekkür ederim cevap veren herkese.


(10)

belçika çikolatası nereden alınır?

internet ya da istanbul/avrupa'da
internet ya da istanbul/avrupa'da
alt4y
(09.01.21)
ikea'da bir kac cesit gormustum

www.ikea.com.tr


exlibris
(09.01.21)
fiyatı uygun gibi..
gerçekten belçika çikolatası mıdır?


alt4y
(09.01.21)
gercektir herhalde,

www.thebelgian.com

bu arada belcika cikloatalari margarin gibi oluyor hic ciko tadi alamiyorum ben,


exlibris
(09.01.21)
Godiva :)


berkan11
(09.01.21)
Godiva'yı Türkiye'de Ülker üretiyor :)

Callebaut kuvertür kullanan butik çikolatacılar da Belçika çikolatası sayılır mı? Eritip şekil verip içini dolduruyorlar ama çikolatanın kendisi Belçikalı.


kobuzchu kiz
(09.01.21)
ikea'daki gıda ürünlerinin bazıları tr'de üretilip üzerine kutu basılmış ürünler. ben alıp hayalkırıklığına uğramıştım çünkü sitesinde nerede üretildiği yazmıyor.


:)) Godiva Belçika çikolatası hem de hakiki, en meşhur belçika çikolata üreticilerinden biridir sadece Ülker tarafından satın alındı ülker'e geçmesi Belçika çikolatası olduğu gerçeğini değiştirmez :)


berkan11
(09.01.21)
pardon da godivada öküz gibi glikoz şurubu var. bazı çeşitlerinde palm yağı bile var.
kadıköyde butik çikolatıcılar toplu getirdiği için satıyorlar ama eritme olanlarından istiyorsanız. yemek için kendileri üretiyor genelde.
ikeada da oluyor.
ayrıca macrocenter diyorum.


jimjim
(09.01.21)
Benelux chocolate. Hayatımda yediğim en güzel çikolatalardı :) Ayrıca Godiva’dan çok daha lezzetli.


lesfeuxdartifice
(09.01.21)
Bimde var.


dekart
(09.01.21)
(8)

toplumsal olarak neyden korkuyoruz?

bir kesim dinbir kesim atatürkbir kesim türklükvar sanırım.mesela depremden falan korktuğumuzu düşünmüyorum veya aç kalmak, kuraklık gibi korkularımızda yok bence.yani toplumsal olarak. bireysel korkuları sormuyorum.
bir kesim din
bir kesim atatürk
bir kesim türklük

var sanırım.

mesela depremden falan korktuğumuzu düşünmüyorum veya aç kalmak, kuraklık gibi korkularımızda yok bence.

yani toplumsal olarak. bireysel korkuları sormuyorum.
aç kalmak ve ölmekle ilgili diğerleri de.
eksisozluk.com
dinden korkuyorsa bundan korkuyor yani.

diğer kesim de kendilerine karşı diğer gurubu böyle bir açıdan tehdit görüyor.
depremden korkusu bina, binanın çürük olması denetimsizlik, idari kurumlara güvensizlik, bunun da ucu yine yönetimin görüşüne geliyor.


jimjim
(08.01.21)
Silivri'den de korkuluyor bence. En küçük bir eleştiride terörist ilan edilme riski var. Halkın korkuyla sindirildiğini düşünüyorum.


dissendium
(08.01.21)
hastalıktan korksak bugün koronadan bu kadar ölüm olmaz

bence hastalıktan da korkmuyoruz.


Para kaybetmekten. Bizim toplum para düşkünüdür. Parasına dokundun mu? ölmekten beter olurlar.


"Çok güldük ya başımıza bir şey gelir mi" den:/


@j r r tolkien hayrani

din, atatürk derken o kavramları kaybetmekten,

mesela müslümanlık elden giyeahhh diye cami yaptıranları alkışlıyor millet
atatürkçülük elden gideyeahhh diye hiç alakası olmayan ama içinde atatürk geçen şeyleri alkışlıyor millet

yani atatürk'ten niye korksun insan? ben atatürk kavramını kaybetmekten korkuyor insanlar diye onu yazdım.

birde başlıkta bile toplumsal dedim, herkes yine ahmet dayıdan örnek veriyor.

bizim millet para kaybetmekten, fakirlikten de korkmaz. aza tama edelim falan der.

o da değil yani.


yani neyden korkuyorsan ona karşı bir şey geliştiriyorsun.

din - cami yapmak
atatürk - rakı içmek
türklük - osmanlıcılık oynamak gibi.

örnekleri biraz saçma verdim ki anlaşılsın.


Bence genel sorun toplum olmaktan korkmak. Sorsanız herkes aynı şeylerden şikayetçi fakat hiç kimse bunu değiştirebilmek için harekete geçme veya hareketi başlatma cesaretini bulamıyor.

Toplum o kadar ayrışmış durumda ki toplumu bir bütün olarak değerlendirmek artık imkansız. Aynı toprak sınırları içerisinde yaşıyor olmak ve geçim sıkıntısı dışında bir ortak payda göremiyorum. Bir kesim değişim peşinde, diğer kesim de sittin senedir kuru ekmeğe şükreder halde. Kafalarının dışındaki hayatların varlığı rahatsız ediyor insanları.

Çokça düşünmek, biraz biraz da dile getirmek gerekiyor. Toplum, bütün halinde hareket ederse korkularını aşabilir. Ütopik gözüküyor şu an için ama hiçbir şey imkansız değil. Tıpkı bugün olanlara geçmişte imkansız dendiği gibi...


desdenova34
(08.01.21)
(4)

Kızgınlıktaki kedinin bağırma sesi

Kedinin bağırdığı yer-tuğla duvar-oda-tuğla duvar-odaya kadar gider mi ?Yani iki tuğla duvar ve bir odayı geçtikten sonra rahatsız edici bir seviyede olur mu ?
Kedinin bağırdığı yer-tuğla duvar-oda-tuğla duvar-odaya kadar gider mi ?
Yani iki tuğla duvar ve bir odayı geçtikten sonra rahatsız edici bir seviyede olur mu ?
sumuklurakun
(07.01.21)
Sokak kedisi gece uykudan uyandırıyor (bahçe katı değil) o yüzden o seviyede olacağını düşünüyorum


ats
(07.01.21)
Kedinin çıldırmışlık seviyesine ve duvarların yalıtımına göre değişir ama yüksek ihtimalle gider.
Bizim kedi bağırınca evin tüm odaları + yan komşu rahatlıkla duyuyordu.
Ama öyle çok çok rahatsız eder mi, tartışılır.


ananiyimioguz
(07.01.21)
ya iki haftadır sokağımızda böyle bir kedi var. yani bir ara gerçekten biri kediye işkence ediyor, kesiyor falan sandım.
tuhaf bi doğaları var gerçekten.

cevap, evet gider.


jimjim
(07.01.21)
sorunuzla direkt alakalı olmasa da, boyundan kuyruk sokumuna kadar, gözden çıkardığınız bir saç fırçasıyla hafif hafif tarayın, bir tur tarama en az bir saat sükunet ve huzur veriyor.


cedilla
(08.01.21)
(7)

haberleri nereden takip ediyorsunuz?

soru başlıkta.
soru başlıkta.
rm
(06.01.21)
DW'den


aids rakun
(06.01.21)
ünsal ünlü (youtube)
ruşen çakır (youtube (medyascope değil, kendi kanalı))
nevşin mengü (youtube)
babıali.tv (youtube)

bbc türkçe (youtube, twitter)
dw türkçe (twitter)
sputnik türkiye (twitter)
anka haber ajansı (twitter)
dokuz8haber (twitter, telegram)
teyit.org (twitter)
malumatfuruş (twitter)
doğruluk payı (twitter)
reuters (twitter)
the guardian (twitter)


avianthem
(06.01.21)
Yüzde 95 www.bbc.com

Yüzde 5 edition.cnn.com

YouTube'da ABC News canlı yayını olunca izliyorum.

Türkçe haber sitesi hiç takip etmiyorum. Bir olay olunca Ekşi'den öğreniyorum. Önemli bir olay varsa televizyonda CNN Türk izliyorum.


dissendium
(06.01.21)
Sozcu.com.tr ye basladim genele de hitap ediyor asiri muhalif bir cizgi yok yani, kacirdigi goz ardi ettigi haber yok.
Odatv kimsede olmayan haberleri yakaliyor
Sonra tele1, halk tv, krt youtube kanallari
Nevsin Mengu, en apolitik kisi gunluk videosunu izlese gundemden kopmaz
sky news, bbc news youtube kanallari


60 Saniyede Bugün - Anadolu Ajansı
www.youtube.com


zagrebingözleri
(06.01.21)
dw
bbc


mikahakkinen
(07.01.21)
dw türkçe
ekşi

bbc türkçeyi seviyor(d)um ama yanlılığı fazla gelmeye başladı. yani her kaynak yanlı sonuçta da bbc türkçe fazla fazla dizayn edilmiş bi haberciliğe doğru gitti son zamanlarda.


jimjim
(07.01.21)
(5)

Bir konut tipi isimlendirme

Şimdi bir yapı var bahçe üzerine kurulu,etrafı koru,3 bağımsız kattan oluşuyor,her katın girişi farklı kimse giriş çıkışta bir diğer katı görmüyor,zeminde olanın bahçesi var,sonraki iki katın ise geniş terasları var ve dışarıdan bakıldığında tipi villaya benziyor. Böyle bir konut tipi nasıl tasvir e
Şimdi bir yapı var bahçe üzerine kurulu,etrafı koru,3 bağımsız kattan oluşuyor,her katın girişi farklı kimse giriş çıkışta bir diğer katı görmüyor,zeminde olanın bahçesi var,sonraki iki katın ise geniş terasları var ve dışarıdan bakıldığında tipi villaya benziyor. Böyle bir konut tipi nasıl tasvir edilir,adına ne demek lazım sizce?
denef
(04.01.21)
Üçüz villa olabilir


Kahir ekseriyet
(04.01.21)
üzgünüm ama düz apartman bu? tek farkı dış kapılarının bağımsız olması.
villa, triple villa vs olması için en önemli kriter müstakillik yani alt/üst komşunuzun olmaması.
görmemem önemli değil, ısıtma/sıhhi tesisat ortak. gürültü durumu vs standart.

bağımsız girişli apartman diyorum ben.


jimjim
(04.01.21)
jimjim +1 bagimsiz girisli apartman


exlibris
(04.01.21)
aynen, bağımsız girişli apartman doğru cevap. son dönemde villa projelerinde çok ortaya çıkmaya başladı villa diye yutturuyorlar ama bildiğin apartman yani.


roket adam
(04.01.21)
Teşekkür ederim herkese,bu arada villa demedim arkadaşlar tipi benziyor dedim. Apartmandan da ayrılan özellikleri var ne villa ne apartman sınıfına girmiyor o nedenle. Böyle bir konut tipi yoktu gerçekten o yüzden ne denir bilemedim.


denef
(04.01.21)
(6)

Yasaklar???

Ocak ayında yasak var mı yok mu, 21 den sonra dışarıya çıkabilecek miyiz??? Ne saçma sapan işler yahu, açıklama da yapmıyorlar. Nedir durum?
Ocak ayında yasak var mı yok mu, 21 den sonra dışarıya çıkabilecek miyiz??? Ne saçma sapan işler yahu, açıklama da yapmıyorlar. Nedir durum?
Arthur Dayne
(04.01.21)
bir üstteki duyuruya bakınız, şöyle diyor:

***UYGULAMANIN SÜRESİ BELLİ OLMAYIP KONUYLA İLGİLİ OLARAK ALINACAK YENİ BİR KARARA KADAR BU ŞEKİLDE DEVAM EDECEKTİR.***


benaaymi
(04.01.21)
Yeni bir açıklama gelene kadar mevcut kısıtlamalar devam edecek dendi. O yüzden Aralık'ta neyse Ocak'ta da öyle devam edecek.


himmet dayi
(04.01.21)
ya çık deseler çıkacak mısınız? hastalık, ölüm kol geziyor.
ayrıca her yer kapalı zaten.

yeni karara kadar demişlerdi. büyük bir şey olmazsa mart-nisana kadar böyle gider.


jimjim
(04.01.21)
Mart Nisan kadar olmaz herhalde ya. Asilamadan sonra etki süresini gozlemleyip bence gevsetirler.


superfluid
(04.01.21)
Aşılama zaten Nisan'dan önce %60'a ulaşmaz. Bence Mart-Nisan iyimser bir yaklaşım.


himmet dayi
(04.01.21)
Bir kararın değişmesi için ya yeni kararlar alınır ya da ilk karar verilirken süre belirlenir ve belirtilir aksi durumlarda alınan karar geçerlidir.


zekicalik
(04.01.21)
(24)

Ingiltere vs Almanya

Goc etmek icin sadece sizin seciminize kalsa hangisini tercih ederdiniz ve nedenleri nedir? Almanya icin aylik 3000€ net, Ingiltere icin de 3200£ net geliriniz olacağını, esinizin ev hanimi, 3 ve 6 yasinda 2 cocugunuz oldugunu dusunun.Edit: Ingilizce ve almancanizin her ikisinin de c1 seviyesinde ol
Goc etmek icin sadece sizin seciminize kalsa hangisini tercih ederdiniz ve nedenleri nedir?

Almanya icin aylik 3000€ net, Ingiltere icin de 3200£ net geliriniz olacağını, esinizin ev hanimi, 3 ve 6 yasinda 2 cocugunuz oldugunu dusunun.

Edit: Ingilizce ve almancanizin her ikisinin de c1 seviyesinde oldugunu kabul edin. Sehir olarak londra harici olacak sadece.
Kirmizibavul
(04.01.21)
Şehir?


lcha
(04.01.21)
@icha, editledim soruyu. Londra haric.


Kirmizibavul
(04.01.21)
Turkiye'deki durum nedir? Cok mu kotu yani?
ingilizce, almancasi c1 olup, bu krizde bu ulkelerden bu tarz teklifler alabilen adam Turkiye'de kaymak tabakadir zaten. Turkiye'de buyuk bir sehirde yasiyorsa, evi, arabasi, mevkisi hepsi varsa bir anlami yok bence sifirdan sinif dusup tekrardan gocmenlik cekmenin. Bir cok ergen cikip yeter ki y.disi olsun garsonluk yaparim, araba bile yikarim diye gaz verecektir ama o is oyle degil.


@never, yemisim turkiyedeki durumu. Orayi karistirmayalim. Soyledigim seyler farzi muhal. Yani o sekilde dusunun. Teklif falan yok. Iki ulkeyi de bilenler icin soru acik ve net.


Kirmizibavul
(04.01.21)
almanya'yi bilmiyorum ama ingiltere icin londra disinda 3200 net guzel para. 2 kisi de calisirsa tadindan yenmez.


icim urperiyor
(04.01.21)
Açıkçası Almanya çok bilmiyorum ama Fransa'yi biliyorum fransa'nin genelde yeme içme, araba, teknoloji vs olarak daha pahalı olduğunu biliyorum. Bu sekilde ben almanya derdim. Çünkü 3000€ iyi bir para(ben evli ve esi calismayan biri olarak ben 2580 aliyorum, ev, araba kredisi, hanimin egitim kredisi, benim Türkiye'deki egitim kredim spor cart curt her seyi cikarinca aylik 350€ kenara kaliyor. 300-400bin kisilik bir sehirdeyim. Bu 310€ araba, 50€ egitim, 80€ araba sigortasi gibi seyleri cikarinca ekstra 450€ gibi bir para cikar.). Iki cocuk olmasa cok rahat olursunuz derdim ama çocuk masrafi ne kadar oluyor bilmiyorum. Ama sonucta okula para odemeyeceksiniz vs sıkıntı olmaz.

Buna ek olarak ekonomik olarak düşünürsek de Almanya'da is olanaklari daha fazla, ekonomik olarak kriz vs olasiligi daha az.

Ben her türlü almanya derim, 3bin euro büyük şehir vs (berlin misal kira sikinti denilir hep, aynısı paris/lyon icin de gecetli) değilse çok güzel yeter.


logisticsmanager
(04.01.21)
@kirmizibavul, almanya daha istikrarlı ve geleceği parlak bir ülke bence şu aşamada, ingiltere’nin ab’den çıkışı, geleceğinin belirsizliği vs ne kadar çok güven verseler de bi almanya güveni vermiyorlar. onun haricinde avrupa’nın tam göbeğindesin, komşuların müthiş falan.

yine de kesin almanya diyemiyorum, ingiltere öyle bir ülke. sanırım ingiltere derdim.


garavel
(04.01.21)
Almanca olmasa İngiltere derdim, Almanca da varmış o zaman Almanya.


lcha
(04.01.21)
@Kirmizibavul o halde madem diller c1, Almanya kesinlikle. Ingiltere'de populistlerin ne yaptigini gorduk Brexit gelecek ucucaz diye propaganda yaptilar ve basarili oldular yani halk bunlari yedi. balikcilik uzerinden bile milliyetcilik kastilar, kiyilarimi koruyacagiz, ulkenin balikciligini kurtardik diye. Kimse de demiyor ki aga balikciligin ekonomideki payi %1 zaten kurtarsan ne olur balikciligi kurtarmasan ne olur :) Bizde nasil Osmanlici tipler varsa orda da imparatorlukcu tipler var, yasli, cahil zannediyor ki eskiden oldu gibi Ingiliz Imparatorlugu yonetiyor, somurgelerin abisiyiz falan, gercekte Iskocya'ya, Galler'e bile sozu gecmiyor adamlarin, adam senin daha ulke icinde Covid kisitlamana karsi cikiyor, uymuyor, kendi kuralini koyuyor. Senin artisligin kime, ada ulkesisin zaten, Brexit'te geldi hepten izole olacaksin, gucun, etkinligin azalacak dunyada. Maksimum Amerika'nin emir eri gibi bir gorevin olacak, sanki onceden cok farkliydi neyse. Alman halki gidip de populiste prim vermez, kolay gaza gelip manipule olmaz. Mesela Fransa'da ayni sey var, Macron somurge ziyaretleri yapip, milliyetcilik kasmaya calisiyor. Almanya'da bu tarz numaralar prim yapmaz. Almanya'da kural, sistem var. Ingiltere biraz daha kapitalist, gevsek, kurallar esnek, guclunun, zenginin lehine bir sistem uzerine kurulu. Ekonomiye gelirsek gene Ingiltere'de fabrika, uretim kisitli, her sey disardan aliniyor Almanya'daki is ortami yok kesinlikle. Turkiye ikili iliskilerde ihracat ithalatta arti veriyor Ingiltere'ye. Arti verdigimiz sayili ulke var, biri Ingiltere. Bir de Ingiltere'de cok fazla 3. dunya gocmeni var, Brexit de geldi ustune. bu ne demek, avrupali daha da azalacak, blm muhabbetinden zencisiz reklam cekemiyor adamlar, bu bir dramdir.


Almanya dahil farkli ulkelerde yasamis ve hala yasayan, arkadaslarinin hemen tamami yurt disinda yasayan birisi olarak gozlemlerim:

1) Coluk cocuk var, dolayisiyla egitim ve saglik sistemi, sosyal devlet vb: Almanya wins

2) Kita Avrupasi, Schengen bolgesi, atla arabaya ya da trene hafta sonlari gez toz: Almanya wins

3) Farkli milletlere daha acik olmasi, Turklere bakis acisi: Ingiltere wins

4) Havasi, iklimi, gunesli gun sayisi, kisin kis mevsimi yazin yaz mevsimi olmasi vb: Almanya wins

Dil bariyeri iki ulkede de ayni diyorsaniz bu maci Almanya alir gibi.


sertac akin
(04.01.21)
İngiltere'de yaşamadım ama almanya asgari şartlarda bile yüksek bir yaşam kalitesi sunan bir ülke. Yakınlığı, kültürün türklere aşina olması, yönetimin stabilliği (merkel vs boris yani), ekonomisi, markaları, iş kültürü, genel kültürü, türk yemeklerine erişim, vs vs her anlamda çok iyi bir ülke.


roket adam
(04.01.21)
Cevaplar icin tesekkurler. Efkar-i umumiye Almanya'dan yana. Yalniz kimse Almanya'daki insanin canina ot tikayan burokrasiye ve satilik/kiralik mesken bulamama sorununa deginmemis. Bu iki durum tartinin dengesini bozacak onemde olamaz mi?


Kirmizibavul
(04.01.21)
@Kirmizibavul emlak sorunu inan Ingiltere'de daha fazladir. Ozellikle buyuk sehirlerde arz cok kisitli bu yuzden fiyatlar astronomik, 30+ kesim bile paylasimli evlerde yasiyor, evler desen 200 senelik kulustur Victorian evler. 18inden sonra gencler yeni eve tasiniyor muhabbeti bile azalmis, aile yaninda yasayan bir suru genc var bbc falan bunun belgesellerinde yapiyordu. Bir suru kural var, green belt diye atratabilirsiniz kafasina gore yerlesim yeri acamiyor adamlar. Yuksek katli apartman da diktirmiyorlar kolay kolay hadi Londra'daki kodamanlar diker onlara sozleri gecmiyor, baska bir yerde bir suru burokrasisis var, belediyede uyeler karsi cikiyor, community spiriti olduruyormus, yok kendi evlerinin degeri dusuyormus, koye santral dikeceklermiscesine karsi cikiyor adamlar.
Burokrasi her yerde yavas ya Almanya, Hollanda farketmez, kime sorsan devletteki memurundan dert yanar. O degil de aklima geldi simdi:) t24.com.tr Ulan 42 tane gayrimenkulun varmis, gez, ye ic hayatini yasa iste, ne ugrasiyon dilekceyle mahkemeyle


Almanca olmasa ingilitere derdim +1

Cevabım: Almanya. Sebebi: AB içi serbest dolaşım.


himmet dayi
(04.01.21)
Bürokrasi ve ev bulmak Avrupa'nın her yerinde problem. En azından memuru rüşvet peşinde koşmuyor.


bruce mclaren
(04.01.21)
ingiltere. insanlar iyi bir kere. almanya çok kuralcı, sıkıcı. özellikle sonradan oraya gidenler kendileri de çok sıkıcı değillerse yapamıyorlar. tamam yollar falan güzel medeniyet var ama ikisi arasında seçim yapsam kesinlikle ingiltere seçerim. süper ülke. londra hariç falan demişsin ama londra harika :)


anti-kahraman
(04.01.21)
@never bürokrasiyi kendi silahiyla vurma haberi bombaydi. Ilk defa gordum :))


Kirmizibavul
(04.01.21)
londra'da iki kisi calisiyoruz gelirimiz 2700+3200 (net).
senin senaryonda olsam yani 1 kisi 3200 kazanacak ve 4 kisi o parayi yiyecek, gelmezdim.

bunun disinda karsilastirma yaparsam
hava durumu: almanya
cografik konum, schengen ve ulasim: almanya
kultur: fark yok, multikulturel
ekonomi: almanya
dil: ingiltere
guvenlik: almanya (hatta en buyuk tercih sebebi bu bile olabilir)
saglik sistemi: almanya

londra yerine ingiltere'nin X sehrine de gitsen fiyat olarak kira harici pek birsey fark etmeyecek. londra disinda yol parasi daha pahali, market fiyatlari heryerde ayni.


kalıcı göç mü acaba? bir kaç seneye dönecek misiniz mesela? bir kaç sene sonra dönme olayı varsa ingiltere diyorum ben de. 3200 cidden londra harici güzel para ve fena olmayan birikimle dönebilirsiniz. kira+mutfak+fatura ingiltere'de bir çok şehirde 1200-1500 bandına kapanır. gerçi çocuk faktörü var ama kreş vs masrafları olarak onu bilmiyorum. havası suyu sizi bağlar ben mesela havasından dolayı ingiltere'ye bayılıyorum.

ama uzun vadeli kalınacaksa almanya daha mantıklı olabilir sosyal yardımlar vs de alma şansınız varsa çocuklar için vs işler pozitife döner. ayrıca ingiltere çok keyifli ülke. futbolundan tarihine, doğasından kültürüne bambaşka coğrafya. almanya bu konuda bana inanılmaz uzak geliyor. hele ingiliz arkadaşların olsun sohbetleri falan keyiflidir. ayrıca millet olarak samimi olduklarına da çok sempatik ve esprili oluyorlar genelde. zeki olmalarını saymıyorum.

ingiltere'de konut sorunu londra harici yok denilebilir ama evler cidden çok eski. kötü değil mesela, ısınma ve bakım sorunları yoktur nerdeyse ama eski işte ne bileyim. ben kesinlikle ingiltere seçerdim. çocukların da geleceğini düşünmek lazım bir de. ingiltere kaliteli eğitimi çok pahalıya sunar, almanya beleşe sunar ama ingiltere kadar çok fazla iyi seçenek sunmaz vs vs


avatar is back
(04.01.21)
elbette ingiltere. yani hem kültürel açıdan hem adaptasyon açısından. hem de bir "türk" olarak uk de almanyaya nazaran çok daha iyi bir sosyal statüde olursunuz.
ayrıca eşinizin dil durumu nasıl?

eşinizin çalışmaması eğer geçiciyse sorun olmaz. ama eşinizin çalışmaması almanya ingiltere ve türkiyede de zaten sorun.

bu durumda olsam tek başımayken ingiltere derdim. zira almancam C1 değil.
ama yakın gelecekte ben jimjim, gerçekte buna benzer bir ücret teklifi alamayacağım için ve 2 yılda shengen oturumu alırım diye düşündüğüm için almayayı tercih edeceğim.


jimjim
(04.01.21)
Almanya’nın güneyi derim. Hem kozmopolit hem de hava süper. Yazın buradan farklı değil. İngilterr’de yaz mevsimi gibi insanlığın başına gelmiş en harika şey yok.
Almanca da öğrenmesi çok zor zaten, o kadar öğrenmiş olsam başka yet düşünmezdim :)
Almanlar türklerden nefret ediyorlar bu da doğru, bunu takacak kafada hiç olmadığım için yine Almanya. Almanlar sıkıcı falan diyoruz ama 10 sene yaşasak biz de öyle oluruz sanki, adamlarda dert yok tasa yok; hayatın iniş çıkışları yok.
Bugün de Almanya övdüm çokşüküt:)


bfm
(04.01.21)
Ikisinde de türk olarak kredin sıfır değil eksi. 10 yıl ing de yaşamış italyan arkadaşım bu kadar grumphy bi millet tanımıyorum almanlar melek diyordu, işin komiği aynı serzenisi o esnada ben almanlar için ona yapıyordum. Varsın sen düşün gerisini...


wiekannich
(04.01.21)
@wiekannich, kralicenin kugularini kesip mangal yapan bir milletten daha grumpy kim olabilir? Yurt disindaki tanidiklardan dinledigim kadariyla turkler haybeye irkciliga maruz kalmiyorlar.


Kirmizibavul
(04.01.21)
@Kirmizibavul tamam işte o mangal yapan adam sen olacaksın onların gözünde :)


wiekannich
(04.01.21)
(7)

böyle bir olay nasıl haber olmaz?

yılbaşından bir önceki gün, bir tanıdığımızın damadının, kızını kreşten aldıktan sonra trafik kazası geçirdiğini, tıra çarparak kendisinin de, kızının da vefat ettiğini öğrendim. ertesi gün ise, vefat eden adamın eşi, yani küçük kızın annesi, yani tanıdığımızın kızı olan kişinin bunun kaza değil, ci
yılbaşından bir önceki gün, bir tanıdığımızın damadının, kızını kreşten aldıktan sonra trafik kazası geçirdiğini, tıra çarparak kendisinin de, kızının da vefat ettiğini öğrendim. ertesi gün ise, vefat eden adamın eşi, yani küçük kızın annesi, yani tanıdığımızın kızı olan kişinin bunun kaza değil, cinayet olduğunu, adamın kendisi intihar ederken kızını da yanında götürdüğüne dair bir not bulduğunu içeren facebook postu gördüm.

sırf baba kızın arabayla tırın altına girerek vefat etmesi bile başlı başına bir haber iken, bunun aslında kaza değil, adamın intihar ederken kızını da yanına alması hadisesini hiçbir haber kaynağında bulamadım. en ufak trafik kazasını yayınlayan ankara trafik instagram sayfasında bile rastlamadım.

şehir ankara. siz böyle bir haber gördünüz mü?
kibritsuyu
(03.01.21)
Cinayeti işleyen de ölmüş sonuçta, üzerine gidilebilecek bir olay değil. İnfial yaratmaması için haber yapmamışlardır.


Tochinoshin
(03.01.21)
Polis haberci çağırmaz sanırım. Adamın eşi haberci çağrısa haberi yapılırdı diye düşünüyorum.


prole
(03.01.21)
Böyle konuların genelde haberi yapılmaz. Çünkü bazen kötülük de örnek teşkil ediyor. Ama vizyona sahip olmayan ufak tefek ajanslar yapabilir. Mesela köprüden atlama metronun önüne atlama gibi haberleri de es geçerler.


limonlu eksi
(03.01.21)
yalnız diyelim ki böyle konuların haberi yapılmıyor. kaza ilk olduğu anda kimse olayın aslında bir intihar olduğunu bilmiyordu ki. (kazanın oluş şeklinden dolayı belki tahmin etmişlerdir ama emin olamazlardı)


shadra
(04.01.21)
ankaranın göbeğinde holding patronu uzun namlulu silahlarla çapraz ateşe tutularak öldürüldü. ancak 51 gün sonra haberi yapılabildi. onun için buna çok şaşırmadım.

ve 3. sayfa muhabirleri ile cinayet büro zaten sürekli irtibatta. bazı olayların haber yapılması istenmiyor.


ada meltemi
(04.01.21)
medya yaşanan tüm büyük olayları haber yapmıyor. takvimde o günün veya daha genel olarak dönemin koşullarına göre seçiyorlar.
ayrıca bazı durumlarda yasal olarak izin çıkmıyor, üstü bilerek kapatılmak isteniyor vs.


başınız sağolsun.


jimjim
(04.01.21)
Farklı bir açıdan bakarak, olay İstanbul’da olmadığı için de olabilir diyorum


epitaf
(04.01.21)
(7)

yaşlı kadın hastaneye gidemiyor

merhaba, 80 küsür yaşındaki ananem 4 gündür karın ağrısı ve sırtında belle kalça arasında bir bölgede ağrı olduğunu söylüyor. ciddi halsizliği var ve yüzünün rengi gitti. dışkısı siyah ve son durumda ishal olduğunu söyledi. mide kanaması olmasından şüpheleniyoruz. yattığı yerde bir tarafından öbür t
merhaba, 80 küsür yaşındaki ananem 4 gündür karın ağrısı ve sırtında belle kalça arasında bir bölgede ağrı olduğunu söylüyor. ciddi halsizliği var ve yüzünün rengi gitti. dışkısı siyah ve son durumda ishal olduğunu söyledi. mide kanaması olmasından şüpheleniyoruz. yattığı yerde bir tarafından öbür tarafına bile zor dönüyor. hastaneye götüremiyoruz covid var, eve doktor çağıracağız ama doktorlar da ellerini açıp bizi beklemiyorlar tabi. bir hastaneden randevu aldım yarın arayacaklar da bize uygun doktor bulup gönderecekler. her neyse bize hızlı çözüm gerekiyor şuan. hızlı çözüm için de aciltipambulans.com.tr diye bi site buldum. görüştük yarın için doktor gönderebiliriz diyorlar ama burası kimdir nedir kim gelecek internet üzerinde hiçbir yoruma denk gelmedim. bize doktor diye suriyeli itelemelerinden korkuyorum. siz olsanız ne yapardınız?
bir de ananemin nasıl bu duruma geldiğinden bahsedeyim biraz. kendisi dik kafalı ve yaşına rağmen yalnız yaşamakta çok ısrarcı. evi genel olarak soğuk ve kendisi duş almayı suyla ilgilenmeyi çok seviyor. hastalanmadan önceki gece mantar(kültür) ve pilav yemiş. fazla miktarda olduğu için kalmasın diye de kendini zorlamış. sonra da durum bu. hastalanınca yaka paça evimize getirdik. dünden beri de bizde yatak döşek yatıyor. bunca yazıyı okuyup görüş belirten dostlara selam olsun.

edit: pandemi nedeniyle eve doktor gelme dönemi başlamış. çoğu büyükşehirdeki özel hastanelerde bu var artık. doktor sizi aynı hastanedeki gibi muayene edip hemşire de gerekli tahlilleri evde yapabiliyor. tabi ki röntgen gibi durumlarda hastaneye davet ediyorlar. onun dışında siz doktora değil doktor size gelmiş oluyor. buraya yazmamın asıl amacı böyle bir hizmetten yararlanan birisinin çıkıp yol göstermesiydi ama sanırım buradaki kimse böyle bir şey kullanmamış. allah kimsenin başına vermesin deyip cevaplarınız için teşekkür ediyorum.
melina
(03.01.21)
Özel hastaneye goturemiyor musunuz?

Hastane : covid demek değil ki. Sonuçta ambulansla gelen doktor da personel de hasta olabilir. Önleminizi alır hastaneye gider gelirsiniz. Pandemi Hastanesi'ne gidip kapı kolu yalamadiginiz sürece hastalık bulaşmak ihtimali düşük eğer gerekli önlemleri alırsanız.


elorelia
(03.01.21)
Mide kanamasıysa zamanla yarışıyorsunuz. Bence 112'den ambulans çağırmalısınız


yukarıdakiler +1
Hemen 112'yi arayıp ambulansla hastaneye gidin, o yaşta insan mide kanaması mı acaba diye dört gündür hastaysa evde beklemeyin, yazık.


kobuzchu kiz
(03.01.21)
ambulans abi
eve doktor bekleyecek hali mi kalmış
beklemeyin arayın hemen


jimjim
(03.01.21)
gecmis olsun

eve doktor gelse ekipmansiz ne yapacak ki?

bir an once en yakin hastanenin aaciline goturun
hastanelerde covid bolumleri ayri oluyor, maskelerinizi takin ve gidin

doktor beklemeyin


exlibris
(03.01.21)
Hastanedeki doktorlar hemşireler ne yapsın ya da diger çalışanlar. Dışarıda zombi salgını yok gerekli önlemlerinizi alın gidin. Su an Direkt acile gidin ya da 112 yi arayın. Bir şey yapın ama. Bu arada Eve gelen doktor tahlil yapmadan ne yapabilir Allah aşkına.


monkey
(03.01.21)
bence hastaneye goturmelisiniz.


sakli su
(03.01.21)
(19)

31 yaşından sonra almanyaya göçmek mümkün mü?

üniversite diploması olan (deü işletme),ancak mühendislik diploması olmayan,8 sene tecrübeli (çok sayıda projede fullstack developer olarak çalıştım. gerçekten çok sayıda. koftiden değil yani),şuan tam 31 yaşında olan, başvurana görüşene kadar 31.5 yazşına gelecek olan evli biri için almanya mümkün
üniversite diploması olan (deü işletme),
ancak mühendislik diploması olmayan,
8 sene tecrübeli (çok sayıda projede fullstack developer olarak çalıştım. gerçekten çok sayıda. koftiden değil yani),

şuan tam 31 yaşında olan, başvurana görüşene kadar 31.5 yazşına gelecek olan evli biri için almanya mümkün mü?
yoksa "yav nabacaz bunu 22lik dimağlara yönelelim" derler mi?
22 yasinda 8 sene tecrubeli developer bulamazlar. O yuzden 31.5 yasinda 8 sene tecrubeli birinin gocmesi gayet mumkun.

Ek olarak yasinizi bilmeleri de gerekli degil zaten. Is yapabilme nitelikleriniz onemli. Yas, cinsiyet, medeni hal, fotograf, eger araba surmenizi gerektiren bir is degilse ehliyet gibi isi yapabilmenizle hicbir ilgisi olmayan bilgileri CV'ye de yazmiyoruz zaten yurt disi islerde.


sertac akin
(03.01.21)
31 gayet normal ve genç bir yaş özellikle avrupa için. o kadar yıllık tecrübe de varsa zaten sizin büyük yararınıza, gerçekten karar verdiyseniz almanca öğrenip linkedin kasın derim.


garavel
(03.01.21)
goc gitsin. 31 ne ki. oralardaki is ilanlarinda 28 yasindan kucuk olmali gibi sacma sapan ayrimciliga da rastlamazsin.


baldur2
(03.01.21)
Benim tanıdıklarım hep 35ten sonra göçtü, gittikleri pozisyonlarda hep iyi. Benim de sene sonu gitme planım var. 34 ve evli spor.


mirty
(03.01.21)
bence de dil calisin gerisi sandiginiz gibi yas ile ilgili sorun olmaz


ala09
(03.01.21)
22'lik dimağlara eğer AB pasaportu varsa ve yeni mezun arıyorlarsa yönelirler.

Almanya'daki çok uluslu bir şirketten yıllık 51k brüt maaştan yüksek bir iş teklifi aldıysanız diploma ve dil şartı olmadan çalışabilirsiniz: www.auswaertiges-amt.de


bruce mclaren
(03.01.21)
aa ben :D
ben evsiz halimle yapacağım sizin yine iyi, vergilerden falan avantaj var bi de sıkılmazsınız negzel :D

cevap: demezler, bi senedir sürekli göç edenlerle görüşüyor, konuşuyor veya youtube'tan falan seyrediyorum. öyle bir algı yok orada.
kesinlikle deneyin.
zaten iş başvurusunda yaş olayı bi tek bizim gibi tarım kökenli toplumlarda var, o yaşta insanlar yeniden lisansa başlıyor falan.. :/


jimjim
(03.01.21)
öyle bir göçerki... tek sıkıntısı dil olur. onu da 6 ayda halleder.


false pretension
(03.01.21)
ekonomik nedenlerden dolayı gidiyorsanız olmaz o iş

zevkine gidiyorum para bende dersen olur sadece


sivrisinek
(03.01.21)
@sivrisinek,

türkiye'deki ekonomik durumumuz gayet yerinde. birikmiş paramız yok, ama maddi bir sıkıntı yaşamıyoruz.
sadece buranın gelecek kaygısı, siniri, stresi bıktırdı. başka bir şeyden gitmiyoruz yani. oraya daha zengin olmaya da gitmiyoruz.

yalnızca, yarın bir gün kanser olursam, bana destek sağlayacak bir devlet olduğunu bilmek istiyorum.
çocuk doğurduğumda, özel okul dışında alternatiflerim olsun istiyorum. veya eşim doğurduğunda yine özel hastanelere "eğilmek" yerine, doğru düzgün bir devletin yardımıyla olsun bu iş istiyorum.

her kararımdan önce 50 defa düşünmemek istiyorum kısaca.

katıksız bir orta direk olmak istiyorum. ne zenginlik beklentim, ne de fakirlik kaygım olsun istiyorum.


@whatdreamsnevercome öncelikle Türkiye de nasıl bir gelecek kaygınız var? Gelecek kaygısı olan insanlar sadece asgari ücret ile geçinmek veya bunu bulamayan insanlar,

burada para kazanamayan adam gitsin diye onay veririm fakat sizin gibi min 20-30 kazanan insanların gitmesini tavsiye etmem. olduğunuz konumun daha altına düşebilirsiniz. bunu da kimse istemez.

Türkiye de kanser olduğunda parasını verdiğinde işlem yaptıramıyor olsan bunu anlayabilirim yani ne bileyim kabile hayatı yaşıyor olsaydık. Kimse aa bu yabancı kanser olmuş dur bunu kurtarayım diyeceğini sanmıyorum. kapitalist sistemde bu dedikleriniz normal değil. bu ülkede imkanlar fazla ve ucuz elde ediyoruz. yaşayan şehir dersen burada, kültür dersen burada, ucuzluk dersen burada sadece sorun para yok. para yoksa kesinlikle gitmelisin. parası olan adama euro x artmış dokunuyor mu?

ben 6 yıl avrupa da evli şekilde yaşamış birisi olarak yorumluyorum. Ben şimdi burada 5-10bin aralığında kazanıyorum eşim avrupada vatandaşı olmasına rağmen euro 10 olmuş hemen yarın tekrar gidebilecek konumda iken düşünmek istemiyorum. yani atalarımız ne demiş "davulun sesi uzaktan hoş gelir" önüne gelene sorarsan Türkiye şöyle bitik, şöyle kötü böyle berbat dakika durmam bu ülkede diye söylerler ekmek almaya gitmezler. Değil avruyapa dünyanın her bir yerine bir insan istek,gayret olduktan sonra onu kimse tutamaz gidebilir ama sadece yorum yazmayı yeğliyoruz "manyakmısın durma iki dakika"

öncelikle konfor alanızın nedir? son 3 yıl içerisinde kaç iş kaç ev değiştirdiniz ne yaptınız bunlara bakmak lazım. aileye bakmak lazım. çocuklara bakmak lazım.

rekabetin en az olduğu ülke Türkiye burada kazandığın parayı kazanamayabilirsin.
ben gitmek isterim niye çünkü para kazanmıyorum burada fakirim orada fakir olurum baya koymaz.


sivrisinek
(04.01.21)
@sivrisinek hocam bu bahsettiğiniz ülke türkiye mi? ben başka ülkede yaşıyorum sanırım.


Mümkün ama yaş ilerledikçe senin açından uyum sağlama zorluğu artar.


Andrew
(04.01.21)
rekabetin en az olduğu ülke türkiye mi? hocam ? aynı türkiye’yi mi yaşıyoruz ? @sivrisinek


garavel
(04.01.21)
@sivrisinek,

20-30k kazanmak sizce türkiye'de çok muhteşem bir şey?

benim işim için ortalama bir bilgisayarın fiyatı bu. ki 30k kazanmıyorum, rahatlıkla söyleyebilirim.

clio haricinde bir araç satın almak istesem cebinden 350-400bin tl çıkacak. (clio 280bin şuan)
bir çocuğum olsa, doğumuna 20bin liradan bir kuruş daha az para gitmeyecek. o büyüyüp bir okula gitse devlet okuluna mı yollayacağım? (ben devlet okulunda okudum. ama artık devlet okulları ışidçi yetiştiriyor) 5-6bin lira para gidiyor en dandik devlet okuluna.

yarın hastalansam,
yarın pandemi gibi bir şey çıksa türkiye cumhuriyeti devletinin tavrını gördük. herkese faizle kredi dağıttı, onu da sadece seçilmişlere dağıttı.

gelecek kaygısı budur kardeşim.
bugün 30bin lira kazanmanın, aslında geleceğine en ufak bir artısı olmamasıdır.

almanya'daki orta gelirli bir vatandaşla, türkiye'deki benim gibi iyi gelirli bir vatandaş arasında 50 yıl fark var yaşam kalitesi olarak. yaşam kalitesi denen şey sadece kazanılan parayla açıklanmıyor.

almanyada 3500-4000 euro kazanmak, şuanki halimden çok daha "rahat" ettirecek beni. işin özeti bu.


Türkiye'de Türkiye dışında geçerli bir mesleği olan birinin Avrupa'da aynı işi yaparak "olduğu konumun altına düşmesi" imkansız.

Böyle bir mesleğiniz varsa Avrupa'ya ancak evlilik yoluyla gidebilenlerin söylediklerine itibar etmemenizi tavsiye ederim.

Yoksa elmayla armudu karşılaştırmış oluyorsunuz.


bruce mclaren
(04.01.21)
bruce mclaren'e katılıyorum.

gelir seviyesi artarken veya azalırken sosyal seviye ve beklenti sabit kalmıyor arkadaşlar.
ben 20k'yı maaşla çalışarak alıyorsam yani kuruyemiş büfesinden veya otogalari işleterek almıyorsam (hoş orada çalışan insanın da vizyonu başka olabilir) 20klık işlerde çalışan biri olarak 3k'ya çalışan birine göre -genellikle- başka bir çevrem, hayattan beklentim, hassasiyetlerim oluyor. beni motive eden veya kötü etkileyen olayların türleri veya en azından öncelikleri değişiyor. maslow hiyerarşisi gibi yani..
sadece biraz gezeyim flanörlük olsun diyen veya ailesine para biriktirmek için yurt dışına giden kitleden farklı sebeplere sahip olabiliyor bazıları.

neyse, ben hayatımda şöyle bir örnek duymadım; "ya türkiyede işim gücüm mesleğim kariyerim vardı, bırakıp geldim. şimdi asla aynı konumda değilim, çok mutsuzum." en en en kötü senaryoda bir iki yıl keyifsiz geçer sonra olmanız gereken yere ulaşırsınız.


jimjim
(04.01.21)
tam tersi. 22'lik dimağlara yönelip onu geliştirmekle uğraşacaklarına yetişmiş ve tak diye çalışmaya başlayabilecek insanları isterler. tam da göçmelik yaş.


amandil
(04.01.21)
36 yaşındayım. 40 yaşında göçezeyim. yaşla alakası yok.


stewie
(04.01.21)
(3)

corona ve turkiye

mayis-haziran-temmuz bandinda kac kisi asilanmis olur? vaka sayilari ne olur sizce tahminen? kisitlamalar olur mu hic? nedir tahmininiz?
mayis-haziran-temmuz bandinda kac kisi asilanmis olur? vaka sayilari ne olur sizce tahminen? kisitlamalar olur mu hic? nedir tahmininiz?
baldur2
(02.01.21)
Sağlık bakanının açıklamalarına bakarsak kaç kişinin aşılanacağını söylemek mümkün değil çünkü bir ajandaları yok gibi görünüyor. Bir aşı planı yapıldığını sanmıyorum: "Ocak, şubat, mart gibi, en geç nisan olmak üzere ilk iki hatta üçüncü aşamada olan kişileri aşılamayı hedefliyoruz," gibi bir açıklama var ki bu bir plan olmadığını gösteriyor.

Gerçekliğe bakacak olursak, geçen yaz muhtemelen günlük onbinlerce vakaya rağmen yazın güney illerinde maske yasağını bile kaldırıp halkı tatile teşvik ettiler. Aynısı olacaktır. 2021'in 2020'den farkı yok. Yine turizmi canlandırmak için kısıtlamalar gevşetilecektir diye düşünüyorum. Vaka sayıları da günlük 5-10 bin olur bence.


prole
(03.01.21)
eğer kontrol altına alınır, aşılama hızlıca yapılırsa
geçen yılki haziran temmuzdan sadece biraz kötü olur gibi düşünüyorum koşullar. kısıtlamalar (?) geçen yazdın olduğu gibi olur, vakalar artar.
ortamın sakinleşmesi bir ekim kasım 2021 en erken.

bir ajandaları yok +1 kafalarına göre gidiyor şu an süreç.


jimjim
(03.01.21)
nisan-mayıs'tan önce aşılama başlamaz diye düşünüyorum, henüz ortada hiç bir hazırlık yok. kısıtlamalar hafiflese de devam eder, vaka sayıları da geçen yılın temmuzuna göre çok daha yüksek olur (kasım-aralık civarıyla eşdeğer gider muhtemelen)


roket adam
(03.01.21)
(5)

indirimli parfümler

indirimli ürünlerin marketlerde daha az kaliteli olduğunu söyleyenle falan varken bu da aklıma geldi... internet üzerinden hepsiburada, n11 vs... indirimli parfümler için yorumlarda "kalıcılığı çok az", "orijinal değil ya da kalıcılığı azaltılmış" falan diyenler çok olmuş. sizce böyle bir şey var mı
indirimli ürünlerin marketlerde daha az kaliteli olduğunu söyleyenle falan varken bu da aklıma geldi... internet üzerinden hepsiburada, n11 vs... indirimli parfümler için yorumlarda "kalıcılığı çok az", "orijinal değil ya da kalıcılığı azaltılmış" falan diyenler çok olmuş. sizce böyle bir şey var mı?
Pazaryeri mantığındaki yerler için doğru olabilir ama ben morhipo'dan çok kez piyasaya göre ucuz parfüm aldım ve hiçbir sorun yaşamadım. Şimdiye kadar hep orijinal parfüm kullandım, orijinal olmasa anlardım diye düşünüyorum.


var.
boynerden sephoradan şaşmayın, onlar da indirim yapıyor.


jimjim
(02.01.21)
morhipo ya baktım, oradaki yorumlar olumlu. satıcı falan yok galiba, duymuştum, bilmiyordum.


Boyner'in sahibi olduğu bir site ama bana en son parfume point gönderdi.


var sanırım ya.

trendyol'dan dolce&gabanna aldım birkaç ay önce, mağazalardaki fiyatı 500 küsur iken, ben buradan 300 civarına aldım. parfümün kokusu, rengi, kutusu her şeyi orijinal duruyor ama önceden sıktığımda güzel sinerdi, yakınımdakiler alırdı kokuyu. bunda ise böyle değil gibi. şüphelerdeyim açıkçası.


juninho77
(03.01.21)
(13)

Neden memur denince akıllara bunlar geliyor?

Belediyede ne idüğü belirsiz masabaşı takılan torpilli tipler. Yoğunluğu olmayan lurumlarda bütün gün dedikodu yapanlar, rahat çalışan öğretmenler vs. vs.Toplumun kafasında öyle bir memur algısı var ki. 24 saat nöbet tutup köpek gibi çalışan sağlık emekçileri kimsenin aklına gelmiyor. Nüfus dairesin
Belediyede ne idüğü belirsiz masabaşı takılan torpilli tipler. Yoğunluğu olmayan lurumlarda bütün gün dedikodu yapanlar, rahat çalışan öğretmenler vs. vs.

Toplumun kafasında öyle bir memur algısı var ki. 24 saat nöbet tutup köpek gibi çalışan sağlık emekçileri kimsenin aklına gelmiyor. Nüfus dairesinde günde 300 kişiye bakan en düşük maaşlı memur gelmiyor.
Adliyelerde eşşek gibi çalışan katipler, cezaevlerinde zor şartlar altında çalışan infaz koruma memurları gelmiyor.

Evet arkadaşlar yaşarken de adaletsiz, ölürkende adaletsiz. Ülkenin memurları arasında bile adaletsizlik ve işyükü farkı var.
Ben kpssden 92 puanla atandım 24 saat nöbet tutup telefonda 600-700 kişiyle ilgileniyorum devlet mesai paramıda vermiyor son vergi kesintisiyle maaşım 3700 lira ama torpille belediyelere yerleşip hiçbir iş yapmayan kpssden 60 almış tiplerin maaşı 5-6 bin lira hatta ilçe belediyelerinde 7-8 bin alanlar var.
Adaletsizlik zoruma gidiyor. Zaten yıllardır maaşlara doğru düzgün zamda verilmiyor %3-4 zamla ne olacak bu halimiz belli değil. Belki yüksek maaşla çalışan memurları bu durum etkilemiyor ama ben kamudaki en düşük maaşı alan memurum. Beni ve benim gibileri etkiliyor.
stillalive
(02.01.21)
Muhtemelen bu algı çoğunlukla alakalı, illaki zor şartlarda çalışan memurlar da var ama çoğunluk yukarda bahsettiğin gibi bir de özel sektör şartlarıyla kıyaslanıyor genelde


olaylar olaylar
(02.01.21)
Yani kamu işleri artık şu yöne evrildi. Torpilin varsa en kral kurumlarda en rahat şekilde en yüksek maaşı alıyorsun. Torpilin yoksa mülakatı olmayan kurumlara atanıp zor şartlar altında eşşek gibi çalışıyorsun. Bende isterdim belediyelerde çalışmak ama biz giremiyoruz oralara.


stillalive
(02.01.21)
yazara ben de katılıyorum. Benim ailem ve çevrem hep memur ama daha çok arkadaşın bahsettiği gibi memurlar. Annem ve halam ebe hemşire. Annemin yıllarca nasıl zor şartlarda çalıştığına bire bir şahidim. Babam öğretmen ama öyle yan gel yat çalışan biri değil. Amcam infaz koruma memuru, onun eşi yine ebe hemşire.

Ben de tıp bitirdim, göreve başlamasam da doktor sayılırım işte intörnlük falan yaptık mesela. Orada gördüklerim de sonuçta devlette çalışan doktorlar ve hemşireler.

Böyle olunca günlük hayatımda tanıdığım hemen herkes memur ve hepsi de çok çalışan insanlar. Özel sektörde plazada vs çalışan hiç tanıdığım yok neredeyse. Cidden plazada insanlar ne iş yapıyor onu bile bilmiyorum.

Şimdi ben de memur denince hep çok çalışan kişileri düşünüyorum bu yüzden. Ve çoğunluk da bu grupmuş gibi geliyor. Tabi ki yukarıda bahsedilen hiç iş yapmayan memur kesimine de denk geldim hayatımda ama bunlar azınlık değil mi ya? @olaylar olaylar'ın dediği gibi memur kesiminde çoğunluk bunlar mı?

Bu memur nefretine ben de uyuzum yani genel olarak. İş yapmayan, gereksiz maaş alanlar hak ediyor tabi ama onların azınlık olduğunu düşünüyorum.


nundu
(02.01.21)
Sizi tenzih ederim ama;
Ben vizyona bakıyorum.
Kimsenin hayali/ hedefi son 15-20 yıldır,
en yüksek(?) pozisyonlar dahil “mesleksiz” memuriyet pozisyonları olmamalı. Meslekten kastım akademisyenlik, doktorluk, hemşirelik vs. Yani yeterince özel kurum yok zaten.
Ama mühendis olmuş veya nebileyim kamu yönetimi bitirmiş tek arzusu kpss olan en azından kendine bunu hedef koyam insana şüpheyle bakarım. Akıcı yabancı dili yoktur, alanında kendini yeterince yetiştirememiştir, kurumsal firmalarda staj yapamamıştır. kendini bir iş başvurusunda doğru dürüst ifade edemez, esnek değildir iş hayatıyla ilgili B planı yoktur vs. Tek çareyi devlet bana iş versine indirger. Bakın bunu 40-50 yaşında umutsuz insanlar da değil henüz 20lerinde gencecik insanlar yapıyor. Bir başka ülkede o yaştaki genç ... amaan neyse uzatmayayım.
Vizyonu bu olan, aman böyle bir işim olsun da emekliliğe kadar da zaten %99 kovulmam, ekstra bi çabaya da gerek yok, böyle böyle ölümü beklerim diyen biri benim gözümde vasat memuriyet kadrolarını canlandırıyor.

Hayatımda hiç aşırı idealist vergi memuru, tapu kadastro memuru vs görmedim. Yani işini aşkla(hangi aşk) yapmak için tüm fırsatları teperek bu alanları seçenlere rastlamadım.
Maaşın az olması ülkenin adaletsizliği. Veya sizin çok emek vererek yaptığınız bir işle yatarak para kazanan aynı titrede birinin olması ülkenin ekonomik ve sosyal adaletsizliğiyle ilgili. Yoksa memuriyet mesleğinin daha iyisini hak etmesiyle ilgili değil. Bence.

Yani demem o ki büyük bir bencillikle bu kadar çabalamaya, uğraşa, hala devam eden eğitim çabama rağmen pis ve meşakkatli işleri X mi yapsın diyorum. Birileri de bunları yapacak, kendi arasında adaletsizlik olması görünen bişey haklısınız ama aklımıza hep niteliksiz işçi görüntüsü gelmesinin sebebi de bu. Memuriyet= itibarsızlık


rewlack
(02.01.21)
eeööö?! belediyedekiler memur değil ki


esref
(02.01.21)
Sorunuzdan bağımsız olarak ama dolaylı yoldan oluşabilecek meslek seçimi hakkında bi şey söylemek isterim;

Yok idealistlikmiş, yok idealist olan aç kalsa da mesleğini yaparmış, yok biz bir aileyiz masalları, yok ayağında yırtık ayakkabıyla gezen öğretmenmiş gönül işiymiş falan geçin kardeşim bunları.

Bakkala git bakalım erzak vercek mi parasız, ev sahibi evini verecek mi? Gönül işi bu deyip senden ne istiyolar karşılığında bakalım :) Cepte beş kuruş para olmasa kim yüzüne bakacak

Bu iş gönül işiymiş falan hadi ordan.

Para her şeydir. Anadan babadan varlıklı olup 35 yaşına kadar yüksek lisans yapanlar boldur malum internette atıp tutarlar. Babası anası altlarına 18inde araba çeker bunların.

Komşusunu çekemez eski kız arkadaşını çekemez başlar ne iş yapıyorlar da maaş alıyorlar diye. Neyse.

O yüzden internette yazılanlar bir eleştri beyin fırtınası değil, çoğu zaman gerçekle tutarsız; akıl hastanesi düzeyindeki yorumlar oluyor.


rock bottom
(02.01.21)
sen kendin söylüyorsun zaten "ben o kadar çalışıyorum ama bazıları çalışmıyor benden yüksek maaş alıyorlar" vs. sen bile kafanda o çalışmayan memur tayfasını mimlemişsin. insanların böyle düşünmesinden doğal ne var?

ayrıca doktor, öğretmen, subay vs mesleklerine sahip insanların meslek sorulduğunda "memurum" dediğini görmedim, sen gördün mü? teoride memur olabilirler ama insanların onlara bakışı "memur" değil. genelde bir uzmanlık alanı olmayan, yani herkesin yapabileceği işi yapabilenlere "memur" kalıbı gidiyor. ben memur olmayan biri olarak memur denince aklıma gelenler bunlar. ayrıca tanımladığımız "memur" anlayışı çoğunlukla, "devlete sırtımı dayayım, garanti maaş, işten çıkma korkum yok" diye düşünen garanticilerin anlayışı. devlet de bunu biliyor. kimseyi zorla memur yapmıyorlar ki.

adaletsizlik her yerde var. devlet dairesinde yaptığın iş, yoğunluk, mental sıkıntılar gram umurlarında değil. yatana da aynı maaş çalışana da aynı maaş.


amandil
(02.01.21)
neden memur oldun peki?
sağlık emekçileri de aklıma geliyor zor koşullarda çalışanlar da, polisler de, fabrika işçileri de.
kimsenin hak ettiğini alamaması çok büyük haksızlık. bunu tartışmaya bile gerek yok. asgari ücret ortada. bu durumu onaylamıyorum.
ama pardon hayatta tek olayı kpssden bilmem kaç almak olan birinin benim gözümde zanaatinde iyi bir ayakkabı ustasından, girişimci bir apartman görevlisinden neden daha iyi bir statüsü olsun?
memuriyet=vizyonsuzluktur olayına ben de katılıyorum, ne bekleniyorki buradan ne olsun?


jimjim
(02.01.21)
Mutlaka haklısın, mutlaka çok çalışıyorsundur bunu tabii ki bir kenara koyuyoruz. Ancak tr'deki memur sayısı hiç bir ülkede yok, kadrolar inanılmaz şişirme, bir sürü boş adam var, özel sektörde tutunamayan insanların "garanti işim olsun" diye girdiği bir şeye oldu memuriyet. Dolayısıyla siz de bu önyargıdan etkileniyorsunuz ne yazık ki.

Özel sektörde insanlar işsiz değil, resmen ortada kalırken bu kadar memurun kafasına göre yaşıyor olması maalesef insanların gözüne batıyor ve haklılar da.


roket adam
(02.01.21)
türkiyedeki memur sayısından oran olarak daha fazlası avrupanın çoğunda ve abdde var
en.wikipedia.org


esref
(02.01.21)
Bir müslüman olarak (değil akp, hiçbir siyasi partiye ya da yaklaşıma zerrece yakınlığı bile olmayan biriyim, bunu da özellikle ve önemli belirtirim) bir şey söylemek istiyorum,

Bir hikaye vardır çok yüksek ihtimalle yaşanmıştır, umarım yanlış hatırlamıyorumdur:
Hz. Muhammed bir namazdan sonra aralarında bulunduğu insanlara bir soru sorar, der ki "ben sizin peygamberiniz ve devlet yöneticiniz olarak bir gün bir şekilde aranızda adaletsizlik etsem ne yaparsınız?" Oralarda bulunan ve kişilik yapısı itibariyle çoğu zaman kolay öfkelen biri olan Hz Ömer hemen ayağa kalkıp kılıcını çekmiş, "seni bununla adam ederiz" demiş. Bu cevap karşısında hz Muhammed gülümsemiş, olması gereken de budur demiş.

Zaten adaletsizlikleri haksızlıkları gidermek sadece hukukçulara veya yöneticilere değil her bir insana bizzat tanımlanmış bir sorumluluk. Bu bütün dinlerde de insan hakları anlayışında da böyle. O zaman sorunun doğrusu "biz niye hayatımızdaki adaletsizlikleri haksızlıkları düzeltmeye teşebbüs edemiyoruz" olmalı değil mi? Her şey bir ihtiyaçtan kaynaklandığına göre bugün sadece memurlar arasında değil neredeyse her iş kolu içerisinde mevcut bulunan adaletsizliklerin düzeltilmesi yalnızca hukukçuların ve yöneticilerin görevi mi? Bizim itiraz etme hakkımız yok mu? Bir şekilde düzeltilmesini sağlamamız sadece bize değil gelecek nesillere de düzenli ve güvenilir bir toplum bırakmak adına çok faydalı olmayacak mı?

Havanda su dövmektense havanda sarımsak dövsek?


1bir1bir1
(02.01.21)
Valla başkalarını bilmem benim için memur denince benim aklıma müteber, çalışkan, kültürlü ve güvenilir insan geliyor. KPSS'nin ve memurluğa alınmanın ne kadar zor olduğu, memurlar kanununu, KPSS'de sanat tarihinden falanca dönemin bile sorulduğunu bilenler benim gibi düşüneceklerdir.


berkan11
(02.01.21)
24 saat tutup sonrasında 96 saat dinleniyor olabilir misin acaba. özel sektör beyaz yaka her gün 16 saat çalışıp evde de telefon mail ve iş güvencesi de yok. bu açıdan bak.


kelepir
(03.01.21)
(15)

Bildiğiniz İmam nikahı yaptırmayan müslüman evli çift var mi?

Şu istatistige katılanların %30 u evlilik icin imam nikahina gerek yok demis.Laik muslumanlar bile bu imam nikahini mutlaka yapar diye biliyorum. Sizin bildiginiz, imam nikahsiz muskuman cift var mi; yaygin mi bunlar, yoksa istisnai mi? Buradan sonuc cikartirsak, Bu abkete yanit veren, %30 dinsiz di
Şu istatistige katılanların %30 u evlilik icin imam nikahina gerek yok demis.

Laik muslumanlar bile bu imam nikahini mutlaka yapar diye biliyorum. Sizin bildiginiz, imam nikahsiz muskuman cift var mi; yaygin mi bunlar, yoksa istisnai mi?

Buradan sonuc cikartirsak, Bu abkete yanit veren, %30 dinsiz diyebilir miyiz?



twitter.com
cay sigara
(02.01.21)
çok yaygın değil, ama bir kişi biliyorum. arkadaşım müslümanım diyen seküler biriydi, yani ramazanda arada bir oruç tutan ama hayat tarzı olarak islamla çok alakası olmayan.. onlar dini nikah yaptırmadılar.

ayrıca diyanete göre resmi nikah yapıldıysa dini nikah elzem değil. cevap verenler bu bilgiye dayanarak da gerekli değil demiş olabilir.

bkz: kurul.diyanet.gov.tr


evanka
(02.01.21)
ben kendimi inanclı bir musluman olarak tanımlıyorum, dini nikah yaptırmadım. cunku nikah dinen= cevrenin senin birlikte oldugun kişiyi bilmesi ve eşin olarak tanıması. bitti. seramonisi falan yok


art vandaley
(02.01.21)
"Bu ankete yanit veren, %30 dinsiz diyebilir miyiz?"

Hayir, diyemeyiz. Sosyal bilimlerde pek cok konuyu "proxy" ile olcebilirsin, ama din konusunda, hele hele bu iki secenek arasinda (inancli veya tanritanimaz) proxy soru kullanamazsin. burada bireyin kendini nasil tanimladigi onemlidir/esastir.


lamartin
(02.01.21)
Dini nikah diye bir şeyin olup olmadığını araştırdınız mı hiç?


kisa
(02.01.21)
biz varız, annem&babam var çevremde de nerdeyse kimse yaptırmadı ki annemler 80li yıllarda yaptırmamışlar


melodi
(02.01.21)
Biz de yaptırmadık, arkadaş çevremde de var yaptırmayanlar. 80'li yıllarda annem babam yaptırmamış - ki annem ve ailesi bizlere göre çok daha inançlıdır-. Sonuçta nikah @art vandeley in de yazdığı gibi evlendiğin kişiyi topluma ilan etmek demek,dolayısıyla biz gerek duymadık.


aykaranlık
(02.01.21)
dini nikahi yapip, resmi nikahi yaptirmadiginizda nikahiniz gecerli sayilmiyor, fetva hatlarini arayip sorabiirsiniz. cunku resmi nikah olmadan devlet sizleri es ilan etmiyor ve serri kurallara gore devletin dedigine tabii olmalisiniz.

hatta bu yuzden Turkiye'de erkek diger sartlari saglasa bile, ikinci es alamiyor, cevaz verilmiyor. cunku ikinci esin sosyal haklarini koruyamazsin erkek es olarak vs.

bu yuzden imam nikahi biraz formalite gibi olabilir, yaptirmayanlar varsa gayet normal bi durum Muslumanlar icin.


Konuyla ilgili şu videoya bakabilirsiniz
youtu.be


karabasun
(02.01.21)
çevremde tek tük duydum. nadir yani.
bi de dini nikah biraz tuhaf geliyor bana yani inanan,müslüman biri için bile tuhaf geliyor. yani eğer her şeyi islam hukuku, kuralı ve koşullarına göre yaşamıyorsa. ne bileyim ofiste çalışıp, atıyorum okulda öğretmen olup dini nikah yaptırmayı bir zorunluluk gören biri garip geliyor. ritüel içinse ayrı tabi. yani bence şu anda yaptıranların da hepsi demiyorum ama büyük çoğunluğu ritüelden zaten, adettir diye yaptırıyor.
bir de sayıyı yükselten, 17-25 yaş arası inançlı gençlerin rahatça sevişme isteği.
yoksa sadece laik müslümanlar değil genel olarak normal evli çiftlerin sandığınız aksine illa yaptıralım dediklerini düşünmüyorum.


rewlack
(02.01.21)
yani neredeyse bildiğim yok :D

bu işler biraz adet meselesi. kına olayı 90larda neredeyse tamamen kalkmıştı, kırsalda yapılırdı. şimdi bir sektör olarak yeniden hortladı.
imam nikahı neden şart olsunki normal nikah yapılıyorsa? yani bu da biraz dönemsel eğilim gibi geliyor bana. benzer şekilde 90lar2000lerde falan azalmıştı yeniden çok önemsenir oldu sanki. %30 az bile geldi yani bana. bir 10 yıl önce daha yüksek çıkardı gerek yok diyenler.

yani demek istediğim şu an orta yaşı geçmiş evli çiftlere baksanız yeni evlenenlere göre daha azında imam nikahı görürsünüz.


jimjim
(02.01.21)
Biz yaptırmadık.


2. Sorunuza cevap vereceğim nikah medeni bir akit, amaç evliliği topluma duyurmak. dini nikah daha çok kültür ile alakalı. Hayatımda 1 ilahiyat öğrencisi ile arkadaş olmuştum o da evlilik için dini nikaha gerek yok, resmî nikah yeterli derdi. Ben de öyle düşünüyorum ve müslümanım.


Kayınvalidemle kayınpederim imam nikahı yaptırmamış, resmi nikah evliliğimizi kanıtlıyorken imam nikahına gerek duymadık demişti kv. 80 de evlenmişler valla bravo dedim. Biz eşimle yaptırdık aman milletle mi uğraşacağız diye.
İnanış olarak da, başı açık, Cuma günleri türkçesinden kuran okuyan, artık oruç tutamadığı için fitre veren vs bir kadın kendisi.


bizim de yok ama allahsiz degiliz :)

benim umrumda degildi ama hatun benden dindar, istedi ama yaptir(a)madik. Mevzu soyle gelisti: Turkiye'de evlendik ama zamansizliktan dini nikahi halledemedik. Yurtdisindayiz, burdaki camilerden birine gittim imami buldum, prosedur $150 nakit + 2 sahit ama sahitler erkek olacak dedi. Hayirdir ama neden illa erkek dedim, kadinlarin sahitligi sayilmaz dedi, peki dedim ciktim. Hatun arabadaydi, proseduru anlattim. Ayni soruyu o da sordu, sizin sahitliginiz sayimiyor bizim dinde musluman kardesim dedim, bana burada yazsam silinecek olan seyler soyledi. Mevzu da boylece kapandi :)

Bizim dinimiz insanlari dinden sogutmak ustune kurulu elhamdulillah..


cooperr
(02.01.21)
imam nikahi muhafazakarlar arasinda bile yaygin degil ki. sen nerede yasiyorsun aga?


baldur2
(03.01.21)
(14)

Psikolojinizi nasıl sağlam tutuyorsunuz ?

aralık ayı içinde ailemden covid sebebiyle vefat edenler oldu. sevgilimle ayrıldık, sonra barışmak istedim reddedildim. pandemi başından beri iş gereği tüm gün evdeyim ve bomboşum. sadece maaş alıyorum ama çalışmıyorum. bugün kendimi "ulan aslında bugün deprem olsa da ölsem çok koymaz ya" derken bul
aralık ayı içinde ailemden covid sebebiyle vefat edenler oldu. sevgilimle ayrıldık, sonra barışmak istedim reddedildim. pandemi başından beri iş gereği tüm gün evdeyim ve bomboşum. sadece maaş alıyorum ama çalışmıyorum. bugün kendimi "ulan aslında bugün deprem olsa da ölsem çok koymaz ya" derken buldum. siz nasıl sağlam duruyorsunuz ?
ismim ibrahim
(01.01.21)
Sağlam tutmakta çok zorlanıyorum açıkçası. İçimden hiçbir şey yapmak gelmiyor.


imojeen
(01.01.21)
Benim psikolojim olumsuz şeylerden etkilenmeme gibi bir özelliğe sahip, kovid olup hastanede yattığımda bile fm falan oynayıp Messiye sayırıyodum gelmiyor takıma die. Yani özellikle bişey yapmıyorum, doğal olarak yüklenen bir yazılım heralde. Eskiden ''ulan bi insan hiç mi üzülmez bişeye be'' derdim ama şimdi süper bir özellik olduğunu düşünüyorum. Marttan bu yana ful evdeyim bahçe hariç sokağa adım atmadım, hatta bu durumun süper olduğunu düşünüyorum, millet vallahi ( e normal olarak) kafayı yicek sağa sola çıkamıyor , sosyalleşemiyor die. maşallah bende tık yok


paramolacak
(01.01.21)
ekstra bir çaba sarfetmiyorum, çünkü bir şey değişeceğini sanmıyorum. bombok gidiyor işte.


2021
(01.01.21)
terapi alıyorum, çok memnunum.
eve spor yapabileceğim bir alan kurdum.
yabancı dil öğrenmeye çalışıyorum.
sevdiğim yiyeceklerle kendimi şımartıyorum.
gezi planları falan yapıyorum.


jimjim
(01.01.21)
Kaçış edebiyatı... Fantastik, bilim kurgu ve bestseller aksiyon kitapları okuyorum sürekli


aslil
(01.01.21)
tutmuyorum :')


synesthesia
(01.01.21)
Hayatımda olumsuz tek bir şey olmasa bile kendini düşük, melankolik hisseden biriyim. Benim kötü hissetmem için kötü şeylerin olmasina gerek yok. Hatta öncesinde kendimi o kadar yoruyorum ki, başıma kötü bir şey geldiğinde üzülecek halim kalmıyor. Gayet metanetli hatta duygusuz karşılıyorum. Mutsuzluğumun nedenlerini aramakla geçiyor günlerim. Hatta geçen bir kitap aldım, 17. yüzyılın başında yazılmış, melankolinin çeşitleri, tedavi yöntemleri üzerine. Yaşadığım geçmez iç sıkıntına anlam vermeye uğraşarak bir gün tüm bunları arkamda bırakacağım umuduyla işime gücüme devam edebilir hale getiriyorum kendimi. Bir de spor yapıyorum.


Beni de çok etkiledi 2020, ağlıyorum arada, geçiyor :)

Gülüp geçeceksin, hayatı fazla ciddiye almamak gerektiğini öğretti 2020.

Kendini şımart. Canın ne istiyorsa onu yap. Tek başıma yaşıyorum ama büyük bir yıl başı ağacı süsledim, moralimi çok düzeltti, eve güzel eşyalar aldım, kıyafet aldım, arkadaşlarıma ve aileme hediyeler aldım.


stewie
(01.01.21)
Sağlam duramıyorum :) işsizim de hiçbir şey yapasım gelmiyor. Haftada 5 gün spor yapıyorum bazen o iyi geliyor unutuyorum her şeyi 30-45 dk falan.


red morning
(01.01.21)
Hayattayım. Hayatta olduğum sürece mücadeleye devam ediyorum, oturup depresif arabesk takılmanın kimseye faydası yok. Kendime yapacak şeyler meşgaleler bulup vakit geçiriyorum.


roket adam
(01.01.21)
bol bol meditasyon. yabanci hocalarin budist ve meditasyon uzerine online derslerine katiliyorum surekli. bir yandan almanca ogrenmeye calisiyorum.


JohnOakley
(01.01.21)
bi an duyuruyu ben yazdım sandım.

dediğiniz psikolojiyi 2019da yaşamıştım. o günlerden beri sağlam tutmuyorum psikolojimi, tutamıyorum.


oekuklu
(01.01.21)
Kabullenerek :)

Bir ara çok ağlıyodum :/

Şimdi artık elimden bir şey gelmiyorsa sorgulamayı bıraktım.
Yapabileceğim bir şeyler varsa onlara odaklanıyorum.
Yaşadığım üzücü tecrübeler için “keşke olmasaydı ama oldu bir kere” diye düşünüp kabullenmeye çalışıyorum.
İnsanız sonuçta, elimizden gelenler de sınırlı, kendime karşı artık daha şefkatli olmaya çalışıyorum.


O güzel şarkının da dediği gibi;

Hayat şarap gibidir, keder de var neşe de :)

Böyle düşününce biraz daha rahatlıyorum.


elma
(01.01.21)
Klasik psikanalizden bir örnek vermek istiyorum.
Üretmek, çalışmak ve sevmek.

Nesne/obje bağlamında üretmeyi örneğin hobilerinizle uğraşmayı, çalışmayı bir rutini kırmayı (örn. serbest yürüyüşler...), sevmeyi ise yine sevgi nesnesi oluşturarak ona anlamlar yükleyip ilgilenmek olarak düşünebiliriz.

Pandemi ile ilgili yapılan bir çalışmanın makalesini okuduğumda aslında şu detayı bilmek ve anlamak bir nebze radikal bir görüş geliştirmemize olanak sağlıyor: Bu bize/size has olan bir durum değil. Durumu kabullenerek (global bir işsizlik/eve kapanma vd.) mevcut duruma biraz daha kolay adapte olabiliriz.

Tabii her şeyin başında insan ilişkilerini iyi tutarak sosyalleşmek (uzaktan da olsa) gerçeklik algısını canlı tutmamız adına oldukça yararlı olacaktır.


Lir Psikoloji
(03.01.21)
(3)

ev terliği ses yapmasın diye ne yapılmalı?

evde giydiğim terliğin alt kısmı parkede ses yapıyor yürüdükçe. bunun altına ne yapabilirim ses yapmasın diye? bir şey sürmek veya bir şeyle kaplamak olur mu?
evde giydiğim terliğin alt kısmı parkede ses yapıyor yürüdükçe. bunun altına ne yapabilirim ses yapmasın diye? bir şey sürmek veya bir şeyle kaplamak olur mu?
mr.goodcat
(01.01.21)
silikon sürülebilir ya da ses yapmayan terliklerden alınabilir.
www.gittigidiyor.com


ankarakecisi
(01.01.21)
kauçuk veya kalın keçe yapıştırılabilir.


jimjim
(01.01.21)
15-20 liraya pazardan ev terliği alınır. uğraşmaya bile değmez.


anarsika
(01.01.21)
(16)

kuyrukta öne geçmeye çalışan güzel kızlar

dün markette kızın teki kuyruğa rağmen önüme geçip ödeme yapmaya yeltendi. ben de sıra var arkaya geç deyip bozdum. cevap falan verdi bir süre tartıştık, sonra arkama geçti.sorum şu. bu 3. kez başıma geliyor. sadece ben tepki veriyorum. kimse tepki vermiyor. hatta çoğunda hakkı olmamalarına rağmen a
dün markette kızın teki kuyruğa rağmen önüme geçip ödeme yapmaya yeltendi. ben de sıra var arkaya geç deyip bozdum. cevap falan verdi bir süre tartıştık, sonra arkama geçti.

sorum şu. bu 3. kez başıma geliyor. sadece ben tepki veriyorum. kimse tepki vermiyor. hatta çoğunda hakkı olmamalarına rağmen arkama geçiyorlar. arkadakiler de kuzu kuzu biat edip ses çıkarmıyorlar. bana inanılmaz anlamsız geliyor, acaba güzel kızlara sırada öncelik tanımak bir görgü kuralı mı? yoksa sevgili, baba yada abaza erkekler tarafından sosyal hayatta prenses gibi yetiştirilen kezbanların triplerine ses çıkarılmaması tamamen ezik kültürden mi geliyor?

siz nasıl tepki verirdiniz?
buenosdias
(01.01.21)
Tartismazdim muhtemelen. O anki ruh halime de bağlı tabi bu ama. Dediğiniz gibi bir durumla de hiç karşılaşmadım.


Kim olduğundan bağımsız cevap veriyorum, çünkü fark etmiyor. Cahille tartışmaya girmekten kaçınırım. Kişi dış görünüşüyle az çok belli eder zaten kendini.

Bir keresinde markette kasanın diğer tarafından, yani çıkış kapısının ordan gelen bi adam sıra bende olmasına rağmen elindeki ürünleri kasanın oraya koydu. Zaten orası daracık bir alan. 4-5 ufak ürün koyunca dolan bir yer. Adama "pardon sırada ben varım." dedim. Adam sinirli sinirli "sıranı yemedik ya. elimde durmasın diye oraya koydum." falan demeye başladı. Agresif tavırlar sergilemeye başladı. Ben de karşılık versem kavga çıkacak. Bu tip adamlarla kavga etmek bana bir şey kazandırmaz. O yüzden çoğu zaman sesimi çıkarmıyorum. "Hakkın yeniyor" diye düşünebilirsin. Varsın market sırasında önüme geçsin. O kadar ciddi bir hak değil açıkçası.


himmet dayi
(01.01.21)
tabiiki değil.
ayrıca sizin önüne geçmeleri sizin izninize bağlı değil sadece; arkanızda birileri varsa onların da önüne geçmiş oluyor.
uygun ve nazik bir dille uyarmak lazım kadın erkek genç yaşlı fark etmez.

edit: cahille mücadeleye inanıyorum -elbette uygun koşullarda- hiçbir şey yapmamak hareketlerini onadığınız anlamına geliyor, sürekli yapıyorlar.


jimjim
(01.01.21)
Sırra var ama madem çok öne geçmek istiyorsunuz buyurun derdim


fempusay
(01.01.21)
Kurnazlık her zaman var ama tartışılacak bir konu değil.sende basit bir konudan hem dolmussun hemde hala atarlanır gibisin,dun olmus olayda hala kezbanlar,ezikler falan modundasın.bu marketten çıktığında kapanacak bir konu,bu ezik kültüre son verdiğin için alkışlanacak bir durum değil.

Ben cok takılmam,acelesi olanı anlarsam buyur gec derim.yuzsuzlukle yapana hele bşr dur,soluklan yaparım ama uzatmam.


duptıs
(01.01.21)
@jimjim

mücadele ettiğinde de yapmaya devam ediyorlar. bir şey değişmiyor. sadece o an sıranın arkasına geçebilir ama bu davranış onun sonsuza dek değiştiği anlamına gelmiyor. fırsatı varsa yine yapıyor. sen orada tartıştığın ve sinirlendiğinle kalıyorsun.


himmet dayi
(01.01.21)
yoo sinirlenmeden yap. :D
yani ben de şöyle düşünüp sinirleniyorum; şimdi bişey söylemediğim için kendini haklı, yaptığını doğru ve beni de keriz olarak düşündü.

yani evet, ruh sağlığımızı bozmadan devam etmek gerek.


jimjim
(01.01.21)
Otobüs durağında çok oluyor. Ama güzel kız değil genelde kilolu kapalı teyzeler çok yapıyor. Bir de ergen irisi tipler kulaklıkla duymuyorum ayağı yapıyor. Ben de fırsatını bulursam sıra var yapıyorum. Genelde uyarılsa da en sona gitmiyorlar. Doğrudur, kimse sallanıyor, hatta binsin nolacak tadında herkes. En arkadaki adam efendin sıra beklediği için ayakta kalacak. Bu kaynakçı otururken belki. Tane tane herkese anlatmak mümkün değil.


baal
(01.01.21)
Aslinda kimse tepki vermiyor sorusunun teyidini de almışsınız cevaplari okuyunca.
Ben tepki veririm. Çünkü bu ulkede susarsan hep hakkını yerler. Saygisiz bir milletiz. Şark kurnazi bir tipin kendiliginden bir şeyleri anlamasini beklemek boşa bir çaba. Gayet net bir ses tonuyla “sıra var” derim. Uzatmasam da onun huzursuz bir şekilde marketten ayrilmasi lazim, benim değil.


Ben uyaririm


nax
(01.01.21)
Ben sirayi bozan herkesi nerede olursa olsun uyaririm.


eylul
(01.01.21)
uyarırım, topluluk kuralları diye bir şey var, birbirimize saygılı olmak zorundayız yapılan yanlış, doğru insanlar çoğunlukta olduğu sürece bu sırtlanlar da duruma ayak uydurmak zorunda kalacaklar. Bunu market sırası özelinde yazmıyorum genel olarak düşünebilirsiniz, başkası tartışırken de haklı olandan yana konuşup bende destek veririm hatta.


firavunfaresi
(01.01.21)
kız güzelse öne geçmeye hakkı vardır. değilse sıra var diye bağırırım.


Sour
(01.01.21)
benzer sey otobuste basima geldi ama sira degil, benim biletimin numarasina oturmus kalkmiyor, insan gibi söyledim, kalkmadi. kalkmiyor bir de hic suclu gibi degil yani ben olsam utanirim yapamam. polis diye bagirdim, muavin gelince hanimefendi yerimi gasp ediyor diye olay cikardim. öyle saca böyle tarak yani bende az cingen degilim.
ezik kültürden ziyade bana da bizim duskun erkeklerden rica etmeye alismislar gibi geldi. bir de deliye bulasacagina caliyi dolas diye de düsünüyo olabilir insanlar.


wishmaythşngs
(01.01.21)
"ben güzelim bu bana ses çıkarmaz" böcek muamelesi yapar ezerim.

"Ben kurnazım araya kaynarım" yedirmem o sırayı.

"Telaşlı hareket edeyim acelem olduğunu düşünüp idare etsinler" idare ederim.


IncredibleMau
(01.01.21)
güzel kızlara ben önüme geçiririm. yakından izliyorum iyi oluyor.


(3)

Öğrenci kartıyla şu güzergah kaç TL yazar?

Avcılardan Mecidiyeköy'e metrobüsle. Mecidiyeköy'den de m7 metrosuyla mahmutbeye. Sonra aynı şekilde geri dönüş. Toplam kaç TL harcanmış olur bu 4 vesaitle?
Avcılardan Mecidiyeköy'e metrobüsle. Mecidiyeköy'den de m7 metrosuyla mahmutbeye. Sonra aynı şekilde geri dönüş. Toplam kaç TL harcanmış olur bu 4 vesaitle?
havadakarada
(31.12.20)
metrobüs 1,75 tl, metro aktarma 0,75 tl. geri dönüş de var, toplam 5 tl.


isveperver
(31.12.20)
dönüşü yanlış hesaplamış olabilirim :D


isveperver
(31.12.20)
dönüşte metro--metrobüs olacağı için aktarma kabul etmeyecek.
gidiş:1,75+0,75
dönüş:1,75+1,75

6 lira yapıyor.

ek bilgi: hiç durmadan ya da aktarma süresi geçmeden dönersen: dönüş metrosu da aktarmaya girebilir. bu durumda: 5 lira olur toplam.



ayrıca sürekli gidilecekse: aylık abonman?


jimjim
(01.01.21)
(7)

Mutlu olamadığın gerçeğiyle yüzleşmek

Merhaba duyuru ailesi. Bugün bir anda, bir süredir mutlu olmadığımı fark ettim. Biraz daha düşününce, son birkaç yıldır bir kez bile (anlık küçük birkaç şey hariç) hiçbir şeyin beni mutlu etmemiş olduğunu fark ettim. Bu gerçekle yüzleştiğim andan beri çok kötü hissediyorum. Yaşamanın hiçbir anlamı k
Merhaba duyuru ailesi. Bugün bir anda, bir süredir mutlu olmadığımı fark ettim. Biraz daha düşününce, son birkaç yıldır bir kez bile (anlık küçük birkaç şey hariç) hiçbir şeyin beni mutlu etmemiş olduğunu fark ettim. Bu gerçekle yüzleştiğim andan beri çok kötü hissediyorum. Yaşamanın hiçbir anlamı kalmamış gibi hissediyorum. Neden mutlu olamıyorum sizce? Lütfen "yaşam böyledir, zordur, küçük şeylerle yetinmeyi öğrenmelisin" demeyiniz. Elbette ben de isterim, yoksa neden olmayayım?
anladespina
(31.12.20)
Doyumsuzluk, amaçsızlık vs. her şey olabilir.
Mesela Freud sevgi ve çalışma yoluyla mutluluk aramamız gerektiğini öneriyor.Ben mutlu olup olmadığıma odaklanmadan yaşıyorum ve iyi hissediyorum.
Herkes için geçerli bir mutluluk reçetesi yoktur ayrıca.Durumunuzu bilmeden yorum yapmak zor.


Fiyu
(31.12.20)
neden mutlu olamıyorsun? anam dünyanın en zor sorusu bu be. yapmaktan keyif aldığın şeylere odaklan diyim de bari bi cevap olsun.


antihero
(31.12.20)
Bende sizin gibiyim uzun zamandır.Geçmiyor bir türlü bundan sonra bu hayat nasıl yaşanacak bilmiyorum.


E.R.W.
(31.12.20)
schopenhauer hayatın atlatılması gereken bişey olduğunu söyler, okuduğumdan beri hiç unutmam bu sözü yıllardır :)


megacracker
(01.01.21)
değişiklik olmadığı için.
hayata farklı bir alışkanlık katınca onunla birlikte yeni hedefler planlar geliyor. bir kısmını gerçekleştirip mutlu oluyor veya gerçekleştirmeye çalışıp duruyorsunuz.
eğer stabil, rahat, konforlu, sınırlı bi hayat yaşıyorsanız mutluluk gelmez. sürekli bozmanız gerek, bozdukça yeniden (ve mümkünse daha iyisini) yaparak mutlu olacaksınız. bunu hayatınızdaki her detaya uygulayabilirsiniz. arkadaşlarınız, eviniz, hobileriniz, uyuduğunuz yastık, yediğiniz yemekler, fiziksel görüntünüz, okuduğunuz kitaplar vs vs.

cevabım: atalet. ve olduğunuz yerde durmayı tercih ettiğiniz için.


jimjim
(01.01.21)
geçen yıl 2 milyon insan sanki ortaçağdaymışız gibi gripvari bir hastalık yüzünden öldü.
bak ÖLDÜ diyorum ÖLDÜ. hayatta kaldığımıza neden şükretmeye gayret etmiyoruz?
bu zamanda kimse zaten adamakıllı mutlu olamaz. uzun bir süre olmayacak da.


Maalesef bu durum bende de var. Asla kendimi mutlu hissetmiyorum yada yaptığım şeyler beni mutlu etmiyor. Sanki asla mutlu olamayacakmışım gibi düşünüyorum :) alıştım ya böyle gidiyor işte... Belki bir gün biri denk gelir hey dur bakalım artık mutlu olmalısın bunun için sana rehberlik edeceğim der o zaman mutlu olmak için adım atarım :D :D tabi bu bir şakaydı kimse senin mutluluğun için ekstra çaba sarf etmez :)


madurumdamadurum
(07.01.21)
(2)

Mektup Posta Gönderisi

Alıcının adresi posta kutusu şeklinde belirtilmiş. Buraya taahhütlü gönderi yapabiliyor muyuz ?. Mektubun kaybolmaması için ne yapmak gerekli ?.
Alıcının adresi posta kutusu şeklinde belirtilmiş. Buraya taahhütlü gönderi yapabiliyor muyuz ?. Mektubun kaybolmaması için ne yapmak gerekli ?.
sumuklurakun
(31.12.20)
taahütlü gönderi var. iletilmezse size geri geliyor gönderi.

ayrıca kargolarda da benzer uygulamalar var, teslim alanın ismini sms olarak istiyorum falan diyebilirsiniz. kargoyla (belki pttde de vardır) 24 veya 12 saatte teslim falan seçebilirsiniz benzer şekilde.


jimjim
(01.01.21)
Posta kutusuna kargo yapacaksanız ptt kargo yapın, diğer kargolar pk'ya gitmez. Ama tabii mektup için kargo da gerekli değil, kayıtlı yollayacağım deyin kağıt verirler.


whoosie
(01.01.21)
(13)

Flörtünüzün ya da sevgilinizin ilgi duydugu seyler

Cok basima geliyor, ben 30'lu yaslarda bir erkegim ama erkek-kadin olmakla bir ilgisi var mi bilmiyorum.Hoslandigim ya da sevgili oldugum bir insan bana mesela su albümü cok severim, ya da su filmin benim icin cok büyük anlami var, ya da su kitabi tekrar tekrar okudum tarzi birsey dediginde ben ne y
Cok basima geliyor, ben 30'lu yaslarda bir erkegim ama erkek-kadin olmakla bir ilgisi var mi bilmiyorum.

Hoslandigim ya da sevgili oldugum bir insan bana mesela su albümü cok severim, ya da su filmin benim icin cok büyük anlami var, ya da su kitabi tekrar tekrar okudum tarzi birsey dediginde ben ne yapar eder bir kac gün icinde o albümü, filmi, kitabi bulup bakarim bu neymis, tarzim olmasa bile anlamaya calisirim bunu neden bu kadar sevmis diye, giderim arastiririm kesin. Hatta onun sevdigini bilmesem bana siradan görünebilecek seyler sirf o seviyor diye bazen daha güzel bile geliyor olabilir. Ya da söz konusu insan kendisi bir sanatla ilgileniyorsa, ne biliyim bir müzik aleti calip kaydediyorsa, ya da bi yere yazilar falan yaziyorsa, instagram disinda da fotograf falan cekiyorsa, bir seyler üretiyorsa yakindan ilgilenirim, bakarim neymis bunlar, onun icin ne anlam ifade ediyor diye. Beni daha cok sevsinler diye yapmiyorum, samimi bir sekilde ilgileniyorum.

Yillardir bir sürü kadinla flört ettim, ayni seyleri karsidan neredeyse hic görmüyorum, ya da cok ender oluyor. Defalarca oldu, dertlesiyoruz diyelim, laf arasinda "ya su filmi kesin seyret, tam senin su anki durumunu anlatiyor" diyorum mesela, tamam diyor, sonra hic tik yok. "Seyrettim, alakasi yok" dese yine üzülmem, ama yok. Ya da bi kere olsun ben seviyorum diye bir filmle, müzikle ilgilensin, ben de cok sevdim desin. Bir sarki ya da albüm paylasiyorum mesela, "tamam, sagol, belki sonra dinlerim" diyor, bir daha asla geri dönmüyor. Tek bir insandan bahsetmiyorum, sevgililik ya da flörtlesme yasadigim iyi egitim almis, gayet kültürlü denebilecek, halihazirda degisik ilgi alanlari olan toplam 10-15 insanda hep böyle seyler yasadim. Diger arkadaslarimla rahatca yaptigim bu paylasimlari sevgililik iliskisi kurmak istedigim insanlarla yapamiyorum.

Bana cok garip geliyor.
polopan
(31.12.20)
Ben de sizin dediginiz gibiyim. Hayatta som ilgilendigim konu olsa da borsayi bile anlamaya çalışıyorum dusunun, sirf karsi tarafin cok icinde oldugu bir alan diye. Ama herkes boyle degil. Aslinda olmasini beklemek de dogru degil, hatta bence insanlarin bu kadar otekinin hayatina dahil olma cabasi da hos degil, belki o kendi alani olarak kalmali yani kendimin iyi bir sey yaptigini dusunmuyorum pek ama ben de biraz boyleyim diye dusunuyorum. Ancak sizin orneginizde tavsiyelere ragmen hic goz gezdirmeyenler vs biraz kiricu ve odun geldi bana acikcasi:) bir de genelde aslinda daha cok kadinlar olarak otekinin zevklerine ve ilgilerine daha acigiz diye dusunuyorum, sizden farklı olarak.


red g
(31.12.20)
bu bir ilişki kurma biçimi, flört etiğin insanların ilişki kurma biçimleri seninki gibi değil demek ki. burada hata sende oluyor bu insanlardan bunu beklediğin için, herkes için önemli değil böyle şeyler.

öte yandan, bunu yapmaması sana önem vermediği anlamına gelmek zorunda değil. sadece buna bakarak yorumlanmaz verdiği değer.


Jux
(31.12.20)
Sanirim ben de ilgilenmeyenlerdenim. konu ilgimi cekmediyse zorlamiyorum fazla. herkesin ilgi alani farkli misal korku filmi sevmiyorsam karsimdaki seviyosa izlemek ihtiyaci hissetmem. film, kitap, muzik bunlarla ilgilenmemek normal bence ama futbol gibi devamliligi olan bir sey varsa ve karsi taraf cok ilgiliyse bakabilirim berabrr zaman gecirmek


ala09
(31.12.20)
Hepimiz ayni olsaydık ne farkimiz kalirdi Birbirimizden. Herkesin ilişkilere ayirdiği vakit yorumlama biçimi, karşisindakini değerli hissetirme durumlari ayni olmayabilir bence.

Bir de arkadaşlarimla yaptigim paylaşımları ilişkiye gelince yapamiyorum demişsiniz buna katiliyorum. Çünkü adi sirf flört olunca insanlar yorulduklarini hissedip daha az özverili davranabiliyor kimi zaman.


eylul
(31.12.20)
ilgi göstermeyince benim alanlarıma ben uzaklaşıyorum.
ortak nokta yaratmaya çalışıyor olmanız takdire şayan.
zaten hiçbiri devam etmemiş.

bu sene bulun inşallah öyle bir sevdicek.


Senin flört ettiğin kişiye karşı samimiyetsiz olmadığını ve değer verme anlayışının sağlıklı olduğunu gösteren bir durum bence. Bir kıstastır hakikaten, merak edip bakmak, anlamaya çalışmak, haberdar olmak istemek güzel şeyler, samimiyet göstergesi. Senin gibi bir sevgilim olsun isterdim.


1bir1bir1
(31.12.20)
gençliğimde senin gibi biriyle görüştüm. adam sürekli bana onu izle bunu bilmemne yap diyip duruyordu o yüzden itici gelmişti açıkçası. dikte ediyordu yani. ayrıca bana "bunları bilmen lazım beni tanımak için" diye açık açık da söylemişti. sanki ben sormuşum da, böyle ulvi bir amaç içine girmişim de, beyfendi yönlendiriyo lol. bildiğin kendini beğenmişlik. sen böyle yapmadığına emin misin?

"laf arasinda "ya su filmi kesin seyret, tam senin su anki durumunu anlatiyor" diyorum mesela" şu cümlen beni aynı şekilde irite etti mesela.


Evet, ben de sizin gibiyim,
hatta bu sayede bir çok yeni şey öğrenip kendi hayatımı da zenginleştirdiğim zamanlar oldu.
Bence çok güzel.


elma
(31.12.20)
sen dogru olani yapiyorsun da acaba cok fazla mi yapiyorsun? 15 kisi diyorsun, hepsi ayniydi diyorsun. sanki hep kacan kovalanir durumu mu olmus? cool ol o zaman biraz, siklemez tavirlara gire belki onlar sana ilgi gosterir. civi olarak civiyi sokememissin gibi.


baldur2
(31.12.20)
bu flört döneminde yapılması gereken bir şey değil. kişinin hobileri/yaptıkları hakkında bilgi edinip karşı tarafı etkilemeye çalışıyorsun gibi geldi bana. eğer illaki ilgilenmek istiyorsan bunu gidip kendi başına araştırman da saçma, karşı tarafa sor o anlatsın neden sevdiğini, özellikle de sanat dallarında uğraşan insanların kafasında uğraştıkları şeylerle ilgili farklı bir anısı/manası var, kişiyi tanıyacaksan ondan dinlemelisin, internetten edinilmiş şeyler değil.

tavsiye, bir mecliste yapılabilir ama flört için kişiye özel tavsiye doğru değil, flört ettiğin kişi kendisine koçluk yapacak birini aramıyor, eğlenebileceği, güvenebileceği birini arıyor. koçluk için arkadaşları, ailesi, forumlar vs. var zaten. sen kişisel gelişim koçu musun, arkadaşı mısın, flörtü müsün? bir karar ver.


selam
(01.01.21)
selam+1
senin "önermen" başka bişey. ilgilendiğini "belirtmen" başka bişey.
belki farkında bile değilsin; laf arasında bahsettiğin veya hiç bahsetmediğin ama karşı taraf ilgin olduğunu çıkarsadığı bir konuda araştırma yapmıştır. erkekler biraz düz baktığı için hap bilgi arıyor heh bunu seviyormuş dur hemen bulayım gibi. ama kadınlar daha detaylı, görünmeyenin arkasındakini bulmayı, keşfetmeyi falan sever. küt diye ben bundan bundan hoşlanırım demek etkisiz bile olabilir kadınlar için.


ayrıca selam'ın dediğine geliyorum tekrardan; senin tavsiyelerine, paylaşımlarına ihtiyaç duymuyor olabilirler.
sana yeterince ilgi duymuyor da olabilirler, çok aşık olsa falan belki başka olurdu. flört dönemi aşkın meşkin yoğun bir ilginin olmadığı dönem sonuçta.
bu ilgi ve sevgi beklentisi falan zamanla olacak bişeydir.
ayrıca herkesin ilgisini, sevgisini belirtme yöntemi farklıdır. ilişkiler biraz da bu çeşitlilikleri anlamak için var.


jimjim
(01.01.21)
tehehe. zevkleri senden daha rafineyse belki söylediklerine bakmaya bile tenezzül etmiyor ama kibarlıktan şeyapmıyorlardır. ben de sinir olurum bana albüm, film, kitap vs önerildiğinde. "listem yeterince kalabalık ve kendi zevkime göre ilerliyorum, insanlar kim köpek de çok zamanım varmış gibi şuna bak diye darlıyor beni" diye düşünüyorum tam olarak, kızıyorum bile xd yine iyi tepki vermemişler hahaha.


ben de öyleyim. hep karşımdaki erkegin ilgi çektigi şeylerle ilgilenirim. ama ben d eböyle bir şey pek görmedim özlelikle şuanki ayrılmak üzere oldugum sevgilimden de.


blacksky
(05.01.21)
(4)

Almancamı tekrar nasıl canlandırabilirim?

Merhaba arkadaşlar,Ben dil alanında Türkiye'nin en iyi eğitimini veren okullardan birinde Alman Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldum. Öğrenciyken ve mezun olduğum dönemde Almancam çok iyiydi. Çatır çatır Almanca konuşuyordum, Alman hocalarla, gelen değişim öğrencileriyle falan iletişimim harikay
Merhaba arkadaşlar,

Ben dil alanında Türkiye'nin en iyi eğitimini veren okullardan birinde Alman Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldum. Öğrenciyken ve mezun olduğum dönemde Almancam çok iyiydi. Çatır çatır Almanca konuşuyordum, Alman hocalarla, gelen değişim öğrencileriyle falan iletişimim harikaydı. Alman hocalar, diğer Türk hocalar falan beni seviyordu, çalışkan bir öğrenciydim. O dönemler Almanya'da yaşasaydım hiç zorluk çekmezdim, o derece kendime güveniyordum.

Sonra mezun oldum falan. Dil çıkışlı birinin öğretmenlikten başka yöneleceği kesin bir meslek olmadığı için iş bulmam zordu. Mezun olduktan sonra bölümümden epey uzaklaştım. Almanca'yı falan kullanmadığım için epey köreldi. Mülakatlarda falan İngilizce konusunda hep iyi bir sınav verdiğimi düşünürken Almanca konusunda hep rezil olma noktasına geldim. Çünkü o anlara kadar bu kadar paslandığımın farkına varamamıştım. O eski görkemli günlerimin eskide kaldığını anladım.

Geçen yıl serbest çevirmenliğe başladım. Büyük bir Almanca çeviri projesi aldım. O esnalarda Almancam biraz canlandı ama konuşma pratiğine katkısı olduğunu söyleyemem. Yazılı anlamda da epey zayıfladım ama çeviriyle falan biraz toparladım.

Bazen Almanca bildiğim için ayağıma o kadar güzel iş fırsatları geliyor ki paslandığım için değerlendiremiyorum. Az önce yine çok iyi bir yerden arandım ve paslandığımı söylediğim için olmadı. Üstelik başvuru yapmamışken. Bir insan kendini nasıl hayal kırıklığına uğratabilirin en iyi örneği galiba.

Başkalarına bakıyorum, yeni diller öğrenmeye çalışıyorlar. Ben elimdekini, 5 yıl emek verdiğim dili bile değerlendiremiyorum. Yazık cidden bana. Fakülteye eşek bağlasanız eşeğin daha başarılı olacağı tipler, ödevlerine falan yardım ettiğim, notlarımı verdiğim tipler öğretmen oldu, çocuklara Almanca öğretiyor. Benim geldiğim duruma bakın. Kendimi nasıl harcadım bilmiyorum, harcamaya da devam ediyorum.

Her neyse benim bu Almanca'daki en büyük problemim İngilizce gibi hayatımın bir parçası olmaması. İkisini de aktif olarak kullanayım istiyorum ama Almanca hep kenara atılmaktan kurtulamıyor. Ne yapsam, kendime ne hedef koysam da eski görkemli günlere dönebilsem? Biliyorum konuşma pratiği gidip Almanya'da yaşamadan veya biriyle konuşmadan pek ilerlemez ama hiç değilse ihmal etmem. Ne önerirsiniz? Yardımcı olursanız sevinirim. Teşekkür ederim
peply'de nativelerden ders alın. en ucuzlaı seçersiniz nasılsa maksat pratik
expatlarla takılın biraz etrafınızda varsa
bir de çok önemli bişey; almanca güncel kitap, dergi okuyun.
tutup da faustu okumayın yani nebileyim zate okuduğunuz bişeylerin sapiens falan veya yüreğinin götürdüğü yere git :D tarzında migros romanı gibi kitapların almanca versiyonlarını okuyun..
yazı ve okuma dili zihinde başka türlü bir çalışma mekanizmasını harekete geçiriyor bence.


jimjim
(30.12.20)
abi bence sen kendine çok haksızlık ediyorsun ya. proje alıp da para karşılığı çeviri yapabilecek bir adamın paslansa bile iş yapamayacak kadar kötü olacağını hiç sanmıyorum. kaldı ki eskiden çok iyiydi diyorsun, tamam almanca zor dil ama o pas dediğin şey çabucak atlatılır bence, aktif kullanmadığın için o kadar da kolay unutacağını sanmıyorum. sonuçta sen 6-7 ay almanca çalışıp b1 seviyesine gelmiş, sonra bırakmış biri değilsin. dili zamanında çok iyi öğrenmiş, çatır çatır kullanmışsın. bence kendine güvenemediğin için fazla geri çekiyorsun kendini.

dil bölümü öğrencisi olarak hislerini çok iyi anlıyorum ve hatta tam olarak "yardım edip notlarımı verdiğim tipler öğretmen oldu" durumunu bizzat yaşadım. bizim onlardan tek farkımız ne biliyor musun, onlar bu kadar ince düşünmeden ve hassas davranmadan hareket ediyor. onların yerinde sen olsan yöneticin belki seni çok daha başarılı bulacak ama hamleyi yapan onlar olduğu için sen doğrudan devre dışı kalmış oluyorsun.

kolay değil biliyorum ama bence bu tip durumlarda biraz daha yırtık olmaya çalışıp "ne kaybederim ki" düşüncesiyle gir o projelere. hem özgüven kazandırır hem de bence tam olarak istediğin şeyi sağlayıp almancana katkı sağlar.

ben şimdi çok şey görüp geçirmiş birisi gibi konuşacak donanıma sahip değilim ama kendi hayatımda net olarak gördüğüm şudur ki İNİSİYATİF ALAN her zaman daha avantajlıdır. senin almancan en iyisi olabilir. kalkıp, "benim almancam iyi, çekilin kenara" demediğin veya en azından başkalarına almancanın iyi olduğunu anlama fırsatı vermediğin sürece maalesef kenarda kalırsın.

o ilk adımı atmak zor olacaktır muhakkak ama ondan sonrası bence çok daha kolay olur. eminim herkes etrafındaki bir sürü insan için "ya bu dangalak nasıl hayatta kalıyo bu zekayla, nasıl iş bulup para falan kazanabiliyo" demiştir. aynı şekilde bissürü insan da çok daha fazlasını yapabileceğini bizzat bildiği halde hep yetersiz ve eksik hisseder.

aradaki fark çok affedersin ama bence tamamen YÜRREK. başka bi şey yazardım da şimdi silerler, anlamışsındır.

o yüzden bence bi daha teklif geldiğinde "paslandım" falan deme ve yardır. en fazla "bilmiyomuş bu herif" derler. şimdikinden daha mı kötü olur? hamle yapmak, ön plana çıkmak lazım. yoksa kimse elimizden tutup da bi şey yapacak değil. sen yaptığı işe çok saygı duyan, iyi niyetli bir insansın bunun farkındayım ama bazı alanlarda bu işe yaramıyor maalesef, yamyam gibi bilip bilmediği her boka atlayan tipler senin performansının %30'unu gösterse bile sırf "orada" oldukları için daha iyi zannedilebiliyor.

aha bak kendin yazmışsın işte. sen o notlar verdiğin insanlardan daha iyisin. bunu kendin de biliyorsun. onlar nasıl öğretmen oldu? "iyi değilim", "paslandım" vs. demeyip yardırdıkları için. sen de bunu yap.


der meister
(30.12.20)
Hocam,bence en iyi öğrenme/canlandırma,öğretmekten geçiyor.Ben naçizane 1.5 yıldır almanca öğrenmeye çalışıyorum.Örgün eğitimde kursum çok verimliydi.Çünkü öğretmenden ziyade arkadaşlarla ; pauselerde birbirimize anlatıyoduk,en iyi o şekilde anlayabiliyodum.Online eğitime geçtik,çuvalladım.
Naçizane tavsiyem A1 seviyesi de olsa instagram,pinterest,facebook,twitter üzerinden Almanca öğretme amaçlı hesaplar açın ve düzenli paylaşımlarda bulunun..Malum Almanca "nitelikli iş gücü"yasasıyla son 1-2 yıldır eskiye göre daha popüler.Hatta sosyal medyadan iyi dönüşler alırsanız Udemy kursu,özel ders falan olaylarına girersiniz.Şu an inanın, bazı özel ders veren Almanca hocalarının boş saati dahi yok.Başarılar.


arenas
(30.12.20)
@ jimjim Maalesef etrafımda hiç Expat yok. Öyle ortamlardan fazlasıyla uzağım. Nativelerden ders almak mantıklı evet. Tüm önerileriniz için çok teşekkür ederim :)

@ der meister Başkan çok haklısın yazdıklarında. Maalesef pek yürekli değilim. Almancamın paslandığının henüz farkında olmadığım bir dönemde gittiğim iş görüşmesinde "Almanca biliyorum" balonu o kadar fena patladı ki yerin dibine girdim adeta. O zamandan beri Almanca konuşmanın çok önemli olduğu ne kadar çok iş fırsatı geldiyse hepsinde de o hissi hatırladım ve haliyle durumu belirttim. Başkası rezil olmayı göze alabilir ama ben yapamıyorum. O rezil olma hissini bir kez yaşayınca acısı kolay kolay geçmiyor. Tabi bunu bahane edip bir köşeye çekilmek de son derece yanlış dediğin gibi.

O örnek verdiğim kişiler gibi öğretmen olma hayalim yoktu zaten, bundan sonra da olmaz. Bana göre değil öğretmenlik. Dikkat çekmek istediğim nokta bahsettiğin gibi, yetersizliklerine bakmadan alıp yürümeleri. Yaşamışsın zaten örneğini de. Ama cidden merak ediyorum iki harfi bile yan yana getiremeyenler, okulu 7 senede bitirenler falan nasıl Almanca öğretecek seviyeye geldi? Ne öğretiyorlar öğrencilerine? 1.sınıfın kıçı kırık Grammar I dersini bile kaç sene verememiş insanlar bunlar bir de :D Ama haklısın yürek işi bunlar. O rezil olma hissi kolay geçmeyecek biliyorum ama zorlamak tek şansım. Verdiğin bu motivasyon için çok ama çok teşekkür ederim.

Bu arada haddime olmayabilir bunu söylemek ama dil-edebiyat öğrencisi olduğun için bu durumun seni de ilgilendirdiğini düşünüyorum. Zaten seni başlıklarından takip ediyorum ve Rusça'ya ne kadar aşık olduğunu biliyorum ama senin de çok iyi bildiğin gibi diller bir anlık gözardı etmeye bile gelmiyor. Öğrendiğin dilleri İngilizce gibi hayatının bir parçası yap. Ben ettim sen etme :D Uzun ve samimi cevabın için çok teşekkür ederim.

@ arenas Aslında çok iyi bir noktaya parmak basmışsınız. Bilgilerinizi karşı tarafa kusursuz olarak aktarmak için sizin de kendinizi geliştirmeniz gerekiyor. Haliyle bu durumda kendinizi aktif tutmuş oluyorsunuz. 3 yıl önce falan özel ders almak için iletişime geçenler olmuştu. Kendimi öğretmen olarak görmediğim için olumsuz cevap vermiştim. Aslında kabul etseymişim hem belki şu an bu durumda olmaz hem de kendime bayağı bir iş fırsatı yaratmış olurdum. Bazen büyük düşünmek gerekiyor. Tavsiyeniz için teşekkür ederim.


(10)

Cocugunu zengin Oktay gibi buyuten akraba

Bizim bir akraba var, sevdigimiz saydigimiz da bir abimiz aslinda. Asgari ucretle, kisa calisma odenegi bilmemne ile 10-12 saat fabrikada agir islerde vardiyali calisiyor gecesi gunduzu belli degil. Bunun 10 yaslarinda bir cocugu var. Cocugu bildigin zengin pci Oktay gibi bir sey yapacak (Kendi de c
Bizim bir akraba var, sevdigimiz saydigimiz da bir abimiz aslinda. Asgari ucretle, kisa calisma odenegi bilmemne ile 10-12 saat fabrikada agir islerde vardiyali calisiyor gecesi gunduzu belli degil. Bunun 10 yaslarinda bir cocugu var. Cocugu bildigin zengin pci Oktay gibi bir sey yapacak (Kendi de cocuklugunu pek yasamamis ogluna ne isterse aliyor iste.), simarik ne gorse aldiran bir cocuk zaten. En kral oyuncaklarla buyudu, telefonu, tableti var, kis geliyor dedik alma bos ver dedik en pahali bisikletlerden aldi. Dedi ozelliklerinden anlarsin bana akil ver laptop alayim. 10 yasindaki cocuga gore bir sey tavsiye ediyoruz almisken iyi bir sey olsun diyor 6-7 binlik makine aliyor falan. Simdi de gelmis yilbasi hediyesi alacakmis ogluna, beyzadenin tableti 3 yillik olmus eskimis tablet tavsiyesi istiyor benden anlarsin diye, tablet icin de 3000-3500 butce koymuslar, 1000 liralik tablet neyine yetmiyorsa. Annem her gun uzulup duruyor gecinemiyorlar falan esi geldiginde anneme dert yaniyormus surekli. Ne yaparsa yapsinlar size ne diye dusunebilirsiniz tabii de ne bileyim sevdigimiz temiz kalpli durust iyi insanlar uzuluyor insan. Yapabilecegimiz bir sey var midir Oktay gibi bir sey olacak cocuk cidden
Yapacağınız bir şey yok malesef. Yarın öbür gün icraya verildiklerinde maddi yardımda bulunabilirsiniz isterseniz.


Anthony McCarten
(28.12.20)
Tam ayranı yok içmeye hesabı. Sizin yapabileceğiniz bir şey yok. Filmde Oktay babasının başına epey dert açıyordu, bu arkadaş da öyle olursa belki o zaman anlar.


battal gemalmaz
(28.12.20)
Üslubumu bağışlayın size çatmak değil amacım.
Fakat size ne be? :D
Yani pardon ama sizinle ne ilgisi var konunun? Neden böyle bir sorumluluk üstleniyorsunuz?
Başkasının hayatı değil mi? Ailesi veya kendisi düşünsün.


jimjim
(28.12.20)
narsist çocuk yetiştiriyor şuan. yapılacak bir şey yok. çağımızda y kuşağı böyle çocuk yetiştiriyor çoğunlukla zaten. sınıftaki narsistlerden biri işte. ileride de özgüvensiz silik ama yine narsist bir tip olacak muhtemelen.

not: uzmanım. hocalarımdan da bunları duyuyorum hep.


westblack
(28.12.20)
@jimjim hayat iste oyle degil. yakinlik duydugun, sevdigin bir insan olunca insan yardim etmek istiyor, benzeri basiniza gelince anlarsiniz
@westblack aksine ozguven patlamasi var cocukta, arsiz bir sey, dogum gununde verdigin hediyeni begenmez, herkesin icinde sevgilini sorar falan:) O cocuk da ozguvensiz olacaksa bizim olmemiz lazimdi bu yasa kadar


o işte özgüven değil :)) kof özgüven. tek başına dışarıdaki hareketlerini ve güvensizliği görürsünüz zaten. sizin yanınızda(özellikle ailesinin yanında) efe dışarıda kedi bile değil. içten içe çok özgüvensiz.


westblack
(28.12.20)
@jimjim o kadar yanlış düşünüyorsun ki. Bu şekilde yetişen insanlarla her gün iletişim kuruyoruz/kurmak zo-run-da kalıyoruz. İş, okul, ulaşım, market, internet ve daha fazlası. Dönüp dolaşıp bir şekilde karşına çıkıyorlar. Size daha denk gelmemiş demek ki.
@never soruna gelirsem ne yazık ki yapabileceğin bir şey yok. Bizde de var aynısı hatta daha kötüsü. Çocuk kirada oturduklarını bilmiyor kendini kötü hisseder diye. Annesi onunla alışverişe çıktığında a-101’e yerine daha başka marketlere gidiyor çünkü çocuk bu marketlerde kendini fakir hissediyormuş. Yıllarca istediği her oyuncak alındı, hani yazmışsın ya alınan hediyeleri beğenmiyor diye, bizimki bir daha çikolata aldığında 2 tane al diye sipariş veriyordu misafire. Geçen yıl bu konuyla ilgili bir soru sormuştum ve aldığım cevap haftaiçi niye evdesin ki gidip kendine iş bul olmuştu. Ben 11 yaşındaki erkek çocuğu annesiyle yatmaz(anne baba boşandı) çocuk ergenliğe girecek diye kendini yırttım onu bile dinlemediler. Çocuk babaya gittiğinde babasıyla ya da halasıyla, annesine gittiğinde annesiyle yatıyor her gece.
Her neyse yapabileceğiniz hiçbir şey yok. Birkaç yıl içerisinde o istekler karşılanamayacak duruma gelecek. Bizdeki durum artık o noktaya geldi. Çocuk iphonenin en üst modelini istiyor. Ne annede ne babada telefona verecek 15 bin yok. Kaç gündür triplerdeler. Bir örnek mesela. Çocuk büyüyor. 10 yaşındaki çocuğun istekleri karşılanır ama elinin altında internet olan bir gencin istekleri artık orta hatta orta üst sınıf için imkansız.
İş bu noktaya geldikten sonra düzelecek. İstekler karşılanamaz duruma gelmeden sizin yapabileceğiniz hiçbir şey yok. Gerçekten karışmayın derim. Çok yakından tecrübe ettiğim için kendimden emin konuşuyorum. Zamana bırakın.


pudra
(29.12.20)
yapacak bir şey yok. demek ki aslında sevilmesi sayılması gereken birisi değilmiş. kendi alanlarında takılsınlar. demek ki kendini bu şekilde huzurlu ve rahat hissediyor.

ibret alın siz yapmayın. tablet laptop ben anlamam diyin geçin gidin.

bizimde bir kuzen var oda iyidir güzeldir ama buda bunun gibi cengaver biraz. anlamadığı boyundan büyük şeyler yapmaya kalkar fln..


morcivert
(29.12.20)
b.k gibi bir çocuk daha yetişiyor işte. bir tane de değil gerçi, bunun gibiler çoook. senin yapabileceğin bir şey yok maalesef. bırak daha beter olsunlar. bir musibet bin nasihatten iyidir.

bu şöyle bir yere varıyor sonra. çocuk büyüyor, evlenene kadar asalak gibi ailesinin yanında yaşıyor, evleneceği zaman ev-eşya ve düğün için de ailesini borca sokuyor. çok dehşet verici bir şey ki aile bunu normal karşılıyor, babası diyor ki yapacağım tabi, o benim çocuğum. işte böyleleri daha beter olsun ya. (not: bir operatör abimiz emekli olduğu halde ağır işte çalışmaya devam ediyordu oğlunu evlendirecek diye. "adam olsun da kendi kazandığı parayla evlensin" dediğimde "olur mu ya, 25 yaşıan geldi diye benim çocuğum değil mi artık" demişti.)


pati
(29.12.20)
aile isine karisilmaz, yapacaginiz tek sey sizden borc istediklerinde vermemek. cocuguna tablet almayiversin de ac karnini doyursun ileri zeka.


(19)

guilty pleasure(suçlu zevk?) şarkılarınız neler?

öncelikle, youtuber olanların çıkardığı şarkıları dinliyor musunuz? Ne düşünüyorsunuz?Bu aralar dinlerken utandığınız şarkılar var mı? hangileri? başlatayım: https://youtu.be/puD6-Ohozcc
öncelikle, youtuber olanların çıkardığı şarkıları dinliyor musunuz? Ne düşünüyorsunuz?
Bu aralar dinlerken utandığınız şarkılar var mı? hangileri?
başlatayım: youtu.be
heijan- genemi amcalar.


Sosyal teokrat
(28.12.20)
Ajda pekkan sarıl bana


jimjim
(28.12.20)
open.spotify.com
Gerçi utanmayı bıraktım artık, açık açık dinliyorum.

(Youtuber'ları bilmeyecek kadar yaşlıyım.)


kobuzchu kiz
(28.12.20)
youtu.be

Gerçi utanmıyorum baya seviyorum cigulinin solosunu


freebird5406_2
(28.12.20)
Yazmaya utanıyorum cidden ama bazen dilime Aleyna Tilki'nin Yalnız Çiçek şarkısı dolanıyor:/ Tek olsam bile açıp kulaklıkla dinliyorum o derece:/
Youtuberları ben de bilmiyorum.


Amaranta ursula
(28.12.20)
@freebird utanma, Ciguli değeri bilinmemiş bir insandır.

benimki The Kiffness - Ievan Polkka ft. Bilal Göregen (Club Remix)

www.youtube.com

muhteşem bir şey. zerre utanmıyorum ama. :F

Bu arada sadece dinlemekle kalmıyorum videoyu da izliyorum. Favori kısımların kedinin ekrana geldiği ve elemanın trompeti çıkardığı yerler.

Aforizma: Kediler mayonez gibidir, içine girdiği şey asla kötü olamaz.


rahip janick
(28.12.20)
@amaranta ursula, aleyna tilki'yi de atacaktım...


tanıma uygun şunu seviyorum ama pek guilty hissettiğim söylenemez. piyasadaki benim diyen dj'lerden daha başarılı bir dj performans, takdir ede ede izliyorum.
(bkz: deli vahit)
www.youtube.com


Jux
(28.12.20)
@e bana nick
Agsgshhd
O zaman senden aldığım cesaretle:
Charlie Brown - On My Way
youtu.be


Amaranta ursula
(28.12.20)
o may gad. bu aralar değil ama iki üç ay falan önce en guilty'si burak king-koştum hekime olabilir galiba :/ bi de sura-yaram derinden de olur, bu daha da guilty oluyor galiba :D


nimberjack
(28.12.20)
deli vahit'in altındaki yorumlar... 'bana öyle bi org verin ki dünyayı yerinden oynatayım.' hiç güleceğim yoktu ya


Soruyu sevdim:d

open.spotify.com

Daha var da ilk aklıma gelen bu oldu xd


www.youtube.com kulaklıkla dinliyorum, birkaç yıldır arada açar dinlerim mutlaka :)

yeni çıkan şarkıcılardan uzak durmaya özen gösteriyorum.

edit: bir de davut güloğlu'nun "ne oldi sana ne oldi boyle" diye bi şarkısı vardı, geçen aklıma geldi çocuklara söyledim yüzüm de kızardı valla.


evanka
(28.12.20)
canım sıkkınsa ciddi ciddi dinliyorum bunu, iyi de geliyor :)
www.youtube.com


pink cadillac
(28.12.20)
playlist'im var oyle komple open.spotify.com


hjarteblod
(28.12.20)
Seda sayan- ah geceler
İsmail yk- çatlak zilli. İsmail yknin şarkılarını severim, dinlerim, dans ederim. :(
İbrahim Erkal- sen aldırma : aşırı severim


Arabesk severim genel anlamda, dinlerim. :(


Hallegadola
(29.12.20)
ajdar sarkilari.


baldur2
(29.12.20)
(12)

Kadikoydeki rezidanslar

konum olarak bana mantikli gibi ama orada oturan eden var mi butcemi biraz zorlarim tutarsam. pismanlik yasamamak adina hangi yapi daha guzel ve kullanim alanlari genis(havuz gibi) veya en uygun fiyatlisi gibi avantajli olan gozunuze carpan oldu mu?
konum olarak bana mantikli gibi ama orada oturan eden var mi butcemi biraz zorlarim tutarsam. pismanlik yasamamak adina hangi yapi daha guzel ve kullanim alanlari genis(havuz gibi) veya en uygun fiyatlisi gibi avantajli olan gozunuze carpan oldu mu?
ala09
(20.12.20)
ben sadece şunu söyliyim. o rezidansların kira ücreti bazen uygun olabiliyor ama aidattan çok geçiriyorlar. aylık aidatı mutlaka sorun.


elektr10
(20.12.20)
Fikirtepedekilerden bahsediyorsaniz eger aidati mutlaka ogrenin +1. Ayrica Yüklenici firmalar iskan almamislar, isinma duzgun calismadigi halde cok yuksek gelen faturalar, cogu daire bos oldugu icin yuksek gelen aidatlar, düzgün calismayan guvenlik gibi sorunlari oldugunu duymustum.


65 derece
(20.12.20)
uzak dur, keriz avlıyorlar orda


nahtoderfahrung
(20.12.20)
fikirtepe evet :)

insaati bitmemis o yuzden imkan yok daireden baska diye okumustum cocuk parki bile sikintili diye. su ana kadar degisen bir sey oldu mu yorumlar eskiydi


ala09
(20.12.20)
Kesinlikle uzak dur.


sckxyss
(20.12.20)
Arkadaşım bir kaç ay önce evlendi ve fikirtepe deki rezidanslardan birine taşındı. Bir kac kez sordum da memnunlar. 3bin kirası varmış. Aidat yanlış hatırlamıyorsam 400 demişti. Spor salonu falan varmış.

Ben ısınma ve gürultuyu sordum. Yan dairelerden ses gelmediğini ve ısınma olarak da son faturada 40 50 lira gibi bir para ödediğini anlattı.

Anlattıklarını aktardım.


biseysorcaktim
(20.12.20)
Cok tesekkurler ben de evlenince oturmak icin arastiriyorum :) guzel oldu


ala09
(20.12.20)
Uzak durmanızı tavsiye ederim.


Uzak dur diyenler neden uzak dur diyor bilmiyorum ama projesine gore duzgun yerler var. Kentplus gibi ses yalitimi, ısınma sorunları gibi kronik sorunları bulunan yerler de bulursunuz, Concord gibi lokasyonu ve bina sakini profili bozuk projeler de, Nuhoğlu gibi daha düzgün projeler de. Nasıl bir yer aradiginiza bağlı olarak mesela Nuhoglu'nun 3 binasi arasında bile farklar olabilir. Arabanızın olup olmaması bile etken.


pass
(20.12.20)
Kentplus Kadıköy'den kesinlikle uzak durun. Diğerleri için yorum yapamayacağım.

(bkz: https://eksisozluk.com/kentplus-kadikoy-rezaleti--5515977)
(bkz: https://eksisozluk.com/kentplus-kadikoy-yonetim-rezaleti--6732252)
twitter.com


rachel
(21.12.20)
Otomobilin varsa güzel bir bölge fikirtepe, ama araban yoksa gerçekten güvenlik riski var hala.


roket adam
(21.12.20)
kadıköyde rezidans yok (henüz)
fikirtepe'de görmüşsünüzdür.


jimjim
(21.12.20)
(5)

kendime doğum günümde ne hediye alayım?

Evet kimse bir şey almıyor bana. Almak mesele değil, kutlamıyor bile. :(. Düşündüm ki, kendim alırım kimseye minnet etmem, aldıgım seyi de tepe tepe kullanırım.60 bin liraya kadar düşünüyorum (suzuki intruder ya da honda shadow da dahil ediyorum), motor seven, elektronik bağımlısı, bilgisayar kurdu,
Evet kimse bir şey almıyor bana. Almak mesele değil, kutlamıyor bile. :(. Düşündüm ki, kendim alırım kimseye minnet etmem, aldıgım seyi de tepe tepe kullanırım.

60 bin liraya kadar düşünüyorum (suzuki intruder ya da honda shadow da dahil ediyorum), motor seven, elektronik bağımlısı, bilgisayar kurdu, 3d yazıcı sevdalısı biriyim.

Farklı, işe yarayan, zamanımı mesgul edebilecek şeyler pesindeyim.



not: 36 yaş ben. ama değil şimdi doğum günü. sonra daha.

not 2: ortayaş krizi al diyen arkadaşı kınıyorum. Yeni aldım onu .
Techsavvy
(20.12.20)
yurt dışı tatili al ne alacaksın?
eylüle kadar falan salgın azalacak..

şöyle baliye, kanarya adalarına falan normalde pek kolay gitmeyeceğin yerlere bilet,konaklama falan al en az 10-15 gün.


jimjim
(20.12.20)
60 bin liraya kadar hediye iyiymiş.

ben de 30 yaşına girdim 19 gün önce, kimse kutlamadı. ben de tek dilim bir pasta alıp kahve eşliğinde kutlamıştım. yaşamayı pek sevmesem de o zaman kendime "iyi ki doğdun" dedim.

hediye olarak ise bluetooth kulaklık, sweatshirt, pantolon aldım.

iyi seneler diliyorum. gönlünüzden ne geçiyorsa onu yapın.


ersen sevdalisi
(20.12.20)
Kendinize iyilerinden olmak üzere bir Türkçe sözlük alabilirsiniz.

Mutlu yaşlar diliyorum.


data
(20.12.20)
@data

sözlüğü cebinize koyabilirsiniz, ihtiyacım yok.


Techsavvy
(20.12.20)
ben olsam oyuncak değil de gelire çevirebileceğim bişeye yatırım yaparım.


sttc
(20.12.20)
(6)

Kendi kendine C vitamini almak

Gerci sanirim bircok insan kafasina gore C vitamini aliyor ama ben yine de sorumu sorayim: evdeki ilac kutusunu karistirirken iki sise C vitamini buldum. SKT'si yaklasiyor. Ben bunlari kafama gore alip hepsini bitirsem bir sey olur mu? Gunde 1 tane mi alayim?
Gerci sanirim bircok insan kafasina gore C vitamini aliyor ama ben yine de sorumu sorayim: evdeki ilac kutusunu karistirirken iki sise C vitamini buldum. SKT'si yaklasiyor. Ben bunlari kafama gore alip hepsini bitirsem bir sey olur mu? Gunde 1 tane mi alayim?
ahm1
(19.12.20)
günde 1 iyi.
suyla alınan vitaminler vücutta tutulmuyor zaten, zararı yoka ama fazlası faydasız, çişle atılıyor.
gece değil gündüz almaya çalışın ki böbrekler falan yorulmasın.


jimjim
(19.12.20)
internetten prospektüsüne bak, fazlasının zararı olmaz idrarla atılır ama içinde başka kimyasallar varsa fazla doz dokunabilir.


killerbee
(19.12.20)
Youtube sinan canan vitaminler ise yarıyor mu? Kısa cevap, bi halta yaramıyorlar.


luluki
(20.12.20)
İçeriği sağlamsa günde 200 mg'a kadar kullanarak kutuları bitirmenizin sakıncası yok. Diyetinizde taze sebze/meyve fazla değilse "ek" faydası dahi olur.


qaram
(20.12.20)
Kaç mg? Siz kaç kilosunuz?


fever
(20.12.20)
@fever: 600/200 mg yaziyor kutuda. Ne demekse.

Kilom 68


ahm1
(20.12.20)
(8)

Göçüp gidemiyor muyuz buralardan?

Bir kaç senedir online çalışıyorum. İşlerim de çok şükür iyi gidiyor.Millet hani göçebe çalışıyor ya hani. Zırt pırt denk geliyorum sosyal medyada.Bu insanlar nasıl gidip kalıyor o ülkelerde?Biz de gitsek olmuyor mu? :/
Bir kaç senedir online çalışıyorum. İşlerim de çok şükür iyi gidiyor.

Millet hani göçebe çalışıyor ya hani. Zırt pırt denk geliyorum sosyal medyada.

Bu insanlar nasıl gidip kalıyor o ülkelerde?

Biz de gitsek olmuyor mu? :/
heartwork
(19.12.20)
kalanlar genelde gerçekten istemiyor veya hazır hissetmiyor.

özetle oluyor, ne yapmak nerede yaşamak istediğinize karar vererek başlayabilirsiniz.


jimjim
(19.12.20)
Online çalışıp gezerek yaşıyorlar. Bunlara digital nomad deniyor. Hostellerde, couchsurfinglerde ya da airbnb'lerde kalıyorlar. Deneyim odaklı yaşıyorlar. Genelde yazılım, metin yazarlığı, grafik tasarım gibi işler yapıyorlar.

Baska ülkelerin vatandaşlarının vize problemi yok zaten, kolayca gidiyorlar başka ülkelere.

Bizden de bunu yapanlar var çokça. Bilmiyorum yeşil pasaportla mi, başka şeyle mi.


biseysorcaktim
(19.12.20)
cevaplar için teşekkürler.

benim sorum tam olarak neresi veya ne yapmakla alakalı değil.

nasıl gidiyorlar bu arkadaşlar?

turist vizesi mi alıyorlar acaba?

ben atıyorum belarus'a gideyim 6 ay orada çalışayım istiyorum ama kafama göre gidemem değil mi? turist vizesiyle zaten kalamazsın o kadar uzun süre, çalışma vizesi de alamazsın. çünkü freelance çalışıyorsun. ee nabacağız o zaman?


heartwork
(19.12.20)
Ben X ülkesine gidip 6 ay orda takılayım demek mantıksız zaten, ortamı sevecek misin, uyum sağlayabilecek misin belli değil. Önce turist vizesiyle gidilir, sonrasında eğer kalmak istiyorsan o ülkenin daha uzun süreli vize seçeneklerini araştırırsın, expat forumlarından ipuçları toplarsın, konaklama sigorta gibi maliyetleri nasıl düşürebileceğini, hangi şehrin neresinde yaşamak isteyeceğini vs keşfedersin. Birinci dünya ülkesi vatandaşları vize konusunda çok daha avantajlı tabi.


mikro patlama
(19.12.20)
belarusa neden vize alamıyorsun?
turist vizesi alır 6 ay kalabilirsin.
gittiğin ülkede çalışıyor görünmeyeceksen problem ne olabilir? herkes gibi -gelirini gösterip veya aileni falan sponsor gösterip turist vizesi alabilirsin- 6 ay dedim çünkü turist vizesi 2 yıllık da verilse kesintisiz maks 6 ay kalınabiliyor.

yurt dışında çalışabilmek, tr dışında bir yerde sigortalı olabilmek için
ankara antlaşması yapıp (artık uk dışında) eu ülkelerine başvurabilirsin.
çok paran varsa ev alıp makedonya, ispanya gibi ülkelerden direkt oturum alabilirsin.
düz beyaz yaka çalışanı olarak istediğin yere başvurabilirsin. her yerde şansın olmaz ama almanya, hollanda daha çabuk buyur gel diyebilir.
kanadaya göçmenlik başvurusu yapabilirsin.
gelecek sene itibariyle uk de kanada benzeri bi puanlamayla göçmen alacak buna bakabilirsin.
eu ülkelerine master, dil okulu benzeri vizelerle gidip sonrasında verilen ek iş arama vizesinden yararlanabilirsin.
vizesiz istersen surinam'a gidebilisjfşlsjgf :p

öyle bi sormuşsun ki
yurtdışı diye bi yer varmış neresi yurtdışı gibi :D

edit: bi de expatlık başka şey göçmenlik başka şey onu da bi netle.


jimjim
(19.12.20)
freelancer veya startup vizelerini arastirin, bir cok ulkenin boyle vizeleri var.


cairo
(20.12.20)
yani zaten avrupa birliginin olayi o. iscilerin serbest dolasimi falan. turkiye bunun parcasi degil. "Biz de gitsek olmuyor mu?"nun kisa cevabi hayir.

uzun cevabi, ulke bazinda arastirma yaparsan (mesela ankara antlasmasi falan) bir seyler cikabilir. bazi ulkeler master falan yapan ogrencilere mezuniyetten sonra gecici oturma izni sagliyor, bu belli sartlari karsilayan is bulunca kaliciya evriliyor falan... dedigim gibi her ulkenin sartlari farkli.

bir de tabii gitmek istedigin ulkede bir is ilanina basvurup kabul alamya calisabilirsin.

"İşlerim de çok şükür iyi gidiyor" kenara duzenli para at. cere cope harcama.


hot potato
(20.12.20)
freelance calisip her sene ulke degistiren arkadaslarim var.
Bunlarin tipik iki ozelligi var:
1 - hali hazirda zenginler, istedikleri ulkeden vize alabiliyorlar, aslinda calismalarina falan da gerek yok, amaclari gezinti.
2 - saglam bir ulkeden vatandasliklari var, vize problemleri yok.

bu iki gruba giremiyorsan o is zor yonca..


cooperr
(20.12.20)
(17)

götüren götürmemiş mi?

merhaba, kafamı kurcalayan bir durumu sormak istiyorum.şu anda 40 yaş üzeri olan, geçmişte orta gelire sahip insanlar arsa, ev, araba falan alarak şu an maddi olarak çok iyi duruma geldiler. istanbul'da tüm arsalar doldu, herkesin arabası var, ev almak mümkün değil. son yıllarda işe başlamış, babada
merhaba, kafamı kurcalayan bir durumu sormak istiyorum.

şu anda 40 yaş üzeri olan, geçmişte orta gelire sahip insanlar arsa, ev, araba falan alarak şu an maddi olarak çok iyi duruma geldiler. istanbul'da tüm arsalar doldu, herkesin arabası var, ev almak mümkün değil. son yıllarda işe başlamış, babadan bir şey kalmayan gençler bitik durumda. bırakın evi düzgün bir araba dahi almaları en az 5 yıl yemeden içmeden çalışmakla mümkün.

velhasıl, alan almış, götüren götürmüş gibi geliyor bana. satın alma gücünün görece iyi olduğu zamanlar bir daha gelecek gibi durmuyor. reel ücretler yerlerde. ne yapsın bu gençler?
Pertev nail
(17.12.20)
valla yapacak bi şey yok.
aynen dediğiniz gibi.
yapacakları tek şey var aileboyu calısıp hayatları boyunca 1 ev sahibi olmak.


sizofren06
(17.12.20)
20 yıl öncede aynı muhabbet ediliyordu çok iyi hatırlıyorum. ama haklısın çok daha zorlaştı ve zorlaşyor.


onların çocuklarına kalacak. ailesinde mal mülk olmayan bir şeye sahip olamaz.


Andrew
(17.12.20)
İş hayatına 2000'lerin başında atılmış olan insanları gözlemliyorum çevremde, çoğunun kafası çalışmıyor. Canavar gibi gençler iş arıyor ama.

Bi tanesi ile sıklıkla muhatap oluyorum, kesinlikle beynini kullanmaması gereken bir işten ekmeğini kazanmalıymış. Galerici tipi var. Ortalarda geziyor bi halt yapıyormuş gibi, tek küpesine tükürdüğüm. Neyse. Onlardan çok daha nitelikli insanlar şimdi iş arıyor velhasıl. Yani, katılıyorum.

KPSS'de bile, 73'ler, 75'lerle 2006'da atanan mimar, mühendis tanıyorum. Şimdi girenlerin 95'i garantilemesi gerekiyor atanabilmek için yazık ki.


gayda
(17.12.20)
dünyada yeni nesil için bi şey kalmadı. şanslı %1-2'lik kesim youtuber, influencer falan olup oradan yürüdü. %5-10 kadarı da gece gündüz çalışır, 10 parmağında marifet olur, zaten işkoliktir vs. o şekilde devam eder.

şu an dünyada teknik lise veya üniversite öğrenimi görüp de haftada 40 saat mesaiden sonra "ben yokum eyvallah" diyebilecek lükse sahip, fazla kazandığında ek mesai ücreti alabilen, kazandığı parayla ev-araba alma şansına sahip olan insan sayısı çok az.

durum türkiye'de ekstra kötü diğer yerlerde de çok iyi değil. geçen hollanda için bir tablo görmüştüm reddit'te. maaşlar yıllardır yerinde sayıyor ama enflasyon da düşük zaten, eyvallah iyi güzel ama atıyorum 10 yılda gelir %20 artmışsa aynı dönemde ev fiyatı %200 artmış, bu tarz acayip bir fark vardı.

biz aç karnımızı doyuramıyoruz daha ama dünyanın en gelişmiş ülkelerinde bile artık gençler mal mülk sahibi olmakta zorlanmaya başladı. kanada desen hepsine çinliler çöktü mesela.

parayı sahip eden grup her geçen gün biraz daha güçleniyor, dünyanın her yerinde zenginler daha da zengin olurken insanlar kitleler halinde fakirleşiyor ama neyse biz jeff bezos övmeye, elon musk yalamaya, "çalış senin de olur" zihniyetiyle hiçbir şeyi sorgulamadan yaşamaya devam edelim. kesin tembel olduğumuz için fakirizdir hepimiz.


der meister
(17.12.20)
son yıllarda işe başlamış -görece genç- bir insanın hayali, amacı neden ev araba almak olsunki? bunu da bi düşünmek gerek.

ne yapsınlar? göç edebilirler.


jimjim
(17.12.20)
''Götüren götürmüştür'' demek çok iddialı hemde haksız bir itham. Bu muhabbet 20 yıl öncede vardı daha eskidende de vardı. Ülkemizde maddi durumu kötü olanlar olduğu gibi maddi durumu çok iyi olan bir çok insanda var. Mesela tacirler, iş adamları, doktor, mühendis, mimar, avukat gibi görece gelir seviyesi yüksek kesimler mevcut. 1980'lerden itibaren Türkiye'de hızla artan orta sınıf var. Bunun haricinde ev fiyatları arzın talebi karşılayamamasından kaynaklı olarak yükseliyor. Merkezi yerlerdeki ev fiyatları artık şehirleşme ve rant dolayısıyla normal insanların alabileceği noktada değil. İstanbul için konuşmak gerekirse İstanbul'da 3 farklı gelir grubu var zengin, orta, fakir ve her sınıfın yaşadıkları semt, o semtlerdeki ev fiyatları, kiraları, temel tüketim ürünleri ve erzak fiyatları farklı.


berkan11
(17.12.20)
Ben tam 30 yaşındayım, sakın gösteriş gibi algılanmasın ama benim de evim (kredili tabii ki) arabam (kredisi bitmek üzere) var. İkisinde de ailemin tek kuruş bir katkısı yok. Yani halen mümkün bu tarz şeyler. Her ay çok az da olsa bir birikim yapmak, birikimleri değerlendirmek, sürekli kazancı artırmaya odaklanmak, kazancın agresif bi şekilde artabildiği sektörlere yoğunlaşmak, sonra da devletin dağıttığı negatif reel faizli keriz kredilerini yakalamak şeklinde bir formülüm var, şu ana kadar tıkır tıkır işliyor. Burada kilit nokta şu, cazip olan sektörler çok değişti. Mesela 80'lerde bankacılar, 90'lar ve 2000'lerde inşaatçılar çok kazanıyorken, şu anda bilişimciler nispeten daha rahat bir hayat yaşıyor. Bu rüzgarı da yakalamak önemli.

Ancak yeni nesil müthiş bir negatif propaganda ve "yapamazsınnnn" ile büyüyor ki böyle bir kariyeri hayal bile edemiyorlar şu anda. Ama bu ülkede dediğim gibi kalburüstü bir beyaz yaka sınıfı var ve ciddi paralar kazanabiliyorlar. Hatta internet sayesinde global pazardan iş almanın kolaylaşması ve döviz - tl dengesinin alt üst olması dolayısıyla çok düşük döviz rakamının bile türkiyede iyi bir hayat yaşamaya yetmesi bunu daha da cazip hale getirdi. 90'ların çocuklarının hayal edemeyeceği fırsatlar var şu anda elinizde. Ancak bunu ne bileyim yazılımla uğraşmak yerine ekşide siyaset tartışmak için kullandığımızdan fark edemiyoruz.


roket adam
(17.12.20)
Okul okumayıp erken yaşta iş hayatına atılarak bütün fırsatları zorlarsan belki götürme şansın olabilir.

Üniversite okudun ve ilk yılında kazanıp kalmadan bitirdin. Şansın çok iyi gitti hemen iş buldun diyelim. Yaş oluyor 23. Çok özel bir yeteneğin yoksa başlangıçta alacağın en iyi özek sektör maaşı 6-7 bin. Ayda 2 bin kenarı atsan yılda 24 bin yapar. Maaşın arttı ve 50 bin kenarı attın diyelim yine değişen bir şey yok. Bir ev bir araba yemeden içmeden 20 sene sürer en az.

Çevremde 30'larındaki bir doktorun hiçbir şeyi yok. Mühendislerin de aynı şekilde. Ama okumamış ve hayata erken atılmış olanlardan iyi durumda olanlar var


kickboxer
(17.12.20)
Kafasi yatirima birikime calisan insan okusa da okumasa da bir seyler sahibi olabiliyor. Burada kilit nokta tuketime ne kadar mesafeli yaklastigin. Kendi adima ortalamanin epeyce uzerinde kazaniyor olmama ragmen birikimmis yatirimmis hic o kafalarda olamadim. Kazandigini gunubirlik harcayanlardandim ama belki bi son 5-6 aydir bir seyler kafama dank etti, olgunlastim sanirim :) 3-5 kenara atiyorum, belki bi krediye vb girerim.
Bu arada alan aldi satan satti fikrine katilmiyorum, yatirimlik arsa hala var, yatirim olanaklari kolay kolay bitmez ama ozellikle yeni nesilde de ogrenilmis bi caresizlik yok degil. İnanmiyor olacagina.


msb
(17.12.20)
mesela kickboxer'ın hesabından gidelim. yılda 24k kenara attın, dolara bastın örneğin oldu sana yılda 35k. İki senede 70 bin etti. İki sene sonunda 70 bin üstüne devlet vergi indirimi yaptı ya da düşük faizli keriz kredisi çıkardı, azıcık borçlanıp 100 binlik araba aldın. 2 sene içinde araba oldu mu 200 bin. noldu, 4 senede 200 bin tl servet yaptın.

bu fırsatları yakalayamayan arkadaş ayda 2 bin tl kenara atsam ne olacak dedi, atsa bile 24*4 anca 96 bin kenara koyabildi, onu da evlilikti, gezmesiydi oydu buydu yemediyse. fırsatları değerlendiren vatandaş tam iki katı servete ulaştı. yani bu iş biraz bununla ilgili. ilk aracımı alırken 88 bin tl kredi çekip 134 bin tl'lik bir araç almıştım, 3 sene krediliydi. herkes manyak mısın olum dedi, şu an o aracın kullanılmış ikinci el hali 300 bine gidiyor, hadi 270 olsun. evet ödemek kolay değildi ama kredi faizlerini düşsen bile çok ciddi bi para birikmiş oldu. yeni mezun arkadaşlar bu sistemi biraz anlamakta zorlanıyorlar genel gördüğüm. bir de instagram jenerasyonunun getirdiği acayip bi tüketim hırsı da var tabii. tüm bunları alt alta yazınca, okuyabilenler ve iyi kötü kazanabilenler için dünyanın çok az yerinde olan acayip fırsatlar var bu ülkede. garip boşluklar var yani enteresan bi şekilde.


roket adam
(17.12.20)
fakat şu var, mesela yaşıtlarım ev araba aldı belki ama ben deli paralara bilgisayar, kamera, lens yatırımı yaptım. Cidden bilgisayar + kamera + lens'in biraz üstüne 2015'te araba alabilirdim ve o araba şimdi 250 bin falan, elimdekilerin değeri öyle değil :D Elimdekilerle o kadar kazanacak iş de yapamadım. Ama işim gereği bulundurmam da gereken şeyler. E n'apayım şimdi?

Ek olarak gençlerde öğrenilmiş çaresizlik var doğru, fakat ben üniversite okurken iyi bir laptop 2000-3000 liraydı, şimdi en az 8000 hatta daha fazla. Fakat o zaman ilk işe giren biri nasıl oluyorsa 1500-2000 alabiliyordu, şimdi 4000 teklif ederlerse iyi. "Bir şeyler yapabilmek için elde etmen gereken ekipmanlara" bile daha geç ulaşabiliyorsun.

Şu an öğretim görevlisiyim, valla benim 2010'da aldığım ve artık beğenmediğim kamerayı çocuklar sorup "hocam iyi mi iş görür mü" diye getiriyorlar. Çok kötü.

Maaşla çalışan biri de üst yerlere gelse 15-20 bin mi kazanacak mesela? O parayla bile şu an 300 bin olan arabayı, seneye 350 bin olunca alabilecek misin?

Bence gençler temel eğitimi aldıktan sonra para kazanabilecekleri e-ticaret, yazılım, 3d tasarım (bu hep atlanır mesela, mimar arkadaşlarım mimarlık işi bulamadı ama çatır çatır kanadaya 3d model satıyorlar) öğrenmeliler.

Ben 30 yaşında bunlara yeni uyanıyorum.


nhk ni youkosu
(17.12.20)
Bu her zaman konuşulur, 10 yıl önce de 20 yıl önce de 30 yıl önce de aynı şeyler konuşuldu durdu. Karamsar olan hep karamsardı, iş bitirici olan hep iş bitirdi. Yakın tarih için Levent Kırca parodileri, uzak tarih için yeşilçam filmlerine bakabilirsiniz.

Benim gençlere nacizane tavsiyelerim;

Aldığını şeylerin fiyatına bakmayacak birikime erişene kadar gereksiz alışveriş ve harcama yapmayın.

Alkol, sigara, gece hayatından da bütçeniz güçlenene kadar uzak durun.

Sürekli para emen, ölü yatırım gerektiren hobiler değil de, para kazandırmasa bile koyduğunuzu geri alabileceğiniz hobiler ile ilgilenin.

Üniversite bittiğinde sizi istihdam etmek isteyenlerin çokça olacağı bir üniversite bölümüne gitmeyecekseniz okul ile zaman kaybetmeyin.

Okumayı sevmiyorsanız, işe yarar bir bölüm kazanmadıysanız, sırf aileden uzaklaşıp üniversite gençliği hayatı yaşamak için okula gitmeyin.

Mutlaka ticareti deneyin, ticaret bilen bir tanıdık/yakın yanında takılın bir süre. O havayı koklayın, küçük de olsa bir sermaye bulup ticareti deneyin.

Eliniz yatkın ise bir ustalık konusunda kendinizi geliştirmeye çalışın, hatta üniversite okumayacaksanız hiç zaman kaybetmeyin ve karar verdiğiniz bir sektörde bir ustanın yanına girip işi öğrenin.

Birikim yapmayı küçümsemeyin, ben inşaatcıyım, bugüne kadar onlarca daire üretip sattım. Hemen hemen hepsini asgari ücretle çalışan ya da biraz üstü maaş alan insanlara sattım.


John Bloor
(18.12.20)
Götüren götürmemiş. O zaman da böyleydi şimdi de böyle. Sana bileciğin köyünden tarla almak mantıksız geliyorsa, onlara da senin şimdi tüh dediğin yatırımlar mantıksız gelirdi. Her zaman bir mücadele var, bu mücadelenin bir kazananı bir kaybedeni var. Bu sürekli olacak. Tek değişken zaman. Geri her şey aynı.


Frederick Co
(23.12.20)
bu tespitte baya bir haklılık var, "20 sene öncede böyle diyorlardı" diye yazanlar yanılıyor.
bununla ilgili kerim rota'nın nefis bir yazısı vardı, hatta sözlüğe düşmüştü okumayanlar mutlaka okusun derim;
www.paraanaliz.com

ben ilk işe başladığım 2010-2011 yıllarında 10+ yıl tecrübeli uzmanlar 5bin dolar karşılığı tl maaş alıyordu 5bin!
şimdi ben tecrübe olarak o seviyelere geldim buraya aldığım maaşı yazmayayım ama çok komik bi rakam dolar olarak.
hem TL değere karşı müthiş değer kaybetti, hem de özel sektörde maaşlar reel olarak azalıyor sürekli.
yeni işe başlayanları hiç düşünemiyorum bu durumda.


nuisance
(23.12.20)
Bu olay tamamen zamanı yakalamakla ilgili. Mesela çok daha önceye gidelim 70 li yıllarda gurbete gidenler kazandıklarını yine köylerinde tarım arazisi alarak değerlendirdiler. Çünkü bildikleri tek yatırım aracı buydu. Daha sonraki nesil metropollere aktı, fırsatçılık ve acımasızlık ve orman kanunları geçerli idi. Bazıları kazandı çoğu arada kayboldu gitti. Şu anda 40 yaş üzeri olanlar o kuşağın devamı beyaz yaka tabirinin ilk temsilcileri hatta. Çoğu ikini bir dil öğrenemedi böyle bir ihtiyaç duymadı. Bilgi bu kadar ulaşılabilir değildi. Mesleki anlamda tercihler dar ve bu coğrafya ile sınırlı idi.

Günümüzde standart olanın kazanma şansı çok az. Babadan dededen kalma meslekler ve uzmanlıklarla yırtmak kolay değil. Bir çok meslek aslında ölmek üzere olan zanaatlar gibi. Araba diye bir şey bulunmuşken dünyanın en iyi semercisi olmak için uğraşmamak lazım. Topraksız tarım çıkmışken iki dönüm tarladan ne kazanırım şeklinde düşünmemek lazım. Babadan dededen şanslı olmayanlar için biraz vizyon ve cesaret gerekli. Artık ortalama donanımda bir insan için kazanmak daha zor ama fırsatlarda eskisinden çok daha fazla.


türkiye'nin bu konudaki tek sıkıntısı herkesin başarıyı büyük şehirlerde yakalamaya çalışması. istanbul gibi bir şehrin nüfusu 16 milyon arkadaşlar yazıyla "on altı milyon".

100'bine araba alıp 200bine 2 sene sonra satmanız servet kazanmak değildir 100'bin aldığınızda 100bin+2sene'ye satmak demektir. bir şey kazandığınız yok sadece banka hesabınızdaki sayılar büyümüş oldu. hatta amortisman hesabı ve enflasyonu kattığınızda muhtemelen para kaybetmiş olabilirsiniz.


nahtoderfahrung
(23.12.20)
(1)

TEV-DAAD Almanya bursu şartları nasıl kontrol ediliyor?

Bu bursla ilgili merak ettiğim birkaç şey var, bilgisi olanlar cevap verirse çok sevinirim. Bursun yarısını TEV, yarısını DAAD karşılıyor. TEV'in bu burs için, yükseklisansın bitiminde Türkiye'de en az 2 yıl bulunma şartı ve kendi karşıladığı paranın geri ödeme şartı var.Parayı geri ödemeyi anladım
Bu bursla ilgili merak ettiğim birkaç şey var, bilgisi olanlar cevap verirse çok sevinirim. Bursun yarısını TEV, yarısını DAAD karşılıyor. TEV'in bu burs için, yükseklisansın bitiminde Türkiye'de en az 2 yıl bulunma şartı ve kendi karşıladığı paranın geri ödeme şartı var.

Parayı geri ödemeyi anladım bir iş bulduktan sonra taksitlerle ödeme yapılıyor. Ama Almanya'dan Türkiye'ye dönülmesinin ardından 2 yıl Türkiye'de bulunma şartının nasıl kontrol, takip edildiğini anlayamadım. Aşağıdaki linkte bursiyer için "en az 2 yıl Türkiye’de kalacağını taahhüt eder" bilgisi var ama yazılı bir sözleşme ile ilgili bilgi yok. Ya da bu konuyla ilgili başka bir bilgi.

www.tev.org.tr
2 yılın sonunda pasaport, maaş bordrosu sgk kaydı istenebilir?
sanırım tr'de çalışıyor olması önemli. tev'in tüm olayı bu zaten, tr'ye bi faydası (?) olsun yaklaşımı.


jimjim
(17.12.20)
(21)

Kadınlara bir soru: Size alınan hediyenin maddi boyutunu önemser misiniz?

Malum, yılbaşı yaklaşıyor... Söz konusu olan şey özel gün hediyesiyse(sevgiliden), gerçekten "önemli olan düşünülüp bir hediye alınmış olması" mıdır, yoksa düşük fiyatlı bir hediye verildiğinde "ne ucuzcu ya" diye içinizden bir memnuniyetsizlik yaşar mısınız?
Malum, yılbaşı yaklaşıyor...

Söz konusu olan şey özel gün hediyesiyse(sevgiliden), gerçekten "önemli olan düşünülüp bir hediye alınmış olması" mıdır, yoksa düşük fiyatlı bir hediye verildiğinde "ne ucuzcu ya" diye içinizden bir memnuniyetsizlik yaşar mısınız?
Berck
(16.12.20)
Memnuniyetsizlik yaşamam. Maddi değerinden ziyade üzerine düşünülmüş hediye daha kıymetli bence. Aksine pahalı bir hediye rahatsız eder. Aldığım hediyeler içinde en çok sevdiklerimden biri minik bir tahta taraktı misal.


Amaranta ursula
(16.12.20)
Gitsin postaneye yılbaşı kartı atsın mesela. Benden mutlusu olmaz. Maddi boyutunu önemsemem. İfade ettiği bir şey yok çünkü.


a perfect lie
(16.12.20)
maddi boyutunu önemsemem. ama geçerken öylesine standart bişey (benim için özel bi anlamı olmayan kupa, tshirt vs ) aldıysa da hiç almasa daha iyiydi derim. yoksa parayla satın alınmasına bile gerek yok, kendi yaptığı,yazdığı bişey bile olabilir.

öte yandan gayet pahalı bişey alınca da yine hediyesine göre "vay öküz, görgüsüzlük yapıp bu hediyeyi almış" yerine "canım, benim için etiketini önemsememiş" diyebilirim.

düşünülüp alınan hediye ne? burada o önemli.


jimjim
(16.12.20)
önemsemem, pahalı hediyenin altında ezilmek istemem.


siyah gece
(16.12.20)
pahalı hediye olması çoğunlukla artıdır.
ama ucuz hediye eksi değildir.

önemli olan elbette düşünmesi ama çoğunlukla düşünmeden alıyorlar bu da bir gerçek.
jimjim+1


rewlack
(16.12.20)
Pahalı hediyenin altında ezilmek de dert sonuçta ama milyoncudan mutlu yıllar yazan kupa ile gelince al senin olsun demişliğim var :)


cilekli pasta
(16.12.20)
Eski işyerimde yılbaşı hediyeleşme çekilişi yapılırken tüm kadınlar ortaya konuşup ehihihi 100 liradan ucuz olmasın ehhihih şaka şaka ihihih yapmışlardı.

Öylesine bir yazasım geldi.


heidi'nin dedesi
(16.12.20)
hediyede önemsenmiş olmak beni çok daha fazla mutlu ediyor. hediyeyi de değerli yapan şey benim için özel düşünülmüş olması. maddi değerini pek önemseyemiyorum.


kaptan maydanoz
(16.12.20)
Tek beklentim ucuz ya da pahalı beğendiğim bir şey alması. Sevgilimle artık bu zahmetlere girmek istemediğimiz için düz hediye çeki alıp geçiyoruz. Maddi ya da manevi anlam sevmiyorum işleve bakıyorum daha çok.


jazzabel
(16.12.20)
ucuz olmasi beni ilgilendirmez ama dandiklik ve dusuncesiz, gecistirilmis bir hediyeden hoslanmam. almak icin alinmasi kotu yani.

mesela gecen bir arkadasim baska bir arkadasima kolye aldi internetten. urunu alan kisi kendi adresine istedi o bakti gordu sonra diger arkadasa kargoladi. bence bu hediye cok guzel oldu :)


ala09
(16.12.20)
jimjim +1

bence burada maddi boyut, yol yordamla doğru orantılı olmalı.
bir de şöyle bir gerçek var: "düşünmesi yeter" diye bir şey yok bence.
hayır, düşünmesi yetmez, doğru düzgün bir hediye beklerim.
ama buradaki ölçü ne?

maddi durumu çok iyiyse, bana da eften püften bir şey aldıysa baştan savma bir hediye gibi görürüm ve kendimi değersiz hissederim.
maddi değeri yüksek olup hiç benle alakası olmayan bir şey alırsa da "düşünmemiş bile, parayı bastırıp almış" derim.
ikisi de beni mutlu etmez bu durumda.

yani bunun bir ortası olmalı.
bu doğum günümde sevgili değil de akraba konumunda biriyle buna benzer bir şey yaşadım mesela.
doğru zamanda, doğru tarzda, karşıdakine hem konum, hem yaş, hem ruh olarak hitap eden bir hediye almak önemli.
bu bazen el yapımı bir şey de olabilir, bir çanta ya da ayakkabı da.
çok değişken.

bir de yılbaşlarında daha eğlenceye yönelik, ıvır zıvır hediyeler alınabilir.
doğum günleri daha özel bence.


blatta hiberna
(16.12.20)
Hayır yaşamam. Hatta hayatımda beni en çok mutlu eden hediye elime hiç geçmemiş olan hediyeydi. Çünkü beklemediğim bir anda beklemediğim birisinden gelmişti, kabul edememiştim. Düşünülmek güzel şey.


Kadınlar yerine erkekler yazın oraya ve düşünün , genellemenin nasıl bir canavar olduğunu görün.


docrivers
(16.12.20)
önemli olan sevmem.. sevdikten sonra parası önemli değil. özenini hissetmezsem üzülürüm.


lcha
(17.12.20)
eşime evlilik yıldönümünde iphone 11 aldım. ağladı ama üzüntüden "buna niye bu kadar para verdieeeaaaağğğn" çekti halbu ki hayaliydi. yani benimki maddiyata bakıyo ama harcama yönünden sdsfsd


KidLazer
(17.12.20)
Bu biraz kişilerin ekonomik durumuyla yaşıyla falan da ilgili. Özel bir gün olmadan öylesine içinden gelip alınan bir şeyin maddi boyutunu önemsemem. Ama karşımda işinde gücünde maddi problemi olmayan biri varsa doğum günü gibi özel bir günde doğru düzgün kaliteli bir şey beklerim.

Sırf benim beğeneceğimi, bana yakışacağını düşünerek fiyatına değer diyerek alınan bir hediye de düşünülmüş ve değer verildiğini gösteren hediyedir bana göre. Pahalıysa manevi değeri yoktur, düşünülmemiştir diye bir şey yok. Onun dışında akılda tutulmuş, o kişiye dair özel hediyeler de manevi anlamda önemlidir, pahalı olup olmadığına bakılmaz.

Yılbaşı özel bir gün değildir, kupa, kitap falan her şey alınabilir.


aquarium
(17.12.20)
Pahalı hediyenin altında ezilmek istemem +1

Daha ileri giderek, hiç hediye alınmamasını tercih ederim.


peki madem
(17.12.20)
Hediyenin benim düşünuldüğümu gösterme gibi bir işlevi yok bende. bu hediye işi beni okadar rahatsız ediyor ki 18-19 yaşı civarı hediye alıp vermeyi kestim yetişkinlerle. Hediyeleşme alışverişe dönüyor, üstelik sahiden zaman ve emek kaybı, her sene cetrefilleşen bir mesele, ugraşmaya değmez. Hayatı zorlaştıran bir şey çok. Coçuk tanıdık varsa alıyorum hala kücük seyler, onlar da resim falan yaparsa kabul ediyorum. Onlar dışında hediye konusunda katıyım.Şu olabilir, geziyorsunuzdur bir şeye bakıyordur, ihtiyaç ya da istediği o anda sen ödersin, kendiliğinden gelişen bir şey olur biter. Şimdiki sevgiliden de bir tek sneakers kabul ediyorum. O da diğerleri eskidiyse. Şöyle bir bakıyor, bunlar daha eskimemis diyor geçiyor, yıprandıysa ayakkabılar bir çift alıyor. Hep de aynı model bir sürprizi de yok ama ona seviniyorum çok (*-*)
ay soruya da cevap vermemis gibi oldum. Cevab veriyorym: Karşımdakini ucuzvu dneilecek ya da hava atacağı bir koşulu ortadan kaldirarak durumu çözüyorum


velvetmorning
(17.12.20)
asla. hediyedir. düşünülmek güzel. :)


naksidil
(17.12.20)
beni düşünerek seveceğim bir hediyeyi alması her zaman artıdır. misal yılbaşı hediyesi bana parfüm almış ama çok istediğim ve tek sevdiğim parfüm oydu, çok bilindik high end bir marka olmamasına rağmen kur farkından dolayı epey pahalı olan bir parfümdü. ben fiyatından dolayı alamıyordum. başka pahalı parfüm alsa hoşuma gitmezdi, özellikle onu almış olması beni çok mutlu etti. yani demek istediğim kişiye özel ve onun sevdiği bir şeyse maddi değerinin pek bir önemi olmuyor (fotoğraf baskılı yastık vb şeyler hariç).


harekatamiri
(17.12.20)
Önemsemem. Pahalı olmaması tercih sebebi hatta. İnce görsün yeter.


gayda
(17.12.20)
(8)

Hediye Ajanda onerisi

Kız arkadasım günlük ajanda kullanmayı seviyor. 2021 icin alayım diyorum kullandığınız begendiginiz var mi ?
Kız arkadasım günlük ajanda kullanmayı seviyor. 2021 icin alayım diyorum kullandığınız begendiginiz var mi ?
Mcfly
(16.12.20)
Ece Ajandası. Misal:
www.hepsiburada.com


Amaranta ursula
(16.12.20)
Bu sene iki farklı yerden ajanda aldım. Biri keskin color biri lecolor. Lecolor olan aylara da bölünmüş haftalık plan da var daha kullanışlı ve organize olsa da ara ara sayfalara gereksiz mottolar koymuş. Biraz daha eğlenceli olmaya çalışmış. Bir sayfa sticker da koymuş hatta. Bunu iş yerinde kullansam çok rahar ederim mesela. Hangi gün ne iş yaptım, hangi toplantıda ne oldu biraz daha görsel olarak rahat.
Keskin color dümdüz sadece günlere ayırmış çizgili bir ajanda. Ama daha kaliteli ve daha şık duruyor sanki. Bunu da mesela kişisel olarak kullanacağım. Şimdi kız arkadaşınızı bilemedim hangisi ile daha rahat eder. İkisi de 45 tl gibi bir şeydi.


a perfect lie
(16.12.20)
minisoda ve mephisto'da çok güzel şeyler var. haftalık takvim, to do list falan içeren versiyonları direkt söyleyemiyorum marka adı ama böyle çok fonksiyonlu bişey olsun.


jimjim
(16.12.20)
Ben matt notebook un günlük ajandasını aldım çok beğendim. ty.gl
Ece ajanda da güzeldir daha önce beğenerek kullanmıştım.


jazzabel
(16.12.20)
en bilineni ece ajandası tabiki...


tamamhosdiyonda
(16.12.20)
Ufak boy seviyorsa Metis Ajandası www.dr.com.tr


kaset
(16.12.20)
chapters.com.tr

bütçenizi aşmazsa güzel bir hediye olur.
iki ajandasını kullanıyorum, çok güzeller.


blatta hiberna
(16.12.20)
(37)

lutfen bana ne yapmam gerektiğini soyler misiniz?

çıkamadım işin içinden.olabildigince kisa yazayim.is yerinde bir kiz var, gorseniz dunyanin en efendi kizi budur heralde deme olasiliginiz yuksek, kız bekar. bir de erkek var (uzaktan akrabam) evli ve iki cocuk babasi.direkt soylenen birsey yok ama baya takip ettim. yakaladigim cok fazla ayrinti var
çıkamadım işin içinden.

olabildigince kisa yazayim.

is yerinde bir kiz var, gorseniz dunyanin en efendi kizi budur heralde deme olasiliginiz yuksek, kız bekar. bir de erkek var (uzaktan akrabam) evli ve iki cocuk babasi.

direkt soylenen birsey yok ama baya takip ettim. yakaladigim cok fazla ayrinti var. bunlara bakilacak olursa beraberler. hatta cocuk soylemeye niyetli ve konuya girecek gibi oldugunda ben konuyu bir sekilde degistiriyorum soylememesi icin. sohbetlerimizde dolayli yoldan evliyken bu tarz iliskiler yasamamasi ve cocuklarina iyi bir baba olmasi icin elinden geleni yapması gerektigine dair seyler soyluyorum. karisinin ne kadar vefali oldugundan da bahseder arada.

neyse cok uzasin istemiyorum, bu durum beni cok rahatsiz ediyor. oncelikle gun icerisinde is ortaminda hicbirsey yokmus gibi davranarak beni aptal yerine koymalari agrima gidiyor. sonrasindaysa kizin bu kadar duzgun biriymis gibi rol yapmasi ve evli bir erkekle boyle bi iliski yasamasi kanima dokunuyor.

oturdum iciyorum, bu isin icinden nasil cikacagimi düşünüyorum.

ayrinti sorarsaniz cevaplarim. fikirlerinizi merak ediyorum. simdiden tesekkurler
boyle buyurdum
(16.12.20)
Valla ben doğruluğundan yüzde yüz emin olmadığım bir konuda birilerini yargılamayı ya da onlara 'akıl vermeyi' uygun bulmuyorum. Ha açık açık gelip bana böyle böyle ilişkimiz var denilirse fikrimi söylerim ancak neticede ikisi de yetişkin insanlar. Adamın karısı çok çok yakınım olmadığı sürece ben karışmazdım.


Amaranta ursula
(16.12.20)
Bu kadar etkilenecek bir konu değil gibi geldi bana (elbette herkesi aynı etkilemez) demek istediğim fazla hassas bir davranış sizinki bence.
Kokuyu kapatmayın açsın öğrenin.
Herkesin bildiği aklı verin.

Rahatsızlık duymamaya çalışın. Sizi pek ilgilendirmiyor


kisa
(16.12.20)
Kişi size ne yaptığını söylesin. Siz de ona karaktersiz olduğunu söyleyin. Siz canınızı sıkmayın. Onun canı sıkılsın.


oyokbuyoknevar
(16.12.20)
@kisa ben iş yerinde yeniyim ve ilişkilerimi yeni yeni temellendiriyorum. gün içerisinde bu kız gelip en naif ses tonuyla benimle iletişim kuruyor. evli bir adamla (hele de akrabamla) ilişkisi olan bir kızın hiçbir şey yokmuş gibi benimle naif naif iletişim kurmasi, samimi davranmaya calismasi, gülmesi zoruma gidiyor iste. elimde olan birsey degil. aptal gibi hissediyor insan kendini.


boyle buyurdum
(16.12.20)
@oyokbuyoknevar dusunecegim bunu.


boyle buyurdum
(16.12.20)
Anlıyorum.
Zora gider tabi de bu yaşa gelene kadar zora giden şeylere karşı bir tavır geliştirmiş olmak lazım.
Agresif bir biçimde söylemiyorum.
Yani hayat böyle.


kisa
(16.12.20)
Yanlış anlama kaba olmak istemem ama, sanane ki? Ben olsam başkalarının hayatına bu kadar burnumu sokmam. Bence başkalarını boşverip kendi hayatına odaklanman lazım. Yanlış ise sen yapma böyle bir şey. Senin yapabileceğin sadece bu. Gerisi başkalarının hayatına müdahale etmeye girer. O da bir o kadar yanlış. Kız da belli ki seninle iş ilişkisi kurmaya çalışıyor, amma anlam yüklemişsin yani. Benim tavsiyem kendi işine ve hayatına odaklanman olacaktır.


roket adam
(16.12.20)
@kisa anladım, teşekkürler.


boyle buyurdum
(16.12.20)
@roket seni anlamaya çalışarak okuyorum yazdıklarını, sorun yok yani.

yalnız şunu sormak istiyorum, bir tane hayatimiz var ve bunu yasiyoruz ya hani, ben neden 3 kagitci biriyle iş için bile olsa ilişki kurmak zorundayim? onların yaptığı alenen yanlis iken benim "dogru olan icin" gemileri yakmayi düşünmem neden sorun olsun?

hayatina odaklanman lazim diyorsun, is yerinde benim hayatimin 3'te 2'si geciyor? nasil olacak?


boyle buyurdum
(16.12.20)
Birine yüklenecekseniz, sinir olacaksanız evli olan adama sinir olun. Birine sadakat sözü vermiş olan taraf efendi dediğiniz kız değil, evli olan adam. Kız belki gerçekten de düzgün biri olabilir sonuçta. Nereden bileceksiniz? Evli adam ayartmasaymış, yoldan çıkmasaymış kızı di mi ama?

Ayrıca ikisi de yetişkin insanlar, sizi alakadar eden bir durum yok ortada.


inawen
(16.12.20)
Hiç karışma, senlik bir şey yok.
Sohbetlerinizde iyi bir baba olması gerektiği gibi şeyler söylemenize de hiç ama hiç gerek yok. Evlenmiş barklanmış, çoluk çocuk sahibi olmuş bir insan bu saatten sonra yaptığı/yapacağı şeylerin sonuçlarını öngörüyordur heralde.


battal gemalmaz
(16.12.20)
@boylebuyurdum
Maalesef anlatarak olmuyor bu işler yaşayarak oluyor


kisa
(16.12.20)
@inawen ikisi de suçlu. kadın erkek diye ayırmıyorum. suçu yarıştırmayız bence, sen de ayırma.


boyle buyurdum
(16.12.20)
Teyzemin aldatıldığı bilen akrabalar, kendi kardeşleri bunu ona söylemedi. Sonuç teyzem 2 çocukla ortada kaldı. Hepsine de kin kusar. Vaktinde öğrenseydi ayrılırdı. Adamın karısına iyilik yap bence. Kadına yazık.


gelmeistemem
(16.12.20)
Kızda gözünüz mü var?


elorelia
(16.12.20)
oyokbuyoknevar +1


cilekli pasta
(16.12.20)
kisa+1

ayrıca sizi hiç ilgilendirmiyor. ne alaka yani?


jimjim
(16.12.20)
@jrr çünkü ben öğrendikten sonra durumu normallestirmek zorunda kalacagiz. iliskileri surmesine ve benim durumlarini biliyor olmama ragmen her ne yaşıyorlarsa yaşamaya devam edecekler ve ben tepkimi gostermedigimle kalacagim. öte yandan tepkimi gosterirsem ikisinin de işinden olma ihtimali var cunku burasi bir aile sirketi ve patronlarimiz ikimizin de akrabasi.


boyle buyurdum
(16.12.20)
@jrr haklısın. sen ve @oyokbuyoknevar asagi yukari ayni seyi soylediniz. bu bana mantikli geliyor.

soylemesini saglayacagim, sonra ikisine de konuyu bildigimi ve karaktersiz olduklarini soyleyecegim. sonrasında işimi yapmaya dev edeceğim.

sanirim boyle. sabah bir daha dusunecegim.


boyle buyurdum
(16.12.20)
yorumum silinmeden önce belirtmek isterim ki asla bir polemik, ikili tartışma yaratma niyetinde değilim. biraz da komikli bi dille yazmak için şöyle diyorum;

sana ne be:D

ayrıca "oturdum içiyorum" lar, "kanıma dokunuyor"lar falan çok tehlikeli kardeş. bu kısmında şaka yapmıyorum, ciddiyim. bence bizi sarmalayan ve farkında olmadan zehirlendiğimiz toplumsal değer yargıları falan hepimizi mağdur ediyor şu an size de yaptığı gibi. ama doğrusu kesinlikle bu değil.
ortada sizi ilgilendiren bişey yok. anneniz, kardeşiniz, akrabanız falan da olsa yine ilgilendirmez.
insanlar tek başlarına kararlarını alır ve uygularlar. yanlış yapma özgürlükleri de vardır.

buradan sonra sizi tenzih ederek yazıyorum;
bunun sonu şuna benziyor; "yolda ban yan baktı, kanıma dokundu." "domuşta şort giydi, çok rahatsız oldum" vs vs tehlikenin farkına varın diye yazıyorum. patetik bi durum yani.

ayrıca bu konu hakkında böyle düşünmeniz ve hassasiyet göstermeniz falan sizi çok doğru bir insan yapmıyor. olay bu değil yani.

karakter olarak hoşunuza gitmiyorsa arkadaşlarınız muhabbeti kesin, devam edin. zaten insanları değiştiremezsiniz de nafile bi çaba ama sizinkisi bu da değil. değiştirmekten öte sizin gibi düşünsün/olsun istiyorsunuz. kötü ve saçma olan tarafı bu.

ezcümle: yüzünüzü yıkayın, bi çay demleyin.devam edin.

sevgiler.


rewlack
(16.12.20)
@rewlack "oturdum iciyorumlar ve kanima dokunuyorlar" gercekten tehlikeli. umarim tecrube etmek zorunda kalmazsin.

toplumsal deger yargilarinin falan umrunda oldugu biri degilim. dinim ve milliyetim yoktur mesela. ama "söz" benim icin degerlidir. kendisiyle bu iliski hakkinda direkt degil de orneklemeler uzerinden konusurken farz-i misal "karının haberi olabilir mi?" dedim, "olmaz, olursa da hoşuna gitmez boyle birsey" dedi. "benim icin konu kapanmistir, karisinin hakkina giren benim de hakkima girer, o kisiye guvenilmez" dedim ve konuyu kapattim.

yobaz degilim, hassasim.


boyle buyurdum
(16.12.20)
roket adam +1
inawen +1
ve elo +1

sizi ilgilendirmez.
kendi hayatınıza bakın.
söz sizin için değerliyse, söz verdiklerinize karşı sadık olun.
insanların iç dünyalarını, hayatlarını bilemezsiniz.
iyi insan, kötü insan diye siyah beyaz bir ayrım yok hayatta ve dünyada.

bu sadece hassaslıktan kaynaklanan bir tepki değil, hassasiyet böyle bir şey değil çünkü.
benim anladığım, sizin bu kızda gözünüz varmış.
şimdi evli bir erkekle olduğu için gözünüzden düşmüş, sadece "bir kere verirse alırım, ilişki yaşamam" diyorsunuz ama durum biraz içinize oturmuş gibi.
bundan dolayı öfkeli gibisiniz.

yoksa şöyle bir durumda adama babalığı konusunda akıl verirken, kız için "düzgün biriymiş gibi rol yapması" falan demenizi başka bir şey açıklamıyor bence.


blatta hiberna
(16.12.20)
kendini erdemli sanan insanların düştüğü "e ama benim erdemli olmam bi işe yaramıyor" aydınlınmasına erişmişsin, tebrikler. ikinci adım olarak erdemli olmayanları kınama aşamasındasın. işin içine erdemli olmayanın seçilmesi de girince buhranlara düşmüşsün. hayatı biraz daha tanıyıp insan olmanın siyah ve beyazdan ibaret olmadığını, kimsenin kimseden üstün olmadığını, erdemli ya da senin deyiminle "hassas" olmanın kişini kendiyle kendi arasındaki bir konudan ibaret olduğunu anlama aşamalarına geçtiğinde dünya senin için daha kolay yaşanabilir bir hal alacak.


Jux
(16.12.20)
@blatta

burası bir aile şirketi ve gün içinde rol yapıp herkesi aptal yerine koyan bir kadın ve bi erkek var ve sizin soyleyebileceginiz tek sey benim kizda gozumun olmasi mi?

bi kere "takilirim" diyebilen biri gözünün olduğunu da hayli hayli söyler.

çocuklu babalarla yatip kalkan biriyle beraber olacak mide olsa bende, gelip burda bu duyuruyu acacak kadar hassas olamam.

son olarak beni bal gibi ilgilendirir. evlerine atesler salacagim ;)


boyle buyurdum
(17.12.20)
eleman konuyu acacak gibi oluyorsa birak acsin, hadiseyi dinle, kendi fikrini soyle bundan sonrasini siz bilirsiniz de ve olay senden ciksin. ozellikle arada cocuk var ise bulasma, kendileri cozsunler.


cooperr
(17.12.20)
Kadın tam olarak hangi konuda rol yapıyor? Kadın bekar demişsiniz, istediği kişi ile beraber olur. Kime hesap verecek. Birine söz mü vermiş, sadakat yemini mi etmiş? Rol bunun neresinde? Rol yapan biri varsa o da sizin akrabanız. Söz veren o, tutmayan o. Bu kısım bile kimseyi ilgilendirmez eşi ile kendisinden başka.
Hem nereden biliyorsunuz size eşim duyarsa hoşuna gitmez dediğinde doğru söylediğini? Belki utandı söyleyemedi ama böyle bir fantezileri var.
Burada en büyük rolü siz yapıyorsunuz bence. Rolün adı da, kraldan çok kralcılık.

Hassas olduğunuz konusunda çok ısrarcısınız ama hassasiyet böyle bir şey değil, isterseniz o konuyu bir daha düşünün.
Ayrıca blatta+1


irene
(17.12.20)
not olarak ekleyeyim,
gayet de açık ilişkiye geçmiş bir çift arkadaşım var. sonra birbirlerine anlatıyorlar şöyle yaptık böyle yaptık diye.
herkesin yargısı kendine


kisa
(17.12.20)
@kisa @irene acik iliskiye karsi degilim. buradaki durumu anlamadiniz sanirim.


boyle buyurdum
(17.12.20)
açık ilişki örnekti
demek istediğim şu, bilemezsiniz, sizi de ilgilendirmez. kanınıza da dokunmasın.


kisa
(17.12.20)
@kisa hepinizin cevabi ayni olcude degerli benim icin. buraya herkes beni onaylasin diye yazmadim zaten. tesekkur ederim.


boyle buyurdum
(17.12.20)
Seni ilgilendirecek bir durum yok üstad. Tamam ahlak ve etik olarak iğrenç bir durum ama yapacak birşey yok. Karışmakta tehlikeli, yarın öbür gün belası seni bulur işinden olursun.

Çok istiyorsan fake bi hesaptan adamın karısına ulaş kanıtlarıyla yapıştır.


Olayı fazla içselleştirmeniz dışında bir sorun yok bence. Evet, böyle bir ilişki içindeler ise yanlış yapıyorlar ama bu sadece onları bağlar. iş ortamında bunu yansıtmadıkları sürece kimseyi ilgilendirmez diye düşünüyorum. Bazen her şeyi bilmek iyi değildir sonra böyle düşündükçe düşünürsünüz. Ne gerek var ki? Hayat zaten yeterince çetrefilli iken bir de başka insanların yanlışlarını, hatalarını, eksikliklerini mi düşünüp dert edineceğiz. Kim bilir daha nelerle karşılaşacağız, olmaz dediğimiz şeyler olacak, o bunu yapmaz dediğimiz insanlar neler yapacak. Tüm bunlar duygusal ve mental olarak ağır bir yük olsa da bir yerden sonra bu tarz durumlara karşı baş edebilme mekanizması geliştirmemiz gerekiyor ki bu denli etkilenmeyelim.

Unutmayın, "Dünya hassas kalpler için bir cehennemdir."
Hayat kısa, bırakın herkes ne yaparsa yapsın, sizden ve hayatınızdan daha önemli hiçbir şey yok.


obsesif kadin
(17.12.20)
@obsesif güzel, mantıklı cümleler. söylediklerinizi dikkate alacağım.


boyle buyurdum
(17.12.20)
kanka sanane ?

niye kanına dokunuyor? niye içiyorsun? anlamadıgım bir yer mi oldu acaba diye düşünüyorum şu an :)

seni niye aptal yerine koysunlar :D niye kendini bu kadar merkeze aldın?

çok acaip bir duyuru bu bence

edit: bir alttaki nuisance cevabını okudum ve hak verdim. kızdan baya hoşlanıyorsun yoksa neden zoruna gitsin. taşlar yerine oturdu şimdi :)


dafuq
(18.12.20)
ted mosby değilsen bir şey yapma.

ayrıca o kızda gönlün var bu net.


nuisance
(18.12.20)
merhaba. şu yazdığınız çok önemli

"ben neden 3 kagitci biriyle iş için bile olsa ilişki kurmak zorundayim? onların yaptığı alenen yanlis iken benim "dogru olan icin" gemileri yakmayi düşünmem neden sorun olsun?"

yaşınızı bilmiyorum, samimiyetle yazıyorum ki hep öyle yazarım; düşünceleriniz çok çocukça ve faşistçe. peki ne yapmalı?
inceleyin, düşünün, kendinize "kendiniz için" sonuçlar çıkartın. kapanış.


r evolution
(18.12.20)
Yillar önce yakindan tanidigim iki arkadasim ayni senin anlattigin durumdaydi (hatta benim araciligimla tanismislardi). Birbirlerine asik olmuslar ve beraber olmaya karar vermisler. Ilk basta bir kac ay eslerinden ve diger herkesten gizli tutmuslar. Aldatmanin en alasi yasanmis yani. Sonradan 1 sene icinde iki taraf da esinden bosandi. Arada cocuklar falan da vardi. Ben kesinlikle müdahil olmadim, yorum bile yapmadim. Simdi yillardir beraberler, 3. cocuklari yeni dogdu, son derece mutlu bir aileleri var. Ayrildiklari esleri de hayatlarina devam etti, baska insanlarla beraberler. Ikisi de hala cok yakin arkadasim. O yüzden sen de sal artik, insanlar kendi hayatlarina kendileri karar versin, kesinlikle müdahil olma.


catgroove
(18.12.20)
(4)

Anneye doğum günü hediyesi ne alınır?

Annem 70 yaşına basıyor. Ne alayım? Bir şey bulamıyorum. Kendisi öğretmen emeklisi ve tek başına yaşıyor.
Annem 70 yaşına basıyor. Ne alayım? Bir şey bulamıyorum.

Kendisi öğretmen emeklisi ve tek başına yaşıyor.
habarbey
(15.12.20)
Kendisine sormak istemiyorum bu sefer, genelde öyle yapıyoruz ancak uzağız bu sene. Doğum günlerimiz ardışık günlerde, kolaylık sağlıyor idi bu, beraber alışverişe çıkıyorduk.


habarbey
(15.12.20)
Pantolonyn üstüne giymelik bir tunik veya şöyle çok kaliteli bir kumaştan panço gibi şal gibi bişey alabilirsin.


1bir1bir1
(15.12.20)
öncelikle tebrikler : ) iyiki doğmuş.
evle ilgili veya ortak kullanıma yönelik (mutfak gereçleri vs) bir hediye almayın.

bir hobisi varsa ona yönelik setler alabilirsiniz. örneğin resim yapıyorsa artık yeni nesil öyle güzel setler oluyor ki hiç bilemeyene öğretir. ne bileyim biraz çiçek tohumu, saksı vs ev içi bitki yetiştirme kiti olabilir. bunlar gibi yani.

kitap, ciltli karikatür kitapları, eskiden ntv yayınlarıın bastığı biraz renkli, biraz ilginç içerikli, gündelik kitaplar olabilir. veya sevdiği yazarlardan yürüyebilirsiniz.

güzel parfüm (boynerde yılbaşı indirimi var)

zevkine göre güzel kazak (vejateryan değilse merino, yün vs mesela benetton'dan falan) havalı (kürk görünümlü) yelek, palto falan.. yaştan bağımsız kadınlar bayılır böyle şeylere.

çok rahat bir çift ayakkabı. skechers falan gibi ya da aşırı ortapedik ama aynı zamanda şık ayakkabılar.

ipek eşarplar, fularlar.

ev içi panduflar (tabanı beyaz olsun. siyah plastik yerlerde iz bırakıyor. anneler buna sinir olur)

not: sağlık sorunu yoksa hediye paketinin içine ayrıca kaliteli çikolata nebilim badem ezmesi falan veya şemsiye çikolata (nostalji olur) gibi küçük şeyler ekleyin.


jimjim
(15.12.20)
Genellikle ev eşyası önerilmez ama evi de uygunsa robot süpürge alın, hayatını kolaylaştırın. Ek olarak da yukarıdaki şal, eşarp, panço gibi önerilerden kişisel bir şey alırsınız, mis.


kobuzchu kiz
(15.12.20)
(3)

Lazer Epilasyon

Sakalüstü dediğimiz elmacık kemiği bölgesinde kanser gibi çıkan kıllara epilasyon yaptıran var mı? Tavsiye eder misiniz?Tüyleri tetiklediğini ve lazerden sonra daha çok kıllanma yaptığı ile ilgili şikayetler okudum ama ne kadar doğru emin olamıyorum.
Sakalüstü dediğimiz elmacık kemiği bölgesinde kanser gibi çıkan kıllara epilasyon yaptıran var mı?
Tavsiye eder misiniz?
Tüyleri tetiklediğini ve lazerden sonra daha çok kıllanma yaptığı ile ilgili şikayetler okudum ama ne kadar doğru emin olamıyorum.
pinkman1
(15.12.20)
valla ben 6-7 seans gittim. önce azaldı sonra eski haline döndü hep. yüz en zor bölge sanırsam


jelly bear
(15.12.20)
yazmaktan gına geldi ama yine yazacağım ; alexandrite lazerde ısrar edin, iğneli yaptırmayın sakın.
max 8 seansta kalıcı bir sonuç alırsınız.

ayrıca merdiven altı lazercilere yem olmayın.


jimjim
(15.12.20)
ben 2 senedir gidiyorum, lazersiz zamanlara göre çok azaldı ama yaptırmayınca eski haline geliyor yavaş yavaş.


Tochinoshin
(15.12.20)
(6)

Öğretim görevlileri okulda mı evde mi?

Üniversitede öğrenciler gitmiyor ok ama öğretim görevlileri?
Üniversitede öğrenciler gitmiyor ok ama öğretim görevlileri?
trgydl
(15.12.20)
keyiflerine göre gidiyorlar. mesela danışman hocam evden çalışamadığı günler okula gittiğini söylemişti.


okulların keyfine göre.
bazı okullar dönüşümlü de olsa kampüse gitmeye mecbur bırakıyor, bazıları tamamen evde çalışma şeklinde.
ağır şekilde covid geçiren birini biliyorum okul: istanbul bilgi.


jimjim
(15.12.20)
Okulların keyfine göre.
Hocalarına "gelip online dersi burada odalarınızdan yapacaksınız" diyen üniversite bile var.
Kantinleri, otomatları, çay makinelerini, klimaları kapatıp "yani çok istiyorsanız gelin ama bizce gelmeyin" diyen üniversite de var.


kobuzchu kiz
(15.12.20)
Özelde çalışan doktora öğrencisi arkadaşım hiç gitmiyor, ancak gelmesini gerektiren bir şey olursa.


sanguine
(15.12.20)
Hem evden çalışıyorlar hem de okula gidiyorlar.


Bizde nöbet sistemi var. Ay başında çizelgeyi istiyorlar. Haftada bir gün gidiyoruz. Diğer günler evden.


evrim halkasi
(15.12.20)
(6)

Nereden kitap isteğinde bulunulabilir?

Öncelikle merhaba. Bir devlet üniversitesinde ikinci sınıfta okuyan bir öğrenciyim. Gelecekte, Türkiye'de henüz neredeyse oluşmamış bilimsel bir alanda çalışmalar yapmak istiyorum. Bunun için her gün akademik kitaplar okuyup notlar çıkarıyorum (kitapları .pdf ve .epub şeklinde buluyorum, bulamadığım
Öncelikle merhaba. Bir devlet üniversitesinde ikinci sınıfta okuyan bir öğrenciyim. Gelecekte, Türkiye'de henüz neredeyse oluşmamış bilimsel bir alanda çalışmalar yapmak istiyorum. Bunun için her gün akademik kitaplar okuyup notlar çıkarıyorum (kitapları .pdf ve .epub şeklinde buluyorum, bulamadığım birçok kitap oluyor). Kredi veya burs almıyorum. Dolayısıyla ihtiyacım olan yüzlerce kitaba erişemiyorum (kütüphanelerde de yok).

Maddi durumumu, gelecekte yapmak istediklerimi ve şimdiki halimi doğru bir şekilde anlattığım takdirde sizce kitap bağışlamak isteyen insan/kurumlar olacak mıdır? Bir tavsiyeniz var mı "şurada paylaş" şeklinde? Teşekkür ederim.
anladespina
(14.12.20)
Facebook'ta epub paylaşım grupları oluyor, aynen bu şekilde yazarsanız yardımcı olmaya çalışırlar.


msb
(14.12.20)
libgen
e-bok
sci-hub

Ingilizce için bu kaynaklarda bulunamayacak çok az kitap vardır.


libgen
tubitak kitap destek bursları oluyor.
okulunuz kadrolu hocalarının kütüphaneden online veya hard copy kitap talep etme hakları oluyor. hocalara durumu açıklayıp onlardan rica edin, sadece talepte bulunacaklar sonuçta seve seve yapmaları lazım.
ayrıca başka okulların kütüphanelerini, veri tabanlarını tarayıp oralarda erişim bulursanız o okulların hocalarına da yazabilirsiniz. pdf olarak falan paylaşırlar.


jimjim
(14.12.20)
Türkiye’nin Dijital Kütüphaneleri
www.dtarih.com


ankarakecisi
(14.12.20)
Üniversite kütüphanenizde aradığınız kitaplar yoksa, olan kütüphanelerden getirtme şansınız olabilir. ILL (interlibrary loan) (Kütüphaneler arası ödünç yayın / belge sağlama hizmeti) deniliyor.


cosmicstring
(14.12.20)
kütüphane uyarır muhtemelen ama aklınızda bulunsun, başka kütüphanelerden getirteceğiniz kitaplar için kargo ücretini sizden isteyebilirler. ücreti tam hatırlamamakla birlikte geliş gidiş toplamda 10 lira gibi bir şey ödemiştim.


curious mind
(14.12.20)
(2)

TÜBİTAK Sosyal bilimler yüksek lisans bursu

Sosyal bilimler bursunu yakın zamanda kazanan oldu mu? Sitede sınırlı bilgi var, kaç kişiye veriliyor, kaç puanla kapattı ve bölümlere göre ayrı ayrı verme durumu ilk dönem oldu mu? Bilgisi olanlardan cevap bekliyorum..
Sosyal bilimler bursunu yakın zamanda kazanan oldu mu? Sitede sınırlı bilgi var, kaç kişiye veriliyor, kaç puanla kapattı ve bölümlere göre ayrı ayrı verme durumu ilk dönem oldu mu? Bilgisi olanlardan cevap bekliyorum..
agnostikwasp
(14.12.20)
sosyal bilimler bursu nedir? "sosyal bilimlere geçiş" bursu mu?
yl. mı doktora mı?

bu bursların hiç bir zaman kaç puanla kapattığı veya güncel kontenjanı açıklanmıyor.
fikir versin diye söylüyorum 2019da 92-93 civarı bir ortalamayla aldım. genellikle duyduğum da 90 civarı puanlar. 80 duymadım mesela.


jimjim
(14.12.20)
Evet sosyal bilimlere geçiş bursundan bahsediyorum ve yüksek lisans için soruyorum. Sanırım yakın bir tarihte üniversiteye yerleşme puanı da eklenmiş bu yüzden puanlarda değişim olduğunu tahmin ediyorum.


agnostikwasp
(14.12.20)
(5)

yurtdışındayken yeşil pasaport hakkı süresinin dolması?

24 yaşımdayım, pederden dolayı yeşil pasaport hakkım var. yurtdışına eğitim için gidiyorum. yeşilin hakkı 25 dolana kadar bildiğim kadarıyla, ben oradayken 25 yaşımı da doldurmuş olacam. mevcutta pasaportum yok, yeşil hakkımı kullansam mı, yoksa uğraşmaya değmez gidip bordo alıp kafan rahat ederek k
24 yaşımdayım, pederden dolayı yeşil pasaport hakkım var. yurtdışına eğitim için gidiyorum. yeşilin hakkı 25 dolana kadar bildiğim kadarıyla, ben oradayken 25 yaşımı da doldurmuş olacam.

mevcutta pasaportum yok, yeşil hakkımı kullansam mı, yoksa uğraşmaya değmez gidip bordo alıp kafan rahat ederek kullan mı dersiniz?

not : gideceğim ülke ingiltere. yeşili isteme sebebim, avrupa ülkelerine gezmeye gittiğimde vize vs uğraşmamak.
avatar is back
(14.12.20)
bence girişte bir problem yaşayabilirsiniz. 1 sene kalmış pasaportun bitmesine ve siz uzun süreli gideceğinizi söylüyorsunuz. gümrük memuru için baya kuşkulu bir durum.

normal pasaporta geçip, vizenizi alın bence kafanız rahat olsun.


elektr10
(14.12.20)
Zaten yeşil pasaportta 3 aylık vize var sadece. Bunu bilmeyen bir arkadaş erasmusa gidip 3 ay sonra türkiyeye dönüp vize almak zorunda kalmıştı.ben de yeşil pasaportum olmasına rağmen vize aldım 3 aydan daha uzun süre kalacağım için.


orada kalacağınızı düşündüğünüz/belirttiğiniz süre kadar pasaportunuzun olması önemli. nasıl olsa eğitim için gidiyorsunuz, size her türlü vize verecekler, alın normal bir pasaport, alın vizenizi kurtulun.


co2s2
(14.12.20)
girişte problem yaşayacağını dusunmuyorum. ingiltereye zaten ayrıca vizeyle gidiyorsun. kalan pasaport suresi problem olacaksa bunu vize alırken belirtirler ve pasaportunu kabul etmezler.

yeşil pasaport ile vizesiz şekilde avrupa ülkelerinde geçirebileceğin süre 6 ay içinde 3 ay diye biliyorum. ingilterede oldugun sure bu sureden sayılmayacak. zaten 6 ayın 3 ayı gezemezsin. bence yeşille git. bittiginde konsolosluktan değiştirirsin.


yeşil pasaport turistik girişler içindir.
öğrenci olarak gideceğin için yeşil pasaportun da olsa vize alacaksın.
dolayısıyla zaten pasaport sürenden daha uzun vize veremeyeceklerine göre senden yeni pasaport getirmeni isteyecekler.
tercih sana kalmış olmayacak yani.


jimjim
(14.12.20)
(4)

Kanada ve Avrupa turistik gezi

Ne zaman normale doner bu isler? Onumuzdeki sene icinde heveslenmeyelim mi?
Ne zaman normale doner bu isler? Onumuzdeki sene icinde heveslenmeyelim mi?
2oda1salon
(14.12.20)
2021 sonunu bulur.


roket adam
(14.12.20)
euro bu kadarken çok pahalıya gelir. ben en son çıktığımda sterlin 6.20 euro 5 ti. 2018 de.


mikahakkinen
(14.12.20)
2021 son çeyrek, o da iyi ihtimalle.
bu kış planlandığı gider, ekstra bir kriz çıkmazsa.


jimjim
(14.12.20)
avrupayi bitirmeden kanada'ya gelme, hem daha hesapli olur..


cooperr
(16.12.20)
(1)

Bilimsel Hazırlık Öğrencileri Eğitim Aflarından Yararlanabiliyor mu?

Merhaba, sözgelimi yüksek lisans bilimsel hazırlık öğrencisiyiz. Derste başarısız olduk ve bilimsel hazırlığı geçemedik. İlişiğimiz kesiliyor. Peki af gelince tekrar dönebiliyor muyuz? Yoksa hazırlık dışındaki öğrenciler için mi geçerli oluyor?
Merhaba, sözgelimi yüksek lisans bilimsel hazırlık öğrencisiyiz. Derste başarısız olduk ve bilimsel hazırlığı geçemedik. İlişiğimiz kesiliyor. Peki af gelince tekrar dönebiliyor muyuz? Yoksa hazırlık dışındaki öğrenciler için mi geçerli oluyor?
iddaaci
(13.12.20)
her okulun yönetmeliği farklıdır bu konuda.
açıp bakmak gerekiyor. tek bir genel kural olmayabilir.


jimjim
(13.12.20)
(14)

bir insanın şişman olması

bunun için "hastalığı olabilir durun hemen yargılamayın." deniyor da ne ki bu hastalık? harcadığın enerji, aldığından azsa kilo almaz mısın? hastalık nasıl etkiliyor termodinamiğin birinci yasasını?
bunun için "hastalığı olabilir durun hemen yargılamayın." deniyor da ne ki bu hastalık? harcadığın enerji, aldığından azsa kilo almaz mısın? hastalık nasıl etkiliyor termodinamiğin birinci yasasını?
Tochinoshin
(13.12.20)
insülin direnci
yeme bozukluğu (bağımlılığı)


deartheodosia
(13.12.20)
@dearth yazdıklarının tedavisi yok mu?


Tochinoshin
(13.12.20)
Harcadığın enerji ihtiyacın olan enerji rölatif bir birimdir kesin doğruluğu yoktur, sen a b c değerlerine göre 3000 kalorilik bir diyet uygularsın ama tiroidlerin bozuksa bazal metabolizman yavaş çalışır sen 3000 kaloriye ihtiyaç duyduğunu zannedip ona göre beslenirken gerçekte 2000 kalorilik bir ihtiyacın olduğunu bilmezsen kilo alırsın. Temeli bu tip bazal metabolizma hızına etki eden sorunlar.


angelus
(13.12.20)
@angelus onu bir süre sonra anlayıp, yemeyi azaltıp kilo veremiyorlar mı? yazdıkların spor yapmaya da engel değil, spor neden yapmıyorlar da hastalığın arkasına sığınıp aynı kiloda kalıyorlar veya kilo almaya devam ediyorlar?


Tochinoshin
(13.12.20)
Hormonal dengesizlikler ve genetik de etkili vücut tipinde. Bazı ilaçlar da iştah açıcı ya da ödem yapıcı etkide olabiliyor. Ayrıca geçmişte hem insülin direnci hem yeme bozukluğu olan bir insan olarak söylüyorum ikisinin de net tedavileri yok. Deneme yanılma yöntemiyle, çoğunlukla psikolojik tedavi gerektiren bir şey beslenme bozukluğundan iyileşmek. İnsülin direncim için tedavi bile önermedi kimse bana, sağlıklı beslen deyip gönderdiler. :D Sağlık sistemimiz ne konuda mükemmel ki şişmanlığa sebep olacak hastalıkları iyileştirmede mükemmel olsun?

Bir de ben "Hastalığı olabilir hemen yargılamayın." demeyi de yanlış buluyorum. Hastalığı olmayan, sadece yemek yemeyi sevdiği için şişman olan insanları yargılama hakkımız olduğu yanılgısı oluşturuyor. :) İsteyen istediği gibi görünür valla. Bir insan çıkıp yemek yemeyi zayıf görünmekten daha çok seviyorum derse bu konuda ne diyebiliriz ki?


love my way
(13.12.20)
Bunu aslında hayat siyah beyazmis gibi algilamamaniz için diyorlar.

Şişman diye neyini yargılayacaksiniz ki?


kisa
(13.12.20)
eklem hastalıkları harekete yani yeterli enerji harcamasına engel olabilir.
benzer biçimde iç organlarla ilgili rahatsızlıklar da metabolizma yavaşlığına, ve yeterli enerji harcamasına engel olabilir.
bağımlılıklar fizyolojik rahatsızlıklar kadar ciddi rahatsızlıklardır. bunlar da engel olabilir. "psikolojik, psikolojik.. kafaya takmiicaan"la olmuyor. mesela bi major depresyon hastasına veya okb'Liye veya konudan uzak olacak ama bi şizforene gidip, "psikolojik, geçer , tedavi ol kurtul" diyemiyorsak yeme bozukluğu olanlara da diyemiyoruz.


jimjim
(13.12.20)
Spor yaparak kilo veremezsin kilo alıp verme işi beslenme düzeniyle olan bir şey, spor yaparak kilo vermek temelde birbiriyle pek ilgisi olmayan bir konu. Ayrıca hipotiroidi rahatsızlığı olan birine nasıl spor yaptıracaksın o da ayrı bir konu. Onun dışında hormon üretme sistemin bozulmuşsa "ben şu kadar hormon salgılıyorum o yüzden şu kadar kalori alayım" diyemezsin onu belirleyen bir teknoloji henüz yok fakat bunları cidden anlayabilmek için insan metabolizmasının özellikle kimyasal işlerin nasıl çalıştığını çok iyi anlamak gerekir.


angelus
(13.12.20)
Bu arada şimdi aklıma geldi, ya depresyon? Beyin kimyası yataktan çıkıp duş alamayacak kadar bozulmuş insanlar spor yapıp sağlıklı da beslenemiyor haliyle.


love my way
(13.12.20)
Bir insan hiçbir bedensel sorunu olmasa da tamamen irade dışı bir şekilde şişman olabilir. Genlerindeki bir kodun çalışması buna sebep olabilir, epigenetik sebepler buna yol açmış olabilir, yaşanan bazı travmalar ona kilo aldırabilir. Her şey olabilir. Bir beden yağ depoluyorsa o bedenin sahibinün yaşadığı en az 1 sorun var demektir.

Doğuda kiloya "gam eti" derler. Gerçekten de gamdan kaynaklanan kilo vardır, çoktur. Tamamen iradi değildir yani bu kilo işi.


1bir1bir1
(13.12.20)
biyolojik rahatsızlıklar dışında direkt olarak yeme bozukluklarından birine sahip olabilir

örn: tıkınırcasına yeme bozukluğu


Coyote
(13.12.20)
Kortizon kullanıyorum şişman olmamak için delicesine çabalıyorum. Aylarca diyetisyene gittim bir gram veremedim.diyeceklerim bu kadar.


İrade ile kontrol edilebilse de bazı ilaçlar insanın iştahını ciddi derecede açıyor. Normalde 35-40 yaşına kadar hep zayıf olan insanlar dahi @suicides'ın dediği gibi kortizon gibi ilaçlar kullanmaya başlayınca inanılmaz kilo alabiliyorlar.


Yeme bozuklukları hastalıktır, bu birincisi. Ve bunları düzeltmek oldukça zordur. Nüksetmesi oldukça kolaydır. Sizin "E neden o zaman spor yapıp diyet yapıp kilo vermiyolar ki çok saçma" deyip durduğunuz durumlarının çoğunu yeme bozuklukları oluşturuyor muhtemelen.

Bir başka şey mesela bağırsak florası olabilir. Bir insana kronik bir bağırsak hastalığı için başka birinden dışkı transferi yapıyorlar, o kişi bir süre sonra kilo almaya ve obeziteye doğru yol alıyor. Meğerse diğer kişi obezmiş. Bağırsak florasının olayı hala tam çözülebilmiş değil. Yemenin psikolojik altyapısı da. O yüzden bu işler öyle kalori altında kaldım, üstüne çıktım gibi basite indirgenebilecek şeyler değil.


inawen
(14.12.20)
(2)

İspanya Okul, Dil Kursu ve 2 ay kafa dinlemelik yer önerisi

Biraz ispanya konuşalım :)turistik değil de daha uzun süreli gidip kalmış olanlara soruyorum. 2 ay kadar bir üniversitede (staj benzeri ama stajdan daha rahat gözlemci gibi düşünelim) bulunmam gerek. tamamen kişisel olarak iyi bir üniv olursa cv'de güzel durur, network olur (network çünkü akademiyle
Biraz ispanya konuşalım :)
turistik değil de daha uzun süreli gidip kalmış olanlara soruyorum.

2 ay kadar bir üniversitede (staj benzeri ama stajdan daha rahat gözlemci gibi düşünelim) bulunmam gerek. tamamen kişisel olarak iyi bir üniv olursa cv'de güzel durur, network olur (network çünkü akademiyle ilişkideyim) kafasındayım ama önceliğim veya tek şartım değil.

biraz ipanyolcam var (A2-B1) gidene kadar çalışırım, oraya da gitmişken bir dil kursuna yazılırım falan bi katkısı olur diyorum. kursun ucuz olması önemli, sadece gitmişken yerinde de pratik yapayım kafasındayım. şehrin lehçesiz olması önemli. (galiçya ve barselona gibi yerleri eliyorum mesela) ama madridde de deniz yok :D

yaz sonu (ağustos-eylül) gibi düşünüyorum. biraz da tatil olsun. havası güzel gastronomisi iyi olsun. ama ekstra bir ödeme almayacağım için çok pahalı bir yer olmasın, aşırı sıkıcı da olmasın diyorum.

siz ne diyorsunuz?
tüm bunları düşünerek nerelere bakmalıyım? ya da benim fikirlerime karşı bi argüman da sunabilirsiniz. ne bileyim "biraz pahalı olsun, katalancayı da boşver barselonaya git çünkü.... " de olabilir.


yukarıda saydıklarım genel kriterler hiçbirinin bi önceliği yok.
jimjim
(13.12.20)
Ben cacares’te yaşamıştım. Üniversitesi iyidir. Ücretlerini bilmiyorum maalesef. Dil kursuna gitmeyi planlaman çok iyi. Hatta aynı anda hem kendi seviyenden hem de üst seviyeden ders alırsan öğrenmen daha hızlı olacaktır. Dışarda da sürekli pratik yapacağın inanılmaz sıcak kanlı insanlar var zaten. Cacares’te öğrenci de çok o yüzden ortamı fln güzel. Ve kiraları da uygun bence ama denizi yok. Cacares uymazsa badajoz’u düşünebilirsin hem belki bi lizbon porto da yaparsın ama orada da deniz yok. Belki senin için en uygun yer Cadiz’dir. Malaga’da güzel alternatif hatta türk üni hocası da var. Kuzey taraflar hariç diğer bölgeleri öneriyorum.( oralardan turlar düzenliyorlar tenerife’ye ya da madeira’ya, eğer gelirsen bi çay ikram ederiz)


@hepbiarayisicinde çok teşekkür ederim.
güneyi de aksandan dolayı önermediler : /
madrid etrafındaki daha küçük şehirlere mi baksam bi de? Salamanca gibi.


jimjim
(13.12.20)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler compumaster, dambil, deckard, fader, groove salad, hollowlife, kahvegibi, kibritsuyu, kobuzchu kiz, robin
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.