Giriş
(4)

maradona ile 86 dünya kupası

arjantin'in 86 dünya kupası'ndaki maçlarını izlemeye karar verdim. gruptaki maçlarını izledim. maçlar;arjantin 3-1 güney kore (maradona 3 asist, ikisi frikikten. çok can sıkıcı bir şekilde sürekli tekme yiyor)arjantin 1-1 italya (maradona 1 gol ama onun dışında etkisiz)arjantin 2-0 bulgaristan (1 as
arjantin'in 86 dünya kupası'ndaki maçlarını izlemeye karar verdim. gruptaki maçlarını izledim. maçlar;

arjantin 3-1 güney kore (maradona 3 asist, ikisi frikikten. çok can sıkıcı bir şekilde sürekli tekme yiyor)
arjantin 1-1 italya (maradona 1 gol ama onun dışında etkisiz)
arjantin 2-0 bulgaristan (1 asist, iyi oynuyor)

2. tur maçını da izledim: arjantin 1-0 uruguay (gol veya asist yok ama çok iyi oynuyor ve aslında bir sürü asistini de yiyorlar, çok rahat pozisyonları gole çeviremiyorlar)

ingiltere ile olan çeyrek final maçının da ilk yarısını bitirdim şimdi. birkaç dribbling'i var ama genel olarak dominant bir oyununu göremedim. tanrı'nın eli ile yüz yılın golü ikinci yarıda gelecek.

kafama takılan şu: yani on yıllardır maradona maradona diye ağıtlar yazılan birinin fos çıkmasını beklemiyorum tabii ki, belki biraz abartılmıştır (tek başına dünya şampiyonu yaptığının söylenmesi veya arjantin-italya maçında italyanların arjantini desteklediğinin söylenmesi gibi) ama ben her halükarda daha iyi bir oyun bekliyordum. acaba bir şeyleri yanlış mı değerlendiriyorum?

sonuçta 36 sene öncesinin futbolu, topa vuruşları bile farklı geliyor (kramponlardan mıdır nedir) ama yine de öyle dominant bir oyun göremedim maradona'dan. ben daha dominant bir oyun bekliyordum, bütün topların maradona'ya atılmasını, onun da dribbling yapıp durmasını bekliyordum ama öyle olmadı. yani şimdiye kadar gördüğüm performans "dünyanın en gelmiş geçmiş en iyi futbolcusu"na yakışan bir performans değildi, öyle söyleyeyim. kalan 2,5 maçta hepten coşacak mı ne yapacak?

siz ne düşünüyorsunuz maradona hakkında? maçlarını tam olarak izleyenlere soruyorum özellikle.
ahm1
(6 saat)
Aslında doğru bakış açısıyla bakmak lazım. Izleyip gunumuz futbolunda tum toplarin yildiz futbolcuya ulastirilmasi gibi degildi o gunler. Kaldi ki kendisi sayesinde yildiz oyunculara tekme tokat girismenin onune gecilmistir.

Ben soyle anlatiyorum benim cocuga. Gunumuz top class yildizlarindan birini al , turkiye liginde herhangi bir (4 buyuk haric) orts kademe bir takima transfer et. Sonra o takimi 2 sene sampiyon yapip , avrupada kupa aldirsin.

Bir de gunumuz yildizlari buyuk kuluplerden buyuk kuluplere transfer ediliyorlar, e gittigi takim zaten en kotu liginde 2. Oluyor. Gunumuzde boyle transferler sonunda beklenti samp. Ligi kupasi oluyor.


Tabii hepsinden onemlisi aykiri bir tip olarak bu kadar sevilmesi var.


Filinta61
(4 saat)
bence aykırı bir tip olması gösterilen sevgiyi pek arttırmamıştır. kim birini kokain kullanıyor diye sever?

neyse ne, futbolculuğunu konuşalım, kimse maradona saha dışında şöyle böyle yaptı diye onu dünyanın en büyük futbolcusu demiyor.

soruma cevap bulamadım hala. napoli'yi tek başına mı şampiyon yapmış? maçlarını izleyen var mı? hep kulaktan dolma bilgilerle yaşıyoruz.


ahm1
(4 saat)
Dün amcama sordum harbi top class mıydı diye, öyleydi dedi. Öyleydi derken öyle bir emin söyleydi ki sustum. Sabun gibi defansın arasından kayıp giderdi ekledi.


@put it in your appropriate place:

:)

böyle olmaz ki ama. ben mesela ömrümün kalan yılları (30-40-50 sene) maradona boyunca afaki konuşmamak için -napoli'nin tüm sezonunu izleyecek halim yok- en azından 86 dünya kupası'nı izleyeyim dedim. çünkü maradona deyip duruyoruz ama kimse adamı sahada görmemiş.

yani şimdi bütün olayı amcanın lafı üzerine mi kuralım? :) kaldı ki amcan kulüp maçını izleyebilmiş mi maradona'nın çok şüpheli. kimse yayınlamıyor, bir tek dünya kupası maçlarını izlemiştir o da izlediyse.


ahm1
(2 saat)

chrome'da cihaz silme

bir sebepten ötürü chrome'u bilgisayardan silip tekrar yükledim. tekrar yükleyince yandaki resimdeki şeyler çıkmaya başladı. adres satırına sağ tıklayınca çıkıyor her seferinde.şu anki bilgisayarımı eski bilgisayar olarak kaydetti herhalde (yani onun gibi bir şey işte).daha önce de bunu yaşamıştım,
bir sebepten ötürü chrome'u bilgisayardan silip tekrar yükledim. tekrar yükleyince yandaki resimdeki şeyler çıkmaya başladı. adres satırına sağ tıklayınca çıkıyor her seferinde.

şu anki bilgisayarımı eski bilgisayar olarak kaydetti herhalde (yani onun gibi bir şey işte).

daha önce de bunu yaşamıştım, bir şekilde bulup cihazı silmiştim ama şimdi baktım baktım, bulamadım.

nasıl silebilirim de şu şeyler gözükmesin, bilen var mı?
ahm1
(26.11.20)
(6)

Yemeği ödül olarak görmek

Ezelden beridir zayif bir insanim ama pandemiyle birlikte biraz kilo aldim. Aslinda şu durum uzun zamandir devam ediyor ama son zamanlarda hepten kafama dank etti: canım sıkkın oldugu zamanlarda yemek (daha cok tatli) soyleyip şoyle bir keyif yapayim diye dusunuyorum. Zil calinca mutlu oluyorum. Uzu
Ezelden beridir zayif bir insanim ama pandemiyle birlikte biraz kilo aldim.

Aslinda şu durum uzun zamandir devam ediyor ama son zamanlarda hepten kafama dank etti: canım sıkkın oldugu zamanlarda yemek (daha cok tatli) soyleyip şoyle bir keyif yapayim diye dusunuyorum. Zil calinca mutlu oluyorum.

Uzun zamandir bu donguyu kirmaya ugrasiyorum ama bir turlu olmuyor. Bu donguyu sadece yuzmeye giderken kirabildim. 3 ay tatli yememistim, canim da istemiyordu, cunku kas yapiyordum. Su an spor yapabilmem mumkun degil. Daha fazla kilo almak da istemiyorum. Ama nasil birakacagim tatli ve hamur isini? Oyle basitce "yeme" demekle de olmuyor.

Ayrica yemek siparisi verme hastaligim da var. Saglikli beslenirken bu sefer de saglikli yemeklerin siparisini veriyordum, butceme bayagi katkisi(!) oluyordu.

Nasil olacak nasil bu kotu aliskanliklarimi yenmek?? :(( 2 senedir "yarın bırakıyorum" diyorum ama olmuyor :(
ahm1
(25.11.20)
Ege fitness izleyin. Tasarruf ve sporcu/savaşçı mentalitesini sindirmiş bir arkadaş. Bir iki video itici gelebilir ama kanaatimce dürüst bir kimse. Sayesinde 14 kilo verip hayatımda görmediğim damarlarımı gördüm pandemi döneminde. Şiddetle tavsiye ederim


hsktr
(25.11.20)
Yemegin odul olarak gorulmesi oldukca normal bir durum bence. Deli gibi spor yapan, kendine dikkat edenler bile cheat day olayini uygulayip kendilerini yemekle odullendiriyor bazen.

Yemek siparisi verme olayi da yemek yapmakla ugrasmak istemedigin, kolayina geldigi icindir. Kendimdem biliyorum bazen hatta cogu zaman insanin hic ugrasasi gelmiyor. Ancak madem butceni sarsiyor ve saglikli beslenmeyi dusunuyorsun oturup kendi yemegini kendin yapacaksin o vakit. Yaparken de icerigine dikkat etmeye calisacaksin olay bu.


Ödül olarak görünce bağımlılık oluşuyor. Sağlıklı alternatifler bulup yerine koymak lazım. Ben hepsini bıraktım ama kendi kendime bırakamıyordum diyetisyen yardımıyla oldu biraz. Canım tatlı çekiyor bana tatlı ver diyordum, hurma arasına fıstık ezmesi, tatlı smoothieler veriyordu. Bir süre sonra zaten insan aramıyor ve uzun süre sonra yediğinde içindeki yapay tadı alıyorsunuz.

Canınız bir şey çektiğinde başına fit, diyet, keto yazınca zaten şekersiz hamursuz alternatif tarifler çıkıyor. Yaptıkça bırakırsınız ama yemek yapma alışkanlığından başlayın bence.


jazzabel
(25.11.20)
@jrr tolkien: "Yemegin odul olarak gorulmesi oldukca normal bir durum bence."

ama işte sürekli kendini tatlıyla ödüllendirirsen de obez bir insan olursun. ödüllendirme olayı evrimsel olarak normal ama günümüz şartlarında hiç sağlıklı değil.

ben garip bir şekilde cheat day olayına bile ihtiyaç duymamıştım 3-4 ay boyunca. sadece bir kere bir tane küçük bir tatlı yemiştim çok ısrar üzerine. o dönem ödüllendirilme olayını kaslarım sayesinde hallediyordum.

ama işte birkaç senedir hiçbir spor yapamıyorum, çok kötü oldu.


ahm1
(25.11.20)
Cok güzel sağlıklı tatlı tarifleri var aslında , ben o şekilde kırdım tatlı yeme alışkanlığımı. Şu an diyetisyen eşliğinde sağlıklı beslenmeye çalışıyorum ve ihtiyacım olan tatlıyı da bir şekilde tüketiyorum. Eğer yaparım diyorsanız size alternatif bir kaç tarif yazabilirim özelden.


carmenta
(25.11.20)
Hocam olay odul sikligini ayarlamakla ilgili. Kendini odullendir ancak her gun odullendirme ya da sik sik odullendirme. Haftada bir gun yap, ayda bir gun yap, uc ayda bir gun falan yap. O olayi amacina gore ayarla.

Bir de ne bileyim koaylikla ulasacagin seyin de pek degeri olmaz bence. Verdigin odulun degerinin olmasi icin kendini uzunca sure ondan mahrum etmen gerekir ki odul olarak degeri artsin. Sıklığı ne kadar az olursa değeri de o kadar artar bence.


(9)

Damağımdaki şu şey ne olabilir? (Capsli)

Aksam bir sey yoktu, gece uyku arasinda orada bir sey hissetmeye basladim. Simdi de orada bir sey oldugunu goruyorum. Yatmadan once kuruyemis yemistim ama sonrasinda dislerimi fircaladigim icin yemek kalintisi oldugunu sanmiyorum. O tarafin ust tarafindaki bir disim kirik. Ama henuz problem cikarmiy
Aksam bir sey yoktu, gece uyku arasinda orada bir sey hissetmeye basladim. Simdi de orada bir sey oldugunu goruyorum. Yatmadan once kuruyemis yemistim ama sonrasinda dislerimi fircaladigim icin yemek kalintisi oldugunu sanmiyorum.

O tarafin ust tarafindaki bir disim kirik. Ama henuz problem cikarmiyor diye disciye gitmiyorum. Acaba oradan bir parca mi koptu da oraya yapisti? Ama nasil yapisir ki oraya? Sanki derinin icine gecmis yani o sey he neyse.

Elimle biraz ugrastim ama cikaramadim (sanki degdim ama drgdigim sey o mu ondan da emin degilim). Bir de o taraf cok iceride oldugu icin parmak sokunca oguresim geliyor, o yuzden fazla kurcalayamiyorum.

Cerrahi bir operasyon gerekiyor belki de. Disci cikarsa bile orasi kanayabilir. Kanamayi durdurmak icin oraya bir sey yapabilirler mi?

Şu gunlerde de disciye gitmek istemiyorum. Evde yasli annem var. Ama ne olabilir o merak ettim.
ahm1
(24.11.20)
ağız kokusu var mı?
bademcik taşı gibi geldi. tam anlayamadım, bademciklerin üzerinde mi damakta mı?


kisa
(24.11.20)
tonsilit? sıkınca çıkıyor diye biliyorum ama yanlış bilgi vermiyeyim.


anarsika
(24.11.20)
bademcik taşı mı? tonsilit mi? ilk defa duyuyorum bunları. nasıl sıkmam gerekiyor ki?

@kisa: bilmiyorum ki işte fotodaki yerde. orası bademcik mi, damak mı oluyor, bilmiyorum. ağız kokusu biraz var.

işaretlediğim yer benim solum ama öyle diyeyim.

@la traviata: sağ ol. deneyeceğim.


ahm1
(24.11.20)
youtube a tonsil stone remove yaz bir sürü video çıkıyor, genelde kulak temizleme çubuğu ile alıyolar veya dokununca varsa çıkıyor. tabi insanı öğürten bir reflekse sahip oraları, zor bişey değil videolardan bak ama sen yine de dikkatli ol, olur ya kulak temizleme çubuğuyla dürteyim derken nefes boruna kaşar, yutarsın falan.


killerbee
(24.11.20)
arkadaşlar, çok denedim ama çıkaramadım. kulak pamuğuyla ulaşıyorum oraya, değdiriyorum, bastırıyorum ama çıkmıyor. daha rahat ulaşabilmek için iki kulak pamuğunu birleştirip denedim, yine olmadı. diğer tarafta da bir tane varmış, şimdi gördüm. çok sinir bozucu.

kbb doktoruna gitsem çıkartır mı acaba? kbb doktoruna yürüyerek gidebilirim en azından. dişçiye gitmek istemiyorum.


ahm1
(24.11.20)
Bademcik iltihabı gibi sanki. Birkaç gün içinde yutkunmada zorluğa ve bademcik şişliğiyle beraber ağrıya sebep olabilir. Büyümesine engel olmak için eczaneden iltihap spreyi alın. Ve ağzınızı temiz tutun. Sprey çok önemli. Direk iltiahpın olduğu yere sık. Sirke ile de gargara iyi gelir. Bir de ağız kuru kalmasın sık sık su iç. Geçmiş olsun.
Başka birşey de olabilir tabi söylediklerim bademcik iltihabı için geçerliydi. İki üç güne geçmezse kbbye görünün


bademcik taşı. kulak çubuğu ile olmaz. buna özel çubukler oluyor veya kürdan ile vs kurcalayın. o doku çok hassas olduğu için kanatma riskiniz de var. veya doktora gidin.


sttc
(24.11.20)
KBB ye gidin


kisa
(25.11.20)
(4)

İç eldiven ne demek?

İc eldiven diyor: https://www.decathlon.com.tr/forclaz-20-eldiven-id_8369958.htmlKisin, kar yagarken vs giyilmez mi? 3-8 derece demis gerci ama.
İc eldiven diyor: www.decathlon.com.tr

Kisin, kar yagarken vs giyilmez mi? 3-8 derece demis gerci ama.
ahm1
(23.11.20)
Pek ona hizmet edecek bir urun degil. Daha cok serin havalarda kosarken yada bisiklet surerken kullanilabilir. Bende de var bir tane ve bu dusundugunuz gibi sicak tutmaz. Hatta biraz sert bir havaysa taktiginiz gibi cikarirsiniz. 0 derece ve altindan son ediyorum.

öncelikle burada bana bildiirm gelmiyor. kendinize yanıt yazdığınızda da sayı 2 olunca "yanıt almış" diye düşünülüyor ve yeni yanıt gelmeyebiliyor. şans eseri gördüm ve okudum. klasik kış eldiveni daha sıcak tutar. bu daha çok doktor eldiveninin yırtılmayanından hallice. tam olarak soğuğa yönelik değil. size şöyle anlatabilirim: şu an parktaki salıncağın demirini tutmak isteseniz buz gibidir. bu onu biraz daha serin havalarda tutabilin diye bir eldiven gibi. ama çok sert havada 5 dk bile durmaz elde. deneyimle sabit bunun bir tık kalitelisiyle denedim. segment kış eldiveni olarak geçmediği sürece size beklediğiniz performansı sağlamaz.


baldan kaymak
(23.11.20)
Bende mesela koton'dan aldigim, bildigimiz klasik kış eldiveni var. Bendeki daha mi sicak tutar?


ahm1
(23.11.20)
Rüzgarı ve yağmuru geçirir, kazak giymek gibi düşünün, genelde bir montun, ceketin içine giyersiniz ısıtsın diye. Normal bir örgü eldivenden daha sıcak tutar. Şehir ortamında kullanabilirsiniz.


mikro patlama
(23.11.20)
Normal eldiven gibi sıkı olmuyor bunlar yanlız, bir süre sonra elinin üstünde gevşek gevşek kalıyor. Adı üstünde iç eldiven.


malheiros
(24.11.20)
(3)

Kripto-yahudi?

Kripto-fetocuyu duymustuk ama tam olarak ne demek diye okumamistim hic. Kripto-yahudi de ayni anlama mi geliyor?"Kimligini gizleyen" olarak mi kullaniliyor?
Kripto-fetocuyu duymustuk ama tam olarak ne demek diye okumamistim hic. Kripto-yahudi de ayni anlama mi geliyor?

"Kimligini gizleyen" olarak mi kullaniliyor?
ahm1
(22.11.20)
Portekizliler 1400 lü yıllarda Afrika da sömürge durumdaydılar. Sömüren tacirlerin bir kısmı da Yahudiydi ve köle ticareti yapıyorlardı. fakat kimlikleriyle/etnisiteleri/dinsel kimlikleriyle değil Portekizli olarak anıldılar.
şimdilerde onların heykelleri yıkılıyor filan.


ankarakecisi
(22.11.20)
Aynen, o manada kullanılıyor. Yani gizli x direkt.


Kimlik o derece gizli olur ki bazen müslüman isimleri de kullanırlar.
Türkiye'de sebetaycılar bunlara denk düşer.


Erva
(22.11.20)
(10)

seo hakkında

bir tane site açtım. hobi olarak yaptığımı siteye aktarmaya çalışıyorum. çok bir beklentim yok, aylık bin lira civarı bir gelir getirsin yeter (şimdilik. belki ileride daha fazla isterim).seo olayı çıktı karşıma. biraz bakınca gözüm korktu açıkçası. bir sürü şey söyleniyor, zor vs. gibisinden.seo'yu
bir tane site açtım. hobi olarak yaptığımı siteye aktarmaya çalışıyorum. çok bir beklentim yok, aylık bin lira civarı bir gelir getirsin yeter (şimdilik. belki ileride daha fazla isterim).

seo olayı çıktı karşıma. biraz bakınca gözüm korktu açıkçası. bir sürü şey söyleniyor, zor vs. gibisinden.

seo'yu kendime yeter şekilde öğrenmem gerçekten zor mu? ne kadar zamanımı alır? kaynak önerebilir misiniz?

bir de ben bir yerde (şimdi hatırlamıyorum) sitem ile ilgili olabilecek anahtar kelime aramaları yapmıştım ama bir baktım, neredeyse kimse aratmıyor bu kelimeleri. sadece bazı kelimelerde 1-2 ülke çıkıyor :) yani kimse arayıp da bulmayacak mı acaba benim sitemi? halbuki güzel bir konu olduğunu düşünüyordum.

edit: backlink olayı da var mesela. şimdi ben örneğin reddit'e girip bir konu hakkında bir şey yazdıktan sonra "şuradan ulaşabilirsiniz: link" desem backlink mi oluyor? işe yarar mı? böyle yapayım mı? hangi aşamada spam denip banlar beni google?
ahm1
(21.11.20)
'Aylık bin lira gelsin yeter'

Yüzde 99 ihtimalle aylık 1kyı hiçbir zaman sadece reklam geliriyle kazanamayacaksın. Siteyi kullanarak bir servis ya da ürün satarsan olabilir. Bu cümleden sonrasını okumadım.


mg3929
(21.11.20)
temel seviyede seo işini kendin de çözebilirsin. aşağıdaki siteyi öneririm.

www.seohocasi.com


facebook
(21.11.20)
/konudan bağımsız bir sey sormak istiyorum/ aylık 1k kazanmak mümkün mu? Yani yaygin mi oyle site araciligiyla bu kadar para kazanmak(tabi kisa surede)


optimistbakunin
(21.11.20)
@mg39: internette tonlarca, bir sey satmayan ama inanilmaz emekle icerik uretip koyan siteler var. O zaman onlar da 3-5 kurus bir sey mi kazaniyor?

Sanki girdigimiz butun siteler bir sey satiyor.


ahm1
(21.11.20)
@ahm1 evet. Tonlarca dediğiniz siteler bütün girişimlerin yüzde birinden daha az. Ek olarak, bu siteler bi plan proje sonucu oluşturulmuş ve çoğunlukla bir ekip tarafından yürütülen, maddi yatırımlar da yapılan oluşumlar. Yav bi site yaptım, seo falan bilmeyom ama nasıl olur acaba denerek yapılan sitelerden 1k kazanma ihtimali sıfıra yakın.


mg3929
(21.11.20)
"Ek olarak, bu siteler bi plan proje sonucu oluşturulmuş ve çoğunlukla bir ekip tarafından yürütülen, maddi yatırımlar da yapılan oluşumlar."

Yani bu kadar emek ve para harcanan siteler hicbir sey kazanmiyor? Baska sorum yok.


ahm1
(21.11.20)
hayir abi o sitelerin bir sey kazanma sansi oluyor iste, yatirim - risk ile iyi bir planlamayla bir sansin olabiliyor. bir web sitesini cok cok iyi bir fikirle, cok cok iyi icerikle, tam zamanli bir ekiple calisarak populer ve bir ihtimal kendini dondurecek seviyeye getirebilirsiniz. bu total girisimlerin cok cok ufak bir kisminin basarabilecegi bir seydir. @mg3929 da onu demeye calisiyor. hobin cok ilginc baska hic bir yerde bulunmayan bir sey degilse ve her ay 1-2 milyon kisinin ilgisini cekecek, bu konuda de-facto kaynak olacak bir site yaratmiyorsan "cok beklentim yok" dedigin rakama yaklasamazsin bile. yaklasamazsin derken 6 ayda 3 lira belki kazanmaktan bahsediyorum.

yapamazsin bosver olarak yanlis algilamani istemem. sadece "cok beklentim yok, aylik 1000 lira" diyorsan muhtemelen bu islerin nasil dondugunu hic bilmiyorsun demektir cunku bireysel bir hobi sitesinden ayda 1000 lira getiri baya siradisi bir olaydir. yapilabilir, sen de yapabilirsin, ama bu "cok beklentim yok simdilik, belki gelecekte daha cok da isterim" denebilecek hafiflikte bir hedef degil.

seoya falan da takilma, aslinda temel bir iki en iyi pratik harici gercekte seo diye bir sey yok. her seo yapan ilk sayfaya cikiyorsa ilk sayfanin ne kadar buyuk olmasi gerek dusunebiliyor musun?

milyonlarin ilgisini cekecek, kaliteli ve benzersiz icerik uret, insanlar senin siteni linkledikce seo problemi kendiliginden hallolacaktir. hic kimse de seo optimize ettim deyip senin ustune kalici olarak cikamaz o zaman.


robokot
(21.11.20)
eğer sitenizi wordpress ile yaptıysanız, "yoast seo" eklentisi kullanın.
yazılarınızı hazırlarken bu eklentiyi düzgün kullanırsanız seo ile ilgili ekstra bir şey yapmanıza (bilginiz olmadığını söylediğiniz için) gerek yok bence.

kazanç konusuna gelince,
- niş bir konu olması,
- hakkında çok fazla başka site olmaması,
- ingilizce olması

bu şartları sağlıyorsa güzel bir kazanç elde edebilirsiniz ama 1 yıldan önce pek bir şey beklemeyin.

satış yapmadan kazanç yöntemleri:
- google adsense,
- affilite marketing

Sitenin İngilizce olması bu iki yöntem için de hayati önemi haiz.
Eğer Türkçe ise, yukarda bir arkadaşın dediği gibi 6 ayda 3 lira bile kazanamazsınız.


blokberg
(22.11.20)
evet, site ingilizce. zaten ben de ona güveniyorum. dünyanın dört bir yanındaki herkesin ilgisini çekebilecek bir konu.


ahm1
(22.11.20)
Evet backlink olayı neredeyse anlattığın gibi, hit alan ve google tarafından güvenilen sitelerden sizin sitenize ne kadar gerçek link olursa o kadar iyi olur.

Seo işi aslında sabır isteyen, zamanla gelişen bişey. Kaldı ki aranan içerik çok fazla sitede yoksa zaten google sizi ilk sayfalarda hatta ilk sıralarda çıkaracaktır.

Ayda ortalama 250 bin ziyaretçi, ortalama 500 bin hit ile içeriğe göre günde ortalama 10-15 dolar getiri sağlanabilir.

Adsense olayı çok değişkenli aslında, bazı reklamlarda tık başına 0,05 dolar bile verebilirken bazı reklamlarda 0,50 hatta 1 dolar bile kazandırabilir.

Tam hatırlamamakla birlikte bu sanırım reklam veren ile google arasındaki fiyatlandırma ve anlaşmayla alakalı, bizi ilgilendire kısım değil.

Yani ayda bin lira kazanmak için ortalama 100 bin ziyaretçi lazım, ki bu ciddi bir sayı. Duyuru girişindeki gibi "şimdilik idare eder" bir sayı değil maalesef, bu bahsettiğim ingilizce içerik için geçerli. Türkçe sitelerde tık başına ücret aşırı komik, kuruş kuruş veriyor.


John Bloor
(23.11.20)
(4)

iş bankası internet şubesi / bir dener misiniz?

giriş yapılamıyor.bireysel şubeye tıklıyorum. tc kimlik ile şifreyi giriyorum, sonrasında çıkan ekranda telefona gelen kodu girmemiz gerekiyor ya. o ekranda her şey çıkıyor ama kodu girebileceğimiz kısım çıkmıyor. chrome ile yaptım çıkmadı. problem mi var diye microsoft edge ile de denedim, onunla d
giriş yapılamıyor.

bireysel şubeye tıklıyorum. tc kimlik ile şifreyi giriyorum, sonrasında çıkan ekranda telefona gelen kodu girmemiz gerekiyor ya. o ekranda her şey çıkıyor ama kodu girebileceğimiz kısım çıkmıyor. chrome ile yaptım çıkmadı. problem mi var diye microsoft edge ile de denedim, onunla da çıkmadı.

siz de bir deneyebilir misiniz? geçen gün virüs girmişti bilgisayara, acaba ondan mı diyeceğim ama o da saçma bence.
ahm1
(21.11.20)
girdim simdi sikinti yok


off virüsten mi acaba ya?

o 60 saniyenin sonunu bekledim. 60 saniyenin sonunda "mobil onay kodu gönder" diyor tekrar. ona tıklayınca bu sefer şifre girebileceğim alan çıktı ama niye virüs böyle bir şeye yol açıyor ki.

biraz temizlemiştim virüsü ama hala tehlikede miyim acaba?


ahm1
(21.11.20)
iş bankası sistemi değiştirdi telefon internete bağlı olduğunda direk mobil internet onay kodu geliyor.telefonunun iş bankasındaki uygulamasının gelen mesajlar bölümüne girip onay vermek gerekli.
diğer bankalar da daha basir bu süreç gerçi iş bankasının int bankacılığı da rezalet.


jamswety
(21.11.20)
@jamswety: aa evet ya, telefonumdan "onayla" deyince direkt girdi.

ama ben beğeniyorum iş bankası'nın internet şubesini. neden öyle dediniz ki? :) sizce en iyisi hangisi?


ahm1
(21.11.20)
(2)

Udemy vs. Coursera

Dil kursuna kaydolacagim. Bir yanda udemy, bastan asagi bir dili 40 liraya ogretiyor. Diger yanda coursera, aylik 49 dolar istiyor. Aradaki fiyat farkina deger mi? Coursera'nin sertifikasi sadece katilim sertifikasi mi yoksa sinav falan yapip "tamam, sen b1 oldun, al belgeni" mi diyorlar?Yani sinavs
Dil kursuna kaydolacagim. Bir yanda udemy, bastan asagi bir dili 40 liraya ogretiyor. Diger yanda coursera, aylik 49 dolar istiyor.

Aradaki fiyat farkina deger mi? Coursera'nin sertifikasi sadece katilim sertifikasi mi yoksa sinav falan yapip "tamam, sen b1 oldun, al belgeni" mi diyorlar?

Yani sinavsiz sertifika vermelerinin pek bir esprisi olmaz herhalde. O sadece "kursumuza katilmistir" sertifikasi olur.

Ne dersiniz, hangisinden ogrensem? Pek bilgim yok iki site hakkinda.
ahm1
(08.11.20)
Hocam Udemy'e para vermem vermemde kurslar hiç bana hitap etmiyor. Coursera için financial aid için başvuru yapın ben su sayede öğrenciyken 7 tane sertfika almıştım:)


spacevan
(08.11.20)
Açıkçası amacın sertifikayı gösterip avantaj sağlamaksa ikisinin de pek etkisi olmaz. Illa ikisi arasından seçim yapılacaksa da Coursera önde olur işte ödevler, quizler falan var diye ancak onlarin da çoğunun cevapları internette var.


(1)

Kısa ve ince çorap arıyorum

Ön not: sizlanmalarimi okumak istemiyorsaniz son paragrafa gidebilirsiniz. Decathlon'da artengo marka corabin bir modeli vardi, cok iyiydi. İnce, astarsiz. 13-15 tane almistim ve 2-3 sene boyunca goturduler beni. Cok memnundum. 2 sene once coraplari anlamadigim bir bicimde kalinlastirdilar. Guya day
Ön not: sizlanmalarimi okumak istemiyorsaniz son paragrafa gidebilirsiniz.

Decathlon'da artengo marka corabin bir modeli vardi, cok iyiydi. İnce, astarsiz. 13-15 tane almistim ve 2-3 sene boyunca goturduler beni. Cok memnundum.

2 sene once coraplari anlamadigim bir bicimde kalinlastirdilar. Guya dayaniklastirmak icin ic kisma havlu (diyorlar) eklediler ama eskisi gayet dayanikliydi zaten ve de kimileri ince dese de yazin giyilemeyecek kadar kalinlar. Bir de o havlu kisimlari dokuluyor zaten. Bekledim, yine ince modelini cikarirlar diye ama hic sasmadilar, ince corap uretmediler. Benden baska ince corap talep eden kimse yok mu gercekten cok garip.

Soru: kisa (bilek ustu), ince, astarsiz corap ariyorum (yazlik bu diyeceksiniz ama ben kisin da giyiyorum. Ozellikle evde sadece kisa corap giyiyorum). Decathlon, lc waikiki, koton vs vs. bilindik yerlere baktim zaten. Kimi hic guzel degil, kimi pahali olmasina ragmen dandik (mavi'den uzun corap almistim, birkac ay sonra cope attim). Pazardan, sokaktan da almam. İstanbul'dayim, biri eminonu'nde mi bir yerde corapci var, istedigin kalitede alabilirsin demisti ama bulamadim o mesaji. Nereden alsam, nereye baksam? Geleneksel yontemlerle corap edinemeyecegim belli ki. Bir corap icin dustugum hale bakin.
ahm1
(01.11.20)
belki burada bulabilirsiniz.
www.coraptoptancisi.com


ilkot
(02.11.20)
(2)

Yabancılarla konusabilecegimiz bir uygalama var mı?

Live chat, OK Live gibi olmayan, duzeyli bir uygulama ariyorum.Bir tane ingilizce ogrenme uygulamasi var mesela. Onun chat kismi da var. Pek kimse bilmedigi, yuzlerce kisi dolusmadigi icin oradan istedigine mesaj atip duzeyli bir sekilde konusabiliyorsun ama orasi da hintli, pakistanli dolu. Daha co
Live chat, OK Live gibi olmayan, duzeyli bir uygulama ariyorum.

Bir tane ingilizce ogrenme uygulamasi var mesela. Onun chat kismi da var. Pek kimse bilmedigi, yuzlerce kisi dolusmadigi icin oradan istedigine mesaj atip duzeyli bir sekilde konusabiliyorsun ama orasi da hintli, pakistanli dolu. Daha cok avrupali ariyorum, burada tek tuk var.

Evet durust olalim: amacim bazi kadinlarla duzeyli sohbet etmek. Var midir boyle duzeyli uygulamalar?

Aslinda ayni bahsettigim gibi bir uygulama daha olsa super olur ama.
ahm1
(30.10.20)
Tandem


olaylar olaylar
(30.10.20)
Reddit subreditlerinin chatlerini deneyebilirsiniz belki


the end of time
(30.10.20)
(6)

Muhabbet kuşumuz bize bir şey anlatmaya çalışıyor

Kendisi 4 senedir bizimle ve dişi. Bizden ayrilmazdi, pesimizde olurdu hep ama bir suredir biz de kendisiyle pek ilgilenemiyorduk ve son olarak da garip bir davranisa basladi.Ne zaman "gel" vs desem gagasini, oldugu yerin zeminine surtuyor. 10 kere ust uste gel desem, usanmadan 10 kere gagasini surt
Kendisi 4 senedir bizimle ve dişi. Bizden ayrilmazdi, pesimizde olurdu hep ama bir suredir biz de kendisiyle pek ilgilenemiyorduk ve son olarak da garip bir davranisa basladi.

Ne zaman "gel" vs desem gagasini, oldugu yerin zeminine surtuyor. 10 kere ust uste gel desem, usanmadan 10 kere gagasini surtuyor (yani ben gel diyorum, o surtuyor, ben gel diyorum, o surtuyor seklinde) ve de gelmiyor bana.

Ama kardesim veya babam dediginde ise bir sey yapmiyor ama onlara da gitmiyor. Onlar bir sey soylediginde nadiren gagasini surtuyor.

Acaba bize ne anlatmaya calisiyor olabilir? Cok garip gercekten. Tik gibi bir seyi oldu.
ahm1
(23.10.20)
4 yıldır bakıyorsanız illa ki vardır, ama ben yine de sorayım kalamar kemiği ya da gaga taşı halen mevcut değil mi kafeste?


koskoca kirpi
(23.10.20)
evet, var. tüneklerine de geçirdim hatta.


ahm1
(23.10.20)
O da size gel yapıyordur belki :P Ciddi bir şey olacağını sanmıyorum ama gagasını gözlemleyin mantarı falan varsa göz etrafında gagada ayaklarda pütürler çıkmaya başlayabilir (mantardan kaşınıyorsa diye dedim) ama sanmıyorum


eatpraylaw
(23.10.20)
Bizim muhabbet kuşu da bir dönem aynı şekilde hareket ediyordu meğer taşı düşmüş, bakar körlük görmemişiz mesaj veriyormuş bize :) Benzer bir şey sandım ben de.

O dönem taşı anlamadan önce veterinere de sormuştum eğer tüy yolması ya da kısmı tüy dökülmesi yoksa (stresten ya da mantardan olabilirmiş) sıkıntı yapmamamız gerektiğini söylemişti.


koskoca kirpi
(23.10.20)
yok zaten ciddi bir şey olduğunu düşünmüyoruz. keyfi yerinde gözüküyor, herhangi bir sağlık sorunu yok ama ilginç geldi, merak ettik.


ahm1
(23.10.20)
Komut almayı öğrenmiş ama yanlış öğrenmiş herhalde :)


antihero
(23.10.20)
(9)

sporun katkısı gerçekten %20 mi?

kilo verme, göbek eritme, kaslanma (aslında kas alma olayı biraz daha farklı olması lazım) ile ilgili hangi yazıyı okusam beslenme %80, spor %20 etkiliyor diye yazıyor.ben bu olayda kendi hikayemi anlatıp sormak istiyorum. 2 sene önce skinny-fat olduğum için beslenmeme çeki düzen verip spor yapmaya
kilo verme, göbek eritme, kaslanma (aslında kas alma olayı biraz daha farklı olması lazım) ile ilgili hangi yazıyı okusam beslenme %80, spor %20 etkiliyor diye yazıyor.

ben bu olayda kendi hikayemi anlatıp sormak istiyorum.

2 sene önce skinny-fat olduğum için beslenmeme çeki düzen verip spor yapmaya karar verdim (boy 1,68, kilo 62-63 idi). 1 ay yüzdüm, sonra bir sakatlık oldu, 1 ay ara verdim, sonra 3,5 ay düzenli yüzdüm. bu yüzmelerin sadece son 3,5 ayında beslenmeme tam olarak dikkat ettim. öncesinde tatlı, mcdonalds vs. tüketiyordum ama yeni düzene geçmeye çalışıp geçememe durumu vardı, neyse.

3,5 ay boyunca haftada 4 gün yüzmeye gittim. sadece birkaç kere 3'e inmiştir bu sayı. bu süreçte, kendimi hiçbir zaman aç bırakmamama rağmen kilom bayağı azaldı. hatta bir noktadan sonra kilo almak istedim (alamadım, zorla yiyemiyorum), çünkü 59'a kadar düşmüştüm. evet, göbeğim gitti, kaslandım da ama genel olarak istediğimden daha cılız bir yapıya sahip oldum, bacaklar bayağı cılzlaştı, mesela diz kapağım bayağı görünür oldu ve kötü gözüküyordu açıkçası.

beslenmeme dikkat ettim, evet ama %70-80 arası sağlıklı beslenmişimdir. sabahları mesela iki dilim ekmekle birlikte (ekmek olmayınca baş dönmesi oluyor, B bilmem kaç vitamini varmış da unuttum şimdi, doktor 1-2 dilim ye demişti) peynir, zeytin, yumurta (sarı-beyaz), çay tüketiyordum. öğlenleri genelde yoğurdun içine 15-20 tane siyah üzüm (dışarıdaysam dürüm). akşam da genelde normal ev yemeği (tabii bunların hepsi her zaman sağlıklı olmuyor ama), mesela dolma, ıspanak, patlıcan oturtma, nohut, fasulye, bezelye vs.

ama bunların dışında gerçekten iki günde bir (en fazla 3) tavuk dürüm yiyordum. dürümün de lavaşı kalındı. sadece 1-2 kere içindeki patatesi çıkartmışımdır ama genel olarak boşver, o kadar da olur diyordum. tavuk dürüm yemiyorsam çiğ köfte dürüm yiyordum (yan masada oturan, dürümün içine nar ekşisi istemedi içinde şeker varmış diye, ilk defa orada duydum ama ben o kadar da olsun dedim, zaten kilo vermiştim). kimi zaman pide yiyordum. şimdi merak edip baktım, eve akşamdan sonra keyfine sürekli pilav üstü tavuk söylemişim ki ben pilav üstü tavuğa acayip ketçap basarım, hayal edebileceğiniz gibi değil (ketçabı bastıktan sonra da kendimi kötü hissediyordum ama şimdi anlıyorum ki gerek yokmuş üzülmeme). gecenin bir yarısı ders çalışırken kumpir söylemişim (öküz gibi de bir şey yolluyorlardı) vs. vs. ama dışarıda tavuk göğüs de yiyordum 3-5 günde bir. kimi zaman dayanamayıp onu da pirinç pilavlı yiyordum. yani işte baktığımızda %70-80 oranında sağlıklı beslendim diye düşünüyorum, %100 diye bir şey olamaz zaten, belki de olmamalı. bir tek tatlı konusunda çok katıydım. 3,5 ay boyunca 2 istisna dışında tatlı kesinlikle yemedim. canım da zerre istemedi, çünkü kas yapacağım diye çok rahat motive olabiliyordum.

yani ben bu süreçte kendimi aç da bırakmadım (ama zaten obur bir insan olmadığımı da not olarak ekleyeyim, kendimi bildim bileli az yerim, bir tek tatlı sayesinde kilo alıyorum işte) ama sadece tatlıya ve hamur işlerine dikkat ederek (dürümü hamur işinden saymıyorum ama spor yapmıyor olsam o da kilo aldırıcı bir şey olabilirdi belki, pideyi de nadiren yiyordum) ve ciddi spor yaparak bir noktadan sonra istemeye istemeye kilo vermeye devam ettim.

bunun sebebi nedir? kendimi aç bırakmıyor olmama rağmen kilo vermeye devam etmiş oluşum garip değil mi? yediğim dürümlere, pilavlara, sayıca çok olmasa da kumpirlere rağmen kilo vermiş olmam sporun etkisinin %20'den fazla olduğunu göstermez mi? yoksa onların bahsettikleri şeyle benim bahsettiğim şey başka mı?
ahm1
(14.10.20)
Hepsini okumadım ama öyle bir oran yok. Dinlenmeyle birlikte üçü de önemli. Kilo kaybı ise kalori dengesiyle ilgilidir. Sporu çok yapman ya da yemeği az yemen kas yağ dengesi açısından olmasa da tartıdaki değer açısından benzer etkiler gösterir.


hepsini okuyabilirsek sevinirim.


ahm1
(14.10.20)
ya skinny insanlardan nefret ediyorum bunu bir yazayım da önce.

sevgili skinny o boyun ve kilonla yediklerin şu an benim diyet yaparak yediklerimden bile az! yanında spor da olunca kilo kaybetmişsin işte. garip falan değil az yiyorsun. o yüzden skinny'sin zaten.

sen bir zahmet spor yapma çünkü insan gibi yemediğin taktirde hep skinny kalacaksın. zaten muhtemelen spor yapsan da bir şeye benzemeyecek vücudun çünkü skinny'sin.

nefretimi kustum iyice. iyi oldu bence.

pis skinny.


ozdek
(14.10.20)
@ozdek: skinny'lik bence bayağı kötü gözüküyor ama ya. nefret etmelik bir şey yok bence :)

ama gerçekten psikolojim bozuldu ya. bu olanlar 2 sene önceydi çünkü, yüzmeyi bırakınca tekrar tatlıya vs.'ye başladım ve şu an göbeğim o zamanki spor öncesi halinden de çok. göbeğime bakıp bakıp sinirleniyorum. offf neyse.

hele dışarıda insanlar görüyorum. bacakları, kolları çırpı gibi, göbeğe bir bakıyorum, of, böyle bir göbek yok, böyle bir şey nasıl mümkün olabiliyor, şaşırdım. "demek böyle tatlı yemeye devam edersem böyle olacağım" diyorum ben de. o yüzden imrenilecek bir tarafı yok bence. gerçekten kötü gözüküyor.

onun dışında üst bacaklarım da kalınlaştı şu son süreçte.

spor yapınca yine güzel oluyordum ya. hala o zamanki üst vücut fotolarıma bakar bakar dururum :)


ahm1
(14.10.20)
85'ten 72'e şöyle düştüm boy 1.81

sabah kahve sadece
öğle yok
akşam 5'te spor 1 saat
4.30'da karbonhidrat küçük sandwich veya az makarna
6.30'da protein sade kırmızı et veya sade tavuk, yanında sebze.

arada bi tavuk döner atayım bu seferlik ketçap sıkayım sabah beynim dönmesin bi poca atayım, bi lavaştan bir şey olmaz vs vs vs dedikçe o kilo gitmiyor.

ilk 2 hafta vs çok zor. sonra bünye alışıyor.

birde düzenli uyku çok önemli.


@duyurukullanıcısı: akşama kadar yemek yemeden nasıl yaşıyorsunuz ben onu anlayamadım açıkçası.

"bi lavaştan bir şey olmaz vs vs vs dedikçe o kilo gitmiyor." bunu okuyunca spor yapmıyorsunuz sandım ama e spor da yapıyorsunuz. bir lavaş nasıl etkiliyor anlamadım. bence bir deneyin, etkilemez herhalde ya.

bünyeden bünyeye bu kadar fark ediyor mu ki? yazdım işte. ortalama 2 günde bir dürüm yiyordum. nohutlu tavuklu pilav da cabası.


ahm1
(14.10.20)
ben de 87'den 76'ya düştüm son 8 ayda. Ancak 87 kilo olduğum dönem fast food, bol mayonezli yiyecekler, bolca kızartma ve alkol ve tatlıyı çok tükettiğim dönemlerdi. İlk birkaç ayı sadece beslenmeyi düzelterek (azaltarak değil) zaten 80 civarına indim, son 3-4 aydır da bisiklet ve yüzme ile üstünü de alıyorum, baya göbekten de kurtuldum diyebilirim. Yani bu "katkı" konusu bulunduğun kilo ve ideal kilona uzaklığına göre değişebilir ama evet ben de beslenmenin inanılmaz önemli olduğunu düşünüyorum. Mesela artık tatlı yemiyorum demişsin, o bile acayip bi fark yaratıyor (bende yarattı açıkçası)


roket adam
(14.10.20)
@roket adam: tatlı "bile" derken? benim ilk bırakmaya çalıştığım şey tatlı zaten. sonrasında da hamur işleri geliyor. her gün bir tatlı yemek ve yememek çok şey fark ettirir. en çok tatlı ve hamur işi fark ettiriyor zaten. dürüm bana göre sağlıklı bir şey :)


ahm1
(14.10.20)
Skiny Ahm1 Kardeşim.
Yazdıklarını okumak isterdim ama belirli bir yerden sonrası gerçekten yoruyor insanı.
Ben sana konuyu ana hatlarıyla bir özetliyeyim. Sen aradaki farklılığı kendin taktir et.
Kilo vereceksen diyet yapacaksın ve bunu sporla destekleyeceksin.
Kas yapacaksan spor yapıp bunu diyetle destekleyeceksin.
Günlük ihtiyacın olan kaloriyi şuradan hesapla.
www.agirsaglam.com
Telefonuna FatSecret uygulamasını indir. Yediğin içtiğin herşeyi yaz.
Günlük aldığın kaloriyi ve makroları incele, ilk verdiğim linkte belirtilen şekilde ayarlamaları yap.
Gün aşırı sporunu da yap.
Belirtilen ölçüler içinde kalmak şartıyla istersen kesme şekerin üzerine nar ekşisi sıkarak onu da yiyebilirsin.
Bunları uygula en geç 6 ay sonra sonuçları gör.
Hepsi bu.
Teşekkürü o kadar uzun yazma gerçekten okunmuyor, sıkıyor.


Mirket
(14.10.20)
(4)

2. Felipe doneminde akdeniz ve akdeniz dunyasi (kac cilt?)

Fernand braduel'in kitabi turkiyede 3 cilt olarak basildi. Hatta 3 cildin de tarzi farkli diyebiliriz. Her ciltte meseleyi farkli acilardan ele aliyor diyelim. Ama kitabi ingilizce olarak aratinca 3. Cilt diye bir sey olmadigini goruyoruz. Hatta goodreads'te de bir kullanici "two wolume work" diye y
Fernand braduel'in kitabi turkiyede 3 cilt olarak basildi. Hatta 3 cildin de tarzi farkli diyebiliriz. Her ciltte meseleyi farkli acilardan ele aliyor diyelim.

Ama kitabi ingilizce olarak aratinca 3. Cilt diye bir sey olmadigini goruyoruz. Hatta goodreads'te de bir kullanici "two wolume work" diye yazmis. E haydaaa 3. kitap nereden cikti o zaman? "Bizimkiler 2. cildi ikiye bolup yayinlamistir" da diyemiyoruz, cunku biri 700 sayfa, biri 500 sayfa. Oyle olsa ingilizcesinin bin kusur sayfa olmasi lazim ama 640 sayfa olarak gozukuyor.

Ben cikamadim bu isin icinden. Adamin baska bir calismasini alip da "aha bu da serinin 3. kitabi olsun" mu demisler? Hangi kitabi boyle yutturmuslar bize?
ahm1
(10.10.20)
3 cilt. wikipedi'den:

en.wikipedia.org

Main publications
La Méditerranée et le Monde Méditerranéen a l'époque de Philippe II, 3 vols. (originally appeared in 1949; revised several times)
vol. 1: La part du milieu ISBN 2-253-06168-9
vol. 2: Destins collectifs et mouvements d'ensemble ISBN 2-253-06169-7
vol. 3: Les événements, la politique et les hommes ISBN 2-253-06170-0


arkadakiadam
(10.10.20)
Fransızca baskısı 3 cilt, ingilizce baskısı 2 cilt görünüyor wikipedideki eserleri listesinde. Belki ikisi farklı eserlerdir. Bizdekini fransızcadan çevirmişlerse 3 cilt olmasında bir gariplik yok.


O zaman ingilizcesinin 2 cilt kalmasi garipmis. Biz bile ceviriyorsak onlar niye cevirmemis ki?


ahm1
(10.10.20)
İnternetten pdfini bulup içeriğini karşılaştırmayı deneyebilirsin


(7)

Yazıcılar hakkında (wifi ve bluetooth)

Şoyle bi yazici buldum: https://www.teknosa.com/hp-3xv18b-2720-deskjet-aio-multifunction-renkli-wifi-murekkepli-yazici-p-125090991Hem wifi'yi, hem bluetooth'u var. Ben hangisiyle telefonumdan yaziciya dosya gonderebiliyorum, bluetooth ile mi? Wifi ne işe yariyor peki?Ben bu yaziciyi salona koysam, s
Şoyle bi yazici buldum: www.teknosa.com

Hem wifi'yi, hem bluetooth'u var. Ben hangisiyle telefonumdan yaziciya dosya gonderebiliyorum, bluetooth ile mi? Wifi ne işe yariyor peki?

Ben bu yaziciyi salona koysam, sadece oradaki fişe takarak, odamdaki bilgisayarsan cikti alabilirim degil mi (odada yer yok da)?
ahm1
(07.10.20)
1- İki bağlantı tipi de yazdırma için kullanılabilir.
2- Alabilirsiniz.
3- Bu yazıcı özelinde ise tavsiye etmem yazıcıyı. Baskı maliyetleri kartuşlu yazıcılarda oldukça yüksek. Brother hl-1112 gibi wifili bir mono lazer ya da tanklı mürekkepli bir yazıcının baskı maliyeti daha düşük olacaktır.


armagan abanuz
(07.10.20)
Bu yazıcı ağır çöp. Sakın alma.


westblack
(08.10.20)
maliyetini bilmem ama evimde bu yazıcı var bende ve memnunum. pandemi döneminde şirkete aldırdım. çok yakışıklı alet. özellikle tarama fonksiyonu çok iyi. kartuşu çabuk bitiyor ve pahalı ama şirket karşıladığından benim için sorun yok. wifi fonksiyonu çok iyi. tavsiye ederim. hp uygulaması telefondan da tarama yapıyor. o da çok güzel bir özellik.


stewie
(08.10.20)
@westblack: neden cop peki?


ahm1
(08.10.20)
Saniyede 10 sayfa falan çıkarır. Kartuş 100 lira civarı. Doldurması problem. 50 sayfa dayanmaz kartuş. 2 hafta kullanmasın kurur. Boşuna para verirsin yani.

Al bir HP lazer yazıci 2. El geç. Chipsiz olması önemli. Muadil toner 40 lira. Doldurtmasi 15 lira. 1 tonerle 1000 kusur sayfa çıktı alırsın hem. Saniyede 36 sayfa falan basabilirsin ayrıca.


edit: saniye değil dakika olacak.
Bu yüzden çöp. Bim'de falan çok satıldı bunlardan. Alan herkes pişman. Çok pahalıya geliyor maalesef.


westblack
(08.10.20)
Çalışma döngüsü (aylık, A4) 1000 Ay/Sayfa

Boyle yaziyor bir de. Bu ne demek?

"1000 sayfa/ay" mi demek istemisler acaba? Ayda 1000 sayfa cikti alabilirsin mi diyorlar?


ahm1
(08.10.20)
Abi durumu yaşamasam sana zaten al geç derim. Bu yazıcı hayatta ayda 1000 sayfa çıkarmaz aynı kartuşla. Sahibinden de 750-800 bandında wifili lazer yazıcılar var. Onlara bak. Geçen ay 2 tane aldım ben onlardan. Çünkü bu inkjet yazıcılar gerçekten çok kötü. Çok üzer seni.


westblack
(09.10.20)
(3)

Ofsayt kuralı ilk olarak hangi sporda icat edildi?

Ofsayt kurali diye arama yapinca sadece futboldan bahsediliyor. Oysa ki rugby'de var galiba benim bildigim.Aklima takilan şu: modern (dersek) futbola gecilir gecilmez (1863'de) ofsayt kuraliyla gecilmesi bunun bir tarihinin olmasi gerektigini dusunduruyor bana. Sahaya cikar cikmaz "boyle olmuyor, of
Ofsayt kurali diye arama yapinca sadece futboldan bahsediliyor. Oysa ki rugby'de var galiba benim bildigim.

Aklima takilan şu: modern (dersek) futbola gecilir gecilmez (1863'de) ofsayt kuraliyla gecilmesi bunun bir tarihinin olmasi gerektigini dusunduruyor bana. Sahaya cikar cikmaz "boyle olmuyor, ofsayt kurali koyalim" demeleri pek dogal degil sanki. Ya baska bir spordan dolayi ofsayt kurali zaten biliniyordu ve o spordan uyarladilar ya da 1863'e kadar gelinen surecte bu ofsayt kurali futbolda kullanilagelmisti.

1863'de topun onundeki herkesin ofsayt olmasi garipmis ama hemen 1866'da onunde 3 rakip oyuncusu yoksa ofsaytsin diye guncellemisler. Herhalde bambaska bir oyuna evrilmistir bu dakikadan sonra futbol.

Ek sorular: futbol ne zaman ayakla oynanir hale geldi bilen var mi? (Foot zaten ayak demek diyeceksiniz, evet biliyorum) ve de bir kose yazisinda kabaca "ust tabaka kendisone has bir oyun yaratmak istedi ve alt tabaka ayakla oynayamaz, ayakla oynamak daha zor diye el ile oynanirken ayakla oynanmaya basladi" diye yaziyordu ama her yazilana inanmiyorum, temkinli yaklasiyorum. Bu konuda bilgisi olan var mi?
ahm1
(07.10.20)
Offside rule diye aratınca wikide çıkıyor.

History
Before 1863
Traditional games
A law similar to offside was used in the game of hurling to goals played in Cornwall in the early seventeenth century:[15][16]

[H]ee who hath the ball [...] must deale no Fore-ball, viz. he may not throw it to any of his mates, standing neerer the goale, then himselfe.


anonim yazar
(08.10.20)
Hicbir sey anlamadim ki bundan.


ahm1
(08.10.20)
On yedinci yüzyılın başlarında Cornwall'da ofsayt benzeri bir yasa kullanıldı gibi bir şeyler anlatıyor.

game of hurling to goals tam çeviremedim. Hatta hiç çeviremedim.

İkinci cümle ise allaha emanet.


en.wikipedia.org(sport)

Bu sayfada ise 19.yüzyılın başlarında İngiliz Devlet Okullarında futbolun kuralları gelişirken ortaya çıktığını ve kelimin askeri bir terimden geldiğini yazıyor.

Kısaca sanırım Ofsayt futboldan ortaya çıkan bir tabir.


(4)

Beli dinlendirmek icin

Tamamen sirt ustu uzanmak mi gerekiyor, yoksa koltukta L seklinde otursak da oluyor mu?
Tamamen sirt ustu uzanmak mi gerekiyor, yoksa koltukta L seklinde otursak da oluyor mu?
ahm1
(06.10.20)
rahatsızlığınıza göre değişir ama L şeklinde koltukda oturduğunuzda beliniz vucudun üst kısmını taşıyor.
yatağa uzandığınızda belinize binen bir yük yok.
doktor değilim, alakasız bir vatandaşın alalade fikridir sadece.


Omurganın nötr hali neyse o şekilde yatmak. Dizlerin altına bir destek ve beli destekleyen bir yatak. Geçici olarak bacaklarınızı dizden kırıp yüksekte dinlendirecek bir pozisyon da iyi gelir. Yani yere uzanıp bacaklarınızı kırıp bir sandalyede yerden yukarıda konumlamak gibi düşünün.


catch the arrow
(06.10.20)
midenin olduğu tarafa yan yatıp, dizlerinin arasına kırlent gibi bir şey koyarak uyumak en rahatı diye okumuştum. ama bel için ne kadar işe yarar bilmiyorum.


silver apple
(06.10.20)
belimde çatlak vardı ve doktor dizlerinin altına yastık koyarak uzan demişti fakat ben yastık koyunca inanılmaz rahatsız oluyordum ve boynumu bile oynatsam belim çok acırdı. sırt üstü pozisyonu en iyi gelen pozisyondu.

oturmak zorunda kalırsan da L şeklinde fakat sırtın bir yere dayanacak şekilde oturmalısın. sırt desteği olmazsa bele yine yük biniyor.


bisorumvargaliba
(06.10.20)
(4)

İnsanın anlam arayışı (kitap)

Bir arkadasima psikologu tavsiye etmis. Goodreads'te de herkes cok ovmus, "bu yasimda okudugum icin cok sansliyim", "iyi ki okumusum" diyenler var ama ben pek etkilenmedim acikcasi. Yani tabii ki toplama kampindaki hikayeleri sarsici ama buradan kendime, hayata bakis acima bir pay cikaramadim.Okuyan
Bir arkadasima psikologu tavsiye etmis. Goodreads'te de herkes cok ovmus, "bu yasimda okudugum icin cok sansliyim", "iyi ki okumusum" diyenler var ama ben pek etkilenmedim acikcasi. Yani tabii ki toplama kampindaki hikayeleri sarsici ama buradan kendime, hayata bakis acima bir pay cikaramadim.

Okuyanlar ne dusunuyor diye sormak istiyorum.

Ayrica, kitapta "celisik niyet" diye bir seyden bahsediyor. Bunu uygulayan oldu mu? Pandemi oldugu icin deneme sansim da pek yok.

Celisik niyet: Mesela birileriyle konusurken her defasinda kizariyorsunuz. Bu durumu ortadan kaldirmak icin artik her defasinda "simdi kizaracagim" deyip kizarmaya calisiyorsunuz ama kendi isteginizle kizaramadiginiz icin sorununuz ortadan kalkiyor, seklinde soyluyor.

Ek olarak da neden logoterapistler yok etrafimizda? Sonradan bu gorus dususe mi gecmis?
ahm1
(02.10.20)
çok hatırlamıyorum okuyalı yıllar oluyor ama abartılıyor bence, uyuz etmişti beni. frankl iyidir ona bir şey demiyorum da kitap kötü. neden çok satıyor çünkü yayınevi kitabı öne sürüyor. zorla bestseller yapıyorlar. saramago körlük gibi, sanki başka kitap yok influencerler bile bunu okuyor. ilk kitabını okuyan direkt bunu alıyor.

çelişik niyet işe yarasaydı anksiyete olmazdı bence.

türkiye söz konusu ise çevre,logoterapisti geçtim psikanaliz yapabilecek yok daha.


paco de lucia
(02.10.20)
Ben de senin gibi düşünüyorum. Bana daha çok insanın her durumda yaşama tutunmasını sağlamak için bak beterin beteri var düşüncesi ile yazılmış gibi geliyor. Bunu da varoluşçu felsefeyi logo terapiyi(ki bunun kurucusudur da) kullanarak aktarmış. Eminim yazarın da bir kitap yazayım insanlar hayatın anlamını bulsun amacıyla yazmadı. Bu görevi daha çok insanlar yükledi kitaba. İnsanlar bir kitap okudum hayatım değişti dusturuyla yaklaşınca kitabın niteliği geri planda kalıyor sanki. Kişi varoluşsal bosluktaysa kendisini bir anlam bulmaya şartlamışsa bu kitap ya da başka bir kitap ona bir amaç bulmasinda sadece sebep oluyor. Ha bu kitap bunu başarmış mı? Bilemiyorum. Ama ben de övüldüğü kadar olmadığını düşünüyorum. Hatta o kadar övgüsünü duyup okuduktan sonra bu muydu yani, şeklinde bir şaşkınlık yaşadım.

Çelişik niyeti uygulamadim.


Amaranta ursula
(02.10.20)
Kitapta anlatıyor, fiziken güçlü insanlar dayanacak gücü bulamayıp intihar yolunu seçerken dışarıdan güçsüz gözükenler kendilerine tutunacak bir amaç bulabilirlerse hayatta kalabiliyorlar. Yani manevi açıdan bireyin kendi içinde hayatı anlamlandırması fiziki gücünden çok daha önemli ve belirleyici.

Bu, Nietzche'nin şu sözüyle paralel. Bir nedeni olan kişi, her şeye katlanabilir.

Kitap hayatınızı tamamıyla değiştirecek gözüyle okununca basit gelebilir. Bu beklentiyi ancak kutsal kitap boyutunda bir kitap karşılayabilir. Bunun aksine, ben okuyucu olarak kitaptan en fazla faydayı almaya yönelik olarak bir tutum içinde olmanın daha doğru olduğuna inanıyorum.

Amaranta'ya katılıyorum. Burada ödev yazarda değil, okuyucuda. Bence bu tüm kitaplar için geçerli. Okuduklarımızdan sonra uygulamak veya bu bilgiye göre davranmak kitabın yazarının dahil olduğu bir durum değil. Okuyucunun kendisine kalıyor.

Kitabı beğenmemek de tabii ki kişisel bir şey. Herkesin beğendiği evrensel bir kitap da yok.


EasyTiger
(03.10.20)
psikolog olarak varoluşçuluğun dibine vuranları, logoterapi falan hiç sevmem. saçma. kendin öyle şeyler yaşayınca zaten böyle bir algı geliştirirsin ama yaşamayan için aşırı anlamsız. kötü durumdaki insanlara bakıp çok şükür deyip duran müslüman ikiyüzlülüğünden pek bir farkı yok. "o sakat ama ben sağlıklıyım, çok şükür". bunların tamamına karşıyım. zaten varoluşçular genelde çile çekmiş insanlardan ziyade pek fazla işi gücü derdi olmayan zengin ya da iyi aile çocukları, aristokrat vb. çelişik niyet tekniğinde niyetli handikap ya da kendini gerçekleştiren kehaneti tersine çevirmeye çalışıyor lakin bdtde bunların ağababaları var zaten.


kushkush
(03.10.20)
(3)

Dolmabahçe Sarayı müze kart

Müze kart geciyor mu?Bir yerde gecmiyor yaziyor, milli saraylar sayfasinda ise soyle yaziyor:"Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı’na bağlı tüm saray, köşk ve kasırlarda, aşağıdaki istisnalar hariç olmak üzere, Müze Kart geçerlidir.Topkapı Sarayı Harem Bölümü ve Aya İrini (Müze Kart geçmemektedir )Dolm
Müze kart geciyor mu?

Bir yerde gecmiyor yaziyor, milli saraylar sayfasinda ise soyle yaziyor:

"Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı’na bağlı tüm saray, köşk ve kasırlarda, aşağıdaki istisnalar hariç olmak üzere, Müze Kart geçerlidir.

Topkapı Sarayı Harem Bölümü ve Aya İrini (Müze Kart geçmemektedir )
Dolmabahçe Sarayı Selamlık Bölümü (Müze Kart geçmemektedir )"

Selamlik bolumunde gecmiyor diyor. Ama o da zaten giris kismi mi? O yuzden saraya girilmiyor olarak mi anlamam gerekiyor?
ahm1
(02.10.20)
geçmiyor hiçbir şekilde, gişeden içeri giremezsin.


Bruce
(02.10.20)
geçmez amma trük vatandaşlarına yarı fiyat.


mikahakkinen
(02.10.20)
1 ocak itibariyle geçmeye başladı harem bölümünde. Evet selamlık ilk girişten itibaren olan bölüm.

edit: yarım yamalak yazmışım, selamlığa giremezsiniz müzekartla ama hareme girebilirsiniz. selamlık için bilet alıp o bölümü de öyle gezebilirsiniz. gitmişken hemen arka taraftaki resim müzesi ve saray koleksiyonları müzelerini de çok çok öneririm.


Phoebe
(02.10.20)
(4)

güneş kremlerinin son kullanma tarihi var mı?

nivea 20 faktör güneş kremi var bende. üstünde de skt ya da "açtıktan sonra 1 sene içinde kullanın" gibi herhangi bir şey yazmıyor ama birinden "onların süreleri 1 yıl" diye duydum.1 senede atmazdım ama bendeki 3-4 senedir duruyor. atsam mı acaba bunu?
nivea 20 faktör güneş kremi var bende. üstünde de skt ya da "açtıktan sonra 1 sene içinde kullanın" gibi herhangi bir şey yazmıyor ama birinden "onların süreleri 1 yıl" diye duydum.

1 senede atmazdım ama bendeki 3-4 senedir duruyor. atsam mı acaba bunu?
ahm1
(26.09.20)
var çoğunun üstünde yazıyor. bende kutularca var napıcam diye düşünüyorum.


Tochinoshin
(26.09.20)
3-4 senelik olani ben kullanmazdim.


invictae
(26.09.20)
çoğunluğun sktsi açıldıktan sonra 12 ay. daha sonrasında filtreler özelliğini yitiriyor ve korumuyor deniliyor. ben olsam üç dört senelik bir ürünü kullanmazdım.


pink cadillac
(26.09.20)
www.pemmbe.com

bu tip ürünlerde genelde bu işaretlerden olur. kapak açıldıktan sonra tüketmeniz gereken ay miktarı belirtilir.


elorelia
(26.09.20)
(2)

excel tarih düzeltme

yılların problemi. ya ben bunu yapıyordum ama şimdi yapamadım. araştırdım, bulamadım.hücreye 01-02 yazıyorum tarih yazıyor. sağ tık-hücre biçimlendir-sayı diyorum 43850 yazıyor bu sefer.bunun basit bir çözümü vardı ya. neydi ki?
yılların problemi. ya ben bunu yapıyordum ama şimdi yapamadım. araştırdım, bulamadım.

hücreye 01-02 yazıyorum tarih yazıyor. sağ tık-hücre biçimlendir-sayı diyorum 43850 yazıyor bu sefer.

bunun basit bir çözümü vardı ya. neydi ki?
ahm1
(19.09.20)
Başına ‘ koyun yazamadan önce veya hücreleri yazmadan önce texte çevirin


çok teşekkürler.


ahm1
(19.09.20)
(1)

ortaçağ kalesi maketi?

ya da 3d puzzle'ı var mıdır? nereden bulabilirim?şöyle geniiiş olsun, detaylı olsun, kalenin içinde de birkaç bina olsun istiyorum. var mıdır böyle bir şey?
ya da 3d puzzle'ı var mıdır? nereden bulabilirim?

şöyle geniiiş olsun, detaylı olsun, kalenin içinde de birkaç bina olsun istiyorum. var mıdır böyle bir şey?
ahm1
(18.09.20)
800 lira mı, oha. bu ne ya gerçek kale mi yapıyoruz :)

ama adamlar gerçek taş koymuşlar.


ahm1
(19.09.20)
(7)

Hayvanların yaşam süreleri nasıl biliniyor?

"Şu hayvan şu kadar sene yasiyor, bu hayvan bu kadar sene yasiyor." diye nasil soyleyebiliyorlar? Nasil anlasiliyor yasam sureleri?
"Şu hayvan şu kadar sene yasiyor, bu hayvan bu kadar sene yasiyor." diye nasil soyleyebiliyorlar? Nasil anlasiliyor yasam sureleri?
ahm1
(16.09.20)
istatistiksel olarak sanırım. Yani elde olan veriler ışığında bir ortalama yaşam süresi söyleniyor.


himmet dayi
(16.09.20)
belki hatirlarsin lise biyolojiden, agaclarin yasi govde kesitindeki halkalardan falan anlasiliyordu. biraz arastirdim, hayvanlarin da yasam surelerini boyle seylerle olcebiliyorlarmis. Mesela olmus balinalarin gozleri uzerinde carbon-14 testi yapip ya da baliklarin solungaclarindaki bazi olusumlara bakip yapiyorlarmis. tabi burada istatiksel cikarimlar da hayli soz konusu.

kaynaklar:

www.bbc.com

science.sciencemag.org

tpwd.texas.gov


nurigagarin
(16.09.20)
Bir yerde okuduğum, gördüğüm veya dinlediğim belgeslede kalp atış sayısı ve hızı canlının ortlama ömrünü veriyor gibi bir şey vardı.

Normal bir insanın kalp ömrü 2-2.5 milyar atış gibi bir rakam veriliyordu. Sonra kaplumbağa, balina, hamster falan örnekler vardı .


janavarorion
(16.09.20)
Hayvan dediginiz pet ise istatistik bilgisi veteriner veri tabaniyla gayet kolayca siniflandirilabilir. Daha da otesi yine veteriner istatistikleriyle ornegin kopek cinslerine gore yatkin olduklari hastaliklar belirlenebiliyor.

Onun disinda vahsi yasam ne kadar ismi havali olsa da artik pratikte yok ( amazonun ucra koseleri ve hint okyanusundaki bir adayi saymazsak) o vahsi denen tum hayvanlar uzmanlar tarafindan her hareketleri kontrol edilerek, gerekirse mudahale edilerek( afrikada aslan nufusu arttiginda oldurulmeleri normal bir prosedur) varliklarini devam ettiriyorlar


bluewhale
(16.09.20)
@janavarorion: basta ben de oyle hatirladim ama sonra hayvanlarin nabizlarina baktigimi ve yasam surelerinin pek tutmadigini gordugumu hatirliyorum.

Yani onun icin şoyle bir sey olmasi lazim: "bir canli (insan dahil) şu kadar kalp atim sayisi kadar yasar. Dolayisiyla kalpleri hizli atan fare gibileri cabuk ölürken (toplam kalp atim sayisi/gunluk kalp atimi) digerleri vs vs"

Ama boyle bir sey olmasi da sacma. Butun hayvanlarin hepsinin nasil tek bir "toplam" kalp atim sayisi olabilir


ahm1
(16.09.20)
Bir kısmı doğadaki spesifik bir canlıyı izleyerek ölçülüyor. Bilirsiniz tasma, küpe, halka vb takarlar. Bir hayvanın vücudunda belirli sürede oluşan değişimleri gözlemlerseniz, buradan elde edilen bilgi, o türün tamamına uygulanabilir hale gelir.

Bir kısmı da captive denilen, insan eliyle büyütülen hayvanlardan öğreniliyor. Genelde iyi bakılan bir hayvan, captivity durumunda daha uzun yaşayabiliyor.


the coon
(16.09.20)
@the coon: 100 sene, 150 sene, 200 sene yaşayan hayvanlar var. Mesela şimdi buldum: "Bowhead balinaları ortalama 200 yıllık bir ömre sahiptir ve mavi balinadan sonra ikinci en büyük memelidir." www.cnnturk.com

200 sene önce çipin ç'si icat edilmemişti. "şu yavru doğunca çip takalım da, ölene kadar bekleyip 100 sene sonra not edelim" diye bir şey olduğunu sanmıyorum.


ahm1
(16.09.20)
(9)

paslanan duş rafı

2 ay önce koçtaş'tan şu duş rafını aldım: https://www.koctas.com.tr/cooke-lewis-2-katli-kose-dus-rafi/p/1000181511hemen paslanmaya başladı, pas akıyor resmen. şampuan kutularının altı pas oldu.neden böyle? sorun üründe mi? paslanmaması için bir yöntem var mı yoksa ürünü iade edip başka bir raf mı a
2 ay önce koçtaş'tan şu duş rafını aldım: www.koctas.com.tr

hemen paslanmaya başladı, pas akıyor resmen. şampuan kutularının altı pas oldu.

neden böyle? sorun üründe mi? paslanmaması için bir yöntem var mı yoksa ürünü iade edip başka bir raf mı alayım?
ahm1
(01.09.20)
olmaması lazım. 2 yıldır kullanıyoruz koçtaştan farklı bir modeli tık demedi. ürün kusuru sanırım. götürüp sorun. iade alabilirler ya da değişim yaparlar.


erty_ksk
(01.09.20)
Bİr kaç seneden önce paslanmaması lazım, kaplama problemi vardır. Söküp faturayla birlikte götürün, mutlaka yardımcı olurlar.


John Bloor
(01.09.20)
eğer aşındırıcı bir nesne kullanarak (bulaşık teli gibi) veya dış yüzeyindeki kaplamaya zarar verecek başka bir şekilde temizlediyseniz bu sebeple paslanma olabilir.. normalde dışındaki kaplama en az iki-üç sene paslanma olmadan kullanabilmenize olanak verir.. ama o kaplama bir şekilde zedelenirse altındaki esas demir parçalar korozyona karşı çok dayanıksızdır.. devamlı da su yiyince pas her yerini sarar..

eğer kaplamaya anlattığım şekilde zarar vermediğinizden eminseniz götürüp değiştirin.. iki ayda paslanacak şey değil bunlar çünkü..


sahlanankoc
(01.09.20)
Bunlar 20 lirayken ben de almıştım geçen sene. Bir iki ay sonra paslanmıştı. Kullanılmaz hâle gelince atacağız, o güne kadar devam. Başka başka vukuatı sebebiyle de Koçtaş’ın bende 1 milyoncu kadar itibarı yok.


le jeune turc
(01.09.20)
bu ucuz olanlar maalesef çok çabuk bozulup paslanmaya müsait oluyor galiba.

çelik (ya da krom diye de geçiyor olabilir) olanlar var çok pahalı, onların pahalı olmasının bir sebebi var, onların başına bu dediğiniz şey gelmiyor. epey yıllar hiçbir şey olmuyor çelik olanlara.

kısaca ucuz etin yahnisi durumu var bu gibi ürünlerde, ona göre değerlendirin ürünü diyebilirim.


nimberjack
(01.09.20)
@sahlanankoc: herhangi bir şekilde temizlemedik açıkçası.

@nimberjack: ama yani "hemen paslanıyor ama ucuz ürün isteyenler alsın" diye bir pazarlama stratejisi olamaz ki. ürün paslanıyorsa üretilmemesi lazım yani.


ahm1
(01.09.20)
bence de haklısınız ama o mantıkla bir sürü şeyin üretilmemesi ya da satılmaması gerekiyor :) yani serbest piyasa, her şeyin daha çürüğü dandiği mutlaka satılıyor işte naparsınız. sonuçta mesela bir kulaklığın bile 10 liraya satılanı var, 2000 liraya satılanı var, ve o 10 lira olan gerçekten iki ayda bozulabiliyor. onun gibi bişey bu da bence.


nimberjack
(01.09.20)
@nimberjack: hayır yani sokakta satılan bir ürün değil ki bu. cookie&lewis, güzel de bir markaya benziyor aslında. 1 ayda paslanan ürün yapıyor olmaları saçma geldi bana. yoksa tabii ki binbir türlü dandik ürünler var. çocukken marketten aldığımız uhunun yarısından hava çıkardı :)


ahm1
(01.09.20)
isimden güzel bir markaya benzetmişsiniz sanırım sadece. google'ladım, kendi sitesi bile yok örneğin, ingiliz bir üretici şirketin aşırı aşırı budget olarak tanımlanan yani düşük gelirli gruba hitap eden bir ürün grubuymuş.

sokakta satılması şart değil, bu tür yerlerde her keseye hitap edilmeye çalışılır, ama fiyat maalesef çoğu zaman performansta çok etkilidir. tabii ki fiyat performans ürünleri de oluyor bir sürü ama bazı şeylerde kaçınılmaz bir durum.

koçtaştan geçenlerde duş başlığı aldım örneğin, 20 liraya satılanı da vardı ama gittim gröhe aldım 100 lira verip. çünkü biliyorum ki o 20 liralık olan ilk düşmede kırılabilir, sağı solu patlayabilir, malzeme kalitesi farklıdır sonuçta.

piyasa böyle bir şey biraz da maalesef. yoksa ideal dünyada bence siz haklısınız. böyle ürünlerin üretilip satılmaması gerekiyor.


nimberjack
(01.09.20)
(10)

İsa'nın yaşamı hakkında kaynak yok mu (ve Claudius kitabi)?

Kutsal kitap disinda bir kaynak yok mu? Donemin tarihcileri hic bahsetmemis mi?Yillar oncesinde de bu konuyla ilgili arastirma yapmistim, bir sey bulamamistim. "Hicbir kaynak yok, adam yasamamis, uydurmuslar" diyen birine de rastlamadim (inandirici kanitlarla).Yine bakmaya karar verdim, Britannica'n
Kutsal kitap disinda bir kaynak yok mu? Donemin tarihcileri hic bahsetmemis mi?

Yillar oncesinde de bu konuyla ilgili arastirma yapmistim, bir sey bulamamistim. "Hicbir kaynak yok, adam yasamamis, uydurmuslar" diyen birine de rastlamadim (inandirici kanitlarla).

Yine bakmaya karar verdim, Britannica'nin sitedine bakiyorum "sources for the life of jesus" bolumunde sadece ilahi kaynaklardan bahsediyor (ama mesela Hz. Muhammed icin "şu şu bahsetmis, yani yasadigina dair yeterli kanitlar bunlar" diyor)

Simdi ise "Tanrı Claudius" kitabini okuyordum. Gerceklerden en genis olcude yararlanarak tarihi bir roman yazmis. Adam onsozde kaynaklari arasinda "Claudius'un gunumuze kalan mektup ve konusmalarindan yararlandim" diyor. Koydugum ek'te ise Roma imparatorlugu'na bagli israil'in krali olan Herodes Agrippa'nin, roma krali Claudius'a (sozde?) mektubu var.

Acaba bu mektubu yazar mi uydurmus? Boyle bir mektup gunumuze kalsa bilir miydik?

Yazar uydurmus da olsa "muhtemelen boyle bir konusma gecmistir" diyerek yazmistir tabii.
ahm1
(30.08.20)
İsa'nın gerçekten yaşamış olduğuna dair herhangi bir inandırıcı kaynak yok. Bunun sebebini o dönemde Roma'nın Yahudiye bölgesini yakıp yıkmasına ve yazılı kaynakların yok edilmiş olmasına bağlıyorlar.

Claudius'a yazılan mektup hakkında ise bilgi sahibi değilim. Açıkçası bana pek inandırıcı gelmiyor.


stronzo
(31.08.20)
"Bunun sebebini o dönemde Roma'nın Yahudiye bölgesini yakıp yıkmasına ve yazılı kaynakların yok edilmiş olmasına bağlıyorlar."

Hmm, bunu bilmiyordum. Yaşamış olması lazım bence ya. Mitolojik bir karakter değildir sanırım. Ama tabii bu hikayelerin ne kadarı doğrudur, onu bilemiyoruz maalesef.


ahm1
(31.08.20)
İsa'nın gerçekte var olup olmadığı çelişkili bir konu ama İsa diye bir varlığın olması da esasında çok önemli değil, neticede "İsa" bir fikir düşünce, toplumları-insanları bir araya getirmek için "yaratılan" soyut bir kavram da olabilir, Hristiyanlığın yayılması da bu fikrin havariler tarafından taşınmasıyla oluyor biliyorsunuz, bu açıdan bakınca gerçekte olmaması bana çok mantıksız gelmiyor.


angelus
(31.08.20)
Yani bilmiyorum, ben biraz önemsiyorum gerçekte var olup olmadığını. İsa diye biri çıkıp insanları etrafına toplayıp bir din mi yaratmış, yoksa insanlar kendilerini böyle bir kişinin olduğuna mı inandırmış?

Tamam, o dönem zaten bu duruma çok uygun. Böyle biri bekleniyor sürekli ama.


ahm1
(31.08.20)
Kimsesiz, sahipsiz, gizemli bir karakter değil ki yaşadığı şüpheli olsun.

Anası var, dedesi var, teyze çocuğu var vs. Teyze oğlu olan Hz. Yahya peygamber Hz. İsa göğe kaldırıldıktan sonra bile insanlara tebliğ yapmaya devam etti.

Rivayetlerde çelişkiler ya da anlatım farkları olsa da Hz. İsa başta olmak üzere o ailenin tamamının hiç var olmadığını iddia etmek saçmalık olur.


John Bloor
(31.08.20)
dönemin tarihçilerinden değil ama normal bir isa biyografisi olarak zelot'u tavsiye ederim.
çok tartışma yaratan bir kitap ama isa'yı araştırıyorsanız dönemle ilgili fikir vermesi açısından fena değil.


blatta hiberna
(31.08.20)
Cok tartismaliysa kotu aslinda.


ahm1
(31.08.20)
bu konuda "tartışmasız" bir şey bulup okumayı beklemiyorsunuz herhalde.
isa'ya inananlar arasında tartışma başlatmış bir kitap.
yoksa yazarı akademisyen, kitap da roman değil biyografi.


blatta hiberna
(31.08.20)
kutsal kitap dışında yazılı başka bir kaynak yok. isa'nın doğumu, yaşamı ve ölümü farklı bir çok mitolojik varlıkla paralellik gösteriyor. varlığı tamamen tartışmalı.


uuth
(31.08.20)
@blatta hiberna: pardon, yanlis anlamisim. Bir bakacagim, alip okuyabilirim.


ahm1
(31.08.20)
(16)

30'dan sonra üniversite okunur mu?

Universite mezunuyum ama pek işe yaramayan bir bolumu bitirdim, iş bulamiyorum. Seneye uni sinavlarina girip girmemeyi dusunuyorum. Ama bir bolum kazansam bile 4 senede bitirir miyim, bilemiyorum, kendime guvenemiyorum. E 35'ten sonra da sadece yeni bir mezun olarak iş bulabilir miyim?Okunur diyenle
Universite mezunuyum ama pek işe yaramayan bir bolumu bitirdim, iş bulamiyorum. Seneye uni sinavlarina girip girmemeyi dusunuyorum. Ama bir bolum kazansam bile 4 senede bitirir miyim, bilemiyorum, kendime guvenemiyorum. E 35'ten sonra da sadece yeni bir mezun olarak iş bulabilir miyim?

Okunur diyenler bolum onerisi de yazarsa (muhendislik disinda) sevinirim.

Ayrica, gecim derdim de olabilir yani bu surecte, onu ne yapacagim bilmiyorum (derslerden vakit kalir mi, okul+iş beni cok bunaltir mi vs).


Edit: aslinda futbol ile ilgili bilgileri, oyuncularin gecmislerini, istatistikleri, uefa'nin koydugu kurallari vs. detaylariyla arastirmayi cok seviyorum. Takip ettigim sitelerde, tv'lerde de bircok yorumcunun, yazarin bu konulardaki hatalarini yakaliyorum. Bununla ilgili bir iş bulabilsem super olur ama nasil yapabilirim, nereye hangi pozisyona girebilirim, oncesinde ne okumam lazim (klasik olarak gazetecilik geliyor akla ama olur mu), bilemedim.

Ek: okuyabilecegim, işe yarar 2 senelik bir bolum var midir?
ahm1
(29.08.20)
Atama durumu iyi olan öğretmenlik bölümleri okunur.


dissendium
(29.08.20)
@halit efendi: ingilizce ile nereye işe girebilirim anlamadim.


ahm1
(29.08.20)
Halam 65 yaşından sonra girdi ve bitirdi.


boray eris
(29.08.20)
Valla hocam okunur da sen bu durumda okuma. Ciddi bir planlama yapmadan böylesine bir işe girmek saçmalık bence. Ne aklında bir bölüm var, ne nasıl okuyacağına dair bir plan ne de ne yapacağına dair bir planlama. Her şeyden önce oturup iyice düşün.

Adettendir soruya cevap, tıp çok iyi diyorlar. Iş garantisi varmış.


@boray reis: iş bulabildi mi peki? Benim soruyu niye sordugum belli ama sanirim okumamissiniz.

@tolkien: tıp derken ciddi degilsin di mi? İnanilmaz zor bir bolum.

-----

İlk mesajimi editledim bu arada.


ahm1
(29.08.20)
Değilim tabii hocam. Öyle genel ' mühendislik dışı ne okunur' şeklinde soru sorarsan alacağın cevap o şekilde olurdu.

Editin ise çok daha değişik geldi. Bahsettiğin yeteneklerin, özelliklerin çok farklılık oluşturacak şeyler değil. Çoğu futbol takipçisi kendini o şekilde tanımlıyor. Kaldı ki o alanda iş bulmak için de üni bitirmen gerekmiyor. Çevreye falan bağlı oluyor genelde. Dolayısıyla bence farklı alanlara bak.


Kadir Has Üniversitesi'nin Spor İletişimi Sertifika Programı diye eğitim programı vardı. Pek çok sektördeki ünlü isim de oraya yardımcı oluyordu. Programın faydalı olduğu da söyleniyor. İlgilendiğiniz şeylerde ciddiyseniz bi deneyebilirsiniz şansınızı.

Onun dışında Açık Öğretim Fakültesi'nin ikinci üniversite şansı var. Oradan bir bölüm okuyabilirsiniz. İki yıllık olup iş olanığı iyi kötü olan bi iki şey vardır belki de çok hakim değilim.


nundu
(29.08.20)
ben de ikinci universitemi bitirdim; baslarken 'gec mi kaldim, hic baslamasam mi?' gibi tereddutlerim vardi ama 4 yil su gibi gecti.

Yalniz ben sizin gibi baslamadim; ilk bolumumu hic sevmiyordum, o meslegi yapmayacaktim. Ikinci bolumume eskiden beri ilgim vardi, okuyup arastirip, plan yapip oyle basladim. hic de pisman olmadim. maddi olarak da benim acimdan sorun olacak bir durum yoktu.

kisacasi yas ile ilgili degil de ne yapmak istediginiz ile ilgili; iyice dusunup tasinmak lazim. Benim bolumumde 40 yasinda olanlar bile vardi.


fraise
(29.08.20)
Başlığa yanıt: okunur
Durumunuza yanıt: iş eşit değildir üniversite. Üniversite, iş sahibi olmak için verimsiz. Hele bu yaştan sonra


r evolution
(29.08.20)
@revolution: universite, iş sahibi olmak icin verimsiz mi? Bu kadar insan universitedeki bolumu sayesinde bir işe girmiyor mu?


ahm1
(30.08.20)
Üniversite, iş sahibi olmak için gereksiz. Bu kadar üniversitedeki bölümü sayesinde bir işe girmiyor.

Hatta o kadar çok kişi var ki okuduğu bölümden alakasız iş yapan. Hukukçu olmak için hukuk, tipci olmak için tıp okumaniz gerek. Belli bir unvanla kamuya atanmaniz için bellk bi lisans bitirmeniz lazım. Kurumsal bir yerde mühendis olabilmek için o diplomaya gerek ini var.

Ancak böyle ne olduğu zaten belli olan durumlar dışında bir bölümde okuyanlar mezun olduktan sonra bir müddet düşünüp sonra da kendine bir iş buluyor ya da kendini geliştirmek için bir alan seçiyor.

Hobi olsun diye okumayacaksaniz hiç boşuna okumayın. Sertifika programları ile kendinize mesleki bilgi katabilirsiniz.


biseysorcaktim
(30.08.20)
Okursun ama iş bulamazsın.


angina pektoris
(30.08.20)
www.youtube.com
duruma göre değişir.

*üniversite iş bulma kurumu değildir, olmamıştır, olamaz.


jimjim
(30.08.20)
neredeyse her bölümden yeteri kadar mezun var, bir de siz 35 yaşında mezun olacaksınız. o yüzden diplomanın şart olduğu meslekler olabilir. bunun dışında hemşirelik tarzı sağlık bölümleri okunabilir, 65-70 ile atanıyorlar ama 4 sene sonra durum ne olur onu da düşünmek gerekir. bunların dışında okumadan 2 tane yabancı dil geliştirmeniz de çok faydalı olacaktır, çoğu alanda iş bulup iyi paralar kazanabilirsiniz.


tabirimekruh
(30.08.20)
para kazanmak için üniversite okuma donemleri gecti coktan 15-20 sene önceydi belki universite mezununun bir farki olurdu,tıp haricide garanti bolum kalmadi,en mantiklisi meslek edindirecek birseylere girismek,gastronomi olabilir,personel trainerlik vs...


kreatin
(30.08.20)
Tip, dış okunur.


konsomatrix
(30.08.20)
(6)

ne yapacağım ben? (sürekli idrara çıkma)

er kişiyim.2 sene önce sürekli idrara çıkmaya başladım. bir şey içiyorum, 3 kere tuvalete gidiyorum. gece yatmadan en fazla 1-2 saat önce bir şey içiyorum ama gece 2 defa tuvalete çıkıyorum vs. vs.artık bu durum beni çok yordu. ilk doktora gittiğim zaman doktor tahlil bile yapmadan 2 antibiyotik ver
er kişiyim.

2 sene önce sürekli idrara çıkmaya başladım. bir şey içiyorum, 3 kere tuvalete gidiyorum. gece yatmadan en fazla 1-2 saat önce bir şey içiyorum ama gece 2 defa tuvalete çıkıyorum vs. vs.

artık bu durum beni çok yordu. ilk doktora gittiğim zaman doktor tahlil bile yapmadan 2 antibiyotik verdi, bunlarla geçer dedi, kullandım geçmedi. bu sefer tahlil yaptı, sonra başka bir 2 antibiyotik verdi, onlarla da geçmedi. en sonunda bir tane antibiyotik yazdı, yine geçmedi. geçmeyince ultrason çekti, kamerayla girdi baktı, bir şey yok dedi, yolladı. sonrasında ben 1-2 doktora gittim, tahlilleri, ultrasonu gösterdim, kamerayla girip baktıklarını (tıbbi adını unuttum), temiz dediklerini söyledim, onlar da baktı "tahliller temiz, ultrason temiz, belki psikolojiktir, geçer" deyip yolladılar.

çok sıkıldım bu durumdan. evde de sürekli idrara çıkmak, gece kalkmak bir dert tabii ama bir yere gidiyorum mesela arkadaşlarımla, sürekli tuvalete gidiyorum. tuvalete gitmeye utanır oldum. olacak şey değil ya.

ne yapacağım ben? ne yapmam lazım? 2 sene önce aniden başladı, nasıl başladı anlamadım. o zamanlar yüzmeye gidiyordum, oradan mikrop mu kaptım diye düşünmüştüm ama öyle bir şey olsa tahlillerde çıkardı herhalde.
ahm1
(22.08.20)
Bir ilaç kullanıyor musunuz? Anti depresan, tansiyon, idrar söktürücü vs.

Dahiliyeye gidin derim. Kan değerlerinize baksınlar. diabetes insipidus olabilir, adh hormonu ile ilgili birşey olabilir.

Not: doktor değilim, yakın zamanda babam hiponatremi geçirdiği için bu konuları biraz araştırmıştım.


inheritance
(22.08.20)
antidepresan kullanıyorum ama bu 2 yıllık süreçte birkaç ilaç değiştirdim ama idrara çıkma olayı hep aynı kaldı, hiç değişmedi.

dahiliyeye başka bir sebepten gitmiştim ama o hormonlara bakmamıştır herhalde, bir bakayım nelere bakmış.


ahm1
(22.08.20)
bende de bır donem olmustu. cok gergin, stresli olduğum bir dönemdi. psikolojik olabilir diyorum.


buenosdias
(22.08.20)
psikolojik oluyor genelde bu durum. bende de dönem dönem yükseliyor.

özellikle bir yerden çıkmadan ya da girer girmez tuvalete gitme isteği oluşuyor. günde 3 lt su içiyorum onunla da alakalı olabilir. bence de pek üstüne gitmeyin zamanla azalarak biter diye düşünüyorum. ya da psikolog tavsiyesi alabilirsiniz.


ayin yazari
(22.08.20)
@ayın yazarı: hocam o 3 litre su içtiğiniz içindir ya. eskiden ben de çok su içmeye çalıştığımda sürekli tuvalete çıkıyordum.


ahm1
(22.08.20)
İnheritence+1
Kan verin şeker baktırın.


physcos physcos
(23.08.20)
(5)

ABD nasıl yaptırım uygulayabiliyor?

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-53786931Aslinda riza sarraf zamaninda da aklima takilmisti ama simdi sorabildim.İran'a sadece abd yaptirim yapiyor di mi? Uluslararasi bir anlasma yok bu konuda?E peki nasil boyle gemilere el koyabiliyor (israil'in filistin'e yaptigi gibi diyebilirsiniz ama
www.bbc.com

Aslinda riza sarraf zamaninda da aklima takilmisti ama simdi sorabildim.

İran'a sadece abd yaptirim yapiyor di mi? Uluslararasi bir anlasma yok bu konuda?

E peki nasil boyle gemilere el koyabiliyor (israil'in filistin'e yaptigi gibi diyebilirsiniz ama o daha farkli)? Aktarildigi kadariyla hicbir iranli yetkili de demiyor ki "sana ne kardesim, ben venezuela'ya petrol gonderiyorum, sen nasil karisiyorsun."

Yillarca bu ulkede iran'a yonelik yaptirimlari delmek icin degisik yollara basvuruldu di mi? E peki abd nasil her ulkenin bu kadar icine girebiliyor? Yoksa abd "kim delerse ona da yaptirim uygularim" mi diyor?

Sorular sorular....
ahm1
(14.08.20)
Dünyadaki tüm ticaret Dolar üzerinden dönüyor. Peki Dolar'ın sahibi kim ? Hangi ülkeyle hangi ülkenin ticaret yaptığı önemsiz aslında. Adamların parasını kullanıyorsun neticede.

"Biz borcumuzu bile kendi paramızlda ödediğimiz için paramızın değeri düşmez" diyen bir ülke Amerika.

Not Cevabım neden tiklenmemiş anlamadım. Diğer tiklenenlerinkinden bir farkı yoktu oysa ki.


mastercard / visa / swift. Bu sistemlerin hepsi amerikada. Yani sen simdi evinden cikip bakkaldan bir sakiz aliyorsun ya, hah o sakizi kredi karti ile alirsan amerika ustunden donuyor islemler. swift yani tum uluslararasi para transferi sistemi de adamlarin elinde.

Simdi bu durumda adam at kosturuyor tabii


oscar
(15.08.20)
Olay adamların parasından ziyade ürünü.


Şöyle anlatayım; eğer sen bi şey üretiyorsan ve bu ürettiğin ürün içeriğinde Amerikan malı varsa Amerika sana karışır. Bunu da en başından Amerika’dan o malı alırken onaylıyorsun.

Yazılımsal olur donanımsal olur, fark etmez Amerika malının takibini yapar.


Her üründeki Amerikan malı oranı değişik, bunun da belli başlı oranları aralıkları var. Eğer o alan için belirlenenden daha az Amerikan ürünü varsa, amerikan takibine takılmaz eğer aynı ya da fazla orandaysa takılır. Takip dediğim ise düşündüğünüzden çok daha ciddi.

Amerika’da bu işleri takip eden üç ayrı kurum var.

Takip derken ne oluyor derseniz. Amerikan mallarını içeren malınızı satamayacağınız yerleri belirtir Amerika. Mesela bazı malları Rusya’ya satamazsınız, hiçbir malını Kuzey Kore’ye satamazsınız.

Diyelim satarsanız ne olur. Önceden yaptığınız anlaşmaya aykırı olur ve dava açılır hakkınızda. Çok ciddi bi tazminat ödersiniz, genelde şirketi batırcak kadar okuyor bu. Diyelim ki batmadınız, ödediğinizin en az bikaç katı bi parayı ipotek edersiniz ticarete devam için ve söz verirsiniz uyacağınıza.


Diyelim ki siz a şirketine sattınız malı, o da dedi ki şurda kullanıyorum ve şu taşeron firması bu işi yapıyor benim için. O taşeron firması alıp onu İran’ a götürürse siz yine ceza alıyorsunuz malın takibi yapmadığınız için.


Tim dünya işte böyle Amerika’ya domalıyor. Gücü ürününün çokluğundan ve onu koruyabilmesinden geliyor.


tessera
(15.08.20)
Sadece ABD değil tüm dünya uyguluyor. Birleşmiş Milletler'in İran'a yaptırım uygulanması yönünde bağlayıcı bir kararı var, yani BM'ye üye tüm devletler bu karara uymak, dolyısıyla ambargo uygulamak zorunda. Bunu en sıkı yapabilen ve denetleyebilen ülke de ABD çünkü banka ve finans ssistemi onun kontolünde.


halanne
(15.08.20)
Herkes banka ve finans diyor ancak ürün olmadan bunların bir anlamı yok. Amerika ürünlerimi vermem verdirtmem dediğinde piyasada kaç ürün kalacak. Kaç firma Amerika’dan donanım yazılım satın alıyor, kaç firmanın çipleri ya da küçük parçaları Amerikan üretimi. Karşısında belki Almanya ve Japonya ürünleri olabilir ama onların da belki Amerikan deneyimine tabi noktaları vardır. Sizin Amerika’yı üretim zincirinden komple çıkardığınızı düşünelim, dünyada ne kadar ürün kalır?


Onların elindeki en büyük güç bu. Finanstaki gücünü de bu veriyor onlara zaten. Çünkü her üründen para kazanıyorlar.


tessera
(15.08.20)
(17)

altın düşüyor (fikirleriniz)

çok düştü bugün. gram altın 17 lira (%3,5) düştü, ons altın ise dolar bazında %2,3 düştü.gram altın 461 lira şu an. biraz daha beklesem ve 450'ye düşerse mi satsam? ne yapsak? ne yaptınız?
çok düştü bugün. gram altın 17 lira (%3,5) düştü, ons altın ise dolar bazında %2,3 düştü.

gram altın 461 lira şu an. biraz daha beklesem ve 450'ye düşerse mi satsam? ne yapsak? ne yaptınız?
ahm1
(11.08.20)
niye düşünce satıyorsunuz anlamadım? satın mı alacaksınız? rusya aşıyı buldu diyorlar biraz daha düşürebilir ama ben olsam satmam zaten artacak yine bu düşüşün geçici olduğunu düşünüyorum. YTD


matilda
(11.08.20)
450'ye düşünce satayım diyorum çünkü daha da düşmesinden korkuyorum. yani 450 benim için baraj gibi. he niye 450'ye kadar bekliyim diyorum, çünkü belki daha düşmez de tekrar çıkışa geçer diye. anlatabildim mi derdimi bilemiyorum ama.

e şimdi satmam satmam satmam dersem belki 400'e kadar düşecek? o zaman hepten zarar edeceğim.


ahm1
(11.08.20)
480'den aldım. satmayacağım. yıl sonuna doğru 500ü geçmesi beklentisi var. her şekilde yükselecek. kısa vadede para lazım olmayacaksa asla ellemeyin.


kablelvuku
(11.08.20)
(bkz: keriz silkelemek)

şu başlığın ilk entrysini okuman yeterli. ytd.


kimlanbu
(11.08.20)
aynı keriz diye tabir edilen insanlar
2011 eylül ayında 110 dan gram alıp
2015 eylül ayında 110 TL üzerine anca çıktı
aradaki enflasyon, panik, borçlanma stres bedavadan karı boşayanlara gelmedi.


agustos 2018 de 7,25den dolar alanlar agustos 2020 de anca 7,25 e kafa kafaya geldi

bu işler öyle kolay olsa kim neden çalışsın

herkes tutturmuş yükselecek yahu bana tarih versene 30 gün sonra xxx tl olabilecek diyebiliyormusun

bunu ekonomist geçinenler bile yapamıyor gir youtube bak ekonomistim diye yazmışlar ama hepsi reklam hizmetini aktif etmiş adam 2 yılda anca reklamlarda 30lira kazanmış ben herşeyi biliorum diyor

lan sen herşeyi bilsen 350 den 470e çıkacağını bilmiyormuydun bankadan milyon alıp basamazmıydın altına

kısacası para senin kendin karar vereceksin yoksa bilsem seninle neden uğraşayım gider kendim yatırım yaparım


sivrisinek
(11.08.20)
aciliyeti yoksa her seviye dip seviyedir altın için. kazanmama şansın yok. 460 lira da dip 560 lira da dip.


12 ağustosta aşı açıklaması yapılacak Fed piyasaya para depoluyor satmanizdaki amaç nedir önce onu düşünmelisiniz
Biraz daha düşebilir yine de her halükarda artacaktır alım yapmak isteyenler biraz daha bekleyebilir
Çünkü bir miktar daha düşüp sonra yine artış olacaktır Rusya'nın aşıyı bulacagini ya da bulmuş olduğunu düşünmüyorum olsa dahi geliştirme süreci altını olumsuz yönde etkilemez


şapşiko
(11.08.20)
Düşünce satmak değil almak mantıklı.


böyle soluksuz çıkan her yatırım aracında bir miktar kar realizasyonu olur. hiç düşmeyecekmiş gibi, fiyatına bakmadan alım yapıldığında sonunda böyle oluyor. yatırım tavsiyesi olarak kesinlikle görmeyin, benim elimde 100 birim altın olsa (yok) ve kesinlikle vazgeçemeyecek olsam (rahatça vazgeçerim), yükseldiği bir noktadan en az 20 birimi verir tekrar çıkacağını düşündüğüm bir seviyeden söz gelimi 22-23 birim olarak geri alırdım.


Öncelikle "düşen bıçak tutulmaz". düşerken almak mantıklı değil.

düştükten sonra tekrar çıkışa geçerse alınır. bir miktar 'kârdan zarar' edilir.

soruya cevap: paraya ihtiyacınız yoksa satmayın. altın konusunda beklentiler daha çok yükseleceği yönünde. ama covid aşısı bulunursa altının ons fiyatının yükselmesine sebep olan yatırımcı akışı ters yönde olacağı için düşmeye başlayabilir. şu anda "2021'den önce aşı bulunamayacak" iddiasına dayanarak satmanın mantıksız olduğunu düşünüyorum.


himmet dayi
(11.08.20)
paraya acil ihtiyacın varsa kendine bir stop-loss tanımla, oraya gelince sat, ihtiyacın yoksa unut gitsin, benim fikrime göre uzun vadede ( 1 yıl ve üzeri ) düşünmek daha yararlı şu durumda, ha bir de fikirleri al, ama kendin de üzerinde düşünerek içine sineni yap. Bu çok önemli. Şu an başka verimli bir yatırım aracı yok gibi, dolar-altın yazdığım gibi, borsa desen yine uzun vadeli düşünmen gerek, belki mevduat faiz arttırımı gelebilir, o beklenebilir.


pistranger
(11.08.20)
teknik analizde buralara geleceği öngörülmüştü. Satma ve almak ile ilgili destek ve direnç noktalarına bakıp buna göre pozisyon alabilirsiniz.

Youtube da cüneyt paksoyun çarşamba günleri yaptığı haftalık teknik analiz videolarından seviyeleri görebilirsiniz. Genelde tutarlı verileri oluyor.


Daha dün kredi çekip altın alan arkadaşa konuyla ilgili yazmıştım.

"Ne yapsam?" sorusunun cevabı senin portföyün, risk algın, yatırım stratejin ile alakalıdır. Bu saydıklarım herkeste farklıdır.

Teknik analiz bilen arkadaşlar fark etmiştir rallinin çok hızlı olduğunu, başta RSI olmak üzere indikatörlerin yükselişi desteklemediğini. Bugün de kuvvetli bir satış görüyoruz. KY yükselişte hırsla aldığı gibi şimdi de panik halinde satacaktır. 9 haftadır yeşil bar görüyoruz, eh 1 hafta da kırmızı olması son derece normal ve sağlıklı. Ayrıca hafta bitmedi.

Bu demek değildir ki altında yükseliş trendi tümden bitti, artık yön aşağı. "Ne yapsam" sorusunun cevabını bizim vermemiz mümkün değil. Kendi adıma uzun yıllar tutmayacağım bir varlığı ne alırım, ne de bu tarz durumlarda satarım. Altında bir miktar daha aşağı iniş olabilir, kend çizdiğim trende dokunmasını bekliyorum ve oradaki duruma göre yeniden değerlendireceğim.


Lethe
(11.08.20)
500 e vuracak diyorlar. milletin böyle konuşması bile yeter. AMA asrın liderinin buzdolabı açıklamaları olayların kontrol altında olduğu izlenimini verdi ve vatandaşın içini rahatlattı. özellikle yunanistan hamlesi dosta güven verirken düşmanlarımıza ki dünyanın geri kalanının bizim düşmanımız olduğunu varsayarsak tüm dünyaya korku saldı. bunlar ileri ki dönemde ülkemizin para politikası ile maliye politikasının uyumlu gitmesi ve yerinde hamleler ile ekonomik durumu lehimize çevirerek bir dünya devi olma yolunda emin adımlar ile ilerleyeceğimizin bir işaretidir. özelikle işsizlik rakamlarında ki no istihdam no işsizlik ve amaaan koygtüne bırak yapsın bırak ne bulursa onu yesin liberal bakışı ile dünya ekonomisinin gidişi bizim işimize gelmektedir. eski zamanların bir devlet büyüğünün dediği gibi -küçük amerika olacaz.


seyduna6687
(11.08.20)
Hocam altın koca karı yatırım aracı bana göre. Al satla 1 yere varmak çok zor küçük meblağlar için. Birikim yapmak için belli noktalarda alıp alıp tutarsan anca.

Ben 388'den almıştım 400 olsun satayım gibi 1 amacım yoktu. Zaten makas yüksek olduğu için yapacağın 3 kuruş kara değmiyor.

Ama 360'lara falan düştü ben aldıktan sonra o noktadan biraz daha alsam mı diye düşünüp borsada karar kıldım. 360'dan 370'e geri çıksa 388 maliyetle aldığım meblağı amorti etmesi için 9 gram altın almam gerekiyordu ama 1 o kadar daha zarar etmem için 6 tl daha düşmesi yetiyordu. (1,66%)

Eğer 475'i vuracağını bilseydim bu kadar kısa sürede vari yoğu basardım. Veya 370'e geri çıkar beklentisiyle zararı amortilemek için 9 gramı almış olsaydım sadece o 9 gramdan 1035 tl, 1485 tl 1 ay gibi kısa 1 sürede kar etmiş olabilirdim.

Ama bilmiyordum, bilemezdim. Yukarıdaki örnekte söylediğim gibi daha da düşebilirdi vs vs.


materyalist imam
(11.08.20)
(bkz: #111426548)


false pretension
(11.08.20)
Patir patir dusuyor su an, sictik ya. Keske dun satsaydim 478'den.


ahm1
(11.08.20)
(5)

altındaki düşüş devam eder mi?

altındaki düşüş devam eder mi acaba ya? satsam mı hemen? döviz biraz düşünce altın da düşmeye başladı. grafiklere bakıyorum, yükselişler, düşüşler dolar ve euro ile aynı çizgide hep.
altındaki düşüş devam eder mi acaba ya? satsam mı hemen? döviz biraz düşünce altın da düşmeye başladı. grafiklere bakıyorum, yükselişler, düşüşler dolar ve euro ile aynı çizgide hep.
ahm1
(07.08.20)
eder


nahtoderfahrung
(07.08.20)
hocam tl bazında gram altın için bakmanız gereken grafik bu:
tr.tradingview.com

dolarla ile elbette bağlantılı ancak altının kendi oynaklığı da var. al-sat kararı için kendi iradenizi kullanın. panik yapmayın bence. ytd.


ala09
(07.08.20)
Ama 10 yillik grafige baktigimiz zaman mesela altinin dolar olarak cakildigi bir donem var, o donemde tl olarak yukselmis altin. Yani altinin dolara endeksli oldugunu soylemek istiyorum.

Neyse, 450'ye kadar bekliyim, 450'ye duserse satarim.


ahm1
(07.08.20)
@ahm1 eylül 2012 ile 2013 arasını mı diyorsunuz? fed'in para genişleme politikasını açıkladığı doların ciddi güçlendiği bir dönemden genel sonuç çıkarmayın bence. ayrıda çakıldı dediğiniz dönemin altın/tl grafiğine bakarsanız tl bazında bir çakılma yok. ynai altın tek başına yükselirse altın tl bazında artacak, dolar güçlense bu sefer altın sabitken bile artacak. bu yüzden aynı grafiği tl için de okumak lazım. ytd

edit: zaten bizim tc vatandaşı olarak çıkmazımız bu. güçlü bir para birimi olmadığı için altın kendi başına da artsa veya dolar kendi başına da artsa golü yiyoruz. dümdüz bir iktisat mezunu memleket başında olsa bunun yarısı kadar bile zarar görmezdik.


ala09
(07.08.20)
altında düşüş değil yükseliş olur. tüm dünya ekonomileri (almanya + abd) % 13+15 düşüş yaşıyor. altın niye düşsün.
*bi tek bizim ekonomimiz yükselişte :-)


ankarakecisi
(07.08.20)
(4)

En iyi traş bıçağı hangisi?

En iyi derken yani cok pahali bir sey aramiyorum ama gillet fusion 5 iyi midir? Simdiye kadar hep bilmeden aldim. Belki vardir bundan daha iyi f/p'si olan?
En iyi derken yani cok pahali bir sey aramiyorum ama gillet fusion 5 iyi midir? Simdiye kadar hep bilmeden aldim. Belki vardir bundan daha iyi f/p'si olan?
ahm1
(07.08.20)
F/p soruyorsan bim’de satılan man’s 5’li paket olması lazım.
Ben gillette fusion serisi kullanıyorum ve memnunum. 2 sene önce kampanya vardı 24 bıçak 50 tl gibiydi. Pandemide tıraş da olmuyorum artık daha uzun süre götürür.


ozdek
(07.08.20)
24 bicak 50 lira mi? Banabi'den baktim, su an iki tanesi 70 lira.

5'li paket vs istemiyorum ya. Şoyle gillette fusion gibi bir tane tiras makinem olsun istiyorum.

Bunlarin tiras bicaklari da cabuk köreliyor gibi ama.


ahm1
(07.08.20)
fusion 5 ler gereksiz pahalı. evde açılmamış bir paket buldum yatırım olarak saklıyorum. altın gibi artıyor namussuz. ayrıca beş bıçak gereksiz pahalı bence de. iki bıçaklılar yeter.


sarcophagus
(07.08.20)
Security razor en guzeli. Bir kere alinca masrafin sadece jilet oluyor ki onu da kullanip at bir kere kaç kuruş maliyeti var.


logisticsmanager
(07.08.20)
(3)

dolar/euro düşerse altın da düşer mi?

diyelim ki euro 7-7,5 oldu, altın da düşer mi?mesela merkez bankası 8-10 puan faiz arttırırsa düşer mi altın da?
diyelim ki euro 7-7,5 oldu, altın da düşer mi?

mesela merkez bankası 8-10 puan faiz arttırırsa düşer mi altın da?
ahm1
(06.08.20)
altın dolara bağlı olduğu için düşer.

edit: evet eksik yazmışım. alttaki arkadaşlara katılıyorum.


fezagezgini_4
(06.08.20)
o kadar doğrusal bir ilişki yok aralarında altın dolardan bağımsız olarak da artabilir ama bizdeki altın fiyatı londra borsasında belirlenen fiyat olduğu için altın ons fiyatı sabit kaldığı durumda dolar düşerse gram altın fiyatı da düşer diyebiliriz


ala09
(06.08.20)
ala09 +1

şu an altının yükselmesi sadece TL'nin değer kaybı ile ilgili değil. Altının ons fiyatı son dönemde çok yükseldi. Şu sıralar 2060 dolar civarında. 3 bin dolar konuşuluyor. Bu yükseliş devam ederse, dolar düşse dahi (TL değer kazansa dahi) altın yükselmeye devam edebilir.


himmet dayi
(06.08.20)
(1)

idefix değişim

sipariş ettiğim kitap defolu geldi. idefix'e mail attım değişim için ama henüz cevap vermediler.daha önce de birçok kez değişim yaptım idefix ile. iade kodunu biliyorum, acaba direkt kodu yazıp kargoya versem olur mu, idefix'ten cevap beklemeden?
sipariş ettiğim kitap defolu geldi. idefix'e mail attım değişim için ama henüz cevap vermediler.

daha önce de birçok kez değişim yaptım idefix ile. iade kodunu biliyorum, acaba direkt kodu yazıp kargoya versem olur mu, idefix'ten cevap beklemeden?
ahm1
(06.08.20)
Sorun olmasi yuksek ihtimal


(2)

anti-aliasing ve anisotropic (medieval II)

medieval 2'yi yükledim yeniden. iki görüntü ayarını çözemedim.anti-aliasing ayarında;no anti-aliasingx2x4x8seçenekleri var, x4 seçili başladı oyun.texture filtering ayarında ise;bilineartrilinearanisotropic x 2anisotropic x 4anisotropic x 8anisotropic x 16seçenekleri var. bu da x4 seçili geldi.seçen
medieval 2'yi yükledim yeniden. iki görüntü ayarını çözemedim.

anti-aliasing ayarında;

no anti-aliasing
x2
x4
x8

seçenekleri var, x4 seçili başladı oyun.

texture filtering ayarında ise;

bilinear
trilinear
anisotropic x 2
anisotropic x 4
anisotropic x 8
anisotropic x 16

seçenekleri var. bu da x4 seçili geldi.

seçeneklerden en aşağıda olanı seçersem görüntü o kadar iyi mi olacak? en aşağıdakileri mi seçeyim? gerçi seçince bir değişiklik fark etmedim ama.
ahm1
(05.08.20)
evet. anti aliasing köşeleri yok etmeye yarıyor. daha pürüzsüz bir görüntü. diğerini tam hatırlamıyorum.


bohr atom modeli
(05.08.20)
Bilgisayar kaldırıyorsa en aşağıdakilere abanın gitsin. Öbürünün verimi oyundan oyuna değişiyor ama anti-aliasing her türlü çok farkettirir görüntü kalitesi açısından.


(15)

NBA'deki yeni oyun tarzı

Birkac sezondur nba izlemiyordum. Bugun biraz baktim iki maca, su anda da washington-phoenix macina bakiyorum. Hicbir maci da cok izlemedim ama gordugum su ki nba bombok bir sey olmus. Adam ribaundu aliyor, tek basina kosuyor kosuyor sut atiyor, karsi taraftan gard ribaundu aliyorsa o da kosuyor kos
Birkac sezondur nba izlemiyordum. Bugun biraz baktim iki maca, su anda da washington-phoenix macina bakiyorum. Hicbir maci da cok izlemedim ama gordugum su ki nba bombok bir sey olmus. Adam ribaundu aliyor, tek basina kosuyor kosuyor sut atiyor, karsi taraftan gard ribaundu aliyorsa o da kosuyor kosuyor sut atiyor. Hucumlarin buyuk cogunlugunda genelde en fazla bir pas veriliyor.

Butun maclar boyle mi? Nba bu mu oldu yani, insanlar bunu mu izliyor? Bombok bir sey olmus, bu nedir ya.
ahm1
(31.07.20)
evet yaklaşık olarak buna dönüştü. sebebi istatistik verilerinin oyunu yönlendirmesi.

pas sayısı arttıkça basket bulma ihtimali düşüyor.
hücum süresi kısaldıkça verim artıyor.
orta mesafe yüzdesi daha yüksek olsa da üç sayı denemek daha verimli. orta mesafe neredeyse yok oldu bu yüzden.

kontrol edemedim ama yanlış hatırlamıyorsam bu videoda bu değişimlerden bahsediyorlardı:

www.youtube.com


bruges
(31.07.20)
Video bakacagim ama 3 sayi denemenin daha verimli olmasi vs. sacma geldi su an.

Uzunlarin isabet ortalamasi yuzde 50-60 arasi oluyordu mesela. 3 sayi isabetleri ise yuzde 35-40. Anca cok iyiysen yuzde 45 oluyor vs. vs.

Yani gercekten inanilmaz sacma bir hal almis. Kos kos atis at, kos kos atis at. Antrenman maci gibi. Kim izler ki bunu ya?

Koskoca, guzelim nba ne hale gelmis, inanamiyorum.


ahm1
(31.07.20)
evet bu. kos kos ucluk salla.

30 takim da ayni basketbolu oynuyor. farkli bir taktikle, kurguyla oynayan takim yok.

sosyal medyanin bos beles istatistikleri pompalamasi sonucu bu hale geldi.

bir takim ortalama 120 sayi yiyorsa o takim savunmada sutu kullansalar da ben hucum yapayim diye dusunmekten baska bir sey yapmayan takimdir. hali saha mantigi yani. herkes forvette olunca daha cok gol atarim, daha zevkli olur diye dusunuluyor ama tam tersi.


baldur2
(31.07.20)
normalde bu kadar kotu degildi, simdi pandemi donusu iyice salmislar gibi duruyor ama yine de haklisin. genel olarak vaziyet budur yani. vicik vicik, yavsak, teknik-taktikten yoksun, igrenc bir seye donustu.


@baldur2: "sosyal medyanin bos beles istatistikleri pompalamasi sonucu bu hale geldi."

Ben Golden State yuzunden boyle oldu diye dusunmustum.


ahm1
(01.08.20)
@ahm1

evet golden state ve stephen curry basketbolu degistirdi. stephen curry sayesinde herkesin 3'luge tarihte verilmemis kada onem vermeye basladi.


baldur2
(01.08.20)
üçlüğe önem ver de yani her şeyin de bir ölçüsü vardır ya. üçlüğe önem vermek, koşup koşup üçlük atmak mıdır? bu ne boktan bir şeydir. gerçekten çok sinirlendim. bu kadar saçma bir şeye insanların, en başta koçların tepki göstermemesini anlayamıyorum.

adam ribaundu alıyor, koşuyor koşuyor üçlük çizgisine gidince topu potaya atıyor; sonra karşı takımdaki gard alıyor, gidiyor gidiyor üçlük deniyor. arada içeriden de sayı oluyor tabii, onda da ribaundu alan gard gidiyor gidiyor, içeri girip potayı zorluyor ya da birine pas veriyor, o potaya gidiyor.


ahm1
(01.08.20)
evet beni de çok üzüyor bu durum. özellikle duncan, shaq gibi alçak post oynayan, nowitzki gibi yüksek post oynayan oyuncuları çok özlüyorum. al horford'dan nefret ediyorum. pivot dediğin şut atmamalı bence :)

tek çözüm galiba 80 öncesine dönüp üçlük çizgisini kaldırmak. ama tabii kimse istemez bunu.

koçlar neden itiraz etmiyor demişsin ama eskisi gibi koç ağırlığı da kalmadı zaten oyunda. yıldız oyuncular çok ön planda ve bu yıldız oyuncular arası rekabet de lige ilgiyi daha çok arttırıyor.

eskiden koç istemezse rest çekebiliyordu ama şimdilerde yıldız oyuncu ile problem çıkmasın diye koç bile gönderilir oldu.


aziz dostum jack
(01.08.20)
Ben de GSW yüzünden diyecektim gece gördüğümde. Maalesef şu anki trend bu. Her takım tarihin en iyi ilk beş üçlükçüsünden ikisini aynı anda kadroda bulunduramıyor ama.


armagan abanuz
(01.08.20)
Birkac sezondur en azindan istatistiksel bazda takip ediyordum nba'i. Bazen maclarin box score'una bakiyordum, draft edilen genclere falan bakiyordum ama dunku maclari izledikten ve bu cevaplardan sonra bunlari da yapmayacagim sanirim bundan sonra.


ahm1
(01.08.20)
Doncic'in istatistikleri muthis mesela, Giannis'inkiler de super ama boyle bir oyunda bu istatistiklere ulasmis olmalari basarilarinin degerini azaltiyor bence. Cunku oynanan oyun duzgun bir oyun degil. Sacma sapan bir oyun tarzinda istedikleri kadar ucsunlar, istatistikleri tarihsel degerlendirmelerde daha degersiz sayilmali bence. Bilmem katilir misiniz...


ahm1
(01.08.20)
sana tamamen katılıyorum. çocukken ben isterdim ki takımlar 100 sayıya ulaşsın. çocuk aklı işte, 90'da kalınca falan üzülüyordum, 100'ü geçsinler istiyordum. şimdi vallahi inan şöyle bi' 97-93 biten maç görsem monitörü okşayıp ağlamaya başlayacağım, o hale geldim. la az biraz savunma yapın, normal bi maç izletin ya.

vallahi kemik seslerinin geldiği, üçlük atanın alcatraz'a kapatıldığı, detroit'in 75 sayı yediği maçtan sonra "bu ne biçim savunma ırzını sevdiklerim" diyen öfkeli kalabalık tarafından linç edildiği günlerin basketbolunu çok özledim ben. şimdiki tıraş.

abi oyun devam ederken müzik çalıyo ajjsfskj böyle bi şey var mı ya. tamam kardeşim spor en başta eğlencedir, eyvallah gidip adam bıçaklayın demiyorum ama resmen salonları alışveriş merkezine çevirdiler, millet popcorn yiyip bi şeyler içmek ve çocukları oyalamak için gider oldu maçlara. her saniye bi aktivite, bi şey... e kadar sıkılıyosanız sktirin gidin birader basket maçında ne işiniz var, ben anlamıyorum bu amerikanları.

bu duyuru için teşekkür ederim, ben bu konuda çok doluyum, biraz sakinleştim şimdi iyi geldi. savunma ve HUKŞAT düşmanlarını yeneceğiz.


çözüm üçlük çizgisini kaldırmak sanırım eskisi gibi.

zaten 1980'de gelmiş bir sistemden bahsediyoruz.

benim anlamadığım böyle bir ligde giannis nasıl mvp oluyor o zaman? hiç takip etmiyorum bilgi amaçlı soruyorum.


antikadimag
(01.08.20)
Ucluk cizgisinin kaldirilmasina karsiyim (zaten oyle bir seyin olmasi mumkun degil de). Tadinda ucluk atislari keyif veriyordu. Her guzel seyin bokunu cikarirsan o sey cekilmez olur sonuc olarak.

Zihniyetin, oyunun tekrar degismesini bekleyecegiz mecburen. Ama eski gunlere donulmesi zor. Muhtemelen yeni, farkli bir oyun tarzi bulunursa bu oyun tarzi terk edilir.


ahm1
(01.08.20)
Sanirim Giannis'e veriyorlar topu, o da aliyor gidiyor tek basina giriyor iceri basiyor smaci vs. oyle kopmus gitmistir muhtemelen. İceriden oyun sifirlandi diye bir sey yok ama iceriden oyun şoyle oluyor: herkes geride dururken topu tutan adam yanindakine veriyor topu, onun da cani ucluk atmak istemedi diyelim, giriyor iceri kimseye bakmadan, sayi yapmaya calisiyor.

Hucumlar tek basina gerceklesiyor yani. Bir hucumu sen yapiyorsun, bir hucumu ben yapiyorum vs.


ahm1
(01.08.20)
(7)

Covid test sorusu

Kardesim 4 gun once -su an covidli cikan- arkadasiyla gorustu, bugunku testi negatif cikti. Cumartesi ya da pazar gunu tekrar test olacak (yani gorusmeden 7-8 gun sonra), eger o zaman da negatif cikarsa yuzde 100 negatif oldugunu soyleyebilir miyiz? Yoksa durum o kadar net degil mi?
Kardesim 4 gun once -su an covidli cikan- arkadasiyla gorustu, bugunku testi negatif cikti. Cumartesi ya da pazar gunu tekrar test olacak (yani gorusmeden 7-8 gun sonra), eger o zaman da negatif cikarsa yuzde 100 negatif oldugunu soyleyebilir miyiz? Yoksa durum o kadar net degil mi?
ahm1
(29.07.20)
Görüşmenin detayları da önemli (sarmaş dolaş maskesiz sosyal mesafesiz mi mesela) ikinci olarak kimse %100 diyemez test kitleri %100 doğru sonuç vermediği için ama her iki testin de negatif çıkması temiz olduğuna dair bir kabul oluşturur.


candanag
(29.07.20)
Sarmas dolas degil. Ortalama bir mesafeden yarim saat gorusmusler. Kendisinde maske varmis ama karsi tarafi hatirlamiyor. Ondan bir sey alip almadigini da hatirlamiyor.

Peki diyelim ki testler kesin sonuc veriyor. Bugun giren virus 7 gun icinde kendisini kesin olarak gosteriyor mu? Hani sanki hemen testlerde gozukmez gibi bir olay vardi?

Bu hafta sonu da koyden babam gelecekti. Kritik yani o yuzden. Pozitifse pozitif ciksa da gelme desek.


ahm1
(29.07.20)
1 hafta covid pozitiften yatmış ve şu ev karantinasında olan biri olarak şunu söyleyebilirim ki,

1- 2 kere sürüntü testi yaptılar negatif çıktım
2- Tomografi testi sonucu pozitif olduğum anlaşıldı.

Hem sürüntü hem tomografi talep edin. Virüs ciğerlere indiyse sürüntünün negatif çıkması çok normal.


paramolacak
(29.07.20)
Maalesef calistigi kurum sadece suruntu testi yaptiriyormus, tomografi isteyemem diyor :(


ahm1
(29.07.20)
Abi o zaman yapacak bişey yok belirti bekleyecek.


paramolacak
(29.07.20)
Belirtiyi gordukten sonra iş işten gecebilir maalesef.

Neyse bakalim, umarim olmamistir.

Size de cok gecmis olsun.


ahm1
(29.07.20)
pozitifmiş gibi davransın 14 gün izole etsin kendisini yapabilirse.

çünkü hasta olduğu halde sürüntü pcr negatif olabilir ve bu onu hasta değilmiş gibi rahat hareket etmesine neden olur.


masseter
(29.07.20)
(5)

İstanbul'un surları

Dubrovnik'e bakiyorum (eski adiyla Ragusa), surlarin tamami korunmus sekilde: https://encrypted-tbn0.gstatic.com/images?q=tbn%3AANd9GcT_BiwT_7SbNCjpw3kKsgxJqpIDh0ibAYZg_Q&usqp=CAUE peki istanbul'un surlari niye bu sekilde degil, niye hepsi ayakta degil? Sonucta 1453'ten sonra savas da olmamis, surla
Dubrovnik'e bakiyorum (eski adiyla Ragusa), surlarin tamami korunmus sekilde: encrypted-tbn0.gstatic.com

E peki istanbul'un surlari niye bu sekilde degil, niye hepsi ayakta degil? Sonucta 1453'ten sonra savas da olmamis, surlar yikima ugramamis.

Surlar kendiliginden mi yikildi, yoksa sehir buyuyor diye yakin zamanlarda hukumetler tarafindan mi yikildi, ne oldu?

Dubrovnik gibi tamami korunan surlarimiz olsaydi guzel olmaz miydi?
ahm1
(27.07.20)
avrupa, ikinci dünya savaşında yerle bir oldu. hepsi değil elbette ama bugün gördüğün pek çok yapı aslına uygun olarak yeniden inşa edildi.

dubrovnik ise yugoslavyanın dağılma sürecinde sırplar tarafından yerle bir edildi. sonrasında avrupa birliğinin fonlaması ile yeniden yapıldı.


halanne
(27.07.20)
Bravo son cümlen çok güzel .olsaydı harika olurdu.kalanı bile harika.neden yok sorusuna tek cavap var çünkü biz ahmağız.

Surların önemli hasarları şehrin batısında bunların önemli hasarı 1453 ten.sonrasında tadilatlar var ama çokta gerekli değil,saldırabilecek kimse yok o dönemde.sonrasında depremler ve bakımsızlıktan parça parça dökülüyor.bir kısmı tehlike oluşturduğu için bilerek yıkılıyor.en büyük hasar son yüzyılda geliyor.

Yoğun yapılaşmaya kurban gidiyor bir kısmı,en önemli hasarda menderes döneminde veriliyor.lykos deresinin olduğu kısım ve bir sürü tarihi eser vatan caddesinin yapımında,topkapıdaki bir kısım millet caddesinin yapımında,en çok yıkımda sahilde kennedy caddesinin yapımında yıkılıyor.bunların yapıldığı tarihler 1950 ler.sonrasında bakım yok.turgut özal zamanında büyük bir tadilat başladı.bugünkü topkapı daki temiz gözüken kısım ve yedikuleye doğru belli yerler tamir edilmeye başlandı.hızlıda başladı ama dönemin politikaları yüzünden ehil olmayan insanlar doğru düzgün yapamadılar ve geri kalanıda öyle kaldı.

Sonrasında da hep lafta kaldı.hiç bir yerel yönetim veya hükümet bu konuya el atmadı,

Sadece bunlar değil.karaköy surlarıda son yüzyılda yok oldu.kalan parçası metro köprüsünün altında,diğerleri dükkan duvarı oldu.çatalca surlarından çatalcada yaşayanın bile haberi yok.bir sürü asalak altın bulacağım diye patlatıp duruyor.

Üzücü.


duptıs
(27.07.20)
teselli olmaz tabii ama viyana'nın surları da vaktinde yerine tramvay yapılmak için yıkılmış: en.wikipedia.org


arkadakiadam
(27.07.20)
Bizim millettin ekseriyetinde tarih, kültür , estetik , arkeoloji bilinci yok

Örnegin;
Truva hazinelerini, Bergama tapinagini almanlar padisahin izni ve turlu dalaverelerle yürütmusler
Bodrum halikarna mozolesine ingilizler çokmus

Bunun gibi onlarca vaka var

Cok yer gezdim ama dunyada bizim ulkemiz kadar tarihe saygisiz kayitsiz bi ulke cok nadir bulunur


technicalte
(27.07.20)
Bakımsızlıktan yıkılır. Normal bir şey bu. Korumak lazım. Ama Bizans eserleri pek korunmaz.


pass
(27.07.20)
(9)

Gözlerim çok kötü, acile gitmem gerekir mi (capsli)

Koşedeki kisim bayagi kizarik, gozumu cevirdigim zaman da beyaz kisim bayagi kirmizi/golgeli olmus.Dun aksam yatarken ekrana cok bakmaktan gozlerim agriyordu. Yatayim, gozlerim de dinlenir dedim ama kalkinca boyle oldu.Yeni de doktora gitmistim, zaditen damla kullaniyordum (damlanin yan etkisinden z
Koşedeki kisim bayagi kizarik, gozumu cevirdigim zaman da beyaz kisim bayagi kirmizi/golgeli olmus.

Dun aksam yatarken ekrana cok bakmaktan gozlerim agriyordu. Yatayim, gozlerim de dinlenir dedim ama kalkinca boyle oldu.

Yeni de doktora gitmistim, zaditen damla kullaniyordum (damlanin yan etkisinden ziyade, ekrana cok bakmaktan dolayi olabilir bu olay).

Ne yapayim, gideyim mi acile? Bir sey olmasin gozlerime? :(

Not: sol gozde bir sey yok, sag gozum boyle. Fotograftakiler de sag gozum.
ahm1
(26.07.20)
Ustteki fotograf (masaustune gore sagdaki) durumumu daha iyi anlatiyor, ben aynada bakinca gozum oyle. Digeri biraz acik cikmis.


ahm1
(26.07.20)
acile gidecek bir şey yok. giderseniz acildekilerin yapacağı bir şey de yok.


nrmnm
(26.07.20)
Ben ne yapacagim peki? Gorme kaybi olmasin?


ahm1
(26.07.20)
Olur oyle.

Evham yapmanı gerektirecek bir şey yok.


duptıs
(26.07.20)
Aynısı bir arkadaşıma da olmuştu. Kör oldu.


@sorularimicin: cok komik


ahm1
(26.07.20)
gozde batma var mi? yaniyor mu? goz kapaginda sisme var mi? bunlar varsa adenoviral konjonktivit olarak yorumlayabiliriz, ancak yine bir goz hekiminin bakmasi gerekir. su asamade suni goz yasi kullanip sizi rahatlatip rakatlatmadigina bakabilirsiniz. Eczane'ye sormaniz gereken goz damlasinin adi Refresh


bollocks44
(26.07.20)
üğpo +1
çay pansumanı fln yap. uzun süre geçmezse gidersin diyeceğim de, bence boşver yine gitme. bir şey yapmıyorlar, en fazla viscine verip gönderirler. bir şey olmaz gözlerine.


pati
(26.07.20)
acile gitseniz de bir şey yapamazlar. göz ayrı bir ihtisas alanı. istanbul, ankara veya başka bir büyük şehirde iseniz bir göz hastanesine başvurabilirsiniz. ilaç filan da kullanmayın. sadece poşet çayla pansuman...
not: göz hastanelerinin acilleri var. geçmiş olsun.


tururo
(26.07.20)
(9)

Skinny fat göbeğini eritmek

Skinny fat gobegi sporsuz gecmez mi hicbir sekilde?Belim kotu oldugu icin yuruyus bile yapamiyorum. Yani en fazla gunde yarim saatlik yuruyus yaparim ama o sekilde de bin senede gobegi eritirim herhalde?Aglayacagim hakikaten ya. Hayatimda hic gobegim olmamisti, simdi sirf belimden dolayi gobegim cik
Skinny fat gobegi sporsuz gecmez mi hicbir sekilde?

Belim kotu oldugu icin yuruyus bile yapamiyorum. Yani en fazla gunde yarim saatlik yuruyus yaparim ama o sekilde de bin senede gobegi eritirim herhalde?

Aglayacagim hakikaten ya. Hayatimda hic gobegim olmamisti, simdi sirf belimden dolayi gobegim cikti.

Spor yapmiyorken saglikli yeme icme motivasyonunu saglamak da cok zor oluyor.
ahm1
(25.07.20)
Skinny fat için sorun yüksek yağ oranı değil düşük kas kütlesi, kas kütleni artırmadığın sürece o göbekten kurtulmak mümkün değil.


angelus
(25.07.20)
yürüyerek göbek erimez.


duygusuzromantik
(25.07.20)
@duygusuzromantik: erimez mi? Butun zayif insanlar spor salonuna gitmiyor, kosmuyor, yuzmuyor sonucta. Sadece aktif yasayip hareket ederek de cok kilo verenler, gobek eritenler var.


ahm1
(25.07.20)
@angelus: tam anlayamadim. Gobegimdeki yaglar fazlalik sonucta. Onlarin erimesi lazim. 5 ay once gobegim yoktu ama kas miktarim da daha cok degildi.


ahm1
(25.07.20)
adını hatırlayamadığım bir belgesel var. bu belgeselde ben yiyorum yiyorum kilo almıyorum diyen insanları gözlemliyorlardı. bol bol yiyorum dediği tabağın yarısı. ben hiç spor yapıyorum diyen adam 6 kat merdiven çıkıp işine her gün 3 km yürüyen bir adam.

olay basit. kalori açığı yarat. yüksek şekerleri tüketmeyi kes. bölgesel yağ verme diye bir şey yok. fazla kalori alıyorsun o da göbekte birikiyor. ben de aynı durumdayım. kol bacak çırpı, göt göbek kocaman.


phonex
(25.07.20)
Soru skinny fat ile ilgili ben ona cevap verdim, skinny fat ve göbek sorunu iki farklı problem. Göbeğim var nasıl yok edeyim spor şart mı diye soruyorsan şart değil; kalori takibi yapar harcadığından az yersen göbeğin gider.


angelus
(25.07.20)
@angelus: sanirim demek istediginiz "skinny fat ile kilo probleminin farkli seyler" olmasi. Skinny fat demek, gobek demek zaten cunku. Skinny fat'teki tek olay gobek.

Kilo problemim yok. Evet, kilo problemim olsa, her gun sadece sebze yiyerek, yatsam bile bir haftada 5 kilo verebilirim ama sorunum gobek. Kollari bacaklari incecik olup gobegi kocaman olan bir suru insan var. Maalesef benim de sorunum bu (gobegim henuz kocaman olmasa da) ve maalesef spor da yapamiyorum.


ahm1
(25.07.20)
Spor şart değil tabi ki. Yarım saat koşma ile verdiğin kalori bi biskrem biskuvidekiyle aynı.

Şekerli kapalı gıdaları yeme, öğle aralarını çiğ kuruyemişlerle geçir. Çok yeme. 1-2 aya gider göbek.


Mcfly
(25.07.20)
Skinny fat, yağ kütlesi çok fazla olmasa da vücut kas kütlesi düşük olduğu için "şişmanmış" gibi gözüken vücut tipleri için kullanılan bir terim. Yeni bir insan %10 yağ oranıyla son derece fit dururken bir başkası aynı yağ oranıyla skinny fat olabilir, yandan bakıldığı zaman göbeği omuzlarının önünde gözükebilir, bu kişi için skinny fat denilebilir.

Yani senin vücut değerlerini bilmiyoruz, boyum 180 kilom 70 ama biraz göbeğim var diyorsun sen skinny fat'sindir, burada, ilk cevabımda da dediğim gibi kas kütleni artırman gerekir, zira 10 kilo da versen en sonunda vücudun asla kullanmayacağı esansiyel yağ miktarı kalır 5-6 kilo, o da yine seni göbekli gösterir bir şey değişmez. Ha yok 180 boyunda 90 kiloyum biraz göbeğim var dersen senin bahsettiğin "göbek" sorunu bu olur, bu kişi üç beş kilo verirse vücudu düzelir. Dediğim gibi, senin nasıl olduğunu bilmediğimizden afaki konuşuyoruz.


angelus
(25.07.20)
(2)

İstanbul ve eski çağlar hakkında sorular

Ekteki harita vikipedi'ye gore gunumuze ulasan en eski istanbul haritasiymis (1422, floransali cristoforo cizmis).Gerci haritada tarihi yarimadanin disini da gosteriyor, oralar da mi istanbul sayiliyormus bilmiyorum ama oralari 1453'e kadar aliyoruz sanirim, bir tek sur içi kaliyor (yani istanbul me
Ekteki harita vikipedi'ye gore gunumuze ulasan en eski istanbul haritasiymis (1422, floransali cristoforo cizmis).

Gerci haritada tarihi yarimadanin disini da gosteriyor, oralar da mi istanbul sayiliyormus bilmiyorum ama oralari 1453'e kadar aliyoruz sanirim, bir tek sur içi kaliyor (yani istanbul merkez).

Sorularim:

Bizans, 1453'e kadar son birkac yil, hatta belki 15-20 yil istanbul'dan ibaretti. Yani bu kucucuk yere mi sıkışmıştı? Aslinda bu soru ozelinde baska genel bir seyi anlamak istiyorum. Burasi "asıl istanbul" mu? O zamanlar istanbul diye tarif edilen yer sadece bu sur icinde kalan yer mi? Surun disinda da hayat, yerlesim var miydi o zamanlar? Yani sanirim sadece kalesi olan yerlere sehir demek sacma olur, kale disinda bir suru bos alan kaliyor (avrupa'daki yerleri de dusunursek).

Yani evet osmanli'nin son zamanlarinda sinirlari biraz genisliyor sanirim istanbul'un ama "asıl istanbul tarihi yarimada. Sisli, taksim vs yerler istanbul degil aslinda (1000-1500 yili dusunursek)" diyebilir miyiz?

Aklim cok bulanik. Umarim ifade edebilmisimdir kendimi. Ama bu durumu anlayabilmek icin ortaçağ sehir yapilarina bakmam lazim sanirim.
ahm1
(23.07.20)
İstanbul = tarihi yarımada. Bu Bizans zamanı için hatta Osmanlı işgal ettikten sonra bile uzunca bir süre böyle. Sanayi devrimi öncesi süreçte kuşatılmaya müsait (yani denize kıyısı varsa veya dağlık bir bölgede değilse) hiçbir şehirde sur dışında yaşamak diye bir kavram yoktur. Sebebi ise güvenlik.

Elbette civarda köyler vardır ama bunlar balıkçı köyleri veya tarıma müsait yerlerdedir. He tabi bir de stratejik tepelere kurulan askeri gözlem yerleri de vardır. İstanbul’un ilginç bir özelliği tarıma çok elverişli bir arazi olmaması. Roma imparatorluğu Roma şehri haricinde dörtlü yönetim denen sisteme geçip burada bir saray inşa etmeseydi (Diocletianus olması lazım bunu yapanın) İstanbul bir 500 sene daha gelişemezdi heralde. Şöyle düşünün tarihi yarımada’da surlar olmazsa sağdan soldan gelen her korsan bugünkü bakırköy civarına çıkartma yapıp kara yoluyla bu şehire saldrırabilirdi. İstanbul’u Romalılar kurdu ve geliştirdi derken bunu kastediyorum Roma’nın askeri gücü olmadan bu mümkün olmazdı hatta karnını bile doyuramazdı bu şehir. İstanbul Bizans döneminde Mısır’dan gelen ürünlerle karnını doyurmuştur. Osmanlı zamanı için de Bursa’dan beslenmiştir, tek başına karnını doyurabilecek bir şehir değil yani. Ticaret sistemi gelişene kadar hep bir bağımlılığı olmuş diğer şehirlere. Tek başına özerk şekilde gelişememiş bu coğrafi konumundan dolayı. İki iklim kuşağı geçişinin tam ortasında olması da bunda çok etkili sanırım ama kuşatılmaya oldukça müsait olması, kendini hem Haliç ile hem de surlarıyla korumaya alması gerekiyordu.

Sizin ya bu Bizans sıkışmıştı buraya dediğiniz şey tipik bir anakronizm örneği. Bugünün düşünce yapısıyla düşünüyorsunuz, kimse bir yere sıkışmıyor. Birincisi, sizin “bir sürü boş alan kalıyor avrupa yakasında” dediğiniz yerlerin çoğu ormandı. İkincisi tarihi yarımada tc devleti (özellikle menderes dönemi ve sonrası) tarafından neredeyse tekrar elden geçirilmek gibi bir yıkıma uğramamıştı. Surların arasında nasıl binlerce yaşıyor görmek isterseniz Kudüs’ün Eski Şehir denen bölgesini bir ziyaret etmenizi öneririm. Gayet de güzel yaşanıyor. Ayrıca İstanbul nüfusu bu kadar yoğun bir şehir değildi (12. Yy dan itibaren her zaman en kalabalık 10 şehir arasında listede vardır ama yoğunluk başka bir şey)

İstanbul'un tarihini spesifik olarak çok iyi bilmiyorum ama hakkında en çok kitap yazılan şehir olduğu için bazı arkadaşlar güzel kitaplar önerebilir konuyla ilgili.
Ben ortaçağ şehirleri konusunu Henri Pirenne'in kitabından okumuştum. tarihsel konular değerlendirirken ciddi bir ufuk kaynağı oldu bana o kitap. Çok da ince bir kitaptır üstelik. Link bıraktım

www.kitapyurdu.com


ala09
(24.07.20)
İstanbul = tarihi yarımada, Şişli, Taksim, Galata = Ceneviz kolonisi


SiyamkedisiZorro
(24.07.20)
(4)

Ayasofya'daki ikonlar

Simdi bazilari bu ikonlarin, fresklerin silinmesini/sokulmesini istiyor ya, e fatih zamaninda da bu ikonlar o duvarlarda degil miydi? Yuzyillarca insanlar bu sekilde namaz kilmadi mi?Yoksa o zamanlar silinmisti de son zamanlardaki restorasyon sirasinda mi onarildi gunumuzdeki ayasofya'da olup da "bi
Simdi bazilari bu ikonlarin, fresklerin silinmesini/sokulmesini istiyor ya, e fatih zamaninda da bu ikonlar o duvarlarda degil miydi? Yuzyillarca insanlar bu sekilde namaz kilmadi mi?

Yoksa o zamanlar silinmisti de son zamanlardaki restorasyon sirasinda mi onarildi gunumuzdeki ayasofya'da olup da "bir camide olmamasi gereken" her sey?
ahm1
(19.07.20)
bildiğim kadarı ile Fatih zamanında sıva ile kapatılmış. kapatılmayan kısımlarda var.
Daha sonra müzeye çevrileceği zaman sıvayı kaldırmışlar.


fezagezgini_4
(19.07.20)
Fatih zamanında ince bir sıva ile kapatılıyor ve sıva duvar resimleri ya da ikonalara zarar vermiyor. Müze olurken kaldırılıyor bunlar. Fatih ayasofyayi cami yaptığı halde bu resimleri yok etmedi.

Ebubekir sifil denilen şahsın daha önce de toplumda yankı uyandıran, tepki çeken açıklamaları olmuştu. Dikkate alınacak biri değil. Bahsettiği şeyin yapılacağını düşünmüyorum.

Namaz kılınan yerde yüzü olan figürler bulunmaz. Onun dışında bu figürlerin İslamiyete zıt bir yani yok. Namazın farzları bellidir, namaz kılınacak yerin şartları bellidir. Bu ve benzeri milli(?) şahıslar vahabi zihniyetiyle yaşıyorlar.


biseysorcaktim
(19.07.20)
şöyle bir haber var: www.bbc.com

"Bornovalı, tarihi belge ve çizimlerden İstanbul'un 1453 yılında fethedilerek yapının camiye dönüştürülmesinin ardından, bu mozaiklere yönelik herhangi bir örtme ya da kapatma yapılmadığının altını çizdi."


ahm1
(24.07.20)
theotokos adı verilen hz. meryem freski'nin altında birçok sultan (fatih, yavuz, süleyman vb.) namaz kılmış. 1750 yılına kadar kimse bu freski kapatmamış bile. şimdi perde çekti bizimkiler. din algısının geldiği hal utanç verici


burya
(24.07.20)
(3)

Hesap olmadan ziraat mobile girmek?

Yani şoyle, devlet benim icin ziraat'e para yatirmis ama benim elimde hesap numarasi yok, hesap karti vs yok, cunku daha once gidip de ziraat'ten hesap actirmadim.Peki butun bunlara ragmen ben bir sekilde ziraat'in internet bankaciligina girip oradaki parayi baska banka hesabima eft yapabilir miyim?
Yani şoyle, devlet benim icin ziraat'e para yatirmis ama benim elimde hesap numarasi yok, hesap karti vs yok, cunku daha once gidip de ziraat'ten hesap actirmadim.

Peki butun bunlara ragmen ben bir sekilde ziraat'in internet bankaciligina girip oradaki parayi baska banka hesabima eft yapabilir miyim?

Gordugunuz gibi subeye gitmemek icin sartlari zorluyorum :)
ahm1
(17.07.20)
Maalesef hayır
Benim hesabım var, sim kart değişikliği yaptığım için ben bile giremiyorum :)


etna
(18.07.20)
Ziraat bankasını arayıp tc kimlik no ile paranın yatıp yatmadığını / miktarını sorgulayabiliyorsun. Ancak EFT/Havale yapılmıyor sadece şubeye gidip alabliliyorsun parayı 1-2 ay önce ben de bu şekilde almıştım.

Not : 4747 ye BAKIYE yazıp göndererek de Miktar sorgulama yapılıyor


pislick0
(18.07.20)
E devlet ile ziraat internet şubesine girebilirsiniz.


derleme
(18.07.20)
(8)

Camasir makinesi nasil secilir?

Mesela şu en ucuzlardan biri sanirim, 1600 lira: https://www.teknosa.com/altus-al-7100-ml-a-7-kg-1000-devir-camasir-makinesi-p-115027652?_sgm_campaign=scn_4e8765c0109cc000&_sgm_source=115027652&_sgm_action=clickAlinmaz mi, "cop" mu :) neyi eksik, nasil olmasi lazim?
Mesela şu en ucuzlardan biri sanirim, 1600 lira: www.teknosa.com

Alinmaz mi, "cop" mu :) neyi eksik, nasil olmasi lazim?
ahm1
(08.07.20)
Beyaz eşyanın şans işi olduğunu düşünen birine göre bence bir şeyi eksik değil. Çok çocuklu aileler için kg olarak düşük sadece. Sık çalıştırmak gerekir. Battaniye yorgan vs yıkanmaz. Bütçe bu ise ve tek kişi ya da iki kişi ise alınabilir. Ekrani olmamasinda fiyatı düşüren nedenlerden biridir.


elorelia
(08.07.20)
bu fiyattan atıyorum beş bin liraya olan kadar arasında pek bir fark olmaz. gayet iyidir altus bu arada, parça konusuna gelince zaten parça fiyatları o kadar artmış ki hani gidip yerli üretim bosch falan alırsan bi de 3-4 sene sonra parça değişmesi gerekirse çükündürük deterjan kapağına bile 200 lira derler noluyo lan dersin. bi de pek talep olmadığı için yan sanayisine de bulamazsan geçmiş olsun.


3 kisiyiz


ahm1
(08.07.20)
Bütçe buysa üç kişiye de yeter ya. Ben evlenirken 7 kg aldım. İllaki üç kişi olacağız, makine değiştirecek halim yok. Bizde haftada 3 sefer filan renkli, 1 sefer de beyazlar yıkanıyor. Kışın tabi daha fazla. Üç kişide de çok değişeceğini sanmam.

15 program demişler üç dört tanesini anca kullanırsın. Ama program dakikalarını bilmek lazım. Trendyolda çok uzun yıkıyor vs denmiş. Özellikle renklileri bir saatlik kısa programda yıkıyorum ya da acil bişey varsa yarım saatlik filan, iyi oluyor. Her yıkamaya 2 saat harcıyorsa sıkıntı.
www.arcelik.com.tr
Benim makine bu.


elorelia
(08.07.20)
Yani butceyi 2 bine kadar cikarabiliriz. Bir bakayim su anki makinemiz kac kg imis.


ahm1
(08.07.20)
siemens'lere de bakın. onlarda da uygun fiyatlılar var ve baya kaliteli. kullanımı da çok basit.


elektr10
(08.07.20)
Siemens uygun olmaz. Profilo bak. Hatta şunu al: cmg1000dtr


çamaşırda kilo farkı, en çok yatak yorgan yıkama işlerinde lazım oluyor. çift kişilik silikon yorganları 5kg yıkayan makineler sıkarken zorlanıyor. 7 kg olması o açıdan benim tercihim.
ikinci konu da kısa program olması, zaman, su ve elektrik tasarrufu sağlıyor.
üçüncü konu garanti süresi. arçelik grubu 3 yıl garanti + tutardan emin olmamakla beraber 300 - 400 tl gibi bir karşılık ile extra 4 yıl veriyor. 7 yıl garantili bir makine avantajdır.


lapetite
(09.07.20)
(3)

Altın fiyatları bütün bankalarda aynı mı?

İs bankasi'nda hesabim var diye buradan aliyorum altini ama alis ile satis fiyati su an 4 lira oynuyor (398-394). Fiyat farkinin daha az oldugu banka var mi?
İs bankasi'nda hesabim var diye buradan aliyorum altini ama alis ile satis fiyati su an 4 lira oynuyor (398-394). Fiyat farkinin daha az oldugu banka var mi?
ahm1
(08.07.20)
Kuveyttürk genellikle daha az alıyor. Tüm bankaların fiyatlarını görmek için finanswebde.com


tss
(08.07.20)
şu an için enpara 394-396,5 veriyor. yani oynuyor o farklar da


re noreno
(08.07.20)
Off cok kotu ya. Vergiyle beraber 1 grami 402 lira tutuyor. Yani su an aldigim altinin grami 406 falan olmasi lazim ki zararim sifirlansin.


ahm1
(08.07.20)
(16)

Seyahat izin belgesi

65+ babam yarin sehir disina cikacak ama seyahat izin belgesi almamis. Baktim simdi, zorunluymus sanirim. Almasak bir sey olur mu? Basvursak yarin aksama kadar cikar mi?Para cezasinin ne kadar oldugunu da bulamadim.
65+ babam yarin sehir disina cikacak ama seyahat izin belgesi almamis. Baktim simdi, zorunluymus sanirim. Almasak bir sey olur mu? Basvursak yarin aksama kadar cikar mi?

Para cezasinin ne kadar oldugunu da bulamadim.
ahm1
(29.06.20)
e-devletten direkt alıyorsunuz zaten basit bir olay.


hadsafhada
(29.06.20)
Kurul kabul edecek, reddedecek diye yaziyor da ben de bir sey sandim.


ahm1
(29.06.20)
Akrabanin yazligina gidecek. Simdi onlarin tc'lerini mi arayip soracagim, site ismini mi soracagim pff, bir sey olur mu acaba almasak?

Tapu falan diyor bir de, o kisim da zorunlu galiba, onu koymamiz imkansiz zaten.


ahm1
(29.06.20)
Biz memlekete samsun/giresun giderken dönerken alıylruz babama ne olur olmaz ,ama hiç sormadılar
Bugün bir samsun/sinop yaptık,izin almamıştık babama,yolda radara girdik,polis durdurunca seyahat belgesini de sorguladı hazır durdurmuşken oldu mu bize double coffee...ne olur olmaz alın,65 yaş seyahat izni/içişleri bakanlıgından ,gideceğiniz yerin aman aman acık adresine gerek yok ama ona refakat etcek kişilerin tc isim ve doğum tarihini yazıosun.her ihtimale babanın e dvlet. Hesabından alın ama.ne oluır olmaz,aman ya dıosun bir bakıosun polis ...


chemnil
(29.06.20)
Sadece şu anki adresi, gideceği adres, ve gideceği tarih yeterli. Başka bilgiye ihtiyacınız yok. Doldurduğunuz an onaylanıyor.


opucuk baligi
(29.06.20)
Yazlık izni şeklinde girmeyin,seyahat izni yerine girin.diğeri gereksix ayrntı ile dolu


chemnil
(29.06.20)
@chemnil: ceza kac lira? Bir de herhalde geri donduruyorlar?

Turizm amacli seyahat kismina degil de seyahat izni kismina girersem de sehir ici seyahat izni veriyor ama nasil olacak?


ahm1
(29.06.20)
Turizm amaçlı iznin altında cıkan izne tıklayın,65 yaş üstü var seyahat izni verilnesi kısmına


chemnil
(29.06.20)
Ya cok garip cezayı yedik üç bin filan toplamda sanırım orda e devletten izin aldık geçtik,canım ülkem.


chemnil
(29.06.20)
Yok ya tapu yuklemek zorunlu, bu ne ya, ev bizim degil ki tapuyu yukleyelim. Baskasinin evinde kalmak yasak mi yani?


ahm1
(29.06.20)
Tekrar söylüyorum,turizm yerinden girmeyin,altında genel seyahat izni var ordan


chemnil
(29.06.20)
içişleri bak. e-başvuru - seyahat izin işlemleri - 65 yaş üstü vatandaşlarımıza seyahat izni verilmesi şeklinde seçeceksiniz


opucuk baligi
(29.06.20)
Evet, aldim simdi, sag olun :)

Peki bunun ciktisini mi almak lazim?


ahm1
(29.06.20)
Alsanız da olur, telefona indirip gösterseniz de olur, sorun çıkmıyor.


opucuk baligi
(29.06.20)
Donus icin de simdiden alayim mi izni? Orada yapamazlar telefondan.


ahm1
(29.06.20)
Dönişü siz alırsınız whatsuptan gönderirisiniz ekran görüntüsünü filan ,akıllı telefonları yoksa yanlarındaki birilerini gönderirrsnz.zaten tc ile görüntülüyor diye biliyorum polis filan.şu an dönüş için vermeyebilir sistem


chemnil
(30.06.20)
(9)

1 milyon yazılımcı projesi

1 milyon yazilimci projesinden umidiniz var mi? Bu kurslara katilarak iş sahibi olabilir miyim?Son şanslarimdan biri olarak goruyorum bu projeyi. Cok surunmeyeyim, asgari ucretin bir tık ustu kazanayim, yeter.Ne diyorsunuz, yapilir mi bu iş?
1 milyon yazilimci projesinden umidiniz var mi? Bu kurslara katilarak iş sahibi olabilir miyim?

Son şanslarimdan biri olarak goruyorum bu projeyi. Cok surunmeyeyim, asgari ucretin bir tık ustu kazanayim, yeter.

Ne diyorsunuz, yapilir mi bu iş?
ahm1
(27.06.20)
yazılımcı olmak için bu projeye ihtiyacın yok...

udacity, mitopen, coursera, edx vs hepsinde çok kaliteli eğitimler bulabilirsin. üzerine türkçe kaynak olarak gene çok iyi anlatımları olan youtube kanalları, forumlar mevcut.

not: merak ederek bazı eğitimlerine baktım. yazılımı bilmiyorum ama elektronikle ilgili olan anlatımlarından bir şey öğrenilmezdi.


orpheus
(27.06.20)
Tabi ki yok
Olursun
Ayrıca bu iş yazılımcı mesleğinin ücret skalasını düşürecek bi iş bekleyin ve görün.


paramolacak
(27.06.20)
faydası olur. ciddi bir yazılımcı ihtiyacı var ülkenin. en önemli tavsiyem yazılımın bir konusunda uzmanlaşman. örnek en basitinden sadece css html bil ama iyi bil iş bulursun.


hayal fazlasi
(27.06.20)
Cok reklamını yaptılar. Ortaya çıkan iş ise yapılan reklama değmez. Paralı bir hizmet olsa i güne batardi bu proje.

Yabancı diliniz yoksa başlangıç için kullanılanilabilir. Ama ne bir yol çizmişler ne de sektor hakkında bilgi vermişler. O yüzden buraya bel baglamayın. Cok popülist ve ziyan bir proje.

Çok kaliteli mooc'lar var.
Orpheus a ek olarak Pluralsight, linkedin learning...

Bir milyon yazılımcı projesinin Pluralsight kalite ve vizyonuna olması gerekirdi fayda sağlamasi için.


biseysorcaktim
(27.06.20)
öncelikle yazılımcı değilim. yazılımların güvenlik zafiyetlerinden beslenen biriyim.

bu 1 milyon yazılımcı projesi bende hiçbir şekilde güven uyandırmadı. çünkü tüm kaynaklar artık bedava olarak internette mevcutken sen çıkıp 2020 yılında böyle bir proje tanıtıyorsun. amaç, yapıyor gibi görünmek. yahu youtube'u, wikipedia'yı, imgur'u, hatta suçsuz günahsız pastebin'i engelleyen zihniyetten adam gibi bir hizmet beklemek mümkün mü?

bunu hindistan tam zamanında uyguladı ve gerek yazılımcı, gerek siber güvenlik tarafında çok kaliteli adamlar yetiştirdi. bu insanlar senin benim sokağa sıçıyorlar diye dalga geçtiğimiz adamlar. vizyonun kimde olacağı belli olmuyor işte.

sana en öncelikli tavsiyem ingilizcen yoksa ingilizce öğrenmen. sonrasında kendine bir dil seç. ama uzman olana kadar o dil hakkındaki her şeye (kütüphanelere, kod güvenliğine vs.) hakim olmaya çalış. salt yazılımcı olacağım diye düşünme. it veya siber güvenlik sektöründe de iş var. sen yeter ki öğrenmeye çabala. teknoloji geleceğin mesleği ve hep öyle kalacak.


çok basit bir örnek vereyim, halk eğitim merkezleri, kosgep, belediyeler falan sertifikalı fotoğrafçılık kursları açtı ya, yıllardır var.

adam ömründe ilk defa eline makina almış, ilk kursa gidiyor 2 3 hafta, sonra sonra ikincisine, ondan sonra düğün fotoğrafçılığı kursu çıkarmışlar, ona da gidiyor, ben düğün fotoğrafçısı oldum diyor oraya buraya ilan veriyor dükkan açıyor.

normalde düğün fotoğrafçıları örnek olarak tamamen sallıyorum fiyat bilgim olmadığından dolayı 1000 lira istiyorsa bu 200 e yaparım deyip atlıyor piyasanın içine, millet de ucuz diye gidip, maymundan hallice düğün fotoğraflarını görüp kavga ediyor.

yani milletimiz böyle kursla, ıvırla zıvırla, çalışmadan, araştırman, dirsek çürütmeden bi yerlere gelebileceklerini düşünüyor.

1 milyonun içinden sağlam 1000 kişi çıkarsa(daha önce bu mesleği icra edenler hariç) öp başına koy, gerisi direkt olarak laylaylom olup boşuna oraya buraya cv gönderecek veya torpille milletin hakkını gasp edecek.


uhasuhduahsda.

wikipedia'nin yeni yeni acildigi,
uber'in, paypal'in, booking.com'un yasak oldugu,
milletin fislenirim diye sosyal medyada like atmaya korktugu, ickili fotograflarini facebobok'tan sildigi,
her sokaga imam hatip lisesinin acildigi bir ulkede uahuhauhauhauhauhauah diye gulunur buna sadece ancak.

bildigin dunyanin en kisa fikrasi.

akp sayilarla oynamayi 1'i 1000 yapmayi cok sever. yok katar 300 milyar dolar atesledi, yok 900 milyar fidan diktik.


baldur2
(27.06.20)
Bu bilge adam ve benzeri kursların ülkeye ve sektöre ettiği en büyük kötülük bu
doktorluk kursu var mı mesela

insanların 4 sene üniversite okuduğu bir konuyu, kursla? nasıl öğrenip yapabileceğine inanıyor bu insanlar aklım almıyor.

2000lerin başında, internet cafe döneminde bir sürü flash template indirip site diye satan, çakan adamlar türemişti, şimdi hepsi yok oldular
onun gibi, bir dönem "vasıfsız" yazılımcı sayısı artar, sonra düşer.
yazılım herhangi bir dil, herhangi bir teknoloji öğrenip yapabileceğin bir iş değil.

çünkü bu kursları alanların, bitirenlerin %35'i anca kursunu aldığı dili öğrenecek
yazılımcılığı öğrenmeyecek.


Corc
(28.06.20)
merhaba,

yazılımcılık, bundan 10-20 öncesine göre çok geniş bir kavram haline geldi.

şöyle düşün, mimar olmaya karar verdin. neyi tasarlayacaksın? cami tasarlamak ile gökdelen tasarlamak çok farklı. ya da okul. veya hastane. veya normal konut. ofis tasarlamak? hepsinin birbirinden farklı tarzları var ve hepsinin birbirinden farklı çözdüğü problemler var.

burada sen hangisini tasarlamayı seversin ve hangisi sana istediğin kadar para verir onu bulman lazım.

yazılım da öyle. web programlamayı ele alalım. temel olarak back-end ve front-end olarak ayrılıyor. detaylarına girmiyorum. farklı diller kullanılıyor. orası da çok önemli değil. o kadar çok farklı dijital ürün var ki... seyahat sektörü, e-ticaret, oyun, web uygulamaları, pazaryerleri...

sen bi alana yönelirsen, örneğin "ben seyahat sektöründeki firmalar için front-end geliştirmesi yapıyorum". bu tanımlama, sana çok az kişiye ulaşabilirim gibi gelse de bu sektörde binlerce firma var. ve bunlara kendini tanıtman ve onlarla iş yapman daha kolay olacak. üstelik, bu alanda uzman birisi olduğun için, fiyatını yüksek bile tutabileceksin.

tabii ki sektör bazlı seçim yapmayabilirsin, bir "alan"a da yönelebilirsin. örneğin siber-güvenlik. ya da bir platform'a yönelebilirsin. örneğin shopify'da dükkanı olanlar için geliştirme hizmeti verebilirsin.


sensible soccer
(28.06.20)
(13)

hepsiburada'nın sattığı ürünler orjinal midir?

şunda mesela satıcıda hepsiburada yazıyor: https://www.hepsiburada.com/xiaomi-redmi-8a-32-gb-xiaomi-turkiye-garantili-p-HBV00000NRZM7?magaza=Hepsiburadaburada 1750 lira, aynı telefon vatan bilgisayar'da 2500 lira.bir kere, gittigidiyor'dan almıştık galiba ama hangi satıcı hatırlamıyorum, bir telefon
şunda mesela satıcıda hepsiburada yazıyor: www.hepsiburada.com

burada 1750 lira, aynı telefon vatan bilgisayar'da 2500 lira.

bir kere, gittigidiyor'dan almıştık galiba ama hangi satıcı hatırlamıyorum, bir telefon almıştık, telefon bildiğin çakma çıkmıştı. imei numarasında ya da seri no'da 0123456789abcd yazıyordu :)

hazır yazmışken sorayım, xiaomi redmi 7A mı, 8A mı? 8A daha iyiyse niye fiyat farkı bu kadar düşük, hatta yok?

edit: hepsiburada'daki bir saticidan almisiz o telefonu. kamerasi da acayip dandikti.
ahm1
(25.06.20)
hepsiburada'da sahte ürün satamazlar.


neira
(25.06.20)
sahte ürün istese de yetiştiremez o sipariş hacmine.


@neira: başka satıcılar da mı satamaz diyorsunuz yani? ama ben hepsiburada ya da gittigidiyor'dan telefon almıştım ve sahte çıktığına eminim. gittigidiyor farklı mı ki?

peki diyelim buradan aldım, sahte olup olmadığını imei numarasına bakarak mı kontrol ederim? nasıl orijinal olduğuna %100 emin olurum?

edit: hepsiburada'dan almışız.


ahm1
(25.06.20)
hepsiburada sahte xiaomi satmaz. sahte xiaomi diye bir şey olmayabilir bile türkiye'de.


başka satıcılar satar, sahte kulaklık almışlığım var. satıcı hepsiburadaysa güvenebilirim.
gittigidiyor kendi satıcı olmadı ki hiçbir zaman. ödeme sistemi de farklı zaten.


not dark yet
(25.06.20)
evet, şimdi baktım, hepsiburada'dan almışız sahte piranha'yı: www.hepsiburada.com

mağaza "gelbial". ben bu telefondan sonra aynı kamera özelliklerine sahip bir telefon aldım ve kameranın netliğine şaşırdım. piranha'ya acayip dandik bir kamera koymuşlar.


ahm1
(25.06.20)
verdiğin linkte satıcı hepsiburada, onlar zaten satmaz öyle ürün. başka satıcılar satabilir de tespit edilirse barındırmazlar. kimse de riske atmak istemez hesabını. gittigidiyor'da hesap kontrolü nasıl bilmiyorum ama hepsiburada ve benzer mağazalar sıkı tutuyor, puan düşük olduğunda satış kotasını geçemediğinde vs. hesabı kapatabiliyorlar, sahte ürün filan tespit ederlerse barındırmazlar, sanmıyorum.


aziz dostum jack
(25.06.20)
satıcı kendiyse sorun olmaz, satıcı alelaede biriyse kesin sahtedir yada sıfırlanmış.


x571
(25.06.20)
sahteden kasıt çakmaysa dokunduğun açtığın saniye anlarsın. kaçaksa da satmazlar öyle bişeyi. onun kaçağı olmuyor lakin.

www.epey.com

bahsettiğin ürün her yerde o fiyatlara. vatan gibi ülkenin en kazıkçı teknoloji mağazasıyla karşılaştırmanız komik olmuş


avatar is back
(25.06.20)
vatan aşırı kazıkçı.


alt4y
(25.06.20)
@avatar is back: attığın linkteki fiziki mağazası bulunan tek yer olan mediamarkt da 2500 liraya satıyor.

fiziki mağazası olanlara güvenilir gözüyle bakıyorum. diğerleri de şaibeli geliyor bana ama tabii satıcı hepsiburada'nın kendisi, sıkıntı olmaz herhalde?


ahm1
(25.06.20)
7a ve 8a arasında ciddi fark yok. Xiaomi bir zamanların nokiası gibi benzer donanımda farklı isimlerde biri sürü model çıkarır. Donanım olarak benzerler ama boyut olarak 8a daha büyük ve bataryası da 1000 mah daha büyük. 8in ön kamerası da bir nebze daha iyi gibi ama bariz fark yoktur. 8de damla çentik var, sevmiyorsan ve küçük telefon istiyorsan 7. ram'dir işlemcidir fark yok

www.hepsiburada.com


nickfury
(25.06.20)
vatan aşırı kazıkçı +1

Hatta arttırıp ülkenin en kazıkçı markası diyorum.

Bu arada hepsiburada satıcılı hiçbir ürünüm sahte çıkmadı şu ana kadar, ama diğer satıcılardan bariz çakma Xiaomi powerbank almışlığım var.


msb
(25.06.20)
(12)

protein sütleri içilir mi?

yahu bakıyorum, bir şişede 10-15 gr şeker var. şu sıralar spor da yapmıyorum, sadece yürüyüş yapıyorum ama protein her türlü iyidir diyerek (ve yeterli proteini alamıyorum yiyeceklerden, sonuçta herkesin günlük 30-40 gr alması lazım) protein sütü aldım ama kötü mü ettim?
yahu bakıyorum, bir şişede 10-15 gr şeker var. şu sıralar spor da yapmıyorum, sadece yürüyüş yapıyorum ama protein her türlü iyidir diyerek (ve yeterli proteini alamıyorum yiyeceklerden, sonuçta herkesin günlük 30-40 gr alması lazım) protein sütü aldım ama kötü mü ettim?
ahm1
(23.06.20)
Günün kalan kısmında şeker tüketmediğim için içindeki karbonhidrat tolere edilebilir benim açımdan. İçim’in tadı berbat, Pınar hem lezzet hem içerik açısından en beğendiğim. Epey tok tutuyor. Yiyecek yemek veya vakit bulamayınca en iyi alternatif benim için. Yalnız ben sivilce yaptığını gözlemledim tüketince, sorudan bağımsız.


gayda
(23.06.20)
Bence asla içilmez. Ve yine hece tamamen keriz silkeleme ürünü.
İçinde ne proteini var belli değil. Çok basit kimyasal işlemlerle istersen bir sütün işinden 50 gr protein de üretirsin.

Vejertyn değilseniz et tüketin. Ve olmazsa olmaz yumurta.

Vücudun ihtiyacı olan protein, o sütlerseki protein değil.


mahone
(23.06.20)
Süt faydalı bir şey değil (içeriğindeki laktoz bedeniyle) ve protein oranı düşük bir ürün. Protein zenginleştirmesi için içine kattıkları protein kaynağı bitkisel bile olabilir.

Ha casein olsa eyvallah da


Unde bach canim
(23.06.20)
Git Optimum Nutrition Isolate whey protein tozu al bunlara verdiğin paraya, bunlardan aldığın şekere, kaloriye yazık.


catch the arrow
(23.06.20)
@gayda: içim'in tadi gercekten berbat ya, bitiremedim siseyi.


ahm1
(23.06.20)
Saçma,zaten 500 ml normal süt içsen hemen hemen aynı besin değerlerini alıyorsun


shredd
(23.06.20)
bunların kullanımının mantıklı olduğu senaryolar var, mesela normal öğününü alamayacağın sıkışık takvimli günler. vaktin olmaz, bundan içer telafi edersin. onun haricinde düzenli kullanımda getirisi kadar götürüsü de söz konusu olabilir.


Bruce
(23.06.20)
Asla içmem.

Dipnot: vegan.


mobydick
(23.06.20)
Güvendiğim bi diyetisyen önermişti bana, yeterince protein almadığımda proteinli sütlerden alabilirmişim.
Bence kötü etmemişsiniz. Ben tadını da seviyorum. Ay lav proteinli süt


@koala: diyetisyenin onermesine sasirdim. 10-15 gr seker var bir sisede.


ahm1
(24.06.20)
protein sutu gaz yapar mi? sek'inkini iciyorum, laktozsuz da yaziyor ama sanki bunu icince gaz sikintisi basladi bende.


ahm1
(24.06.20)
geç gelen yanıt: @ahm1 ben kilo almaya çalışıyordum o nedenle önerdi muhtemelen diyetisyen, fazlam yok eksiğim vardı yani :D

ve evet gaz yapabilir. proteinli proteinsiz fark eder mi bilmem ama sütün bağzı kişilerde gaz yapıcı etkisi olduğunu biliyorum


(9)

İzmir'de nerede yaşanır?

Doğma büyüme İstanbulluyum. İstanbul'un en merkezi yerlerinden birinde oturuyorum.1-2 seneye temelli olarak İzmir'e taşınabilirim. İzmir'in en güzel, hareketli yerleri neresidir?Şurada asla yaşanmaz, şurası orta halli, şurası sana İstanbul'u aratmaz vs. şeklinde de alabilirim önerilerinizi.
Doğma büyüme İstanbulluyum. İstanbul'un en merkezi yerlerinden birinde oturuyorum.

1-2 seneye temelli olarak İzmir'e taşınabilirim. İzmir'in en güzel, hareketli yerleri neresidir?

Şurada asla yaşanmaz, şurası orta halli, şurası sana İstanbul'u aratmaz vs. şeklinde de alabilirim önerilerinizi.
ahm1
(19.06.20)
sorundan çıkarım yaptığım kadarıyla, izmir'de nerede yaşarsan yaşa istanbul'u arayacaksın. taşınacağın kesinse alsancak'a bak madem. böyle sormasan yaşamak için karşıyaka'yı önerirdim.

not: doğma büyüme istanbulluyum, karşıyaka'da yaşıyorum.


pati
(19.06.20)
@pati: "sorundan çıkarım yaptığım kadarıyla, izmir'de nerede yaşarsan yaşa istanbul'u arayacaksın."

evet ya, istanbul dışındaki bütün şehirleri çok hor görüyorum :/ gittikten sonra orada yaşayanlara bile istanbul'da yaşayanlardan farklı bakacağım gibi geliyor. aşağılamak gibi değil tabii ama yani "niye istanbul'da değilsin ki?" gibi. tabii şimdi "neden böyle düşünüyorsun? bütün çok güzel insanlar sadece istanbul'da mı" vs. diyenler olacaktır, biliyorum ama işte güzel insanların çoğunluğu istanbul'daymış gibi geliyor :/


ahm1
(19.06.20)
anlıyorum, annem de aynı senin gibi. istanbul'dan başka her yer köy ona göre. bana zaten senede 1-2 kere geliyor, onda da daha ilk haftadan istanbul'u aramaya başlıyor. ben de tam tersi istanbul'un kalabalığında, kaosunda, koşuşturmacasında yaşamak istemedim, sakinlik istedim ve izmir'e yerleştim.


pati
(19.06.20)
açıkçası ben hayatımın şu aşamasında henüz sakinlik istemiyorum. belki 15-20 sene sonra isterim, henüz erken ama işte bir takım sebeplerden dolayı taşınma ihtimalim var.

cevabından anladığım kadarıyla da izmir'de yaşamak beni mutlu etmeyecek sanırım :/

düşündüğüm zaman "istanbul taşınacaksam bir tek izmir'e taşınırım" diyordum, e izmir de mutlu etmeyecekse beni, taşınmayacağım demektir.


ahm1
(19.06.20)
izmir kesmez seni bence sen istanbul’da kal.


garavel
(19.06.20)
bence de sen istanbul'da kal.


pati
(19.06.20)
aslında buradan bakınca bir yandan güzel de gözüküyordu izmir ama :/


ahm1
(19.06.20)
güzel, çok güzel, ama sana göre değil.


pati
(19.06.20)
izmir, cumaovası. adı üzerinde ova. köy hayatı insan yok hava karardı mı hayat biter. bekleriz.


phonex
(19.06.20)
(3)

kredi kartı hesap özeti (e-posta)

kredi kartı hesap özetleri artık e-posta olarak gelmeyecekmiş. çok garip.bankaya gidip e-posta olarak gelsin diyebiliyor muyuz onu anlayamadım. şu cümleden ne anladınız: "Ancak dileyen müşterilerimizin, çalışmakta oldukları Bankamız şubesinebaşvurmak suretiyle, hesap özeti alma tercihlerini yazılı
kredi kartı hesap özetleri artık e-posta olarak gelmeyecekmiş. çok garip.

bankaya gidip e-posta olarak gelsin diyebiliyor muyuz onu anlayamadım. şu cümleden ne anladınız: "Ancak dileyen müşterilerimizin, çalışmakta oldukları Bankamız şubesine
başvurmak suretiyle, hesap özeti alma tercihlerini yazılı olarak değiştirme imkanları bulunmaktadır."

açıklamanın tamamı:

"15.03.2020 tarihinde 31069 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Bankaların Bilgi Sistemleri ve Elektronik
Bankacılık Hizmetleri Yönetmeliği kapsamında kredi kartı hesap özetleri 1 Temmuz 2020 tarihi itibariyle
müşterilerimize e-posta ve MMS yoluyla gönderilemeyecektir. Bu kapsamda Bankamız tarafından Dijital
Hesap Özeti uygulaması hayata geçirilmiş olup pdf formatında hazırlanan bu hesap özetlerine,
- Bireysel kredi kartı müşterilerimiz Maximum Mobil uygulamasında sırasıyla KARTLARIM/KART
SEÇİMİ/KART HARCAMALARIM/İŞLEMLER-DÖNEM SEÇİMİ-DİJİTAL HESAP ÖZETİ adımlarını
izleyerek, İşCep uygulaması ile İnternet Şubemizde ise BELGELERİM menüsünden
- Ticari kredi kartı müşterilerimiz Maximum İşyerim uygulamasında sırasıyla KART İŞLEMLERİ/HESAP
ÖZETLERİM adımlarını izleyerek, İşCep uygulaması ile İnternet Şubemizde ise BELGELERİM menüsünden
ulaşabileceklerdir. 1 Temmuz 2020 tarihinden itibaren geçerli olacak yeni yasal düzenleme nedeniyle kredi
kartı hesap özeti alma tercihi halihazırda e-posta veya MMS olan ve aynı zamanda dijital bankacılık kullanım
yetkisi olan müşterilerimizin tercihleri, hesap özetlerine erişimde herhangi bir mağduriyet yaşamamaları
amacıyla, "Dijital Hesap Özeti" olarak değiştirilmiştir. Anılan tarihten itibaren bu kapsama giren
müşterilerimize e-posta/MMS yoluyla hesap özeti gönderilmeyecek olup kredi kartı hesap özetlerinize dijital
kanallarımızdan ulaşabilirsiniz. Ancak dileyen müşterilerimizin, çalışmakta oldukları Bankamız şubesine
başvurmak suretiyle, hesap özeti alma tercihlerini yazılı olarak değiştirme imkanları bulunmaktadır. Yapılan
bu değişiklik, halihazırda e-posta yoluyla kredi kartı hesap özetlerine ulaşmakta olan müşterilerimize hesap
özetlerinin Yönetmeliğin öngördüğü yöntemlerle ulaştırılmasını sağlamaktan ibarettir. Yapılan bu değişiklikle
müşterilerimizin kredi kartı hesap özetlerine Yönetmeliğe uygun olarak daha güvenli bir şekilde erişiminin
sağlanması amaçlanmaktadır."
ahm1
(12.06.20)
hatali e posta'lara giden cok fazla ekstre var. onlari toparlamak icin bir cizgi cizmisler, subeye gidip "bu eposta gercekten benim ve ona ekstre gonderin" diye yazili beyan sonra istersen tekrar acilabiliyor. subeye goturmeleri ilgincmis yalniz.

yeni yonetmelik pek cok seyi iceriyor, onumuzdeki gunlerde cok farkli seyler gorecegiz bankalardan. hatta simdilerde komisyonda olan bir yasa tasarisi daha gecerse artik banka musterisi olmak icin subeye gitmek durumunda kalmayacagiz.


fakyoras
(12.06.20)
ne gibi farklı şeyler? bizim (müşteriler) için olumlu mu genel olarak?


ahm1
(12.06.20)
dijitallesme daha cok artacak genel olarak, bu da bankalar icin yeni imkanlar dogurur elbet


fakyoras
(12.06.20)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler compumaster, dambil, deckard, fader, groove salad, hollowlife, kahvegibi, kibritsuyu, kobuzchu kiz, robin
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.